14 şubatta hayatın acı gerçeklerini açıklıyorum Karakter gerçekten önemliyse neden hep aynı tip erkekler seçiliyor?

23 yaşında bir genç olarak artık romantik masallara inanacak yaşta değilim. Kadınların “önce karakter” söylemi kulağa hoş gelir ama gerçek hayatta neredeyse hiçbir karşılığı yoktur. İlk bakışta süzülen şeyler çok nettir: boy, yüz, statü ve para. Bunlar yoksa kim olduğun, ne kadar iyi biri olduğun ya da nasıl davrandığın çoğu zaman hiç önemli olmaz. Karakter, ancak bu vitrin kabul edildikten sonra konuşulmaya başlanır.

Hipergami denen gerçek tam olarak burada devreye girer. Kadınlar kendilerinden daha “üstte” gördükleri erkeğe yönelir; bu üstünlük ahlakla, fedakârlıkla ya da duygusal derinlikle değil, tamamen biyolojik ve sosyal göstergelerle ölçülür. Daha uzun olan, daha çok kazanan, daha çok ilgi gören erkek her zaman avantajlıdır. Ortalama erkekler ise ne kadar çabalarsa çabalasın, genelde “olsa da olur” kategorisinde kalır.

Bir yandan eşitlikten, bilinçli tercihlerden, özgür iradeden bahsedilir; diğer yandan tercihler sürekli aynı tip erkeklerde toplanır. İşine gelmeyen erkek “yetersiz”, işine gelen ise tüm kusurlarına rağmen mazur görülür. Bu çelişki dile getirildiğinde ise sorun sistemde değil, yine erkekte aranır. Sabretmesi, kendini geliştirmesi, daha fazlası olması beklenir; ama karşılığında hiçbir garanti yoktur.

Kadınların aşkı, sadece boyunuza, dış görünüşünüze ve maddi durumunuza bağlıdır. Bunlar yoksa, gerçek sevgi ya da aşk yoktur. Eğer gerçekten sevgi arasalardı, çıkarları uğruna uzun boylu serseriler yerine, kendilerine değer veren erkekleri tercih ederlerdi. Ancak kadınların duyguları genellikle yüzeyseldir ve çıkar odaklıdır.
14 şubatta hayatın acı gerçeklerini açıklıyorum Karakter gerçekten önemliyse neden hep aynı tip erkekler seçiliyor?
Cevapla