Sigaramın Külü, Biramın Köpüğü

Sigaramın Külü, Biramın Köpüğü



İnsanların aksine köpüklü biradan nefret ederdim. Ve insanoğlundan beklediğim en büyük icat külsüz sigara yapmaları oldu çoğu zaman. Ama ne yazıkki ne köpüksüz biranın ne de külsüz sigaranın tadı çıkmıyordu.


Havada sinirli bir soğuk, tablamda boynu bükük bir sigara ve kucağımda ılımış bir bira vardı bu akşam. Sana ait kalıcı birşeyler bırakmak istemiştim ilk defa. Bizim jenerasyonumuz bunu kabul etmiyordu. Kabul ettiği tek şey sahte sarhoşluklarla uyanılan bir sabahın ortasında içilen kahve idi.


Yitirmiştik benliğimizi. Artık ne istediğimize değil, bizden ne istenildiğine yoğunlaşmıştık. Halbuki uzun süredir birlikte olduğum doğa bile seni görmek istiyordu bu akşam. Yıldızlar gözümün içine bakıyordu. Tam kurtuldum, bitti derken Güneş çıkıveriyordu yalnızlığın en keskin sırtından. İnsanlardan bu kadar nefret ederken garip değil mi seni bu kadar istemem? Çok kısa değilmi bu ömür ayrılıklar için? ya da çokmu uzun yalnız kalmaya?


En kötüsüde bu satırları bir başkasına hissediyor olması galiba. Halbuki o akşam dünyanın en mutlu adamıydım ben, sen görmesende. Sarılırken hasrettim ben sana.


Bunca yıldır beynimde yazıp çizdiğim, her bir zerresini kendim boyadığım tablomdun sen benim. Kim derdi birgün yağmur yağacak, boyalar damla damla akacak gökyüzüne.


Senin anlayacağın; sen sigarasın, ben kül. Nasıl yanmayan bir sigaranın külü olamıyorsa, sen olmadan yağamam ben gökyüzüne. Sen yanarsın, yanarsın, yanarsın; parçalanarak düşen parça ben olurum. Sen azalırsın, azalırsın, azalırsın; bardağın dibinde kalan köpük ben olurum.


Sen her yandığında, bardağa her dolduğunda; kalırım senden biraz.

Sigaramın Külü, Biramın Köpüğü
Cevapla