
Kendime sordum önce seni. Ardından bakakaldığım sen, "kimsin" diye. Gerekçelerimin içine hapsettiğim özgürlüğümü, senden öncelerime hesap sorduğum "neden" lerime gizlemeden. Kendime sordum sana sormadan. Sana sormadan yazdım seni. Bendeki seni.
O denli masum, o denli amaçsız, o denli beklentisizken benimle paylaşmak istediklerin. Ruhumu görebilmiş ve okuyabilmişken içimi. Güven duyabilmişken satırlarımdan çıkan her tanıma, her cümleye kayıtsız şartsız inanmışken sen. Ben önce sana, sonra kendime ihanet etmişim bilemedim. Bilememişim, farkında değilmişim. Farkında olmak istememişim aslında. Belki ondan. Bana, "bizi anlat" dediğinde, aslında bizim ne olduğumuzu görmek istememişim. Özür dilerim.
Seni sana anlatmak. Bilmeden, görmeden, hissetmeden seninle olmak. Ne desem. Rüya gibi bir şey işte. Sen bilmiyorsun, ne şekillere soktum ben seni senden önce. Bir nefes kadar yakın, bir çığ kadar uzak. Bir söz kadar yanımda, bir ses kadar benden ırak. Seni tanımlamalarım olamadı benim hiç. Betimlemelerim oldu sana dair. Şiirlerimde olmadın ama, kara kalem portrelerim oldun hayal gibi. Hayaletini çizdim önce senin. Kaşını, gözünü, dudaklarını görmeden. Saçlarını da bilmeden çizdim gözlerime. Ne bileyim işte öyle. Öyle umarsız. Gülümsemelerinde günüm aydınlandı, "Günaydınların" la ısındı içim sana.
Haklısın gizlemedim. Gizlemeli miydim? Aramızda gizli saklılar olmasın istedim. Ben de bilemedim bana aslında ne olduğunu. Kulaklarımı tıkamışım olup bitene. Kendimi duymaktan kotkmuş olabilirim. Bilmiyorum. Bir bakışına değerken gözlerim, başımı döndürmüş güzelliğin. Bilemedim. Dokunamadan dokunabilmek isteyeceğimi bilemedim. Bilmeden özledi gözlerim. Yıllar sonra ne kadar da heyecanlıydım. Bilemedin sen. Bilmemeliydin. Çünkü ben, bendeki senden korkar oldum. Seni incitmekten. Bana yaşattığın güzelliklerin hesabını kendime verememekten. Sebepsiz çarpıntılarımdan. Anlam veremediğim her cümlemin içindeki "yoksa" lardan. Kelimelerimi özenle seçerken sana dair, bilmeni istemediğim hayranlığımdan. Amansız, amaçsız, dur duraksız ve anlamsızca beklemelerimden her sabah. Her akşam "gelir mi" diye sormalarımdan korkar oldum
Sen görme istedim zaaflarımı. Sana düştüğümü yanlışa yorma istedim yanlışken. Sevgili gibi değil, kardeş gibi değil, bir eş gibi değil, bir dost gibi de değil. Ama ne olduğunu "bilmediğim olasın" istedim.
Ben bile bilmezken senin bendeki hangi halin. Sen bana beni yaz diyorsun. Olsun! de.... Bilmesem de yazarım yine satırlarıma seni. Ben senin her halini kalbime işledim. Hey had. Dedim ya görmeden bu kadar sokulduysam sana. Bu kadar fazlalaştıysa soluklanmalarım. Her şeye boşvermişliğim bu denli çoğaldıysa. Yaşamadan fısıldıyorsam kulaklarına sessizliğimi. Ve apansız yaşıyorsam benden biri gibi seni. Gelme isterim, görme isterim, dokunma isterim yine. Bilirim kendimi ben. Eğer gelirsen, görürsen, dokunursan, artık gitme bende kal isterim. Dedim ya ben çoktandır bu denli heyecanlı değilim.
Bilmezliğim olarak kal olur mu? "Bilmezim" olduğunu ben de bileyim. Her ne olursan ol ama, senden başkası olma sakın. Kanım kaynadıysa sana, bu benim insana düşkünlüğümdendir. Sen uzaktasın, dokunulmazsın, görünmezsin. Belki bu yüzden benimlesin. Belki hiç değilsin. Dedim ya, tanımlamalarımda olma. Bir düş bir rüya ol. İsmin gibi, gördüğüm bir serap ol. Ama ben olma, ben sen olmayayım.
"Dur" diyorum kendime.istemeden. Dursun istemiyorum aslında belki ondan. Ama durmalı. Durdurmalıyım sana dair ne varsa içimde. "Yasak" larımın içine gömmeli, üzerini toprakla örtmeliyim. Gömmezsem eğer, yenik düşeceğim biliyorum. Yenileceğim özlemlerime. yeni yetme sevinçlerime, heyecanlarıma. Bendeki sana kaptıracağım kendimi. Sonra hayaller kuracağım yine. "Olmazlarım" olacak senden yana ne varsa her şey. "Olmasın, olmamalı, hakkım yok" diye söylenir bulacağım bu kez kendimi kendime. İçim içime sığmazlarım, "imkansız" larımla boğuşacak.
Ne olur! olma özlemişliğim. Bu denli özlememeliyim biliyorum. Özlediğim olma ki, bu kadar kanlı bıçaklı olmayayım ben de kendimle. Bir tarafımda yazarken seni, diğer tarafımda savaşan olmayayım. Ben senden sonra "ne oluyor" diye sormaya başladım yeniden. Sormayayım.

Özür dilerim.
Hakkım yoktu aklını karıştırmaya. Aklına beni sokmaya hakkım yoktu. Aklımı almamalıydı her tebessümün. Yıllar sonra hüzünlü türküler dinlememeli, o türkülere eşlik etmemeliydim içime işleyerek. Senin içime işlemene izin vermemeliydim. Ben sende bütün yaşanmışlıklarımı askıdan aldım. İstemeden, bilmeden, bilmek istemeden sarmışım sana. Yeniden istemişim belki ondan. Benim zayıflığım. Benim suçum. Özür dilerim. Özrü yoksa da özür dilemeliyim. Benim zaaflarım, benim özlemişliğim.
Ama söz veriyorum. Yine de kalmak istersen bende. Sadece senin sınırların içinde kalabilirim. Yeniden hevese kapıldığım her şeyden vaz geçebilirim. Aklımdan çıkarabilirim yeni yetme her sevinci. Heyecanlarımı törpüleyebilirim. Çığlıklarımı susturabilirim. Şarkılarımı da değiştirebilirim söz. Besteler da yapmam. Sana dair ne varsa içimde koparıp atabilirim. Beni bulduğun o güne dönmek istersen, hani o ilk güne. Dönebilirim ve orada kalabilirim. Söz. Ama gitmek istersen benden çok uzaklara, benim olmadığım yerlerde bulmak istersen kendini, "Elveda" diyemesem de, kırılmadan yolcu edebilirim seni. Söz.
Çok Özür dilerim.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar