Hayattaki tesadüflerin devamıdır.

Dediğim gibi dört yıl onu çok değiştirmişt. Hemen her şeye sinirlenebiliyordu , çok ciddiydi ve neredeyse hiç konuşmuyordu. Ben yine de yanından ayrılmıyordum çünkü biliyordum ki gerçek tanıdığım adam bu değildi. Aradan 4 ay geçti. Bizim sohbetimiz koyulaştı tabii. Onu hiç çalışırken görmüyordum. Yalnız yaşıyordu ve nasıl geçindiği hakkında hiç bir fikrim yoktu. Çoğu zaman dayak yemiş oluyordu. Sebebini sorsamda söylemiyordu. Yaralarına hep pansuman yapılmış olarak görüyordum zaten bu konu hakkında pek konuşmuyorduk. Ben ona yakınlaşmaya çalıştıkca o daha dostummuş gibi davranıyordu. Tabi bu beni üzüyordu. Başka bir kadından hoşlandığını düşünmeme sebep oluyordu. Bir gün hatırlayamadığım bir sebepten kavga ediyorduk ama öyle böyle değil. Ben kendimden hiç beklemediğim bir harekette bulundum ve onu öptüm. O an bunu neden yaptığımı bilmiyordum ama yapmıştım işte. Ben onu öpünce sustu ve evden gitti. Uzun bir süre konuşmadık o da beni görmeye gelmedi. Benden ayrıldığı zaman ki gibi gitti ve geri dönmedi. Diyordum ki kendi kendime beni beğenmedi herhalde ondan gitti. Sonra bakıyordum gerçekten güzel kızdım arkadaşlarım çevrem beni çok beğenirdi , bunun dış görünüşle alakası yoktu , onun unutamadığı biri vardı. Gururumu bir kenarı bırakıp evine gittim. Bu sefer ne yapacağımı biliyordum. Onun aklında birisi vardı ve onu bulamadan hayatına başka birini almayacaktı.
''O kızı bulalım.''
Ben bunu söyleyince baya şaşırdı ama kimden bahsettiğimi hemen anladığına göre demek ki hala o küçük kızı unutamamıştı. Zar zor ikna ettikten sonra benim de yaz tatilimin gelmesiyle araştırmalara başladık. Takıldığı yerlerde kızı bulmasına yardım ediyordum. Daha çok sınavda ipucu veren bir öğretmen gibiydim , cevapları biliyordum ama söyleyemezdim. Doğrusu o benim hayatının sınavında öğretmeni olduğumu da bilmiyordu. Uzun bir süre uğraştıktan sonra kızın evini bulduk sonunda. Evin yerini baştan beri biliyor olup onu uğraştırmış olduğumdan bana kızmazdı umarım. Çok iyi hatırlıyorum aramızda şu konuşma geçti.
''Bak bu kapı açıldığında o kızın ailesini göreceksin. Belki de kızda evdedir. Buna emin misin ?''
Kafasını salladı. Heyecanını hissedebiliyordum.
''Ona söz vermiştim ne olursa olsun yanına geleceğim diye. Ben sözümde dururum , ne olursa olsun.''
Zile bastım ve kapıyı annem açtı. Üniversite öğrencisi olmamın ve beni uzun bir süre görmemiş olmanın etkisiyle annem boynuma sarıldı.
''Kızım...Haber verseydin hazırlık yapardık.''
O an ki şaşkınlığını hiç bir zaman unutmayacaktım. O kadar şaşırmıştı ki ilk anlamak istemedi. Kendi valizini aldı ve merdivenlerden aşağı inerken anneme seslendi.
''Ben sadece valizini taşımasına yardım ettim.''
Peşinden koşmadım bu sefer geri gelir diye , yine gelmedi. Onunla geçirdiğim 1 yılı çöpe atarak gitti. İstanbul'a geri döndüğümdede çoktan taşınmış olduğunu gördüm. Kalbim öyle acıdı ki o an hareket edemedim. O beni aramıştı ama ben onun beni istemediğini düşünerek aramadım. Yanına gitsem ne söyleyebilirdim ki. Ben onu ailemle tanıştırmaya gitmiştim ama o beni orada bırakıp gitmişti. Yorulmuştum artık. Bu işin peşini bıraksamda aklımın , kalbimin her köşesi o doluydu. Sadece neden her gün dayak yiyerek geldiğini merak ediyordum ve inanın merak insanın içini kemiriyordu. Şimdi baktığımda onu bırakmak istemediğim için bu merakımı yenemediğimi farkediyorum. İstanbulun her türlü köşesine onu sordum. Ümidimi kestiğim bir zaman derslerime odaklanmaya karar vermiştim. Deli gibi öğrendiklerimizi tekrarlıyordum kafamı bunlardan uzaklaştırmak için. Kışın ortasındaydık saat muhtemelen 5 civarı kırtasiyeye gidecektim. Karşıma ayakkabıları yırtık pırtık olmuş muhtemelen 15 yaşlarında bir çocuk çıktı. O soğukta mendil satması içimi cızlatmıştı. Gel benimle dedim girdik bir ayakkabıcıya aldım çocuğa beğendiği bir ayakkabıyı. Onun mutluluğu resmen bana da bulaşmıştı. Kırtasiyeye giderken beni yalnız bırakmadı yanımda geldi. İşlerimi bitirdiğimde saat 7 olmuştu. Tabii kış olduğu için hava kararmıştı. 'Abla ben bırakmıyım şimdi seni yalnız başına.' dedi. Daha küçücük çocuk ama bir o kadar da olgun. 'İyi hadi , eve kadar eşlik et.' dedim bende gülerek. Oysa biri bana zarar vermek istese napabilirdi ki bu küçük bey. Ben sanki o benim yaşımdaymış gibi döküyorum içimdeki sıkıntıları eve kadar. Bu yaşına kadar benden çok daha fazla olaya şahit olmuş. Yakın arkadaşlarımdan daha iyi avutuyor beni , pek de yakın arkadaşım olduğu söylenemez de aslında. Kendi halime gülüyorum çocuğun haline bak bir de kendine bak . utanmıyor musun bunları anlatmaya ? Yine de tutamıyorum kendimi. Asıl onun ismini söylediğimde çocuk şaşırıyor. İlk söylemek istemese de ısrar ediyorum o da başlıyor anlatmaya. Gizli bir yerde dövüşler oluyormuş ama bunlar düşündüğümden çok daha büyük işlermiş. Bahisler oynanırmış üzerlerinde.O da katılırmış dövüşlere. Çocuk oradaki insanların ayak işlerini yapığından biliyormuş bunları. İçimi bir korku kaplıyor. Çocuk 'Abla sen gitme oralara' dese de ısrar ediyorum. Aldığım ayakkabıdan mı , onunla ettiğim sohbetten mi bilinmez kabul etti kendi girdiği arka kapıdan beni de almayı. 'O' dövüşeceğinde beni dövüşe hazırlananların odasına sokacaktı. Çocuk bir hafta gelmeyince kesin benimle dalga geçti bu çocuk diyordum kendi kendime ama öyle olmadı. Bir gün , gecenin 3ünde kapı çaldı. Öyle korktum ki elimde bıçakla bakmıştım delikten. Bizim çocuğun suratını görsemde açıp açmamakta kararsız kaldım. Aptal cesaretimden olacak açtım kapıyı. Çocuk beni almaya gelmiş , oysa ben daha erken saatlerde bekliyordum. Çok tehlikeliydi bu saatte bir kere gördüğüm çocuğa güvenip gitmem , kendimi organlarım dışarı çıkarılmış bulabilirdim uyandığımda. O yoksa hayatın önemi zaten yok mantığıyla hazırlanıp çıktım evden. Taksiye bindik çocukla ama hava nasıl soğuk , kar yağıyor ufak ufak. Çocuğun nasıl soğuktan donup ölmediğine hayret ediyorum. Taksicinin kötü bakışları altında iniyoruz büyük bir disko tarında bir yere. Dışarısı ne kadar sessizse içerisi de o kadar gürültülü. Böyle bir mekanın varlığından bile yeni haberdar oluyorum. İniyoruz kat kat merdivenleri.Yerin altında buluyorum kendimi. Kapıdaki görevli çocuğun yüzünü görünce bir kaç şey konuştuktan sonra açıyor kapıyı. İçeride yoğun bir is kokusu var. Kalbim heyecandan ve korkudan durabileceğini düşünüyorum. İnsan topluluğunun arasından geçiyoruz. Kesinlikle yasal olmayan ve gerçekten tehlikeli yerlerden birisiydi burası. Buraya gelmek için ya fazla aptaldım ya da fazla seviyordum. Daha sakin olan bir kısma geldiğimizde bir kapının önünde durduk.
''Abla bak bu kapı açıldığında onu her şekilde görebilirisin. Emin misin ?''
Çocuğun söylediği cümle çok tanıdık geliyor. Gülmek istesemde yapamıyorum. Boğazımdaki yumru sadece kafamı sallamama olanak sağlıyor. Kapıyı açtığımda onu aynanın karşısında kanlar içinde kendine pansuman yaparken buluyorum. Burası dışarısından çok daha sıcak olsada içim ürperiyor. Üstünü çıkarmış olmasına rağmen vücudu terlemiş , saçları alnına yapışmış. Beni görünce inanamıyor. Her zaman ki gibi sinirleniyor. Bileğimden tutup çekiştiriyor. Git burdan diye bağırıyor senden kurtulamayacak mıyım diye ir sürü söz söylüyor. Bileğimin acısından kıvranıyorum ve gözümün dolmasına engel olamasamda ısrarla odadan çıkmıyorum. Pes edip kapıyı kapatıyor ve bir o kadar hızlı beni duvarla kendi arasında sıkıştırıyor. Loş ışıkta yüz hatlarını zorlukla görebiliyorum.
''Bak beni gördün işte. Ben buyum. Parasını dövüşerek kazanan ve işi olmayan biriyim. Babam hapiste annem her gün evlere temizliğe gidiyor. Evim yok , arabam yok , kendime zor yetiyorum.''
O koca adam küçük bir oğlan çocuğu gibi ağlamaya başlıyor. Duruşunu bozmasada göz yaşlarını farketmemek elde değil.
''Bak sen düzgün bir ailedensin. Muhtemelen iyi bir işin olacak. Güzelsin , temizsin... Git senin gibi birini bul evlen.''
Ona sarılıyorum bu sefer. Sanki bıraksam beni yine bırakıp gidecekmiş gibi. O ağlıyor , ben ağlıyorum. O da bana sarılıyor ilk defa. Öyle ne kadar süre durduğumuzu bilmiyorum. Sonunda ayrılıyoruz ve ben taksiye atlayıp evime gidiyorum. Söz verdirtiyorum ona ertesi gün yanıma gelmesi için. Ona güveniyorum , biliyorum ki o sözlerini tutar. Aşk bu ya söyledikleri ona olan sevgimi daha da çoğaltıyor.
İşte böyle arkadaşlar. Benim üniversitem bitene kadar beraber güzel zamanlar geçiriyoruz. O da parasını tamamlayıp kendine bir ev tutuyor. Ben iş sahibi olduktan sonra ona da dövüş kursu açmaya karar veriyoruz. Ailemin ise anca ona kurs açtıktan sonra haberi oluyor. Anneme yeni tanıştığım biri olarak anlatıyorum ve tanışma hikayemiz hakkında biraz yalan söylemek zorunda kalıyoruz. Babam kızını hala vermek istemese de , annem onca görücüyü kabul etmeyip bu adamı sevmeme hoşnut olmasa da durumu kabulleniyorlar. Şimdi ise tam 7 yıldır evliyiz. Eğer ben aşkımın peşinden koşmayıp ilk fırsatta vazgeçseydim , o verdiği sözleri tutmasaydı hiç bir zaman bir aşk hikayemiz olmazdı. Hayat sizi hiç beklemediğiniz yerlere sürükleyebilir ve bir o kadar da zorluk çıkarabilir. Eğer pes ederseniz bunlar kötü anılardan ibaret olup kalacaktır. Kendinize güvenin ve hayatınıza çıkan fırsatları değerlendirin :) .
Bir aşk hikayesinin de sonuna geldik millet. Tamamen hikayenin aynısı değildi yazdıklarım. Biraz daha ilgi çekici olması için eklemeler yaptım biraz. Ama genel olaylarla oynamadım. Ben çok beğendim umarım sizde beğenmişsinizdir. Yorum yaparsanız çok mutlu olurum :) Önceki hikayeye yorum yapanları etiketliyorum. Boşuna ilk kısmı okumuş olmazsınız. :D
@Prensess1
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar