17 Yaşımda Anlamıştım..

Sizin için yazdıklarım belki KS'de gördüğünüz bir hikayeden ibaret fakat ben bu satırları yazarken aynı zamanda geçmişim gözümde tekrar canlanıyor ve o acıyı bir kez daha yaşıyorum.

Hani erkekler ağlamaz derler ya, o laf hiç ama hiç bana göre değil. Ağlamaktan hiç utanmadım bu zamana kadar, çünkü öyle anlarım oldu ki gözümdeki damlalar ifade etti benim aşkımı, sevgimi, hasretimi ve tüm duygularımı. Hayat beni boğdu, zamanda hep ağladım, yine ağlıyorum.

Birçoğunuzu tanımıyorum bile, ama bunu sizinle paylaşmak istiyorum. Lütfen bu satırların sonunda sevdiğiniz insana bir güzel söz, bir güzel kelime etmeyi unutmayın. Çünkü o halen sizinle beraber(!)

İkimizde en deli çağlarımızda birbirimizi bulmuştuk. Henüz ikimizde 16 yaşımıza yeni girmiş, konuşmalarımız ilk başlarda sakin bir o kadar da utangaç ama ilerledikçe birbirimize deliler gibi aşık olmuştuk. Zamanla ilişkimiz ciddiye binmiş onun ailesi beni, benim ailem de onu biliyordu. Merak ettiğimiz zaman mustakbel kayınvalidemi arayıp Kader'i sorabiliyordum. O da aynı şekilde bana ulaşamadığı durumlarda ailemle görüşebiliyordu. Onun yanında iken yüzüne bakmaya utanıyor, gözlerimi kaçırıyordum. Bu aşkı, bu sevgiyi, bu ilişkiyi ikimizin de sonuna kadar hakettiğini biliyordum. Ama nerden bilebilirdim böyle bir sonumuz olacağını.



Ve ben aşkın en saf halini 16 yaşında yaşamıştım...



Kız arkadaşım annesiyle ve abisiyle kalıyordu. Babası bir süre önce annesinden boşanmıştı. Ekonomik durumundan dolayı okumuyordu bense lise yıllarımın cehaletiyle bu aşkı yaşıyordum. Çok kıskançtım. Onun başka işte çalışmasını istemiyordum ama ihtiyacıda vardı. Bir gün izin versem ikinci gün iş konusunda kavga ederdik. Karakterim böyleydi, kıskanıyordum. Yapamıyordum.

ölüm
Çalışırken buluşamıyorduk haftada 1 gün ancak görüşüyorduk o da kısa sürüyordu. Artık benimle eski heyecanı kalmamış, ellerimi zorla tutup, kızdığında yanımdan çekip gidiyordu. Umudumu kaybetmiştim artık. Ve O gün artık benden sıkıldığını, ayrılmak istediğini söylediğinde susmuştum. Yanımdan ayrıldığında sokak lambası altında ağlıyordum.

Ben onu karım olsun istemiştim, ailemle tanıştırmıştım, bunu mu hakettim diye söylenip duruyordum kendi içimde. Kolumla gözyaşlarımı silip toparlanıp eve gitmiştim. Artık evde huzurum kalmamış, okulda da devamsızlık yapıyordum. Annem durumu rehberlik hocama söylemişti, fakat ben derdimi kimseyle paylaşamıyordum.

Olmuyordu unutamıyordum. Son defa konuşmalıydım onunla, son defa konuşmalı iğne kadar olan umudum ya tamamen bitmeli ya da yeniden alevlenmeliydi. Cesaretimi toplamıştım. Onunla konuşacaktım.



Ve ben aşk acısını 17 yaşında anlamıştım...



(08.04.2010)

O gün onu işyerinin önünde beklemiştim. Annesinden de izin alıp 5 dakika konuşacaktım. Çalıştığı tekstil firması önünde taşlarla oyalanıyor, yerlere şekiller çiziyordum. saat 19:00 da çıkması gerekiyordu. Ama hiçbir hareket yoktu. Kimse gelmemişti etrafta kimsenin olmaması nedeniyle birşey de soramıyordum. 20:00'a kadar bekleyip eve doğru yürümeye başlamıştım. Acaba buradan ayrılmış mıydı ? Ya ona artık hiç ulaşamazsam diye düşünüp durdum yol boyunca.

Geceye kadar dolaşıp kafamı dağıtmaya çalışmıştım. Eve geldiğimde saat gece yarısını geçmiş, annem heyecanla bana çiftlikköy'de kaza olmuş çok ölen varmış duydun mu dedi. Bende oradan gelmediğimi söyleyerek yatağıma yatmıştım. Nerden bilebilirdim benim canımın, hayatımın, hayatıma anlam katanın o kaza da öldüğünü!

Sabah 07:00 sularında en yakın arkadaşımın ısrarla telefonumu aramasına üzerine uyanmıştım. Sinirli bir halde telefonu açmamla beraber, telefondaki ses "Mustafa, duydun mu olanları ?" dedi. Hayırdır dememle beraber Kader kaza geçirmiş...derken cümlesine tamamlamasına fırsat kalmadan, nerde, nasıl olmuş, durumu iyi mi diye ardı ardına soruları tekrarlarken Allah'ım ne olur aklıma gelen şey olmasın diye dua ediyordum. Ne yazık ki ...

sevgilim öldü
... O öleli tam 32 ay oldu. Ara ara rüyalarıma geliyor ve uyandığımda ona dua ediyorum. Yalova'ya gittikçe de mezarına uğrayıp çiçek bırakıyorum.

Ama beni çok zamansız, çok amansız bırakıp gitti. O ölümü bu şekilde haketmiyordu. İsyan etmiyorum Allah'ım isyan etmiyorum. Sevdiklerini yanına daha erken aldığını biliyorum.

Ve ben hayatın acısıyla tatlısıyla yaşamayı, sevdiklerimizin değerini, aşkı sevgiyi, kaybetme duygusunu gerçekten anlamda 17 yaşında anlamıştım.

Mekanın Cennet Olsun Kader!..

(Daha önce hiçbir yerde yazmadığım, kaleme almadığım bu yazı gerçek hayat hikayemden derlemedir.)
https://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=990713&Date=11.04.2010&CategoryID=77
17 Yaşımda Anlamıştım..
Cevapla