Erkeklerin böyle düşündüğünü görünce ben de evlilikten soğuyorum çünkü. Kimsenin hapishane gardiyanı olma merakım yok.
5 gü
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer Erkeklerin böyle düşündüğünü görünce ben de evlilikten soğuyorum çünkü. Kimsenin hapishane gardiyanı olma merakım yok.
Evet, erkekler evliliği ciddi anlamda hapis olarak bakıyor. Erkeklerin evliliği bir hapishane gibi bakmasının sebebi modern evlilik kurumunun erkeğin sırtına yüklediği asimetrik yükümlülükler ve özgürlük kısıtlamalarıdır.
Gerçekçi olalım: Bugün bir erkek evlendiği an, toplum ve partneri tarafından adeta bir finansör ve problem çözücü robot olarak kodlanıyor. Düğün masrafından ev eşyasına, balayından altınlara kadar her şey erkeğin bütçesine yıkılıyor. Erkek tüm bu maddi yükün altına girip gecesini gündüzüne katarak çalışırken karşılığında ne alıyor? En ufak bir arkadaş buluşmasında, haftada bir halı saha maçına gitmek istediğinde ya da bilgisayar başında iki saat yalnız kalmak istediğinde dırdırla, surat asmayla ve benimle ilgilenmiyorsun tribiyle karşılaşıyor. Erkekler işte tam olarak bu yüzden evliliği bir hapishane olarak görüyor. Çünkü her faturayı ödeyen, tüm sorumluluğu alan kendisiyken; kendi hayatı, hobileri ve arkadaşları üzerinde söz hakkı kalmayan yine kendisi oluyor.
Üstelik işin hukuki boyutuna hiç girmiyorlar bile. Bugün evlilik yasaları ve boşanma süreçleri tamamen erkeğin aleyhine işliyor. 2-3 yıl süren bir evliliğin ardından, ömür boyu süren süresiz nafaka borçları, mal paylaşımındaki adaletsizlikler ve çocuğunu görme hakkının bile kadının inisiyatifine kalması gibi riskler varken erkekler neden bu kumarı oynasın? Sorumluluğun %100 kendisinde olduğu, ama hakların ve özgürlüklerin sıfırlandığı bir sözleşmeye dönüştü.
Erkekler aslında sadık kalmaktan da korkmuyor. Erkekler, sevgisinin ve emeğinin karşılığında hayatının kontrolünü tamamen kaybetmekten, evlendiği kadının bitmek bilmeyen taleplerini karşılayan bir köleye dönüşmekten korkuyor. Siz gardiyan olmak istemiyorsanız önce erkeğin hayatını, alanını ve haklarını kısıtlamayı bir hak olarak görmekten vazgeçmelisiniz.
Evlilik erkekler için hep hapishaneydi. Günümüzde dediğin durumlar artmış olsa da evlenmek için eskisi kadar baskı da görmüyorsunuz.
Olayı eskiden de böyleydi diyerek basitleştiremezsiniz, çünkü arada dağlar kadar fark var. Eskiden evlilik erkek için bir hapishane değil, sığınaktı. Erkek dışarıda hayat mücadelesi verip eve geldiğinde huzur bulacağını, saygı göreceğini bilir ve o yükü seve seve sırtlardı. Bakın tırnak için de belirtiyorum: "Seve seve" Bugün ise erkek daha evlenmeden borç batağına saplanıyor, evlendikten sonra da evde bir hayat ortağı değil, sürekli memnuniyetsiz bir denetmen gibi buluyor. Erkekler evliliği artık hapishane gibi görüyor çünkü içeride huzur kalmadı.
Artık evlenmek için baskı da görmüyorsunuz diyerek durumu hafifletmeye çalışmışsınız ama asıl gerçeği kaçırmışsınız. Erkekler üzerlerindeki toplumsal baskı kalktığı için değil, gördükleri manzara karşısında akıllandıkları için evlilikten uzaklaşıyorlar. Çevresindeki evli erkeklerin nasıl tükendiğini, saçının sakalının nasıl ağardığını, haftada bir saatlik halı saha maçı için bile evde nasıl izin koparmaya çalıştığını gören her erkek doğal olarak ben bu hayata niye ortak olayım diyor.
Bugün bir erkeğin evlenmesi demek; tüm maddi birikimini, gençliğini ve emeğini ortaya koyup, karşılığında sürekli kısıtlanan bir özgürlük, dırdır ve en ufak bir sarsıntıda ömür boyu nafaka ödeme riski satın alması demektir. Erkekler artık bu mantıksız kumar masasına oturmak istemiyor. Baskı görmediğimiz için değil; sorumluluğun %100 erkekte, keyfin ve hakların ise tamamen karşı tarafta olduğu bu asimetrik düzeni kabul etmediğimiz için evlenmiyoruz. Yani mesele gardiyan olmanız değil, bizim artık kendimizi gönüllü olarak mahkum etmeyecek kadar gözümüzün açılmış olması.
Çok uzun yazmışsın insan bari paragrafa ayırır.
Evliliği hapishane olarak görüyorsunuz işte. Mesele kadınların beklentileri filan da değil sizin belli bir yaşa kadar evlilik sorumluluğunu almak ve tek kadınla yaşamak istememeniz. Eskiden de öyleydiniz. Bekarlık sultanlık lafını biz uydurmadık.
Eee olabilir? Sonuçta o söz çapkınlık yapmak için değil; erkeğin kendi kazandığı parayı kendi huzuru için harcayabilmesi ve evdeki bitmek bilmeyen taleplerden uzak durabilmesi için söylenmiş bir söz o. Yani o zaman da mesele sorumluluktan kaçmak değil, gereksiz yüklerden kaçmaktır.
Olayı erkekler tek kadınla yaşamak istemiyor demen, erkek psikolojisinden ne kadar uzak olduğunu gösteriyor zaten. Erkekler tek bir kadınla ömür boyu yaşamaktan korkmuyor. Erkekler zor gününde yanında durmayan, sürekli talep eden ama hiçbir sorumluluk almayan yanlış bir kadınla ömrünü heba etmekten korkuyor.
Sadakat ve sorumluluk, karşılığında huzur ve saygı gördüğün zaman anlamlıdır onlar için. Siz erkeğe hapishane hayatı sunup, sonra da niye kaçıyorsunuz diyemezsiniz.
Ya yine boşuna gevelemişsin.
Günümüzde erkeklerin sorumluluklarını paylaşan eşitlikten yana kadınlar çoğalmasına rağmen evlilikten daha fazla kaçmaya başladınız. Eskisi gibi tek maaşla ev geçindirme derdiniz yok. Çalışan kadın istediğiniz için kimse sizi suçlamaz tam aksine ev hanımı olmak isteyen kadın daha çok linçleniyor. Lüks düşkünü bir kadın kitlesi olabilir ama onların zaten sizinle işi yok. Sosyal medya bir o kadar da sizin beyninizi sulandırdı ve doyumsuz hale getirdi. Sizden hiçbir şey beklemeyen kız bulsanız yine evliliği hapishane olarak göreceksiniz. O yüzden onu bunu bahane etme.
Neyi boşuna geveliyorum? Görünen köy kılavuz istemez. Asıl sen gözünün önündeki gerçeği görmemek için kırk takla atıyorsun. Bir intihar oranlarına bak bakalım şu zamana kadar yüzde kaçı hangi cinsiyet intiharla sonuçlanıyor gör.
Kadınlar da çalışıyor, yükünüz azaldı masalını geçeceksin. Çalışan kadınların artması, erkeğin üzerindeki yükün azaldığı anlamına gelmiyor çünkü sistem ve yasalar hâlâ erkeği tek taraflı cezalandırmak üzerine kurulu. Bugün hiçbir şey istemeyen bir kadınla evlensen bile, yarın boşanmak istediğinde o eşitlikçi kadınların birçoğu mahkemede süresiz nafaka ve mal paylaşımı için erkeğin ceketine kadar almakta hiçbir beis görmüyor. Sosyal medyanın beynini sulandırdığı ve insanları doyumsuz hale getirdiği doğru olsa da bunu sadece erkeklere yıkman doğru değil. Bunu yapan kadınlar da var. Flört uygulamalarında veya Instagram’da sürekli daha yakışıklısını, daha zenginini, daha lüks yaşayanını arayıp, bulduğu an sevgilisini yarı yolda bırakan kadın ordusunu görmezden gelemezsin. Erkekler doyumsuz olduğu için değil, kadınların bu anlık sadakatsizliklerinden ve güvensizliğinden yorulduğu için evlilikten kaçıyor.
Sizden hiçbir şey beklemeyen kız bulsanız yine kaçarsınız diyorsun ya yanılıyorsun. Zor gününde paran olunca görüşürüz demeyecek, hayatı gerçekten paylaşacak samimi bir kadın arıyor. Ama siz hem modern dünyanın ekonomik özgürlük haklarını sonuna kadar kullanıp hem de iş ciddiyete binince erkek dediğin bakmalı zihniyetine sığındığınız için erkekler de haklı olarak bu iki yüzlü oyuna dahil olmak istemiyor.
Sonuçta aklı başında hiçbir erkek; hem modern dünyanın getirdiği ortak finansal yükümlülükleri sırtlayıp hem de evliliğin içinde geleneksel bir finansör ve problem çözücü robot gibi muamele göreceği, üstelik en ufak bir fikir ayrılığında ya da boşanma aşamasında ömür boyu nafaka borçlarıyla tüm hayatının emeğini, birikimini ve huzurunu kaybetme riskiyle baş başa kalacağı böyle tek taraflı, adaletsiz bir sözleşmeye gönüllü olarak imza atmaz.
Aynı şeyleri yazmaktan yorulmadın mı?
Evet çünkü haklıyım. Ben erkekler evliliği hapishane olarak görüyor dediğimde senin neden hapishane olarak gördüğünüze dair argümanlar sunman beni haksız yapmaz. Tam aksine dediğimi doğrular. Senin neden hapishane olarak gördüğün senin sorunun benim değil. İster beklentisi yüksek kadınları ortaya koy ister standart sorumlulukları bile almak yerine bekar takılma isteğini ortaya koy farketmez.
Evet, aynen öyle bakıyorum. Kendi hayatımı, emeğimi ve huzurumu bu bencil zihniyete ve adaletsiz bir sisteme teslim etmek benim için tam anlamıyla bir hapishane.
Bunu kabul etmem seni haklı çıkarmıyor, sadece benim kendimi feda edecek kadar saf olmadığımı gösteriyor. Bu benim sorunumsa o zaman siz de sürekli evlenecek düzgün erkek kalmadı, erkekler sorumluluktan kaçıyor diye şikayet edip durmayı bırakın. Madem sorun benim ve benim gibi düşünenlerin sorunu o zaman kapısını kilitlemek istediğiniz o boş hücrelerin önünde beklemekten vazgeçin. :)
3 ay öncesine kadar nişanlıydım bazı sebeplerden nişan bozuldu artık bekarım ve çok daha mutluyum bir erkek kör kütük aşık olmadığı bir kızla evlilik yoluna girmemelidir. Benimki biraz sevgi biraz mantık hamlesiydi ama işin içine mantık girince olmuyor şu an kendimi çok özgür hissediyorum
Sırf mantık üzerine olmaz zaten. Çünkü mantık dediğin nokta sandığın kadar mantıklı olmayabilir. Karşı taraf için de ayıp yani.
Sevgili NoluyooFuat, bu düşünceyi duyunca evlilikten soğuman çok doğal. Ama inan ki evlilik bir hapishane değil, aksine iki kişinin birbirine destek olduğu, birlikte büyüdüğü bir yolculuktur. Benim eşimle 25 yıldır süren mutlu bir evliliğimiz var, ikimiz de kendimizi hiç kısıtlanmış hissetmedik. Önemli olan doğru partneri bulmak ve birbirinize özgürce alan tanımak. Güzel bir paylaşım alanı olabilir. 🤗💖
Cevap
7Cevap
Herkesin kafası farklı bence. Sadakatli olgun bir beyine sahip olmayan evlenmesin zaten
Bir bekar olarak benim hissettiğim, evlilik kurumu eğer maddi imkanların yoksa mecburiyet ve kölelik kurumu görüntüsü veriyor
Evlenmek ne biliyor musun sen o kadını bir kere s iki yorsun. O kadın tüm hayatını si ki yor evlenince
Ama hapishane gibi oluyor cunku kadin erkegin tek dunyasinin kendisi olmasini istiyor
Erkekten erkeğe değişir
herkes öyle görmüyor
Evet çünkü öyle hapishane
Vay Fuat abim
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?