Adım Olcay. İsmimin anlamı gibi talihli, şanslı biri olmayı çok isterdim gerçekten. Yaklaşık beş altı ay önce on sekizime girdim. Ha girdim de ne oldu...
Hani bazen sebepsizce bile güler ya insan, ben gülemiyorum işte. Ben de insanım, peki ya ben neden gülemiyorum? Hayat neden bu kadar acımasız ve güzel? Neden bu kadar bıkılası ve yaşanası? Hayat neden çok kısa ama bir o kadar da çok uzun? Hani demiştim ya on sekiz yaşımdayım diye... Yalan söyledim. Üç yaşındayım, on yaşındayım, yirmi beş yaşındayım, kırk yaşındayım, elli beş yaşındayım, yetmiş yaşındayım, seksen beş yaşındayım...
Ben ne yanakları al al olan ufacık masum bir çocuğum, ne de hayatın tüm yüklerini yıllarca omuzunda taşımış şakaklarına ak düşmüş bir insanım.
Ne tertemiz kalpli biriyim, ne de taş kalpli zalim biriyim. Ben ne her gün bir liranın hesabını yapan bir insanım, ne de cana geleceğine mala gelsin diyebilen biriyim. Ben hiçbir şeyim. Ben ne senim, ne de oyum. Binlerce sayı var değil mi? Sonsuz bu sayılar... Ama ben onlardan sadece tekiyim. Ben bir bile değilim. Ben bir olmayı bile çok isterdim, etkisiz olmasına rağmen... Ama ben bir bile olamadım, ben bir bile değilim. Ben sıfırım. Artı yönde etkili değilim, etkisiz de değilim. Ben eksi yönde etkiliyim. Ben işe yaramazın tekiyim. Kimseye faydam yok benim, aksine zararım var. Fazlalığım ben...

Aslında kimse bana bu yüzden kızmıyor, ama ben hissedebiliyorum. Ben hissediyorum. Annem ve babam çok kızıyorlar bana, onlara daha iyi bir evlat olamadığım için. Kız kardeşim çok kızıyor bana, ona daha fazla harçlık veremediğim için. Ablam da çok kızıyor bana, ona doğum gününde daha pahalı ve daha güzel hediyeler alamadığım için. Arkadaşlarım mı? Onlar çok kızıyorlar bana, onlar gibi eğlenemediğim için. Çok kızıyorlar bana, onlara borç para veremediğim için. Akrabalarım çok kızıyorlar, onlar gibi olamadığım için.
Öğretmenlerim de çok kızıyorlar bana. Her gün gözlerime baka baka çok kızıyorlar bana, her gün hissediyorum bunu. Her gün hissedebiliyorum herkesin bana olan nefretlerini, öfkelerini...
Üzgünüm diyorum, sizin istediğiniz gibi biri olamadığım için çok üzgünüm diyorum. Tüm bunlar için özür dilerim diyorum duymuyorlar.
Acılarımı, sıkıntılarımı, üzüntülerimi anlatıyorum dinlemiyorlar. Bana ne olur yarım edin diyorum, yalvarıyorum onlara. Kaçıyorlar. Gelin biraz konuşalım diyorum, gidiyorlar. Ölüyorum ben diyorum, susuyorlar. İşe yaramaz biri olduğumu fazlasıyla hissettiriyorlar bana. Sonra bir duraksayıp usulca gökyüzüne bakıyorum. Onların bana olan o boş bakışları, tüm hepsi toplanıp bir cümleyi oluşturuyor gözlerimin önünde.
O koskocaman gökyüzü, masmavi ışıltılar simsiyah oluyor
. Sonra bir bakıyorum ki hayattan her sıkıldığımda dertleştiğim gökyüzündeki o ışık bana, 'Neden yaşıyorsun sen?" diyor bana. Çevremdeki tüm herkesin demek istedikleri o soru işte bu. Sonra soruyorum ona. Hayat neden bu kadar zalim? İnsanlar neden bu kadar zalim? Peki , insanların birbirlerini anlamamak içi bu çabası neden?. Sonra bir sessizlik oluşuyor ve cevap alamıyorum ondan...
Peki ya soruyorum sana, ne oldu? Niçin böyle oldu, oysa ki eskiden böyle değildi? Şimdi ne oldu? Neden insanların artık başkalarının duygularına değer verecek zamanları yok? Neden benim bütün bu hayallerim, isteklerim ve yaptıklarım onlara sahici gelmiyor? Gerçekçi gelmiyor? Neden benim çığlığımı, feryadımı duydukları halde kulaklarını tıkıyorlar? Neden, neden? Neden? Bana neden yardım etmiyorlar?
Biliyorum, sen de susuyorsun. Ne olur susma, yardım et bana. Lütfen susma, onlar gibi olma sakın. Lütfen susma. Lütfen...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar