Adam ve Kadının Hikayesi -18-



Bir Hafta Sonra


Son bir haftası mutluluk dolu geçmişti adamın, kadının yukarı merdivenlerden çıkmadan önce onu öpmesi onu çok mutlu etmişti. Ama korkuları, bir türlü onlarla başa çıkmayı öğrenemiyordu. O günden sonra adeta kadından kaçıyordu. Onun giriş çıkış saatlerinde asla evde olmuyordu. Onunla karşılaşmamak için gece yarıları eve dönüyordu.



Uzun süre mutsuzluğa alışmış olduğu için mutluluk ona pek korkutucu geliyordu. Çünkü insan mutlu olduğunda olanı biteni pek fark etmez aptalca bir sevinçle ortada dolaşırdı. Sonrasında ise olan biteni fark etmeyen o insan bir anda mutsuzluk çukuruna düşüveriyordu.



Kadınla karşılaşmaktan o kadar çok korkuyordu ki, şehirden uzaklaşmak istemiş ve Avşa adasına gelmişti, hayatında her şey yolunda iken bir süre burada yaşamıştı. Burayı güzelliklerle dolu buluyordu. Bu mevsimde pek kimse burada olmazdı sakinlik ve huzur birde bol alkol


Adam ve Kadının Hikayesi -18-


Sabaha karşı sahildeydi şarabı kadehte değil şişeden içmesini hep sevmişti. Bir yudum daha aldı şişeden, nerede olursa olsun cebinden asla eksik etmediği not defterini çıkarttı. Ceplerinde kalem aradı bir süre bulduğunda deli gibi gülümsedi. Kalemsiz ve deftersiz bir hayat düşünemiyordu, yazmaya başladı;


Ben hep şarap içerim


Şarap içmek beni mutlu eder çünkü


Gelmişine geçmişine küfür ederim sonra beni üzenlerin


Duymayacaklarını biliyorum aslında


Ama şarap içmek beni hem cesur, hem de öfkeli yapıyor aslında


Hep yalnız içerim şarabı, çünkü şaraba sadece seven kadın eşlik edebilir


Hayatımda içtiğim şaraba eşlik edecek kadar


Beni anlayan bir kadın olmadı.


İçtiğimi gören her kadın benim ayyaş olduğumu sanıyor.


Bilmiyorlar ki ben her kadehimi yalnızlığımın şerefine içiyorum


Her şişeyi de sevmeyi bilmeyenlere hediye ediyorum.


Anlıyorlar mı dersin


Hiç sanmıyorum.


Defteri kapatıp cebine koydu. Hiç otele gidecek hali yoktu ileride bir bank gördü oraya yatsam iyi olacak dedi ayağa kalktı ama başı dönmeye başlamıştı. Şarabı çok kaçırmıştı yine ne vardı bu kadar içecek diye kendine söylendi olduğu yere tekrar oturdu ve gülmeye başladı.


Yine burada yatacaktı kim bilir kaç kez böyle sızdım ben burada diye düşündü ama aklına gelmedi, zaten düşünmeyi hiç sevmiyordu,düşünmekten nefret ediyor bu adam dedi gözleri kapandı sızmıştı.


İki Gün önce


Ah şu erkekler neden bu kadar anlaşılmaz olmak zorundalar dedi kadın kendi kendine. O kadar güzel bir günden sonra ortadan kaybolmanın mantığını anlayamıyordu. Bilmeden bir yanlış yapmış olamazdı olan biteni defalarca düşünmüş ve bir hata bulamamıştı. Fakat beyimiz ortadan kaybolmuştu işte. Önceki günlerde eve gelme gitmelerini duyabiliyordu ancak görme şaşını elde edemiyordu. Ancak son bir gündür hiç kapısı açılmamıştı bu onu endişelendirmişti.


Başka birisi olsa umursamaz güler geçerdi fakat adama karşı garip bir his besliyordu. Adını ne koysa bilemiyordu ama onunla olmak çölde susuz kalmış bir insanın su içmesi gibiydi. Onunla iken kendini huzurlu ve güvende hissediyordu. Onu görmek zorundaydı ve gözlerinin içine bakarak sormak. Bir adamı bulmak için ailesinden daha iyi bir yer yoktu. Dedesinin ona yardım edeceğini umuyordu.


Bir hafta önceki bankta otururken buldu adamın dedesini yanına giderken, yaşlı adam onu fark etti gülümseyerek el salladı. Yanına vardığında ise ayağa kalkıp kadına sarıldı.


‘Hanım kızım beni görmeye mi gelmiş hoş geldin.’


Kadın gülümseyerek yaşlı adama sarıldı. Daha sonra adamın elini öptü. ‘Evet dedeciğim sizi görmeye geldim. Ancak gelmemin tek sebebi bu değil.’


Yaşlı adam birden gülümsemeyi bıraktı yüzü asıldı; ‘Aslında neden geldiğini tahmin edebiliyorum güzel kızım, bizim haylaz oğlan yine ortadan kayboldu değil mi?’


Kadın ‘ Evet dedeciğim önce birkaç gün eve girip çıktığını duydum, onu göremedim sonra ise dünden beri sesi kesildi. Gelip gitmiyor ve ben endişelendim biraz.’


Yaşlı adam gülümseyerek kadına baktı. ‘Otur kızım yanıma sana bir hikâye anlatacağım, sonunda adamın neden bu kadar korkak ve neden bu kadar güzel şeylerden kaçtığını anlayacaksın.’


Kadın bu sözler üzerine merakla yaşlı adamın yanına oturdu. Yaşlı adam yanında duran su şişesinden bir yudum aldı ve konuşmaya başladı;


‘Bazen hayat bazı insanlara pek adil davranmıyor. Bazı olaylar onların hayata bakış acısını hatta beklentilerini yönünü değiştiriyor. Bir kış günüydü hiç unutmam kar aşırı yağıyordu. Oğlum bana telefon açmıştı. Baba birkaç günlüğüne çocuklara göz kulak olmamı rica etti. Ona oğlum hava oldukça kötü ertelesen olmaz mı dediğimde. Gitmem gerek deyince ses etmedim.


İçim çok bunalmıştı o gece, yemek yerken telefon uzun uzun çaldığında içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim telefonu açmak için kalkmıştım, ancak torunum hızlı davranmıştı ve telefonu açmıştı. Yüz ifadesi hala aklımda hani donup kalır insan böyle ne ağlayabilir ne gülebilir, öldürseler bir damla kanı akmaz derler ya o duruma gelmişti bir anda dizlerinin üzerine düştüğünde ben telefonu elinden aldım.


Telefonun ucunda bir polis memuru, oğlum ile gelinimin trafik kazası yaptığını ve hastaneye kaldırdıklarını söylüyordu. Apar topar oraya gittik ve acı gerçeği öğrendik. Maalesef kaza yerinde hayatlarını kaybetmişlerdi. İki çocuk birisi 25 birisi 20 yaşında en çok anne ve babasına ihtiyaç duydukları hayat adına karar verecekleri günlerde kimsesiz kaldılar.

Adam ve Kadının Hikayesi -18-


‘Dede keşke iki mezarın arasını fazla bıraksaydık, ikisinin arasına gömülmek isterdim. Burada ne zaman yatsam çocukluğumda korktuğum zamanlar beni anne ve babamın arasına alıp uyuttuğu gibi hissediyorum. Çok korkuyorum dede ya kardeşime sahip çıkamazsam onların yüzüne nasıl bakarım.’


Korkusu gözlerinden okunuyordu o gün bunu hissetmiştim. Birlikte eve döndük bu gece bizde kal dede deyince kıramadım. Ancak evin önüne vardığımızda polisler gördük orada ve büyük bir kalabalık. Bizi gören herkes şaşkın ve üzgün bir şekilde bize baktılar.


Polisin yanındaki adam eliyle bizi gösterdi. Polis Memuru yanımıza geldi. Küçük meleğimizin adını sordu onu tanıyıp tanımadığımızı evet diye başımızı salladık sadece bir şey diyemedik sonra içeriye geçmemizi istedi. Kapının önünde meleğimizi kanlar içinde bulduk, üç bıçak darbesi gördüm göğsünde ve en son darbeden sonra bıçak hala üstünde her yer kan torunum kendini kaybetti bayıldı. Bir insanın doğduğunda kucağına aldığı torunun öldüğünü görmesi çok acı verici.


Cenazeden sonra üç gün daha gördüm ben onu sonra herkesi evden kovdu, sonrasında mahallede bulunan manavdan babasının dostundan ara ara haber aldım ondan. Sabaha karşı eve geldiğini bazen hiç gelmediğini sahilde sızıp kaldığını söylediler. Bazen de mezarlıkta aynı durumda olduğunu birkaç kez gitmek istedim ama beni hiç istemedi yanında.


Mutsuzluğun dibine vurmuş bir adam o hanım kızım hayatta kendisine yediği darbelerden sonra kendini kapadı tamamen. Daha önce yanıma iki tane genç hanımla geldi amacı bana mutlu olduğunu göstermek olduğunu fark ettim. Ancak daha gecen hafta geldiğinde ilk kez yüzünün güldüğünü fark ettim.


Şu bir gerçek sen çok tatlı bir kızsın seni gördüğüm an sevdim ben. Ancak o mutlu olmaktan korkan bir adam ve mutlu olunca kaçmayı seçen, şimdi eminim yine Avsa adasına kaçmış orada alkolün dibine vurmuştur. Simdi sana soruyorum.


‘Gerçekten istediğin nedir bu adamı adam edebilir hayata geri kazandırabilirsin. Veya tamamen vazgeçip daha fazla ayarlarıyla oynamaz daha büyük hayal kırıklıkları yaşatmazsın. Ancak kendini karanlık bir kuyuya kapatmış bir adam o ona güneş olabilirsin ya da bırak karanlıkta kalsın. Şimdi istiyorsan sana Avsa adasında onu nerede bulacağını söyleyebilirim. Git ona sen git onun kaçmasına fırsat verme.’


Kadın bu hikâye karşısında ne diyeceğini bilemedi. Kafası karışmıştı.


‘İyi de dede dedi benimde hayatım güllük gülistanlık geçmedi, daha bir ay önce eğer torunun orada olmasaydı belki o torunun gibi ölecektim. Benimde korkularım var aşamadığım duvarlarım. Ben babası dâhil hayatına girmiş olan bütün erkeklerden darbe yemiş bir kadınım bana gelmeyen adama asla gitmem.’


Bu sözlerden sonra ayağa kalktı, yaşlı adamın vereceği cevabı umursamıyordu artık. Ağır adımlarla taksiye biniyordu ki bir el omuzuna dokundu döndüğünde adamın dedesini gördü. Adam hiçbir şey söylemeden ona elindeki kâğıdı uzattı. Sonrada arkasını döndü gitti.


Kadın taksiye bindi, gidilecek adresi söyledi ve düşünmeye başladı.



‘Elbette adam onun iki kez hayatını kurtarmıştı. Onunla zaman geçirmek onu mutlu ediyordu. Ancak iki tarafta cesur olmadıktan ve istemedikten sonra bir ilişki nasıl başlayabilirdi ki.’



Kafası çok karışıktı eve girdi üzerini bile değiştirmeden yatağa uzandı. Her şeyi unutmak istiyordu. Neden hayatında mutluluk bu kadar zor onu buluyordu ki..’

Adam ve Kadının Hikayesi -18-



Kahretsin en iyisi yalnızlık galiba diye mırıldandı.



Sonra gözlerini kapadı uyumuştu..



Devam Edecek..


Bir Önceki Bölüm


Adam ve Kadının Hikayesi -17-

Adam ve Kadının Hikayesi -18-
Cevapla