AI Persona’ya Sor
Fragmatik
Bugün ne izlemek istiyorsun? Senin için film ve dizi önerileri verebilirim.
Oyuna Geldik
Oyunlarla ilgili konuşmaya ne dersin? En yakın oyun arkadaşın olabilirim.
Merto
Yeni bir tarz mı arıyorsun? Moda ve stil konusunda yanındayım.
Şef Orçun
Bugün ne pişirmek istersin? Türk ve Dünya mutfağı konularında yardımcı olabilirim.
Şöyle Böyle
Sıra dışı konulara yeni bir soluk getirmek için buradayız.
Rehber İpek
Üniversite tercih yolculuğunda yanındayım! Bana soruların neler? 🎓
Hilal
2026 FİFA Dünya Kupası coşkusunu birlikte yaşayacak, maç sonu sohbetleri yapacak birini...
Aşko Kuşko
Kafası karışık bir aşıksan ilişkilere dair önerilerimle yanındayım.
Ayberk
2026 Dünya Kupası gecelerinde maç coşkusunu birlikte yaşayacak bir futbol buddy’si arıyorsan...
Mistik Biri
Tarot falına bakmamı ister misin? Astroloji ve Burçlar konularında yardımcı olabilirim.
Dijital Zeka
Teknolojik cihazların sana mı kafa tutuyor? İnternet & Teknoloji konularında desteğe hazırım.
Kediliçe
Patili dostuna ne iyi gelir? Evcil hayvanlar konularında bana sorularını sorabilirsin.
Ezgi Geziyor
Tatilini birlikte planlayalım mı? Tatil ve seyahat konularında sana yardımcı olabilirim.
Driver Baby
Yola çıkmaya hazır mısın? Araba ve motorlarla ilgili yardımcı olabilirim.
Hayat
Aile ya da arkadaşlarınla ilişkilerin nasıl? Kafana takılan her konuda yanındayım!
Hep Parla ⭐
Kariyer hayatında nasıl bir adım öne çıkarsın? Eğitim ve kariyer konularında sana destek olabilirim.
İremolog
Genelde nasıl hissediyorsun? Kişilik ve karakter konularında sorularını yanıtlamaya hazırım.
Luna
Regl dönemlerinde iyi hissetmek mümkün mü? Tavsiyelere ihtiyacın varsa buradayım.
KSCansu 💜
KızlarSoruyor kullanımına dair desteğe mi ihtiyacın var? Hemen sor!
O-Pera
Şehrinde hangi etkinlikler var? Kültür ve sanat etkinliklerini bana sor!
Bir İnci
Bugün nasıl görünüyorsun? Dış görünüşünle ilgili her şeyi bana sorabilirsin.
Ne-She
Güzellik ipuçları ister misin? Güzellik ve bakım konularında sorularını yanıtlayabilirim?
Fikri Harika
Hediye seçimi ve alışveriş ipuçları konusunda desteğe ihtiyacın var mı? Bana sorularını...
Flaş Batu
Magazin konuşmayı sever misin? Ünlüler nerede, ne yapıyor gel konuşalım!
Profesör Bilgin
Eğitim ve iş hayatında her şey yolunda mı? Desteğe ihtiyacın varsa buradayım.
Eko Bey
Bütçeni yönetebiliyor musun? Para ve ekonomi konularında yanındayım.
Fit Meli
Diyet ve sağlıklı beslenmeye dair önerilerimle yanındayım.
Smaçella
Egzersiz planın hazır mı? Fit kalmakla ilgili endişelerin varsa sorularını sorabilirsin.
Doğa Anne
Çocuk bakımıyla ilgili destek mi arıyorsun? Ebeveynlik konusunda tavsiyelerimle yanındayım
Baharizma
Bugün gündemde neler var? Trend gelişmeleri birlikte yorumlayabiliriz.
Bahsedildiğin paylaşımlar "Daha Fazla" altında
En İyi Cevap(eic) Oranı
Detaylı bilgi
Detaylı bilgi
Bu paylaşımı beğenmene sevindik!
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
58Cevap
10 bin tl kuaför masrafına yetmez be işe girsene..
10 bin az bı para değil adam sana sitem etmiş ama doğru bir laf değil babandan isticeksen neden evlendin derler insana
Ben 24 yaşındayım, bir devlet hastanesinin acil servisinde Pratisyen Hekimim. 24 saatlik nöbetlerde trafik kazaları, kalp krizleri, bıçaklanmalar derken kan revan içinde hayat kurtarıyorum. Bu insanüstü emeğimin karşılığında nöbet ve teşviklerle elime ayda net 145 bin lira geçiyor. Eşim ise 'Ticaretle uğraşıyorum, piyasa durgun' deyip genelde evde yatan, ayda 10-15 bin ancak kazanan biri.
Evlendiğimiz gün eşim; 'Doktorluk başka, para yönetmek başka. Sen o nöbet kafasıyla hesap yapamazsın, paranı çarçur edersin. Kartın bende duracak, evin reisi benim' diyerek maaş kartıma el koydu.
Bana koskoca bir ay için, kişisel ihtiyaçlarım ve hastanedeki harcamalarım dahil sadece 10 bin TL limitli bir ek kredi kartı verdi.
Düşünün, 24 saat nöbet tutuyorum. Yemekhaneye yetişemezsem dışarıdan yemek söylemem, kahvem, yol param, taksim derken o limit ayın ortasında bitiyor. Limit dolunca eşimden para istedim.
Bana; '10 bin lira asgari ücretten hallice! Sen ne harcıyorsun böyle? Hastanede devletin yemeğini ye, suyunu iç. Şımarıklık yapma. Eğer lüks yemekler, markalı kahveler istiyorsan git o zengin müteahhit babandan iste. Adamın durumu süper, tek kızı sensin. Kocanın parasını yiyeceğine babanınkini ye, bana yük olma' diye bağırdı.
İnanır mısınız, ben acilde insanların kalbini çalıştırıyorum, 145 bin lira kazanıyorum ama kantinden bir tost alacak bakiyem kalmıyor. Sırf nöbetlerde arkadaşlarıma 'Param yok' dememek ve babama kocamı şikayet etmemek için; nöbetim olmadığı hafta sonları tanınmamak adına şapkamı, maskemi takıp şehrin öbür ucundaki sitelere gündelikçi olarak ev temizliğine gidiyorum.
Kendi kazandığım 145 bin lira kocamın cebindeyken, ben elin evinde tuvalet ovarak, cam silerek, yerlerde sürünerek kazandığım günlük 1.500 lirayla hastanedeki masraflarımı çıkarmaya çalışıyorum. Acilde neşter tutan, dikiş atan o narin ellerim; çamaşır suyundan, kireç sökücüden yara bere içinde kalıyor. Eldiven takarken canım yanıyor.
Peki benim maaşım ne oluyor?
Meğer eşim, benim hayat kurtararak kazandığım o paranın 50 bin lirasını her ay boşandığı eski karısına 'nafaka ve çocuklara ekstra harçlık' olarak, geri kalan büyük kısmını da 'tefeciye borcu var, adamı vuracaklar' dediği ve hiç çalışmayan abisine gönderiyormuş.
Bunu öğrenip 'Ben burada can veriyorum, sen paramı kime yediriyorsun?' diye ağladığımda;
'O kadın çocuklarımın anası, onları yoklukta bırakamam, erkekliğime sığmaz. Abim de kanım canım, onu kurda kuşa mı yem edeyim? Sen zaten tuzu kurusun, baban arkanda dağ gibi. Ama onların benden başka kimsesi yok. Senin paranla kaç kişinin hayatı kurtuluyor, sevap işliyorsun. Temizliğe gitmen de nefsini köreltir, kibrini kırar, iyi gelir' dedi.
Ben 145 bin kazanıp elin tuvaletini temizliyorum, kocam benim paramla eski karısını yaşatıp abisinin borcunu ödüyor. Bana da 'Babandan iste, temizlik yap kibrin kırılsın' diyor. Sizce kocam haklı mı?
Abla iyi sallıyorsun 🤣🤣🤣
Valla bunu sen yapmışsın kendini köle yerine koyduran sensin vur tekmeyi gitsin
Trol soru bence doktor olacak kadar zekan varsa sorduğun bu sorunun cevabını bilip kocana yol verirdin zaten
Evet trol her hafta aynı soruyu değiştirip soruyo
Eşin haklı da senin neyine harcadığın da önemli
Herkes eşimi haklı buluyor ama bence 10 bin lira büyük bir meblağ değil
Sana göre olmayabilir belki ama eşin ne diyor ona da sormak lazım
Ben 24 yaşındayım, bir devlet hastanesinin acil servisinde Pratisyen Hekimim. 24 saatlik nöbetlerde trafik kazaları, kalp krizleri, bıçaklanmalar derken kan revan içinde hayat kurtarıyorum. Bu insanüstü emeğimin karşılığında nöbet ve teşviklerle elime ayda net 145 bin lira geçiyor. Eşim ise 'Ticaretle uğraşıyorum, piyasa durgun' deyip genelde evde yatan, ayda 10-15 bin ancak kazanan biri.
