Günahlarım saymakla bitmez... Ufak bir çocukken ya da şöyle diyelim ki artık cümle süslemeye ihtiyacım olmadığı vurgulansın, çocukken… Çocukken başladım ben inanmaya. O dönemlerde büyük suçtu inanmak. Ne haddimize düşmüştü uzun saçlı sevgilinin –ki kendisi bunu asla bilmedi, altın saçlarına dokunmak. Yıllarca günaha girdim ben sırf o saçlara dokunmak için çocukmuşum gibi yaptım, yaşıma yakışır oyunlar oynadım ve tek ben değil, her dönem bütün çocuklar… Günahkardık biz…
İnandım bir gün bunların gerçek olabileceğine aramızdaki boy farkını görmezden gelerek. İçime girmişti bir kere şeytan, bir şey vardı beni zorlayan, illaki sevmem lazımdı yoksa durduk yere sevesim gelmiyordu kimseyi.
Sınıfın en ücra köşelerinden onu izlesem de, asla yanına yakıştıramasam da cılız ve boyuna yenik bedenimi, benimdi o.

Bu yüzden beklerdim her tatil dönüşü onun okula geldiği yolu. İlk adımlarını ben izlerdim. Dedim ya günahkarım ben, attığı her adımı üstüme alır, sanki bana geliyormuş gibi sevinirdim. O zamanlardan gelir her hatamı şeytanın üstüne atmam. En büyük günahımızdı inanmak, bunu yeni yeni öğreniyorum. Hepimiz miniciktik ve abilerimize kıyasla daha günahkardık, biz her şeye inanıyorduk. Mesela hepimiz büyüyünce bir şey olacaktık, her ne demekse şey, biz o olacaktık işte inanmıştık.
Toplu günah seansları düzenliyor, birbirimize bizden haberi olmayan sevgililerimizden bahsediyorduk.
Çocuk değil adeta bir avuç şeytandık. Sevdiğimiz kızların –ki çok güzel saçları vardı,günahına giriyorduk.
Ayıptı hem de çok ayıptı Ali'nin Ayşe'yi sevmesi ve Ayşe'nin bu insanlık dışı olayı kara tahtadan öğrenmesi. Zira biz ondan önce haberdar oluyorduk...

Alışmıştık artık, günaha battıkça keyif alır olmuştuk. Sonra büyüdük her çocuk gibi, artık yakalambaç oynamak keyif vermez olmuştu. Sebebi ise çok büyük bir günahtı, o koşuşturma esnasında öpüşemiyorduk...
Daha sakin yerlerde daha az insanla oynamaya başladık.

Bizler inanmış günahkar çocuklardık şiirlerimizde sevişiyorduk ve o zamanda günahtı sevişmek şimdiki gibi... Öyle söylüyorlardı ama biz çocuktuk, anlayamayacak kadar çocuk. Bu yüzden üstüne gittik tüm günahların ve güzel olan her şeye inandık. Hiç bir olgun insan bizim kadar çok aşık olamadı. Onlara benzeyemedik biz, hala her şiire en az bir sevişme sığdırıyorduk, kıyısından köşesinden de olsa. Gerçi ne demekti bilmiyorduk ama güzeldi sevişmek ve bütün güzel şeyler günahtı. Tıpkı arzulamaya çalıştığımız yaşıtımız sevgililerimizin –ki hala haberleri yok sevgili olduğumuzdan, saçları gibi... Çocukluğumuza verdiler belki hatalarımızı ya da hata diye yorumladıklarını. Bizler büyüdük artık günahlarımızı engelleyemeyeceğiniz kadar büyüdük ve öğrendik sevişmeyi. Sevişmeden yaşanan aşkların ürkekliğini...
Adam olamadım ben, halbuki bir şey olacaktık büyüyünce, ben beceremedim hiçbir şey olmadı benden...
Hala sevince yargılanıyorum öpmeye yeltendiğim için...
Bizler büyük günah işledik; korkulara inandık, sarıldık, kucakladık düşünürken bile tedirgin oldukları hayalleri...
Beni yargılamayın, asın! Eğer yargılarsanız haklı çıkabilirim...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar