Merhabalar;
Bu bencede kendimce Aşk'ın nasıl bir his olduğunu anlatmaya çalışacağım.
Not: 18-25 Yaş arası jenerasyon için geçerlidir. :)
1) Flört dönemi

İlişkinin her zaman öyle gideceğini zannettiğiniz dönem. Her şey çok güzel gider. Tatlı cilveleşmeler, uzun iyi geceler ve günaydın mesajları, buluşmaya gün saydığınız o güzel günler. Ah o güzel günler. Adeta aşkın size gösterdiği bir timsah gözyaşıdır. Sizi kandırır ve yavaş yavaş içine çeker. Kendimce ilişkide ki en tehlikeli dönemdir. Çünkü bu ilişkinin bitişindeki hüsranı bu dönemde hazırlarsınız. Sonsuza kadar onunla birlikte olacağınızı zanneder, bütün hayatınızı onun üzerine kurarsınız. Bide zamanla sen değiştin falan derler ya hep. Aslında kimsenin değiştiği falan yok. Gerçek kişilik karşı tarafa flört döneminde gösterilmediği için zaman geçtikçe böyle buhranlar yaşarsınız. Sizin tanıdığınız kişi karşınızdaki gerçek kişi değildir. Bu dönemde kafanızda kurduğunuz erkek/kadın profilini aşık olduğunuzu zannettiğiniz suratların içine yerleştirip hayatınızdaki mükemmel şahsı oluşturursunuz. Yani aslında bir nevi şizofreni ye benzer. Ve o güzel günler akıp gider..
2) İlişki dönemi

Flört dönemini olumlu bir şekilde atlatıp, sevgili olma dönemine geçtiğiniz aşama. Flört dönemi kadar güzel ve tatlı olmasa da bu döneminde kendine göre ayrıcalıkları var. İlk el ele tutuşma, ilk öpüşme, ilk yiyişme... Her şeyin ilk aşamasını yaşadığınız bu dönemde beyninizin içini muhteşem anılarınızla doldurursunuz. Fotoğraflar çeker güzel anılar yaşarsınız. Birbirinize karşı olan kibarlıklarınız bu dönemde de devam eder. Aradan bir kaç ay geçip enseye şaplak pozisyonuna gelene kadar her şey güzel bir şekilde devam eder. Ondan sonra ufak tefek kavgalar başlar. Sonra bu kavgalar büyür ve devasa sorunlara dönüşür. İşte flört döneminde anlattığım ben seni tanıyamadımlar bu kavgalarla duyulan seslerdir.
3) Sahip çıkma yalanı ve kavgalar

Genelde ilişkilerde erkekler tarafından söylenir. Ama iki tarafta bu yalanı gerçekleştirir. Önce he rşey karşı cinsten olan kankalarla görüşmeyi yasaklayarak başlar. Ne kadar süredir arkadaş olduğu fark etmeksizin potansiyel olarak en büyük tehlike onlar görülür. İşte bu hareket ilişkiyi bitirecek olan bir kanserin başlangıcıdır. Çünkü bu kanser devamında size dışarı çıkmayı yasaklar. Arkadaşlarla vakit geçirmeyi yasaklar. Girdiğiniz bir ortamda erkek/kadın var mı sorularını başlatan hareket bu harekettir. Bir yere gitmek istemeniz talebine karşılık olarak red yanıtı alırsınız. (Neden izin alıyorsanız o da saçma.) Kişileri çirkefleştiren asıl yüzlerini gösteren kavgalar hep bu şekilde başlar. Sizin koruma, sahiplenme adını verdiğiniz bu kanser size ilk günlerinizi mumla aratır. Ama nafile. Hastalık aşkınızı sarmıştır bir kere. Bu dönemde erkek/kadınlarla görüşmeyi yasaklamanın en büyük bahanesi "Ben sana güveniyorum, onlara güvenmiyorum." dur. Karşısındakine güvenen kişi ona ne yapması gerektiğini emretmez. Onun hayatına karışmaz. Çünkü bilir ki güvendiği kişi ona yanlış yapmaz. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilir. Gerçek güven bu şekildedir. Karşı tarafın hayatını kapalı ceza evine çevirerek, onu asosyal yaparak güvenilmez. Bu sizin kendinize yaptığınız en büyük ihanettir. Gel zaman git zaman kavgalar büyür büyür ve artık taraflardan biri pes eder. İşte o zaman AŞK'ın devri kapanır ve hayatın gerçek yüzünü görürsünüz.
4) Hiç olmayacağını zannettiğiniz ayrılık

Taraflardan biri pes ettikten sonra başlayan bu dönem bence AŞK'ın en güzel dönemidir. Çünkü bu dönem insan hayatına değer katar. Sizin için bir nevi milat gibi olur. Hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlarsınız. Size söylenen "Seni asla bırakmayacağım" sözleri yalan çıktığı için insanlara olan güveniniz de sarsılmıştır. Hiç kimseye güvenmezsiniz. Dinlediğiniz şarkılar anlam kazanır. Şarkının duygusunu çok güzel bir şekilde hissedebilir hatta o şarkıyı defalarca dinleyebilirsiniz. Bu dönemde olan etrafınızdaki arkadaşlarınıza olur. Eğer en yakın arkadaşınız karşı cinstense ve siz ona ilişkiniz sırasında yol verdiyseniz gözleriniz ilk olarak onu arar. Sürekli arkadaşlarınızı arayıp, onlarla buluşup, onlara aşkınızı ve hissettiklerinizi günlerce bıkmadan anlatırsınız. Onlar ise bıkmalarına rağmen sizi pes etmeden dinleyen sesini çıkarmayan size katlanan gerçek dostlarınızdır. Onların değerini bilin :)
5) Diriliş dönemi

Yavaş yavaş normalleşmeye başladığınız bu dönemde artık hayatınızı ufakta olsa bir düzene sokmuş sayılırsınız. İnsanlara olan nefretiniz biraz azalır ve yeni başlangıçlara yeşil ışık yakarsınız. Eğer aşk acısı çekerken acınızı hafifletmek için biraz kafanızı kullanıp kendinize sanat dalında bir meşgale bulduysanız bu döneme elinizde bir yetenek tutarak dolu dolu girersiniz. O yetenek sizi sosyalleştiren en büyük sebeplerden biri olur. Artık bir ilişki konusunda daha tecrübelisinizdir. Tekrar eski hatalarınıza düşmezseniz güzel bir ilişki sahibi olursunuz. Belki ilk aşkınız kadar olmaz ama illaki onu da seversiniz. Artık seni asla bırakmayacağım yalanlarına karnınız toktur ve olgunlaşmışsınızdır. Acısını kabullenemediğin bir aşka da başlamazsınız.
Bilmelisiniz ki aşk acısıyla güzeldir.
Dipnot: Unutmayın ki bir taraf her zaman daha az seven taraftır. Eğer ilişkide en çok fedakarlık yapan kişi sizseniz hiç düşünmeden ondan kurtulun. Aşk hayatı paylaşmaktır. Bencil insan aşkı hak etmez ve finalde üzülen yine siz olursunuz.
Hoşçakalın :)
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
2Cevap
Aşk uzun bir macera..
Gercekten guzel yazi
Kendi cinsiyetinde ilk cevabı sen paylaş ve
1 Xper puan fazladan kazan!