Sitede yüzlerce 'Aşk' sorusu ve bunlara karşı çözüm önerilerine hepimiz şahit olmuşuzdur.
Peki, nedir bu aşk? Yaşanması çok mu zor ya da çok mu kolay? Hep sorularda gördüğümüz gibi mi? Sahi, geçmişte de bugünkü gibi mi yaşanırdı bu uhrevi duygu? Bu soruların hepsine verdiğimiz cevaplar, bu duygunun kişiden kişiye değişen kendine özgü dile getirilişleri olduğunu gösteriyor.
İşte ben de bu duyguya kendi açımdan nasıl baktığımı anlatmak için yazıyorum bu cümleleri. Hazırsanız, başlayalım. Keyifli okumalar…:)
Aşk, hem çok zor hem de emek işidir!

’Bir demir dağı delip boynuna almak gibidir.
Her kişi âşık olurdu eğer âsân olsa’’ (Taşlıcalı Yahya)
Koca, demir bir dağı omuzlamak kadar zordur aşk; hem kolay olsa herkes aşık olurdu, diyor şairimiz.
Madem aşık olacaksın, madem o büyüye talipsin öyle kolayca aşk dediğini yaşamak olmaz, sırtlayacaksın arkadaş karşına çıkan zorlukları. Acıyı bal eyleyeceksin, sevgilinin nazı zehir olsa şerbet diye içeceksin, uzak menzilleri yakın eylemek için mücadele edeceksin, zoru görünce pılını pırtını toplayıp kaçmayacaksın diye de ben de ekleyeyim anlatılana bir iki cümle. Sadece bu kadar mı? Tabiki, hayır!..
Aşk, bile bile yanmayı göze almaktır!

Eskiler, mum ile pervanenin hikayesini anlatmıştır hep. O kadar hüzünlü bir hikayedir ki!.. Hikayeye göre mum, ışıltısıyla bütün odayı aydınlatırken mağrur olan sevgilidir ve ona aşık olan pervane, aşkıyla etrafında döner de durur. Pervane, mumun ışıltısıyla büyülendikten sonra o ateşin yakıcılığına aldırmaz ve sonunda kendini o ateşin içine atar. Kanatları yanan pervane, artık uçamaz ve mumun tam da dibine düşer. Aslında istediği olmuştur, artık sevdiğine en yakın yerde; mumun dizleri dibindedir ve huzurla oracıkta can verir.
Hani bugün de ‘’aşk yanmaktır’’ diye ağzımızı yayarak asortik bir cümle kuruyoruz ya. İşte cümlenin orijinali taa bu hikayelere kadar dayanıyor. Demek ki neymiş, öyle ağzı yayarak konuşmak yerine yanacaksan sonuna kadar ve cesaretle yanmayı göze alacaksın. Üstelik bunu bir risk olarak değil, sevgiliye kavuşmak için bir yol olarak kullanacaksın ki hakkını vererek ve göğsünü gere gere ben aşkı tadıyorum diyebileceksin. Daha bitmedi yazılanlar, hemen ürküp kaçmayın!..
Aşk, sabır işidir beklemesini bilene!

‘’Hem gelmeni istedim, hem bekletmeni. Sen mi daha güzelsin, beklemek mi seni?
(Beşir Ayvazoğlu)
Aşk öyle çabucak tüketilip bitecek bir şey olsaydı, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana üzerine bu kadar konuşulmaz ve yazılıp çizilmezdi. Anlaşılan biz insanlar yaratılırken genlerimize de bir aşk nakışı işlenmiş. Ama, işlenirken de öyle kolayca sahip olunamayacağını bilmemiz de istenmiş zahir. Yoksa şair de böyle bir ikilem de kalıp hem sevgiliyi hem de ona duyduğu özlemi sevebilir miydi aynı anda?
Yani bencesi, aşk için ‘’sabır’’ denilen o erdemden bol bol edinmek gerek! O sabrı da yavaş yavaş tüketirken sevgiliyi sever gibi seveceksin ki kıymetini anlayasın yaşadıklarının ve gündüzün geceye, gecenin gündüze sarıldığı gibi aşkına da sarılasın. Böylece, o sabrın sonunda sevgiliye kavuşmanın vereceği mutluluk da o derece kıymetli olacak elbet.
Görüldüğü gibi başlıkta alaturka dediğim; aslında orijinal aşkın genlerinde bence bu temeller yatıyor. Bu konu üzerine daha çok yazılıp çizilir tabiki; ama bu bence için bu kadarı yeterli sanırım. Siz de aşağıya konuyla ilgili düşüncelerinizi iliştirmeyi unutmazsınız artık.:)
Durun durun hemen gitmeyin. O kadar ‘’alaturka aşk’’ okudunuz, son olarak aşağıda eğlenceli ve antik çağın hikayelerine gönderme yapan ‘’modern aşk hikayesini’’ de sonuna kadar izleyip öyle geçersiniz yorumlara. Hem biraz da soluklanmış olursunuz. Keyifli seyirler…
Bu arada, gunumuzde yasanan modern aşklara deģinmeden de gecemeyecegim :)
Peki neydi modern 'Aşk' denen kavram? Sahi, neydi? Teknoloji ilerledi aşklar bir o kadar basitleşti.
Aşk, onun gözlerine bakıp gülümsemektir!

Eskiden insanlar, telefondan birbirlerine gülücekler değil, birbirlerinin gözlerinin içine bakarak gülümserdi. Bu durum ilişkilerin, daha sağlıklı daha güçlü olmasını sağlardı.
Çıkmaz yazdığı halde, girilen sokağın adıdır 'AŞK'
Aşk, onun yanında mutluluğu bulmaktır. Herşey sanal ortamda paylaşılmaya başladı. Oysa eskiden, yan yana, diz dize yaşanirdı aşklar.

Artık ilişkiler, sosyal medyalar da boy göstererek filizleniyor. Herkes, çağa uydurarak sanal dünyanın büyüsüne kapıldı ve gerçek AŞK anlamını yitirdi...
Aşk, bir 'ARAÇ' haline geldi.. Aşk'ın gerçekten 'AMAÇ' haline geldiği bir dünya da yaşamak dileğiyle...
Okuduğunuz için teşekkürler...
Bu Bence'de emeği geçen @HuysuzDeve ye de buradan teşekkür ediyorum:)
@LaffAnlamazKız
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar