Bazılarımız var, hayatının merkezine tek bir insanı koyarlar ve bütün çevrelerini ona göre şekillendirirler. Bu merkezdeki insan tüm çekim kuvvetini tek elde toplar, aslında onu merkeze koyan kişiyi yönetir. Görüyorum ki çoğu insan sevgilisini kendinden bir tık üste çıkarmakta. Hep merkeze öncelik olarak sevdiğini koymakta, kendini ise geri planlarda bırakmakta. Peki ama, niye sevgililerimizi hayatımızın merkezine koyarız? Birini hayatımızın merkezi yaptığımızda yaşamımızda neler değişebilir ki? Gelin biraz göz atalım isterseniz!

Sevgili kişisi çekip gittikten sonra sudan çıkmış balığa döndürtecek eylemdir.

Hiç ayrılmayacakmış gibi başlıyorsunuz değil mi her ilişkinize? Hayatınıza aldığınız insana hemen evinize helen misafir muamelesi yapıp baş köşede rol veriyorsunuz. En büyük hatayı yapıyorsunuz aslında. Her ilişki bir gün tükenmeye mahkumdur. Zirveye koyduğunuz insan yarın öbür gün tahtından inince tanıdığınız o kişiden çok farklı bir kimliğe bürünecektir. Ve elinizde size kalan sadece bir sürü hayal kırıklığı olacaktır.
Hayatınızın merkezi değil ama büyük de olsa hayatınızın bir parçası olursa sıkıntı olmaz.

Sevgilinizi sevin, mutlu olun, eğlenin. Ne bileyim her anınızı paylaşın doyasıya yaşayın. Ama merkezinize onu koymayın. Hayatınızda yer vereceksiniz güzel bir köşe seçin, sevgi dolu olsun gidip tam merkeze onu yerleştirip etrafında şekillenmeye çalışmayın.
Yapabilen insanlar karşısındakinin de aynısını yapabilmesini isterler ve beklerler.

Şimdi sen sevdiğini alıp baş köşeye koydun ya, sanıyorsun ki o da aynısını senin için yapacak. O işler her zaman öyle işlemiyor be kardeşim. Verdiğin değeri göremiyorsun bazen. Senden giden duygularla kalakalıyorsun. Çiflter, aynen dünya ve ay gibi, birbirlerine olan istekleri, aşkları, merkezleri birbirlerini dengede tutsun isterler, ama taraflardan sadece biri çoğu zaman bu hissiyat ile hareket edebileceği için bu denge kurulamaz ve ilişki biter.
Ve merkezkaç kuvvetinin yönü değişir bazen!

Bazen sadece aşktandır. Aşk egoyu sıfırlayınca benlik kaybolur. Yer kabuğunda kayma olur. Açı ortalar şaşar. Kutuplar yer değiştirir. Aşk dünyayı döndürense, merkezi istediği noktaya çekmeyi bilir. Aşk dengeleri alt üst eden, algoritmaları bozan duygular silsilesidir. Karşı koyamazsınız, kabullenirsiniz. Direndikçe o sizi değiştirir.
Olacak depremin merkez üssünün hayatınızın tam ortası olmasını göze almaktır.

Aşık olalım olmasına da, peki ya sonrası? Gözümüz aşk düğümüyle bağlanmışken kör ebe oynamaya çalışırken ebelenen biz olmayalım. Negatifliklere yer verirmişçesine belli alışkanlıkları da böylece kabul ederiz. Anlamlar yükleyip kendi çapımızda çıkarımda bulunduğumuz sonuçlar bizi üzebilir. Benden söylemesi.
Vezir de yapar, rezil de!

Hele bir de verdiğiniz değere paralel olarak karakteri de değişiyorsa işiniz zor. Siz onu el üstünde tutarken, hayatınızı bu verdiğiniz tavizle cehenneme çevirebilir. Değer biliyorsa orası ayrı, aynı şekilde karşılık alırsınız. Ama ya bilmiyorsa?
İlişki bittikten sonra ortada dımdızlak kalınan acı son kaçınılmazdır.

Bak ne oldu şimdi? Ben demedim mi her ilişki bitmeye mahkumdur diye. Verilen değerler, hayatının merkezinde kocaman tamiri olmaz bir gedik açtı. Kabuk bağlamayan bir yara, sürekli kanar hale geldi. Geçmiş olsun. Hayır işte öyle geçmiş olmuyor hemen, geçemez. Daha bunun triplerini atacaksın kendi kendine, sorgulayacaksın, yas tutacaksın... Bir sürü ritüel, yarayı kapatacaksın belki ama bu kafayla gidersen birini daha hayatına alıp yine merkeze koyacaksın güzel insan.
Merkezin güneşse ve sen onun yörüngesinde tek gezegen olduğun duygusuyla güneşinin yok olacağını asla düşünmezsin. Ta ki o yok olduğunda ne ışığın kalır ne de sıcaklığın, buz keser donarsın; yörüngeni kaybeder savrulursun bir kara deliğe.
Ona dair düşüncelerin, isteklerin, beklentilerin patolojik bir şekilde kendi ideallerinin, hayatının, benliğinin önüne geçiyorsa zamanla değişiyorsun.

Bir şeylerden fedakarlık edip duruyorsun. Müzik zevkinden, yemek seçiminden, gün planlarından. Bunlar basit şeyler gibi duruyor ama hem kendinden uzaklaşıyorsun hem de yaptıklarınla yanındaki bağdaştırıyorsun. Ya bir ömür mutlu yaşarsınız ama sen istendik bir şekilde değişmemişsindir, gelişmemişsindir. Ya da ayrılırsınız ve kendini hayatının merkezine geri koyabilmek için çabalayıp durursun.
Çünkü insanlar bir başkası ile mutlu olunacağını sanıyorlar!

Bireysel mutluluktan çok uzaklar. Koskoca insanların dip dibe bir yaşantı içinde yer almasını ben çok komik buluyorum doğrusu. Lütfen kendinize ait ilgi alanlarınız, merak duygunuz olsun. Basit işlerinizi kendiniz yapabiliyor olun. Sevgiliniz, eşiniz olsa dahi tek başına bir iş yapabilecek düzeyde yetiştirin kendinizi. Hayatın merkezi esas insanın kendisi olmalı. Yoksa dağılmak işten bile değil. Aç kollarını şimdi iki yana, sar kendini bir güzel. Narsist ol birazcık, ne var yani kendini seviyorsan. Kendini sev ki, en çok kendine değer ver. Daha sonra başkalarını da aynı saflıkta seversin. Ama merkeze her zaman kendini koymayı unutma!
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar