Çocukluk Aşkım-Gerçek Yaşanmış Bir Hikaye

Yoğun bir istek üzerine ve yüzden fazla yorumdan sonra hikayenin devamını yazmaya karar verdim. Ilk başta şunu belirtmek isterim; ben Türkçe dil ve edebiyat üzerine eğitim almadım, yurtdışında yaşıyorum. Bunun hakkında yorum yapanlar olmuş, kusura bakmayın, anlatabildiğim kadar anlatmaya çalışıyorum. Ikinciside çok uzun, kısa olsa daha çok okuyanlar olur diyenler olmuş.


Tamam belki haklısınız ama ozaman çok anlamsız olur. Geldim, gördüm, gittim gibi. Önceki yazdığım bence bile kısatılmıs haliydi, telefondan yazdım üstelik, şimdide aynı şekilde. Son olarakta hikayenin sonunu getirmemenin sebebide çok uzun olması, bunu daha fazla uzatsam kimse okumaz dedim. Ve zaten yazdıklarımda daha çok kendim içindi. Illerde okuyup hattırlamak için. Emeklerim boşuna gitmesin diye paylaştım öylesine. "Gene uzunmuş bilmem ne bunu kim okur ya" diyenlere burdan "çıkışlar sağdan" diyorum :) Doğruyu söylemek gerekirse bende okumazdım, ciddiyim. Sonrada vay banane senin aşk hikayenden, boşuna yarım saattimi aldınız derseniz. Ben uyardım seni.. Hattırlattırım bak burada yazıyor.


O 5 sene dediğin nedir ki, nasıl geçti...


Zor anlatamam, her gün hayaliyle yaşıyordum. Anılarımızı hattırlayıp, cocukluk resimlerimize bakıp hayaller kurardım.. O beş senenin 5 yazı umut ederdim. "Anne gidecekmiyiz türkiyeye bu sene", evet belki derdi sonra yine birşey olurdu gidemezdik. O 5 sene içinde cok şey degişti, köyümüzde oturduğumuz sokağın yarısı yok oldu. Taşınanlar, vefat edenler, yollara taş döşemeleri, parktaki ağaçları kesmeleri. Yaylayada giden yoktu artık eskisi gibi. Hiç birşeyin tadi tuzu kalmamıştı...


Bunlardan habersiz yolla çıkışım...


Annem o sene gene gitmem diyince artık dayanamadım. Babannem, amcam ve halamla gitmeye karar verdim. Onlar arabayla gideceklerdi, daha önce hiç gitmemiştim böyle, benide götürdüler.


Cocukluk aşkım - Gerçek, yaşanmış hikaye devamı...


Araba yolculuğu çok uzun sürdü ve sıkıcıydı. Viyana bir gece kaldık akrabalarda ve Boluda yemek yedik. O yeşilerle kapılı ağaçlı dağlar mühteşemdi. Herkes kendi kafasına göre takılıyordu arabada hiç konuşmuyorduk. Yaşadığımız şehire varışımızda saat tam 20.00du ve ezan okunuyordu. Arkamızdada güneşin batışı yollara turuncu rengini veriyordu. Sokakta kimse yoktu çünkü ramazan ayındaydık ve evlerde iftarlar açılıyordu, biz şehire girişimizde.


Çocukluk Aşkım-Gerçek Yaşanmış Bir Hikaye


Tövbe ettim birdaha biriyle yolculuğa çıkmam. Annem olmadan gitmem ya da yanlız giderim daha iyi. Babannemin bana "emaneti" gibi bakması benim canımı çok yaktı. Ben evde hapis olmuştum, dışarıya çıkamıyordum. Çöp atmaya giderken bile balkondan çıkıp beni gözetlerdi.


Dayımlara gitmek istediğimde götürmüyorlardı, "onlar gelsin buraya otur evde" diyorlardı. Dükkana alış verişe gittiğimde bana ben köpekmişim gibi davranması acayıp zoruma gitti. Ama takmıyor gibi yapıyordum içimde birikiyordu acılarım. Eve hiç kimse gelmemişti daha, "o" bile gelmedi. Bir kaç sokak illerde oturduğunu biliyordum. Beni eve götürdüğü yolların resmini çekiyordum. Ellimdeki telefon ile kimseyi arıyamıyordum.


Canım çok sıkılmıştı... Günler zor geçti. Ve "o" hiç gelmedi. Bir 5-6 gün geçtikten sonra beni dayımgile bıraktılar. Orda anlattım durumumu gözlerim doluyordu "ben artık orda kalmak istemiyorum, beni aşagalıyorlar, sizde kalabilirmiyim" diyordum. Yengemde "bende çok isterim kalmanı, izin verirlerse başımın üstünde yerin var". "Annenin eski bir telefonu var ona kontör yükleyim, beni çaldır seni gelip alırım ordan, madem yanlız göndermiyorlar." Demişti. Aldım yükledik ve o telefon hep yanımdaydı. Yengem bir kere geldikten sonra bana "Sen nasıl duruyorsun onların yanında, babannen ve halan beni hiç sevmedi, kendimi kötü hissetim yanlarında" dedi. "Ama iyiki seni yanıma alabildim ve bize gelmene zar zor izin verdiler". Ama bu sondu...


Halam hakkımda iftira atmıştı ve yengemi birdaha göremedim. Evde hasta bir yiğeni kalıyordu, benden bir 5-6 yaş büyük. Hergün kontrölü varmış hastanede ve oyüzdn o onlarda kalıyordu. Halamda babanneme "o evdeki kim, bir oğlan var, onla aralarında birşey var kesin" demiş. Beni kıskanıyordu. Ve beni kötülemek için ellinden gelenini yapıyordu. Yengem -halam beni almaya geldiğinde - oda çıksın yukarı beraber otururuz diyordu. Biz kesinlikle ayrım yapmadık ama durduk yere soğuk davranıyordu ve gelmedi. Bizi hiç çekemiyordu. Mutsuzdu ve bunun acısını benden çıkartıyordu. Yengem bana "Beraber güldüp mutlu oldugumuzu gördügünde, yüzündeki ifadeyi görmeliydin" dedi. O an anladım...


Çocukluk Aşkım-Gerçek Yaşanmış Bir Hikaye


"O" hiç gelmedi. Yıllar sonra bana geldiğini ve evde beni bulamadığını söyledi. Şaşırdım nasıl evde olmadım, Ah dedim ah :( Ben o evde -dayim ve yengemin şimdiki kaldığı ev bizim, onlar oturuyordu- değildimki. Babannemgildeydim ama o nerden bilsin...


Kabus gibi bir yıldı benim için ...


Kendimi ağlamamak için zor tutmuştum. bir yandan sevdiğim kişiyi görememek bana acı veriyordu ama en çokta babannemgilin bana olan baskı ve kıskanç çekememe davranışları. Hakkımda olmadık şeyler uydurmalı ve bana bir dokunsalar taşacaktım. Ve bu oldu...


O gün bir misafirdeydik. Iftara bizi cagırmışlardı....


Tam ezan okunurken kendimi balkonda ağlayarak buldum. Gözlerim kıpkırmızı şişmişti... Babannem yanima gelip "Ne ağlıyon cocuk musun" demesi. "Senin yüzünden rezil olduk"..."Herkes bize bakıyor"....


Daha da ağlıyordum... aglıyordum.. ağlıyorum.. Karşı apartmandaki aile iftarını açıyordu. Ve bana bakıyorlardı, ama umrumda mıydı?


Gerisini siz düşünün... Annemi aradım bir kaç gün sonra ve onu özlediğimi beni alıp gelmesini istedim. Ve anneme bunları hala anlatmadım. Çünkü bunu anlatsaydım amcam beni dövecekti.


Şunu anladım ki, bir insanı , onunla yaşamadan, gerçek yüzünü göremezsin.


Çocukluk Aşkım-Gerçek Yaşanmış Bir Hikaye



Devami gelsin mi?


Çocukluk Aşkım-Gerçek Yaşanmış Bir Hikaye
Cevapla