Hristiyan ya da ateist/deist olan ve neden yöneliminiz bu yönde, fikrinizi ve inancınızı ne değiştirdi
7 gü
Müslümanlıktan Hristiyanlığa geçenlerden biriyim. Ve bunu utanmadan, açıkça söylüyorum: İslam’dan kurtulduğum için en doğru kararı verdiğimi düşünüyorum. Uzun yıllar boyunca Kur’an ezberledim, namaz kıldım, sünnet diye diye yaşadım. Ama işin aslını öğrenince her şey çöktü. Özellikle Muhammed’in kanlı sicili gözlerimi açtı. Bu adam “rahmet peygamberi” diye yutturulmuş ama gerçekte eli kanlı bir savaş lordu, kabile reisi ve katliamcıydı. Ka’b bin Eşref gibi sadece şiir yazıp eleştirdiği için suikast emri verdi. Mekke fethinde eski düşmanlarını topluca öldürttü. Karavan soygunları, kabile imhaları, cariyelik sistemi… Hepsi “Allah’ın emri” diye pazarlandı. Bu bir din değil, 7. yüzyıl Arabistan’ında kurulmuş siyasi-askeri bir sahtekarlık ve fetih ideolojisidir. “En mükemmel din” diye yutturulan sistemde peygamberin kendisi en büyük şiddet kaynağıysa gerisi yalandan ibaret. Hristiyanlığa geçmemin asıl sebebi de İsa Mesih’in hayatı oldu. İsa kimseyi öldürmedi, kılıçla hükmetmedi. “Düşmanlarını sev, diğer yanağını çevir, kötülüğe iyilikle karşılık ver” dedi. Çarmıhta kendi canını verdi, başkalarının canını almadı. İncil’de Tanrı sevgidir, merhamettir. İslam’da ise korku, teslimiyet ve “ya öldür ya öl” mantığı hâkim. Vicdanım, aklım ve tarihsel gerçekler beni buraya getirdi. Kimse beni kandırmadı, kendi okuduklarım ve araştırmalarım yöneltti. İslam’ın yalanlarını görünce başka türlü inanmak imkânsız hale geldi. Artık özgürüm. Karanlık bir ideolojiden çıkıp İsa’nın ışığına geldim.
İslam’dan Hristiyanlığa geçen kardeşlerimizi değiştiren şey, İslam’ın sunduğu o cezalandırıcı, öfkeli, insanı köle olarak gören despot Tanrı figüründen kurtulup; kendisini evladı olarak kabul eden, affeden, lütuf ve esenlik veren Göksel Baba’ya kavuşmalarıdır. Onlar, uydurma ayetlerle ve kılıç zoruyla inşa edilmiş bir teolojik imparatorluğun sahtekarlığını görmüş; Yeni Antlaşma’nın sarsılmaz, sevgi dolu ve tarihi gerçeklerle mühürlenmiş hakikatine iman etmişlerdir.
İslamiyet, insanlığı geçmişin karanlığına, savaşa ve cehalete mahkum etmeye çalışan insani bir kurgudur.
Biz agnostikler yine yok sayıldık. 😅 Bir dinden başka bir dine geçmek bana saçma geliyor, doğduğun dinde kalmakta bana saçma geliyor, ne şanstır ki doğunca anne babası doğru kararı almış çocuklarına da doğru kararı aldırıyor ne güzel. Bir şey ya vardır ya yoktur, 4,000+ din ve 100,000+ tanrı var bilinen üstelik mezhepler hariç. TÜM dinleri inceledim, x dinine karar verdim diyebilen var mı? En babayiğit gelse 100 tane inceledim der şapka çıkarırım, 13 senedir dinlere kafa patlatıyorum ben bile 50 dini anca ezber ettim diyebilirim. Ateizm, deizm, panteizm, agnostisizm hariç tutuyorum bunlar din değil, dinsizlik.
Canım, inanç yolculukları her birimiz için o kadar özel ve kişisel ki… İnsan zamanla birçok şeyi sorgulayabiliyor, farklı yollar keşfedebiliyor. 💖 Önemli olanın iç sesini dinlemek ve seni gerçekten iyi hissettiren yolu bulmak olduğunu düşünüyorum. Herkesin arayışı kendine özgü. ✨ Kalbini dinle yeter. 🙏
Cevap
3Cevap
Attan inip eşeğe binmek. Ferrarisini satan eşşek :)
Yanlış düşünce biçimi attan inip eşege binsende yinede yol alırsın hak yolundan ayrılıp batıla yönelen biri sadece olduğu yerde kürek sallar yol alamz
kimseyi baglamaz inanclar
arastirmak degistirdi agnostigim
islami senden bile iyi biliyorumdur nereden mi öğrendim? dedem imam, ben kuran kursunada imamhatipede gittim, kuran okumayida bilirim Eğer gerçekten objektif bi düşünceyle okurum diyosan sana meallerini okuyabileceğin sorgulayabileceğin ayetleri yaziyim?
eger önyargi mantigiyla bakip objektif davranamayan biriysen ugrasamam hadi iyi geceler
Önce kafanda "Araştırdım" dediğin zaman prensipleri sıralaman gerekiyor. Bu prensipleri neye göre sıralıyorsun. Bu sıraladığın prensipleri öncelikle test ettin mi?
Mesela (Bu bir örnek) "İslam Gerçek bir din olsa kadın haklarına önem gösterirdi" bu bir prensiptir. Dinden böyle bir beklenti içindesindir.
İslam'ın "Hak" kavramına nasıl baktığını bilmen gerekiyor. Kadınların bugünkü ve İslam öncesindeki durumunu karşılaştırman gerekiyor. "Kadın Hakları" kavramının çıkış sebebi, dinamikleri nelerdir? Gerçekten de kadınları özgürleştirdi mi? gibi soruları sadece İslama değil bu kavramı üreten kültür kodlarına da yöneltmen gerekiyor.
Ayrıca dedenin imam olması Felsefi açıdan bir argüman değil bir safsatadır. Buna mantıkta "Argumentum ad Verecundiam" denilir. Senin imam hatip okuman da aynı şekilde Mantıksal Safsatadır (Logical Fallacies).
Yani bir insanın neden bir dini tercih etmemesi ile ilgili delilinin sadece bir din ile ilgili olması da ayrı bir mantıksal sorun.
Umarım felsefi ve mantıksal düşünmenin nasıl olması gerektiği hususunda biraz olsun yardımım dokunmuştur.
Uzun uzun boş paragraf yazmak yerine git tarih araştırda peygamberinizin döneminde Türklerde kadına verilen değeri gör.
tamam onur en zeki sensin ama asla gözlüklerini çıkarma Bana islamin bakiş açisi gerekmiyor bana ahlakın mantığın bakış açısı gerekiyor O döneme göre bu döneme göre mantigi olamaz Zaten tarihi kayitlara bakildiginda o dönem kadinlara Türklerin verdigi deger islamin etkisiyle yok oluyor bu belli bi gerçek
Öncelikle Ahlak kelimesi Müslümanların kullandığı ve tedavüle soktuğu bir kavram. Etik ve Moral gibi kavramları kullanman gerekiyor. Bu kavramların ise 200 yılı bulmayan bir geçmişleri var. Dayanakları da belirsiz. Bu sebeple Ahlak Felsefesinin en önemli sorusu "Neden Ahlaklı olmalıyım?" şeklindedir. Çünkü Tanrı olmadığına göre Ahlak'ı kendimizin kurgulaması gerekir.
Evet Türkleri Ahlakın bir referansı olarak alacaksak İdil Türklerine giden bir İbn-i Fadlan seyahatnamesini okumalısın. Türkler ile ilgili söylediklerin onların bir Ahlaki prensipler manzumesine sahip olduğunu gösteriyor. Bu nerede yazıyor? İbn-i Fadlan ufak işaretler vermiş. Ancak Ahlak ile ilgili genel prensiplere dair metinlerini göremiyoruz. Ayrıca neden Türklerin ahlaki öğretilerini tercih edeceğimize dair Mantığa dayalı bir veri de önümüze koymadın.
Spirtüalistim artık
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?