Bir kalp neden en çok kendine ağır gelir?

İnsan, dünyanın yükünü taşırken yorulmaz aslında. Onu asıl yoran; içine gömdüğü cümlelerdir. Söyleyemediği "Seni seviyorum"lar, yetişemediği vedalar, geri alamadığı zamanlar...

Kalp, başkasının yükünü taşımaya alışır da kendi yükünü taşımaya bir türlü alışamaz.

Çünkü insan, en acı hesabı kendisiyle görür.

Herkes seni affetse bile sen kendini affedemiyorsan, içinde hiç bitmeyen bir mahkeme kurulur. Her gece aynı dava görülür, aynı deliller ortaya konur, aynı sorular sorulur.

"Ya biraz daha sabretseydim?"

"Ya son kez daha sıkı sarılsaydım?"

"Ya o gün farklı davransaydım?"

Cevabı olmayan sorular, zamanla kalbin en ağır zincirine dönüşür.

Oysa hayatın en büyük gerçeği şudur:

İnsan, değiştirebildiklerinden değil; değiştiremediklerinden yorulur.

Bazı ayrılıklar vardır ki hiçbir hazırlığı yoktur. Bir sabah uyanırsın ve hayat, senden en değerli parçanı sessizce alıp götürmüştür. O günden sonra takvim yaprakları değişir ama insanın içindeki mevsim değişmez.

Herkes "Zaman her şeyin ilacıdır." der.

Hayır...

Zaman hiçbir şeyi iyileştirmez.

Zaman sadece acıyla yaşamayı öğretir.

Çünkü sevgi unutulmaz. Gerçek sevgi, yoklukla eksilmez; sessizlikte daha çok büyür. Giden, bedeniyle gider. Ama sesi, gülüşü, kokusu ve bıraktığı izler kalbin en tenha köşesinde yaşamaya devam eder.

İnsan bazen bir mezarı değil, yarım kalan bir ömrü ziyaret eder.

Bir hayali...

Bir duayı...

Bir "Biz" olabilme ihtimalini...

Belki de bu yüzden kalp en çok kendine ağır gelir.

Çünkü dışarıdan güçlü görünen insan, geceleri kendi yalnızlığına yenilir. Gündüz herkese umut dağıtırken, gece kendi karanlığında sessizce dağılır.

Kimse bilmez.

Bazı gözyaşları gözlerden değil, insanın ömründen akar.

Sonra anlıyorsun ki...

Acının karşıtı mutluluk değildir.

Acının karşıtı, kabulleniştir.

İnsan, kaybettiğini geri getiremeyeceğini anladığında değil; onun yokluğuyla yaşamayı öğrendiğinde olgunlaşır.

Belki de "Kül olmadan kul olunmaz." sözü tam da bunun içindir.

Bazı yangınlar seni yok etmek için değil, içindeki kibri, öfkeyi ve dünyaya ait sandığın her şeyi yakıp geriye sadece hakikati bırakmak için gelir.

Ve hakikat şudur:

İnsan, sevdiklerini kaybetmez.

Onları kalbine emanet eder.

O yüzden bazı kalpler ağırdır.

Çünkü içinde sadece bir insanı değil; yarım kalmış duaları, söylenememiş cümleleri, gerçekleşememiş hayalleri ve ömrünün en güzel hatıralarını taşır.

İşte bu yüzden bir kalp, en çok kendine ağır gelir.

Çünkü onu yoran sevgi değildir.

Yarım kalan sevgidir.

Onu yoran özlem değildir.

Kavuşamayacağını bile bile sevmeye devam etmektir.

Ve insan, bazen bütün hayatı boyunca tek bir kişiyi değil...

O kişiyle birlikte toprağa gömdüğü kendisini özler.

Bir kalp neden en çok kendine ağır gelir?
Cevapla