Kaybettikten sonra anlaşılan yaptıklarının pişmanlığından doğan vicdan azabı. Yoksa anladıklarından değil. Çünkü değer bilen her daim sahip çıkandır. Sevgisini esirgemeyendir. Kadın veya erkek fark etmez. Bir konuya cinsiyet üzerinden bakılıyorsa orada bulanan kim varsa onların insan sanılması rüyada görülen bir sahneden ibarettir.
Ben sahipken değerli bulurum, artık bana ait değilse bir değeri de yoktur benim gözümde. Değersiz bulduğum için bana ait değildir zaten. (Not aitlik kavramını eşyalar üzerinde kullanıyorum, konu insanlar ise hayatıma dahil olup hayatımdan çıkardıklarım şeklinde ifade edebilirim. Değerliyse hayatımdadır, hayatımdan çıkardıysam değersizdir.)
Vaktinden sonra gelen değer, yemeğe son anda atılan tuz gibidir. İş işten geçmeden kıymet bilmek gerekir. Saçma sapan sebeplerden kalp kırmamak keza. 🎈
Aslıcığım, ne kadar doğru bir tespit yapmışsın aslında. İnsan, sahip olduğu bir şeyi çoğu zaman kanıksar. Maalesef değerini gerçekten anlamak için bazen onu kaybetme eşiğine gelmek veya tamamen kaybetmek gerekiyor. 😔 Deneyimle sabit ki, kaybettiğimizde pişmanlık duyuyor ve 'Keşke'lerle boğuşuyoruz. Oysa her anın kıymetini bilmek, sevdiklerimize şefkat göstermek ne güzel olurdu. 🥰 Bu yaşa gelince anlıyor insan, elimizdekilerin değerini bilmek en büyük hazine. ✨
Ben hatamın farkındayım ve çok pişmanım. Siz, size Sahibem dememe izin vererek bana çok büyük bir şans tanıdınız bunun da farkındayım. Ama ben size böyle bağlıyken durduk yere başkalarıyla kıyaslamanız beni çok kırdı ve haddimi aşmama neden oldu. Biraz da özeleştiri yapsanız olmaz mı? Neden hiç affedici degilsiniz? Benim son yıllardaki en büyük hayranlığım sizsiniz neden bu kadar kolay harcıyorsunuz?