Kadın, Adamın dedesinin elini öpüp yanına oturmuş ve yaşlı adamla koyu bir sohbete girişmişlerdi. Adam bu durum karşısında orada ayakta öylece kalakalmıştı. Bir süre bu şaşkınlık devam etti. Bu şaşkınlığını fark eden dedesi ona gülümseyerek baktı.
‘Evladım bu gün Huzurevinde bir film gösterimi olacak bir zahmet gidip oradan bize bilet alır mısın? Üçümüz için bilet al birlikte izleyelim’
Bu sözlerden sonra Kadına döndü ‘İzleriz değil mi Hanım kızım?
Kadın gülümseyerek başını salladı ‘Evet dedeciğim izleriz.’
Bu sözlerden sonra sanki adam orada yokmuş gibi sohbetlerine devam ettiler. Adam olan bitene anlam veremiyordu ancak dedesinin sözünü hiç ikiletmezdi. Yanlarından ayrılıp huzurevinin danışmasına gitti.
‘Bir film gösterimi varmış sanırım ben üç bilet almak istiyorum.’
Danışmandaki kadın ‘Buyurun efendim üç bilet 20 lira.
Adam parayı uzatırken aklına filmin ismini sormak geldi. ‘Hangi film acaba’
Danışmandaki kadın bileti uzatırken filmin adını söyledi ; ‘Evim Sensin’
Bu filmi hatırlıyordu adam, Elli ilk Öpücük filminin uyarlaması olduğunu duyduktan sonra hiç izlememişti. Genelde orijinalini izlemek her şeyin daha keyifliydi ona göre, bu kez dedesini kırmamak adına buna katlanacaktı.
Dışarıya çıkmıştı ki kapının hemen önünde dedesi ve kadınla karşılaştı. Yanlarında yaşlı bir teyze daha vardı Dedesi gülümseyerek onu eliyle yanlarına çağırdı.
‘İşte hanımefendi bu benim torunum, ne kadarda yakışıklı hanım kızımda onun sevgilisi ama sizde hak vereceksiniz ne kadar çok yakışıyorlar değil mi?’
Yaşlı kadın bu duruma gülümseyerek yanıt verdi. Sonra adama döndü
‘Genç ve yakışıklı beyimiz acaba sinema salonuna kadar bana eşlik edebilir mi?’
Adam bu teklif üzerine gülümseyerek
‘Elbette hanımefendiye eşlik etmek benim için mutluluk sözlerinden sonra, yaşlı kadının onun koluna girmesiyle birlikte yürümeye başladı.’
Tabi aynı şekilde dedesi kadını koluna takmıştı birlikte yürüyorlardı. Adam, Kadının gülümseyen yüzüne dalmıştı, nasıl bir kadındı bu hem çok güzeldi hem etrafındaki herkesi etkileyebiliyordu. Daha önce yanında gelen hiçbir kadın dedesi tarafından bu kadar sevilmemişti. Düşüncelerini yaşlı kadın bitirdi.
‘Dedeniz çok beyefendi bir adam ve görüyorum ki sizde ona çekmişsiniz evladım. Sevgilin olan hanım kızımızda pek bir tatlı pek bir güzel. Allah sizi birbiriniz için yaratmış sanıyorum ki.’
Adam bu sözlere gülümsedi. ‘Öylemi dersiniz hanımefendi, gerçekten birbirimize yakışıyor muyuz?
Yaşlı kadın bu sözleri onaylarcasına başını salladı;
Her ne kadar siz birbirinize yakışıyor olsanız bile sen sanırım henüz duygularından emin değilsin. Bu gözümden kaçmadı, lakin hayat kısa evladım ve emin olmak için beklediğin her gün senden giden bir gün. Mantığının seni ikna etmesini beklemek yerine, kalbinin sesini dinlemelisin.

Bu sırada Huzurevinin sinema salonuna girmişlerdi, adam biletleri gösterdi. Sonra Kadın dedesi ile yan yana otururken kendisi yaşlı teyze ile ya yana oturmuştu. Göz ucuyla arada kadına bakıyordu ve kadın oldukça mutlu gözüküyordu.
Işıkların kapanmasıyla salondaki gürültü sona ermişti. Film başlamıştı, herkes filme dalmıştı adamda düşüncelerine. Yaşlı kadının son sözlerine kafası takılmıştı, kalbinin sesini dinlemek. Bu durum ona pek yabancı değildi, olması gereken bu olabilirdi belki bir garip tesadüfle her şey güzel olabilirdi. Öte yandan ne zaman kalbini dinleseydi başına en kötü olaylar geliyordu.
Şiddet gören bir kadındı filmde oynayan kadın, ne tesadüftür ki kadında şiddet görmüştü. Kadının kanlar içinde yatan görüntüsü aklına geldi gözleri dolmuştu. Mesele şu ki kadın bütün özellikleriyle sevilmeyi hak ediyordu. Hele o masum gülümsemesi.
Ancak trajikomik bir durum vardı. Türk filmlerinde, âşıkların birisi genelde fakir onurlu bir işçi iken çoğu kez kız zengin bir ailenin kızı oluyordu. Ne tuhaf çelişki diye bu düşündü. Sevgiyi zengin kız ve fakir erkek arasında kurgulayan film zihniyetine lanet olsun dedi içinden filmden kopmuştu çoktan.
Yazmak için o kadar dolmuştu ki. Herkes filme dalmıştı usulca sinema salonundan çıktı, nereye giderse gitsin yanında taşıdığı not defterini çıkardı cebinden ve şu mısraları yazmaya başladı;
Korkuyorum…
Güzel şeylerin olacağına inanmaktan yoruldum.
Yeniden denemekten bir şeylerin ummaktan
Olmayınca hayal kırıklığı yaşamaktan
Deli gibi sevip terk edilmekten..
Kalbini açtığım o vefasızların paramparça etmesinden
Ölesiye korkuyorum.
Bilmiyorum
Hayat bana ne gösterecek şu kısa ömürde
Mutlu olabilecek veya sevebilecek miyim birisini delice
Aşk delice bir tutku olsa gerek bunu biliyorum..
Ama yaşamaktan korkuyorum.
Daha yazmak istiyordu ancak omuzuna dokunan bir el onu alıkoydu. Bu yaşlı teyzeydi
‘Film sarmadı sanırım evladım. Ya da korkuların filmi izlemeye engel oldu. O halde sana bir hikâye anlatayım dinlemek ister misin?’
Adam yaşlı kadını kırmamak adına ‘peki’ dedi.
Yaşlı kadın bunun üzerine o halde beni takip et dedi ve yürümeye başladı. Adam merakla yaşlı kadını takip etmeye başladı. Birlikte kadının odasına çıktılar. Kadın eliyle onun koltuğa oturmasını işaret etti. Sonra dolaptan bir fotoğraf albümü çıkardı.
‘Bu benim geçmişim diyerek adama uzattı, ilk sayfadaki adama bak bu benim kocam sevdiğim adamım her şeyim. Üç yıl önce onu kaybettim.’
Adam bu durum karşısında başını eğdi ‘Üzüldüm dedi’
Yaşlı kadın bu sözler karşısında başını sallayarak karşısına oturdu ve konuşmaya başladı;
‘İnsan kaybettiklerine elbette üzülür ancak ya geç kavuşur çabuk kaybederse ne olacak? Henüz 18 yaşlarında bir genç kızdım o sıralar mahallenin en güzel kızıydım. Sokağa çıktığım vakitlerde herkes benimle konuşmak için sıraya dizilirdi.’
Ben ise güzelliğimin bana vermiş olduğu küstahlıkla kimselere yüz vermiyordum. Ya da insanlarla dalga geçmek adına güzelliğimi kullanıyor ve insanları peşimden koşturmak bana zevk veriyordu. Tecrübesiz ve gençtim güzelliğimin sonsuza kadar süreceğini düşünüyordum.
Babam şehrin önemli insanlarından birisiydi ve birçok zengin aileler beni istemeye başlamışlardı. Ben sürekli gelen her talibimi ret edip gülüp geçiyordum. Sonra karşıma bir gün o çıktı. Dondurma almaya çıkmıştım bir yaz vakti dondurmacının çırağıydı yeni işe başlamıştı, dondurma almıştım ve çıkarken bana çarptı kırmızı bir elbisem vardı çok sevdiğim ve her yanı dondurma olmuştu. O an ne kadar kızdığımı her hatırladığımda yüzümde bir gülümseme belirir, sonra bir hüzün.
Ona o kadar çok bağırdım ki o genç adamın gözünden iki damla yaş akmıştı. Kadın bu sırada gözlerinden iki damla yaşın aktığını fark etmişti adam, cebinden mendilini uzattı kadın mendili alarak gözyaşlarını sildi. Benden binlerce defa özür dilemişti, ancak ben şımarıklığımın ve güzelliğimin bana vermiş olduğu havayla umursamadım bile.
Bu yüzden işinden olmuştu o genç adam çok sonradan öğrendim. Bu olay duyulmuştu, sonra ben o çocuğun mahalleye yeni taşınmış olduğunu duydum babası askeriyede çalışan bir subay çocuğuydu okulunun birincisi, ancak bir o kadar mütevazıydı. Sonraki günlerde hep olur olmaz yerde karşıma çıkmaya başlamıştı.
Ancak ben onu o kadar çok kırmıştım ki beni hiç umursamadı. Okulun bütün kızları peşindeydi adamın ve o kimseye yüz vermiyordu. Her gün bahçede oturur yeşil kaplı defterine bir şeyler yazardı. Hiç durmadan ne yazdığını herkes tarafından merak konusu olmuştu. Bir gün defteri sırasında fark ettim. Kimse yoktu sınıfta ve ben merakıma yenilmiştim. Açtım defterin bir sayfasını şunlar yazıyordu;
‘Bu gün yeni taşındığım mahallede bir dondurmacıda işe başladım. Heyecanla elimde kutular içeriye taşırken bir kızla çarpıştım. Kırmızı elbisesi içinde bir tanrıça gibiydi adeta onu görünce nefesim kesildi. Ancak elindeki dondurma elbisesine bulaşmıştı. O kadar çok kızmıştı ki, ne kadar özür dilesem umurunda olmadığı için beni görmezden geldi. Ancak o gözleri yok mu gözleri o andan itibaren ne zaman gözlerimi kapasam orada hiç gitmiyorlar. İşin en acı yanı nedir diye sorsa bana birisi, ben ona duygularımı asla söyleyemem. Ve iki mısra yazılıydı;
Söylenmesi gereken iki kelime..
Ancak bir ömür söyleyemeye korktuğum..
‘Sende hiç saygı yok mu ne kadarda şımarıkça bir tavır bu insanların özel eşyalarına dokunmakta neyin nesi’ başımı kaldırdım o kahverengi gözleri yine dolmuştu. O bakışını hiç unutmam. Ancak o günden sonra okulunu değiştirdi. Ben günlerce onu görmek için mahalle sokaklarında gezdim ama onu bir daha göremedim. Mahallede en sonunda onun askeri okula yazıldığını duydum.
Babamın baskıları sayesinde, şehrin zengin ailelerinin bir oğlu ile evlendim en sonunda. Beyefendi bir adamdı o beni hiç kırmadı. Ama ben o gözleri dolmuş şekilde bana bakan o kahverengi gözlü adamı asla unutamadım. Ailesi mahallemize yerleşmişti ve ondan ara ara haber alıyordum.
Zaman geçti sonra hayat bana pekte iyi davranmadı, hayatımda beni hiç üzmeyen kocam işleri batırınca kahrından intihar ettiğinde henüz 45 yaşındaydım. Ailemin zenginliğini ise kardeşlerim har vurup harman savurmuştu. Mahallemizdeki ev ve emekli aylığımdan başka bir şey kalmamıştı. Sonra bir gün ekmek almış eve dönerken onunla karşılaştım. Hala çok yakışıklıydı ve hele gözleri o koca kahverengi gözleri beni gördüğünde gülmüştü. Oturduk bir çay bahçesine tam 27 yıl gecikmiş ilk buluşmamızı o gün gerçekleştirdik.
Beş yıl doya doya onunla yaşadım ancak kanser olduğu için üç yıl önce onu kaybettim. Ben bir koca hayata geç kalmıştım. Daha fazla o mahallede kalamadım ve buraya yerleştim. Bana ölmeden önceki son sözlerini hala hatırlıyorum.
‘Keşke korkularımla yüzleşip defterimi okuduğun o gün sana sevdiğimi söyleyebilseydim. Belki farklı bir hayatımız olurdu, kim bilir çocuklarımız torunlarımız. Ben korkum yüzümden seni kaybettim. Ancak ne mutlu bana ki ölürken senin gözlerine bakarak ölüyorum.’
O yüzden genç evladım sana tavsiyem korkularının seni yönlendirmesine izin verme. Yüreğinin sesini dinle sen yüreği kırılmış sevmekten korkan bir adamsın bunu görebiliyorum. Ancak korkuların seni esir alırsa sana umutla bakan o kadını kaybedersin.
Çünkü kimse sonsuza kadar beklemez
Adam duyduğu hayat hikâyesinin etkisinde kalmıştı. Gözlerinde olan gözyaşlarını usulca sildi, eliyle. Yaşlı kadın ona elini uzatmıştı.
‘Kalk evladım aşk beklemez, hele kadınlar hiç bekletilmez film bitmek üzeredir. Aşağıya inelim’
Birlikte aşağıya indiler. Film sonlamıştı ve o sırada dışarıya çıkan Dedesi ve kadınla karşılaştılar. Dedesi ikisini görünce gülümsedi.
‘Sanırım film sizi sarmadı.’
Adam başını salladı, yabancı yapımlardan kopya filmler nedense pek sarmıyor beni asla sanıyorum benim gibi düşünüyordu hanımefendi birlikte güzel bir sohbet ettik.’
Kadın bu söze gülümsedi. ‘Ah dedeciğim sizin bu torununuzu şikâyet ediyorum çünkü hiçbir şeyi beğenmediği gibi yeniliklere oldukça kapalı.’
Dedesi bu söze başını salladı. ‘Tıpkı babası gibi hanım kızım, oda böyleydi genç yaşta iken sonra bunun annesi karşısına çıkmıştı ve onu değiştirmişti. Kim bilebilir belki de onunda bir değişime ihtiyacı vardır.’
Kadın bu söz karşısında utanmıştı. ‘ Dedeciğim umarım yine görüşürüz bu gün çok hoşuma gitti. Sizi tanımak beni çok mutlu etti. Dedikten sonra yaşlı adama sarıldı.
Kısa bir taksi yolculuğundan sonra eve varmışlardı. Adam yine kibarlık ederek taksinin kapısını açtı ardından apartmanın giriş kapısını açtı. Evinin kapısının önüne geldiğinde duraksayıp döndü.
Bu sırada kadın beklenmedik bir şekilde uzanıp adamın yanağını öptü. Ve şunları söyledi.

‘Bu gün için teşekkür ederim çok eğlendim.’ Bu sözlerden sonra adama gülümseyip göz kırptı ve koşarak merdivenlerden tırmandı.
Adam eli yanağında öylece kalakalmıştı gülümseyerek..
Devam Edecek
Bir Önceki Bölüm
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar