Gelecek, geliyor derken ve sanki bir günde sihirli değnek değdirmişcesine değişeceğini umut edip heyecanla beklediğimiz 2019'a girdik. Birkaç gün önce paylaştığım Sosyal Deney Bence'sinde de belirttiğim gibi "Tüm yurtta, dış temsilciliklerde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde törenlerle kutlanan bir resmi bayram, kurbanlık için ortak aranan bir kurban ve 'El öpenlerin çok olsun evladım' nidalarının evrene karıştığı şeker bayramımız kadar önemli görülen o kutsal 14 Şubat Sevgililer günü"nü de kutladık ve normal düzenimize dönmeye çalıştığımız bir dönemde, ilişkilerde 'Sevgi ile eşdeğer' görülen, kimine göre 'olmazsa olmaz', kimine göre 'bunalma sebebi', kimine göre ise 'seviyorum ki kıskanıyorum' argümanlarının döndüğü güçlü bir duyguyu, yakışıklı, sempatik ve alanında en iyilerinden biri olan, artık bizden biri gibi gördüğümüz Psiyatrist / Psikoterapist Doktor Onur Okan Demirci ile konuşacağız.
Daha doğrusu ben soracağım, o bilgileriyle bizi yine aydınlatacak.

Uzun lafın kısası;
Bugün günlerden Zi&On Psikiyatri Akademisi kurucusu, Psiyatrist / Psikoterapist Doktor Onur Okan Demirci'nin günü
Konumuz ise; KISKANÇLIK
"Kıskançlık başlığını alt başlıklara ayırmamız gerekli öncelikle; Kime karşı? Neye karşı? Ne istiyoruz? Neye sahibiz?"

Sevgili Onur hocam sizi yeniden KizlarSoruyor'da görmekten son derece mutluyuz. Öncelikle bunu belirtmek ve hoş geldiniz demek istiyorum. Bugün konumuz çok önemli ve çok can yakıcı açıkçası. Konumuz: KISKANÇLIK
Sevgili Onur hocam kıskançlık bir hastalık mıdır? Bilimsel tanımı nedir? Yani beynimizde ne oluyor da insan bu duyguyla belki de kendini kaybedecek hale geliyor?
Merhaba Funda hanım. Sizlerle yeni bir söyleşide birlikte olduğumuz için mutluyum.
Kıskançlık bir hastalık mı sorusu yıllardır bilimsel camiada tartışılmıştır. Bu konuda özellikle Avrupa Toplumu daha sert sınırlar çizmektedir.
Belli bir düzeyin üzerine çıkan kıskançlık durumlarını hastalık, sorun, rahatsızlık olarak kabul etmektedirler.
Kıskançlık konusunda beynin işleme sistemine girersek o kadar kısa sürede çıkamayabiliriz. Bilimsel olarak şunu söyleyebilirim ki; kıskançlık başlığını alt başlıklara ayırmamız gerekli öncelikle; Kime karşı? Neye karşı? Ne istiyoruz? Neye sahibiz? Bu soruların yanıtlarına göre kıskançlık daha net bir kavram haline gelecektir.
"Kıskançlık tamamen kişinin kendi içsel durumu ile ilgilidir. Karşı taraf sadece bunu ortaya çıkaran bir aracıdır."

Kıskançlık çok çeşitli tabii ki. Ama ilk akla gelen eşlerin ve sevgililerin birbirini kıskanması oluyor. Dilerseniz oradan başlayalım. Onur hocam bir insan sevgilisini veya eşini kıskanıyor. Bu bazen onun karşı cinsle fazla yakın olması oluyor. Bazen de özellikle kadınlar için kısa etek, dekolte vs gibi giyim tarzından dolayı kıskanma oluyor. Bunların hangisi normal kıskançlık?
Duygusal ilişkide olduğumuz kişiye karşı kıskançlığın temelinde bazı özellikler bulunmaktadır. Kaybetme korkusu, öz güven eksikliği gibi. Kıskançlık tamamen kişinin kendi içsel durumu ile ilgilidir. Karşı taraf sadece bunu ortaya çıkaran bir aracıdır. Bu içsel durumu ortaya çıkaran yapıyı detaylıca incelemek gereklidir. Örneğin; ‘Benim biricik prens oğlum/prenses kızım’ diye yetiştirilen bir toplumda “Hayır” cevabının kabul görmesi pek olası değildir. Kim bir prense/prensese hayır diyebilir ki! Bir prensin/prensesin sevilmediğini düşünmesi ne kadar olasıdır? Kim bir prensi/prensesi terk edebilir? Böyle yüceleştirilmiş kişilikler haline getirildiğimiz sürece bizden daha iyisinin bulunma olasılığını kabullenemeyeceğiz.
"'Sana güveniyorum, dışarıya güvenmiyorum’ tamamen kişinin kendini kandırmasından başka bir şey değildir."

Güven ve kıskançlık arasında bir bağ var. Hep öyle bilinir. Sevgiliye veya eşine çok güvensen bile, yine de kıskanmak bilimsel olarak neden kaynaklanıyor? Güven ve kıskançlık arasındaki bağ nedir? 'Ben sana güveniyorum ama çevreye güvenmiyorum' klişe lafı ne kadar geçerlidir?
Güven ve kıskançlık arasında şöyle bir bağ var; Güvendikçe kıskançlık artmaz, aksine kişinin kendi öz güvenliği, kendi temelleri sağlıklı değilse o zaman kıskançlık başlar. ‘sana güveniyorum, dışarıya güvenmiyorum’ tamamen kişinin kendini kandırmasından başka bir şey değildir. Bunu şöyle değiştirsek daha doğru olabilir; ‘Kendime güvenmediğim için sen dahil kimseye güvenemiyorum’.
"‘Onun çok güzel arabası var benim yok’ cümlesinin barındırdığı asıl düşünceleri incelemek gerekir."

Onur hocam bir diğer kıskançlık ise çok daha tehlikeli ve zarar verici olabilecek türden. O da bir başkasının eşyasını, arabasını, evini, ona ait olan ne varsa, hatta onun mutluluğunu, eşini, evliliğini kıskanması? Ne yazık ki böyle insanlar var? Bu düşünceye iten nedir bir insanı? Beyinde ne oluyor da bu duygu oluşuyor? Bu tür bir kıskançlık hastalık mıdır? Hastalıksa tedavisi var mı?
Bu tür bir kıskançlık eğer motivasyon kaynağımız oluyor ve bizi ileriye taşıyor, bu süreçte de kendimize ve başkasına zarar vermiyorsak doğal karşılanabilir. Bu duruma da kıskançlık adı verilmez. Fakat yaşamımızı olumsuz etkileyecek düzeyde ise elbette bir rahatsızlıktan söz edebiliriz. ‘Onun çok güzel arabası var benim yok’ cümlesinin barındırdığı asıl düşünceleri incelemek gerekir.
Sadece arabası mı benimkinden iyi? Onun gibi olmak ister miydim? Onun arabası benim gerçekten ilgimi çekiyor mu? Onun hayatına sahip olabilsem gerçekten mutlu olur muydum? Beni bu düşünceye iten nedir? Sahip olmak istediğim şey o araba mı yoksa kendi eksikliklerim mi?
"‘Seven kıskanır’ gerçeği yansıtmayan, dilimize yerleşmiş bir cümledir. "

Biz Türkler özellikle Türk erkekleri kıskançtır hocam bilirsiniz. Bunu da şöyle açıklarlar genelde; 'Kıskanıyorum, çünkü seviyorum' Herkesin en çok merak ettiği soruyu tüm üyelerimiz adına sormak istiyorum. Seven insan mı kıskanır? Kıskançlık bir sevgi belirtisi midir? Hiç kıskanmayan bir insan sevmiyor mudur? Sahiplenme ve kıskançlık aynı şey midir?
Kıskançlık ile sevgi arasında uzaktan yakından bir bağ yoktur. ‘Seven kıskanır’ gerçeği yansıtmayan, dilimize yerleşmiş bir cümledir. O halde kıskandığımız her şeyi seviyor olmalıydık.
Şöyle içimizde derin bir yolculuğa çıkarsak sevdiklerimizi değil sahip olamadıklarımızı kıskandığımızı keşfetmeye başladığımızı görürüz. Bir insan başka bir insana sahip olabilir mi? Olamayacağı için de başka bir insana karşı gelişen kıskançlık hissi en güçlü ve en zarar verici olanıdır.
"Başka bir insana karşı gelişen kıskançlık duygusu ilk gelişmeye başladığı andan itibaren tehlikeli olabilir."

Kıskançlık duygusu hangi noktadan sonra tehlikeli hale gelir?
Başka bir insana karşı gelişen kıskançlık duygusu ilk gelişmeye başladığı andan itibaren tehlikeli olabilir.
Sevgili Onur hocam son olarak şahsınıza dair özel bir sorum olacak ama lütfen geçiştirmeyin. Siz aynı zamanda müzikle ilgileniyorsunuz. Bu arada bir başka yazımda o yönünüz den fazlasıyla bahsedeceğim. Belki sizden şarkılar dinleriz. :) Müzikle ilgilenen insanlar duygusal insanlardır. Ben sizin de öyle olduğunuzu düşünüyorum. Peki siz kıskanç mısınız?
Bu kadar laftan sonra ben kıskanç biriyim diyebilir miyim?

Ve yine sizden konuya dair güzel bir söz rica ediyorum. Bir felsefeci, yazar veya kendinize ait olabilir. :)
“İnsan, ancak bir başkasına ait olan erdem için kıskançlık duyar.””
Baruch Spinoza
“Dünya böyle, hiç kimse başkasının ne çeşit olursa olsun, meziyetlerini ona bağışlamıyor, bunları elinden de alamadığı için küçültüyor, inkar ediyor ya da tersini söylüyor.”
Wolfgang Van Goethe
Bir söz de benden olsun;
Doğduğu gün öleceğini anlayan insan, büyüdü içinde kocaman bir boşlukla. Ne koyarsa koysun o boşluğa tam olarak dolmuyor.

Nice şarkılara, şiirlere ve filmlere konu olan bu can yakıcı duyguyu belki en iyi analatan William Shakespeare‘in o ünlü eseri 'Othello'dur.
'Othello Sendromu' diye bir sendroma bile adını veren bu ünlü eserde, kıskançlık duygusuyla yanıp tutuşan ve bir başkasının yanlış yere yönlendirmesi, etkilemesi sonucu suçsuz yere karısını ve kuşku duyduğu kişiyi öldürmesi, masum olduğunu anladığında ise kendi canına kıymasıyla biten bu eserde de görülüyor ki.
Kıskançlık insanın benliğine bir kez işledi mi çok çabuk etki altına alabilen, çok güçlü bir duygudur. Özellikle 'Patalojik kıskançlık'
Çok kıskançlıklardan uzak, yormadan, kırmadan, dökmeden sevenlerimizin çok olduğu günlerimiz olsun.. :)
Sevgiyle..
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar