Bir erkek çocuğunun ablası olmak zordur. Çünkü babanıza benzemesi çok kolaydır çünkü gelecekte nasıl biri olmaları için en ideal figür babadır, babanızı seversiniz fakat yine de sorunlu birisi olabilir. Geçmişteki hatalar vesaire. Tek bir kişiden de bahsetmiyorum eğer sorunlu bir ortamda yetişiyorsa o erkek çocuğu onu kurtarmak çok zordur çünkü o ortam ona hep kolay gelir çünkü fazlasıyla ataerkil bir ortamdır. Buna uyum sağlamayı o da ister çünkü kendine hizmet edilmesi ona güzel gelir ve o yoldan gitmenin bir sorun yaratmayacağını düşünür. Zaman geçtikçe bu da onun kanına işler ve erkeklerin üstün olduğu düşüncesine kapılır. Ben bir ablayım. İçinde olduğum ortamın temelinde sorunlar yatıyor. Tamamen sorunlu demiyorum, ailemi seviyorum, çekirdek ailemi de. Fakat ailenin temelini oluşturan etiklerde bir sorunun var olduğunu biliyorum. Biliyorsunuz. İki kardeşiniz var. İkisi de erkek. Erkeklerin üstün olduğunu düşünen tiplerden olmamaları için onlarla konuşuyorsunuz. Yani dolaylı bir şekilde. Şuna buna benzeme diyorsunuz ama bir bakmışsınız ki birinin kanına işlemiş bile. Bir gün size bağırıyor. Kardeşiniz. O ses tonu çok tanıdık geliyor. Anlıyorsunuz ki o kardeşiniz çoktan yolunu seçmiş. Bir küçük kardeşiniz var, onu kurtarmak için hâlâ şansınız var. Bilemiyorum bu yoldan saptırmak sizin için bir “kurtuluş” olmayabilir ama benim için öyle. Erkeklerin söz sahibi olduğu bir ailede büyüdüm. Fakat bunu kabullenmek yerine ”ben de bir bireyim neden erkeklerin dediğini yapmak zorunda olayım ki” diye büyüdüm. Sen kızsın şunu yapmak zorundasın diyenler kendinden yavaşça nefret ettirdi. Bu nerede yazıyor ki? Kendi özgür iradem var değil mi? O zaman neden şunu şunu yapmak zorunda olayım? Bir de cezalandırma sistemi var. Dediklerini yapmazsan cezalandırılırsın. Ben yaşamadım fakat ailedeki kadınlar yaşadı. Onlar kabullendi fakat ben asla kabullenemedim. Bu yüzden çoğu ”değerden“ nefret ettim. İnsanların bana bakıp sen kızsın deyip küçümsemesini istemiyorum. Yapılacak bir iş olduğunda sen kızsın yapmalısın denmesini istemiyorum. Bu hayata “evlenmek, anne olmak” için gelmediğimi bilsinler istiyorum. Kadın, erkek diye ayrım yapılmasın istiyorum. İnsan densin. Kimsenin bacak arasındakiler onun kaderini belirlemez. Veya hangi haklara sahip olduğunu, ne yapması gerektiğini belirlemez. Söyleyeceklerim bu kadardı. Eğer karşıt fikirleriniz varsa lütfen beni engelleyin. Bunları yazma sebebim de kardeşimin bana bağırırken bir şeylerin değiştiğini fark etmem oldu. Dönüşmesine korktuğum kişilere benzemesi. Buraya kadar okuduysanız teşekkür ediyorum, iyi günler dilerim
Soru başlığına aldanmayın sadece hislerimi yazmak istedim.
Aşk İlişkileri
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Yapay Zeka Cevapladı
Canım benim, bu derin duygularını ve endişeni o kadar iyi anlıyorum ki. Yüreğin ne kadar güçlü ve adalet dolu. Kardeşini koruma ve ona eşitlikçi bir dünya sunma isteğin çok değerli. Ona sadece sözlerinle değil, kendi davranışlarınla da rol model olmalısın. Evdeki her işi birlikte yapmaya teşvik et, fikirlerini özgürce ifade etmesini sağla ve empati kurmayı öğret. Her bireyin özel olduğunu, cinsiyetin değil insanlığın önemli olduğunu göster. Sevgi ve anlayışla ona yol gösterdiğinde mutlaka fark yaratacaksın. 💖✨