Darbeci Generalin Hayali: Türkiye'nin bir Otomobili Olmalı

1960 askeri darbesinin ısmarlama lideri Orgeneral Cemal Gürsel Avrupadaki otomobil sektörüne bakarak bizim de bir yerli otomobilimiz olmalı diyor ve buna yönelik bir çalışma başlatılıyordu. Bu amaçla oluşturulan 17 kişilik bir ekip Eskişehir Tülomsaş fabrikaları içinde ilk yerli otomobilin tasarım çalışmalarına başladı. Koyulan hedef süre 130 gün olduğuna bakılırsa aslında bir otomobil üretilmemesi için çabalayan bürokrasiyi görmemek mümkün değildi.

Kurulan ekip ilk motoru yapana kadar oldukça uzun bir zaman harcadı. Chevrolet otomobillerde kullanılan 4.200 cc hacminde, 100 beygir gücündeki 8 silindirli sıralı motoru referans alınarak 2.100 cc hacminde 4 silindirli bir motor yapıldı. O zamanlar 3 vites olan Chevrolet'ten farklı olmak üzere 4 vitesli bir de şanzıman tasarımı yapıldı. Bu sayede hem daha fazla hız, hem de yakıt tasarrufu sağlanması hedeflenmişti.
Benzersiz Kasa Tasarımına Önem Veriliyor

Kasa tasarımı üzerinde çalışılırken o dönemde üretilen arabaların fotoğraflarına bakılarak onlardan tamamen farklı bir görüntü elde etmek üzere çalışılıyor. Buna ilave olarak bir adet motor üretilip masa üzerinde test edilmeye başlanıyor. 130 günlük süre neredeyse yarıya gelmişken Ankara 'daki bürokratlar cumhurbaşkanının Cumhuriyet bayramı törenlerine 2 adet otomobil istediği bilgisini ilettiler ki hedef yine bu işin başarısız olmasıydı. Acaba Cemal Aga'nın gerçekten böyle bir arzusu var mıydı bunu da bilmiyoruz. Çünkü sözlü olarak iletilen bir talimat söz konusuydu ve ekipten hiç kimse cumhurbaşkanını arayıp siz iki tane mi otomobil istediniz diye de soramazdı.
Türk mühendisleri azmi Çapsiz Bürokratları delirtiyor

Önce Kağıt üzerinde tasarlanıp ölçülendirilmiş otomobilin kaporta parçalarını şekillendirmek üzere birkaç heykeltıraş görevlendirildi ve mermerden kaporta kalıpları yapıldı. Sonra otomobilin kaporta parçalarını şekillendirmek üzere kesilen düz sac parçalar bu mermer kalıplar üzerinde çekiçlerle tek tek şekillendirildi.

Çünkü ne bu işi yapacak metal kalıp ve preslere harcanacak milyon dolarlar vardı, ne de onu bekleyecek zaman. Sonuçta 130 günlük sürenin içerisine 2 otomobil üretimi sığdırıldı. 17 kişilik tasarım ekibi neredeyse günlük 4 saat uyku, 20 saat mesai yaptı, dinlenmeden çalıştı. Doğal olarak da bu başarı Ankara 'daki bürokrasiyi kızdırdı.
Test Sürüşü Yapılıyor

23 Ekim 1961 günü Devrim ilk deneme sürüşüne çıkarılıyordu. 5 gün sonra Cumhuriyet bayramı törenlerine gitmeden önce son dokunuşlar yapılacaktı. Yapılan deneme sürüşünde bir sorun görülmedi. Görüntülerin basına sızmaması için deneme sürüşleri Eskişehir Tülomsaş fabrika arazisi içinde yapıldı, şehir trafiğine çıkılmadı. İç tasarım da gayet hoş olmuştu. Zamanın Chevy modellerinde olduğu gibi simetrik bir görüntü vardı. Yeşil-beyaz renk kombiniyle göze hitap eden güzel bir çalışma olmuştu. Kokpitindeki göstergeleri türkçe olan dünyadaki ilk ve tek otomobil DEVRİM'di.
DEVRİM Ankara'ya Gidiyor

28 Ekim 1961 gecesi DEVRİM otomobilleri trene yüklenerek Ankara 'ya doğru yola çıktı. İki arabadan biri beyaz, diğeri siyahtı. Boyaların parlak görünmesi için pasta-cila işleminin trende yapılmasına karar veriliyor ve aslında ne oluyorsa burada oluyor. Kimden çıktığı bilinmeyen bir emirle yangın riskine karşı arabaların benzin depoları boşaltılıyor. Bir araba tren vagonunda nakledilirken neden benzin deposu boşaltılsın? Ama boşaltılıyor.
29 Ekim sabahı: DEVRİM Yolda Kalıyor

DEVRİM arabaları Ankara garında trenden indiriliyor ve hemen Cumhurbaşkanının bineceği söylenerek TBMM binası önüne getiriliyor. Bu esnada ekip ilk yapılan beyaz arabaya benzin koyuyor ama cumhurbaşkanlığı yaveri Makam aracı siyah olur diyerek onu cumhurbaşkanının önüne çektiriyor. Ama Siyah arabaya henüz benzin konmamıştır. Ekiptekiler cumhurbaşkanını beyaz arabaya bindirmek istese de kimseye dert anlatamıyorlar.

Ardından Cemal Aga'nın bindiği siyah araba hareket ediyor, 500 metre gitmeden benzin bittiği için araba yolda kalıyor. Bunun üzerine meşhur sözünü söylüyor: Garp kafasıyla arabayı yaptınız ama şark kafasıyla benzin koymayı unuttunuz. Ertesi gün bütün basın DEVRİM'e savaş açmıştı. Cemal aganın bindiği arabanın başarısı değil yolda kalan DEVRİM afişe ediliyor, yerden yere vuruluyordu. DEVRİM'i destekleyip öven gazeteler de vardı ama azınlıktaydı. Bu otomobil 4 silindirli 2100 cc motoru, 50 beygir gücünde ve 4 vitesli şanzımanıyla 134 km azami hıza çıkabiliyordu.
Devrim'de Tekrar Gaza ve Tekrar Frene Basılıyor

DEVRİM'i yapan ekip ertesi hafta dağıtılıyor ve herkes asli görevlerine dönüyordu. Bu esnada Cumhurbaşkanı Cemal Aga Siyah DEVRİM'i makam aracı olarak kullanmaya başlamış, beyaz Devrim ise Eskişehir'e geri gönderilmişti. Cemal Aga'nın emriyle iki otomobil daha yapılması talimatı ile 4 ay sonra ekip yeniden toplandı. İki tane daha DEVRİM yapıldı.

Bunlara ilave olarak toplam 5 adet daha motor yapıldı. Test edilmemiş olsa da bu motorlar yapılan geliştirme çalışmalarıyla ikisi 60 beygir, bir tanesi de 70 beygir gücünde olacağı hesap edilmişti. Yeni üretilen DEVRİM'ler de beyaza boyandı. Yine Tülomsaş fabrika arazisinde deneme sürüşleri yapılmaya başlandı.
DEVRİM'in Sonu:

1962 yılının sonuna doğru Cumhurbaşkanı 1 yıldır makam aracı olarak kullandığı DEVRİM'i bırakıp Mercedes'e binmeye başlıyor ve bu devrim de Eskişehir'e gönderiliyordu. Yeni yapılan iki arabanın seri üretime geçilmek için hazırlık mahiyetinde olduğunu düşünen ekip üretim dökümantasyon ve optimizasyon çalışmalarına başlamıştı ki, Ankara 'dan gelen bir telefonla ekibin dağıtıldığı ve Devrim'e son verildiği bildirildi.

Bu karar Cumhurbaşkanının mı, bir işgüzar bürokratın mı bilemiyoruz. Ortada yazılı bir emir yok çünkü. Sonrasında nasıl oluyorsa Tülomsaş'ın garajlarında bekleyen 4 devrimden bir tanesi çalınıyor. Devletin fabrikasından koca araba çalınıp da izi bulunamayınca klasik bir yönteme baş vuruluyor. 4 arabadan ikisinin durduğu garajda bir yangın çıkarılıyor ve iki tane DEVRİM'in yanarak hurdaya çıktığı duyuruluyor. 1963 yılında kalan ilk iki DEVRİM'den siyah olanın hurdaya satılması, beyaz olanın ise hatıra olarak Tülomsaş fabrikalarında muhafaza altına alınması kararlaştırılıyor ve DEVRİM sona eriyordu.

Şahsi Görüşlerim

Devrim projesi devam ettirilseydi ne olurdu diye düşündüğümde iki görüntü ön plana çıkıyor: Bunlar bilgisayar ortamında yapılan modifikasyon resimleri. Bugün Rolls Royce gibi lüks bir makam aracına dönüştürülebilirdi. Ya da üzeri açık tören arabasına dönüştürülebilirdi. Zamanına göre gerçekten güzel bir tasarımdı DEVRİM.Yine bu otomobilden roadster ve amerikan kamyonetleri GMC, RAM gibi 4X4 çift kabin SUV modeller de türetilebilirdi. Bir ülkenin kötü de olsa bir araba tasarımının olması hiç olmamasından daha iyidir. Keşke devam etseydi diyorum. Kaldı ki DEVRİM iyi bir tasarımdı bence.

Bir de eleştirim.
Daha önceki bencelerimde görüleceği gibi 1950'lerden 1970'lere kadar gelen süreçte gerek batı gerekse doğu bloku ülkeleri halkına hafif, ucuz ve ekonomik otomobiller yapılması için talimat verilirken amaç halkı ucuz yoldan otomobil sahibi yapıp mutlu etmekti. Keşke bizde de bir makam otomobili yerine Renault 4L, Syrena, Trabant, Mini, Citroen 2CV gibi hafif, ucuz, halkın kolayca alabileceği bir otomobil çalışması yapılmış olsaydı demekten de kendimi alamıyorum. Çünkü o günün şartlarında Avrupa 400-800 cc motorlu 500-700 kg ağırlıkta hafif ve ucuz otomobiller yaparken 2100 cc motorlu 1300 kg ağırlıkta bir otomobil halka değil sadece çok zengin kesime hitap edebilecekti.

Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar