Sevgiyi Anlamadan Sevdik Diyebilir Miyiz?

Bir yerde denk geldiğim fransızca bir sözlükten aklımda kalanlar.

Kimseyi oklamayın görsel temsilidir.
Kimseyi oklamayın görsel temsilidir.

Başlangıç

En uzun duygunun bile 15 dakika sürdüğü bir dünyada, hislerimizi zihnimize bulaştırarak bir anlam bütünü oluşturma çabamız ve onun tükeneceğini bile bile kusursuz bir şey gibi kutsallaştırma arzumuz bizi daima yarı yolda bırakıyor. Duygular bizi terk edince kaybediyoruz. Kaybediyoruz ve kaybettikçe kurduğumuz sevgiler tükeniveriyor.

Sonrasında Gelen Kaos

Duygulara uymayı bırakınca ise zihin ve his (belki kalbin karşılığı) büyük ve örtüsüz bir kaosla bizi baş başa bırakıyor. Korku belki tek başına dirense de, o da zamanla bu ikiliye yenik düşüyor. Saplantıları ayıklayınca elde kalan, yaşam ve ölüm arasındaki tek şey ise zaman.

Kayıtlı Zaman

Zamanı bu kadar açık seçik görünce onunla ne yapacağımızı bilemiyoruz. Zihnimiz bir oyun tahtası oluveriyor. Kalbimiz bazen büyük bir oyunbozan, bazen sadık bir piyon. Zamanın bu ikiliğe de tahammülü yok. Üstümüzde sırıtıyor. Elimizde kalan benliğin, kurnaz bir oyunla bizi zamana karşı büyük bir tüketici yaptığını farkediyoruz. Burada iştahımız kaçıveriyor.

Sonrası Her Zaman Var

Kalbimiz; elimiz, kolumuz gibi. Onu kullanamayız, onla yaşarız. Zihnimiz tas tamam bir alet çantası, ondan da aklı yitirmedikçe kaçış yok. Onu elimize aldığımızda benlik devreye giriyor. Bizi aynı döngüye tutsak ediyor. Elimizdeki gücü benliğe teslim olmadan hemencecik tutup dünyaya savurmak belki akıl dışı, ama anlamı şekle indirgemeden bir anlayış, bir anı olarak şimşek çakar gibi patlayıp kayboluyor. Hiçlikte kaybolmadan dünya hemen bize karşılık veriyor. Bu çok güzel.

Oyundan Öğren, Oyunsuz Yaşa

Emin olduğum şey anda yaşamanın hesap etmeden teraziden geçivermesi gibi zihnimize taşları dizmeden oyunda kaybolmadan ve bilmekle uğraşmadan yeteneklerimizle hayatta durabiliyor olmanın mutluluğuyla yaşayabiliyoruz.

Sevginin Tanımsızlığı ve Yaylası

İşte bence bu benden bağımsız ve samimi sevgi. Onu tutup çekiyorum. Ok, yaydan çıkınca fırlayıp düştüğü yere kadar uzayan bu düzlük sevginin yaylası oluveriyor. Oraya bir otağ kurup zamanın hakkını vererek yaşlanıyoruz. Bana kalırsa sevginin ne bize, ne tanıma, ne de bir anlam kaygısına ihtiyacı var. Ancak elimiz ve elimizdekiyle ona uydukça biz gerçekten yaşadık diyebiliyoruz.

Sevgiyi Anlamadan Sevdik Diyebilir Miyiz?
Cevapla