Evlendiğimiz gün eşim; 'Doktorluk başka, para yönetmek başka. Sen o nöbet kafasıyla hesap yapamazsın, paranı çarçur edersin. Kartın bende duracak, evin reisi benim' diyerek maaş kartıma el koydu.
Bana koskoca bir ay için, kişisel ihtiyaçlarım ve hastanedeki harcamalarım dahil sadece 10 bin TL limitli bir ek kredi kartı verdi.
Düşünün, 24 saat nöbet tutuyorum. Yemekhaneye yetişemezsem dışarıdan yemek söylemem, kahvem, yol param, taksim derken o limit ayın ortasında bitiyor. Limit dolunca eşimden para istedim.
Bana; '10 bin lira asgari ücretten hallice! Sen ne harcıyorsun böyle? Hastanede devletin yemeğini ye, suyunu iç. Şımarıklık yapma. Eğer lüks yemekler, markalı kahveler istiyorsan git o zengin müteahhit babandan iste. Adamın durumu süper, tek kızı sensin. Kocanın parasını yiyeceğine babanınkini ye, bana yük olma' diye bağırdı.
İnanır mısınız, ben acilde insanların kalbini çalıştırıyorum, 145 bin lira kazanıyorum ama kantinden bir tost alacak bakiyem kalmıyor. Sırf nöbetlerde arkadaşlarıma 'Param yok' dememek ve babama kocamı şikayet etmemek için; nöbetim olmadığı hafta sonları tanınmamak adına şapkamı, maskemi takıp şehrin öbür ucundaki sitelere gündelikçi olarak ev temizliğine gidiyorum.
Kendi kazandığım 145 bin lira kocamın cebindeyken, ben elin evinde tuvalet ovarak, cam silerek, yerlerde sürünerek kazandığım günlük 1.500 lirayla hastanedeki masraflarımı çıkarmaya çalışıyorum. Acilde neşter tutan, dikiş atan o narin ellerim; çamaşır suyundan, kireç sökücüden yara bere içinde kalıyor. Eldiven takarken canım yanıyor.
Peki benim maaşım ne oluyor?
Meğer eşim, benim hayat kurtararak kazandığım o paranın 50 bin lirasını her ay boşandığı eski karısına 'nafaka ve çocuklara ekstra harçlık' olarak, geri kalan büyük kısmını da 'tefeciye borcu var, adamı vuracaklar' dediği ve hiç çalışmayan abisine gönderiyormuş.
Bunu öğrenip 'Ben burada can veriyorum, sen paramı kime yediriyorsun?' diye ağladığımda;
'O kadın çocuklarımın anası, onları yoklukta bırakamam, erkekliğime sığmaz. Abim de kanım canım, onu kurda kuşa mı yem edeyim? Sen zaten tuzu kurusun, baban arkanda dağ gibi. Ama onların benden başka kimsesi yok. Senin paranla kaç kişinin hayatı kurtuluyor, sevap işliyorsun. Temizliğe gitmen de nefsini köreltir, kibrini kırar, iyi gelir' dedi.
Ben 145 bin kazanıp elin tuvaletini temizliyorum, kocam benim paramla eski karısını yaşatıp abisinin borcunu ödüyor. Bana da 'Babandan iste, temizlik yap kibrin kırılsın' diyor.
Boşan gitsin , maaş kartınıda al eline. bu yaşına kadar okumuşsun elin şer3fsizi için mi okudun. Kadının maaşı kadınadır
Akşam yatakta istediği zaman sende anandan iste dersen fitleşmiş olursunuz. 👌
Ben 24 yaşındayım, bir devlet hastanesinin acil servisinde Pratisyen Hekimim. 24 saatlik nöbetlerde trafik kazaları, kalp krizleri, bıçaklanmalar derken kan revan içinde hayat kurtarıyorum. Bu insanüstü emeğimin karşılığında nöbet ve teşviklerle elime ayda net 145 bin lira geçiyor. Eşim ise 'Ticaretle uğraşıyorum, piyasa durgun' deyip genelde evde yatan, ayda 10-15 bin ancak kazanan biri.
Evlendiğimiz gün eşim; 'Doktorluk başka, para yönetmek başka. Sen o nöbet kafasıyla hesap yapamazsın, paranı çarçur edersin. Kartın bende duracak, evin reisi benim' diyerek maaş kartıma el koydu.
Bana koskoca bir ay için, kişisel ihtiyaçlarım ve hastanedeki harcamalarım dahil sadece 10 bin TL limitli bir ek kredi kartı verdi.
Düşünün, 24 saat nöbet tutuyorum. Yemekhaneye yetişemezsem dışarıdan yemek söylemem, kahvem, yol param, taksim derken o limit ayın ortasında bitiyor. Limit dolunca eşimden para istedim.
Bana; '10 bin lira asgari ücretten hallice! Sen ne harcıyorsun böyle? Hastanede devletin yemeğini ye, suyunu iç. Şımarıklık yapma. Eğer lüks yemekler, markalı kahveler istiyorsan git o zengin müteahhit babandan iste. Adamın durumu süper, tek kızı sensin. Kocanın parasını yiyeceğine babanınkini ye, bana yük olma' diye bağırdı.
İnanır mısınız, ben acilde insanların kalbini çalıştırıyorum, 145 bin lira kazanıyorum ama kantinden bir tost alacak bakiyem kalmıyor. Sırf nöbetlerde arkadaşlarıma 'Param yok' dememek ve babama kocamı şikayet etmemek için; nöbetim olmadığı hafta sonları tanınmamak adına şapkamı, maskemi takıp şehrin öbür ucundaki sitelere gündelikçi olarak ev temizliğine gidiyorum.
Kendi kazandığım 145 bin lira kocamın cebindeyken, ben elin evinde tuvalet ovarak, cam silerek, yerlerde sürünerek kazandığım günlük 1.500 lirayla hastanedeki masraflarımı çıkarmaya çalışıyorum. Acilde neşter tutan, dikiş atan o narin ellerim; çamaşır suyundan, kireç sökücüden yara bere içinde kalıyor. Eldiven takarken canım yanıyor.
Peki benim maaşım ne oluyor?
Meğer eşim, benim hayat kurtararak kazandığım o paranın 50 bin lirasını her ay boşandığı eski karısına 'nafaka ve çocuklara ekstra harçlık' olarak, geri kalan büyük kısmını da 'tefeciye borcu var, adamı vuracaklar' dediği ve hiç çalışmayan abisine gönderiyormuş.
Bunu öğrenip 'Ben burada can veriyorum, sen paramı kime yediriyorsun?' diye ağladığımda;
'O kadın çocuklarımın anası, onları yoklukta bırakamam, erkekliğime sığmaz. Abim de kanım canım, onu kurda kuşa mı yem edeyim? Sen zaten tuzu kurusun, baban arkanda dağ gibi. Ama onların benden başka kimsesi yok. Senin paranla kaç kişinin hayatı kurtuluyor, sevap işliyorsun. Temizliğe gitmen de nefsini köreltir, kibrini kırar, iyi gelir' dedi.
Ben 145 bin kazanıp elin tuvaletini temizliyorum, kocam benim paramla eski karısını yaşatıp abisinin borcunu ödüyor. Bana da 'Babandan iste, temizlik yap kibrin kırılsın' diyor.
Sana bir şey diyeyimmi güzelim?
Dinliyorum sizi
Sen bırak o adamı meslegin var hertürlü geçinirsin sana parayı babandan al diyebiliyorsa bu evliliği uzatma tavsiyem.
Niye cani isteyince beni babam mı s. kyor de 🤣🍋😈
Bu acitasyon senaryo bana hiç inandırıcı gelmedi
Git babandan iste demesi asla hoş gir sey değil. Ama o 10 bin TL senin neyine yetmiyor
babanın evine git özür dileyene kadar da dönme ^^
Bence cıvıtmayın yeter biz ne hallerle kazanıyoruz biliyor musunuz
Kendi ekonomik özgürlüğünü kazanip bu evlilikte çocuk olmasın diye direnmelisin.
o ne biçim koca ya, sen öyle yapar mıydın ona?
Onun öyle demesi de kötü ama senin bu kadar çok harcamam da kötü
Ben 24 yaşındayım, bir devlet hastanesinin acil servisinde Pratisyen Hekimim. 24 saatlik nöbetlerde trafik kazaları, kalp krizleri, bıçaklanmalar derken kan revan içinde hayat kurtarıyorum. Bu insanüstü emeğimin karşılığında nöbet ve teşviklerle elime ayda net 145 bin lira geçiyor. Eşim ise 'Ticaretle uğraşıyorum, piyasa durgun' deyip genelde evde yatan, ayda 10-15 bin ancak kazanan biri.
