ÖRNEK : Bu esnada kalabalık içinden özellikle düşmanları, fırsat bu fırsat diye Hallac-ı Mansur’a taşlar atarlar. Hallac-ı Mansur bunlara ah bile demez hatta tebessüm eder, ama dostu Şibli ağlayarak kırmızı bir gül atınca Hallac-ı Mansur inler ve şöyle der: “Taş atanlar avam takımı, bilmiyorlar, halden anlamazlar. Onların taşı bizi incitmez ama halden anlayan bir dostun attığı gül bile bizi incitti, canımızı acıttı.”
İnsan hayata daha çok dostlarıyla, sevdikleriyle tutunur. Sevinçlerini onlarla paylaşarak arttırırken, acılarını hüzünlerini yine onlarla paylaşarak azaltır. Kişi, tanımadığı kimselerden bir kötülük, bir haksızlık gördüğünde çok incinmez, en azından hayal kırıklığına uğramaz ama dostundan gördüğü küçük bir eziyete bile katlanması çok zor olur.
Oncelikle sevdiğim kişiden sogumak için bahane bulmaya çalışmam benim için saçma bir olay. Şöyle, eğer bana bir yanlışı olursa bahane bulmaya gerek yok direk silerim ve onunla ilgili hiçbir şey kalmaz geriye. Yani bir bahane bulmaya gerek yok diye düşünüyorum.
Bence bahane üretmeye gerek yok. Ben soğuyacak bir olay yaşadığım an suratıma hoşnut olmadığımı anlatan bir ifade yerleşir hemen hiç saklayamam memnuniyetsizligimi. ondan sonrada araya mesafe koyarim ertelerim karşı tarafı sonunda o da anlar geri çekilir
Soğumaya çalışmam ama mecbursam da bahane değil de gerçeklerle soğurum. Herkes bahane bulabilir bunda ne var önemli ve en zoru bence olan gerçekleri görmeye çalışabilmek.
Ya seven insana bunlar fasa fiso. Seven insan her şeyi affeder kaldı ki ondan bundan soğuyacak. Sevmeyen insan da abuk subuk şeylere takılır sogudum bahanesini bulur. Çünkü "Sevenin yanlışı görülmez, sevilmeyenin görüntüsü yanlıştır."
İnsanlardan soğumak için bahane bulmam , bahane arayana da karışamam. Ben bana ancak çok büyük kötülükler yapmışsa o insanlardan uzak dururum. Aksi halde küçük insani hataları gözümde büyütüp pireyi deve yapmam.
En İyi Cevaplar