Herkese merhaba! :))

Aşk hayatı açısından kendimi şanslı görsem de, pek çok insan için sonunun acıyla bittiğini biliyoruz. Bu bencemde onların sesi olup kendimce cevaplar aradım.
Aşk.. Tabiri caizse iki ucu kakalı değnek. Ne olursa olsun sonu acıtacak. Peki bunu başından göremedik mi? Elbette gördük. Bundan korktuk, kaçtık.. Ama kurtulamadık. Peki bu endişeyi taşımamıza ve etrafımızda onca kötü örneği görmemize rağmen neden kendimizi durdurmadık?
Gelin hep birlikte inceleyelim.
Çünkü biz, sevginin kıymetini ve sevmenin ne kadar güzel olduğunu bilen insanlarız!

Küçük bir klişeyle başlayayım bu maddeye.
Fuzuliye Sormuşlar: Sevmek mi daha güzeldir, sevilmek mi ? diye. Sevmek demiş Fuzuli...Çünkü, sevildiğinden hiçbir zaman emin olamazsın.
Sevmek insanda çok güzel hisleri de canlandırıyor, hiç şüphesiz. Aşık olan insan kıpır kıpırdır. Asla yapamayacağı şeylere işte o dönem cesaret bulabilir. Başarmaya inancı kalmadığı anda 'onun için' düsturu ile sonsuz bir inanç kazanabilir. Hem heyecanlı olur, hem endişeli olur ama ne olursa olsun bu durumdan mutlu olur. Sevdiği insanın gülümsemesi kendisi için en büyük motivasyon kaynağıdır. Peki böyle katkıları varken, biz neden aşktan kaçalım ki?
Sevdiğimiz insan tarafından sevileceğimiz düşüncesi bizi aşka çeken en büyük etkendir!

Düşünsenize, o sevdiğiniz insan da sizi seviyormuş aslında.. Ne kadar hoş bir tesadüf değil mi? Ee ne demişler?
Aşk tesadüfleri sever...
Bu tesadüf ihtimali kalpte büyür, büyür ve o minicik sevgi tohumu kocaman bir aşka dönüşür. Bir de birliktelik olursa ooh, yarıştır dur, en çok ben seviyorum diye!
Hangimiz o "elleme cıss" diye kaçıştırıldığımız sobaya şakk!! diye yapıştırmadık elimizi?

Zararı olan ne varsa hepsi ne zaman cazip gelmedi ki? Zaten yasak olan ne varsa hepsi ufak mutluluklar sonunda büyük zarar veren şeylerdir. Ama aşk, o ufak olan mutluluğu sebebiyle, vereceği büyük zararlara rağmen insanoğlunun yaşamaya karşı koyamadığı şeylerden biridir. Tıpkı çikolata gibi..
Mutluluğu ne kadar kısa sürecek de olsa, geri kalan tüm ömre bedel olacağını düşünürüz!

Evet evet, biliyoruz.. Şu İsviçreli bilim adamları 3 yıllık ömür biçmiş aşka. Ama kimin umrunda ki? O 3 yılda, belki daha azında, belki daha fazlasında yaşayacağımız o yoğun mutluluğu, belki bir ömür boyunca yaşayacağımız mutlulukları toplasak yaşamış sayamayız. Ve sonu hüsranla bitecek de olsa, 3 yıllık sarhoşluğa kendimizi çoktan hazırlamışızdır.
Belki de sadece, nefesimizi kesen bu duygu, mantıklı düşünmemize engel oluyordur..

Aşk toplum tarafından kabul görmüş olan tek deliliktir! Peki kim bile isteye delirir? Bence kimse.. Demek ki işler isteğimize göre ilerlemiyor. Gönül işte, konuyor konacağı yere. Belki de midemizde uçuşan bu kelebekler, kalbimizin fındık patozu gibi pıtpıtpıt diye atışı, gözümüzden çıkan kalpler, vücudumuzda yükselen adrenalin, dopamin, oksitosin ve vazopressin hormonları aklımızın, mantığımızın önüne siyah bir perde çekiyordur. Kim bilir?
Okuduğunuz için teşekkürler..
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar