- Aşıkken insan, aşık olduğu insanı herkesten sakınır; ''Sadece ben göreyim'', ''Sadece ben konuşayım'', ''En çok benimle görüşsün'' şeklinde düşünmeye başlar. Nereye gittiğini, kimle konuştuğunu hep merak edersiniz ama bir yandan da sormaya çekinirsiniz aradaki güveni yıkmamak ve ilişkiyi boğucu bir hale getirmemek için. Ona sormadan onu takip etmeye, ne yaptığını arkadaşlarına sormaya başlarsınız ve her şeyden anında haberdar olmak istersiniz.

- Eğer aşıksanız, onu etrafınızdaki insanların da sevmeleri / beğenmeleri önemli değildir. Kim onun hakkında ne demiş, ne düşünmüş, bunlar hiç önemli değildir çünkü onu en iyi ve en yakından tanıyan sizsinizdir. Bütün dünya yok olsa bile aklınıza felaketler değil, onunla baş başa kalmak fikri gelir ve dersiniz ki; ''O olsun, yeter''

- Hayatınızda ''Yapmam'' dediğiniz ne varsa bir kenara atmaya başlarsınız. Arkadaşlarınızdan vazgeçersiniz, ailenizi karşınıza almaktan çekinmezsiniz, bütün hayatınızı en baştan yaşama fikri bile size uzak gelmez çünkü. Nerede yaşadığınız, kimle arkadaş olduğunuz önemli değildir; dünyanın en ücra köşesinde bile ''o'' varken, yaşamaya değer bir şey bulursunuz, bulamazsanız bile ''o'' vardır ve bu size bir hayat boyu yeter de artar.

- Onunla konuşmanıza bazen gerek bile yoktur. Sadece gözlerine baksanız ya da varlığını hissetseniz, bu size bir şeylerin eksik olduğu hissini vermez. Saatlerce sadece göz göze bakarak yetinebilirsiniz, çünkü dünyada görmek isteyeceğiniz her şey, zaten onun gözlerindedir. Bir cümlesiyle hayatın en güzel anını yaşayabilir, bir ''Nasılsın?'' demesiyle kendinizi dünya üzerindeki en değerli insan hissedebilirsiniz çünkü başkaları sizin nasıl olduğunuzu merak etmese de olur ''o'' varken.

- Görünüşünüze her zamankinden daha fazla önem verirsiniz, ki o sizi en güzel, en bakımlı halinizle görsün. Kendinizi sürekli aynalara bakar halde bulabilirsiniz. Gözleriniz, saçlarınız, gülüşünüz hep en güzel haliyle olsun istersiniz ama bilirsiniz ki, bunları yapmasanız da karşınızdaki de size aşıksa, bunların hiçbiri önemli değildir. O bütün güzelliği, yalnızca gözlerinizde görür.

- Onu gördüğünüz an, içinizden bir şeyler kopmaya, yer ayaklarınızın altından kaymaya başlar. Ne diyeceğinizi, nasıl diyeceğinizi bilemezsiniz. Hiç beklenmedik hareketler yapabilir, kendinizi birden bire en ummadığınız yerde bulabilirsiniz. Elleriniz ayaklarınız birbirine dolaşır, yüreğiniz sanki yerinden fırlayacak gibi hissedersiniz. İçinizde tanımlayamadığınız bir şey sizi hep yukarı çeker, bu yüzden ''Aşk, uçmak gibidir.''

- Karşınızdaki sizi sevmese de, sizden nefret etse de ona olan aşkınız hiçbir zaman azalmaz, hatta göremediğinizde daha da artar. Sizin onu sevmeniz için, onun da sizi sevmeniz gerekmez çünkü. O yokken hayatta hep bir şeyler, bir yanınız eksik gibi hissedersiniz, o yokken yaşadığınız hiçbir şey sizi tatmin etmez, onu hatırlarken yüreğinz ağzınıza gelir, derin derin nefes almaya başlarsınız sakinleşmek için.

- Eğer ayrıysanız, etrafta olan biten her şey size onu hatırlatır. Bir ağaç size onunla ilk gününüzü, düşen bir yaprak ilk öpüşmenizi, geçtiğiniz bir yol ellerinizi ilk kez tuttuğu anı hatırlatabilir. Bu anılardan kaçmak mı daha iyidir yoksa bu anılarla, o olmadan da yaşamak mı, buna asla karar veremezsiniz.

- Her şeye verecek bir cevabınız vardır. ''Aşk bir gün biter'' derler, ''Olsun, bir gün bile bana yeter'' dersiniz, ''Ya senden vazgeçerse?'' derler, ''Ben ondan vazgeçmem'' dersiniz. Onu hiçbir yere sığdıramazsınız, her şey tanımsızlaşır, hiçbir şeyden keyif almamaya başlarsınız. Bir yanınız ''o'' yokken hep eksiktir, hep bir şeyler canınızı acıtır, üzülecek bir şey her zaman bulursunuz. Gözyaşlarınızı tutamazsınız, ''Sana aşığım'' diye haykırmak istersiniz ama o asla duymaz.

- Bir gün belki kavuşmak umuduyla yanıp tutuşursunuz, her şeyi affetmek, her şeye baştan başlamak istersiniz. Mantığınız ''hayır'' dese de yüreğiniz her zaman ''evet'' der ve neleri gözden çıkardığınıza siz bile şaşırırsınız. Etraftaki her sevgili, size ''Bunlarınki de aşk mı?'' dedirtir, size aşk acısından yakınan arkadaşınıza ''Sen hiçbir şey yaşamamışsın'' demek istersiniz, annenizin babanıza olan aşkı bile o kadar sıradan gelir ki... Ve birden anlarsınız Ferhat'ın o dağları niye deldiğini, o hikayelerin neden yazıldığını ama onlarda bile bir eksik bulmaya çalışırsınız, çünkü hiçbir aşkın, sizinkinin yanında bir anlamı olmadığını hissedersiniz.

Aşkı tam anlamıyla yaşadım, yanımda kim varsa hepsini karşıma aldım, dünyanın bir başka yerine yerleştim ve kavuşamayacağımı anladıktan sonra hiçbir insanla bir şey yaşamadım, birlikte olursam iki ihanet birden yaşatmamak için. Bir gün kavuşuruz da ''Ben seni bekledim'' derim diye hep bekledim, beklemeye de devam edeceğim, çünkü biliyorum ki, ''O olmasa da olur, ben onu yokluğunda da severim...''
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar