Karakter gerçekten önemliyse neden hep aynı tip erkekler seçiliyor?

23 yaşında bir genç olarak bazı acı gerçekleri görmezden gelmek istemiyorum. Romantik anlatıların aksine, kadınların büyük çoğunluğu bir erkeği ilk etapta karakteriyle değil; boyu, yüzü, statüsü ve maddi gücüyle değerlendirir. Karakter, emek, sadakat gibi kavramlar ancak bu eşik geçildikten sonra anlam kazanır. Bu, modern dünyada inkâr edilen ama pratikte sürekli tekrar eden bir gerçektir.

Hipergami denen olgu tam olarak budur: Kadınlar, kendilerinden daha “üstte” gördükleri erkeğe yönelir. Bu üstünlük ahlaki ya da duygusal değil; biyolojik ve sosyal kriterlerle ölçülür. Daha uzun, daha güçlü, daha statülü, daha çok seçeneği olan erkek her zaman avantajlıdır. Ortalama ya da altı erkekler ise ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar, çoğu zaman görünmezdir.

Kadın-erkek eşitliği söylemleri de bu gerçeği ortadan kaldırmaz. “Özgür irade” adı altında yapılan tercihler, sistematik biçimde aynı tip erkeklere yönelir. Bu yüzden romantik ilişkilerde adalet değil, seçilim vardır. Erkeklerin çoğuna düşen pay ise beklenti, sabır ve hayal kırıklığıdır.

Kadınların aşkı, sadece boyunuza, dış görünüşünüze ve maddi durumunuza bağlıdır. Bunlar yoksa, gerçek sevgi ya da aşk yoktur. Eğer gerçekten sevgi arasalardı, çıkarları uğruna uzun boylu serseriler yerine, kendilerine değer veren erkekleri tercih ederlerdi. Ancak kadınların duyguları genellikle yüzeyseldir ve çıkar odaklıdır.
Karakter gerçekten önemliyse neden hep aynı tip erkekler seçiliyor?
Cevapla