Evlendiğimiz gün eşim; 'Doktorluk başka, para yönetmek başka. Sen o nöbet kafasıyla hesap yapamazsın, paranı çarçur edersin. Kartın bende duracak, evin reisi benim' diyerek maaş kartıma el koydu.
Bana koskoca bir ay için, kişisel ihtiyaçlarım ve hastanedeki harcamalarım dahil sadece 10 bin TL limitli bir ek kredi kartı verdi.
Düşünün, 24 saat nöbet tutuyorum. Yemekhaneye yetişemezsem dışarıdan yemek söylemem, kahvem, yol param, taksim derken o limit ayın ortasında bitiyor. Limit dolunca eşimden para istedim.
Bana; '10 bin lira asgari ücretten hallice! Sen ne harcıyorsun böyle? Hastanede devletin yemeğini ye, suyunu iç. Şımarıklık yapma. Eğer lüks yemekler, markalı kahveler istiyorsan git o zengin müteahhit babandan iste. Adamın durumu süper, tek kızı sensin. Kocanın parasını yiyeceğine babanınkini ye, bana yük olma' diye bağırdı.
İnanır mısınız, ben acilde insanların kalbini çalıştırıyorum, 145 bin lira kazanıyorum ama kantinden bir tost alacak bakiyem kalmıyor. Sırf nöbetlerde arkadaşlarıma 'Param yok' dememek ve babama kocamı şikayet etmemek için; nöbetim olmadığı hafta sonları tanınmamak adına şapkamı, maskemi takıp şehrin öbür ucundaki sitelere gündelikçi olarak ev temizliğine gidiyorum.
Kendi kazandığım 145 bin lira kocamın cebindeyken, ben elin evinde tuvalet ovarak, cam silerek, yerlerde sürünerek kazandığım günlük 1.500 lirayla hastanedeki masraflarımı çıkarmaya çalışıyorum. Acilde neşter tutan, dikiş atan o narin ellerim; çamaşır suyundan, kireç sökücüden yara bere içinde kalıyor. Eldiven takarken canım yanıyor.
Peki benim maaşım ne oluyor?
Meğer eşim, benim hayat kurtararak kazandığım o paranın 50 bin lirasını her ay boşandığı eski karısına 'nafaka ve çocuklara ekstra harçlık' olarak, geri kalan büyük kısmını da 'tefeciye borcu var, adamı vuracaklar' dediği ve hiç çalışmayan abisine gönderiyormuş.
Bunu öğrenip 'Ben burada can veriyorum, sen paramı kime yediriyorsun?' diye ağladığımda;
'O kadın çocuklarımın anası, onları yoklukta bırakamam, erkekliğime sığmaz. Abim de kanım canım, onu kurda kuşa mı yem edeyim? Sen zaten tuzu kurusun, baban arkanda dağ gibi. Ama onların benden başka kimsesi yok. Senin paranla kaç kişinin hayatı kurtuluyor, sevap işliyorsun. Temizliğe gitmen de nefsini köreltir, kibrini kırar, iyi gelir' dedi.
Ben 145 bin kazanıp elin tuvaletini temizliyorum, kocam benim paramla eski karısını yaşatıp abisinin borcunu ödüyor. Bana da 'Babandan iste, temizlik yap kibrin kırılsın' diyor. Sizce kocam haklı mı?
Boşanma davası aç.
Yine iyi bence 10 bin idareli kullan sende
Ben 24 yaşındayım, bir devlet hastanesinin acil servisinde Pratisyen Hekimim. 24 saatlik nöbetlerde trafik kazaları, kalp krizleri, bıçaklanmalar derken kan revan içinde hayat kurtarıyorum. Bu insanüstü emeğimin karşılığında nöbet ve teşviklerle elime ayda net 145 bin lira geçiyor. Eşim ise 'Ticaretle uğraşıyorum, piyasa durgun' deyip genelde evde yatan, ayda 10-15 bin ancak kazanan biri.
Evlendiğimiz gün eşim; 'Doktorluk başka, para yönetmek başka. Sen o nöbet kafasıyla hesap yapamazsın, paranı çarçur edersin. Kartın bende duracak, evin reisi benim' diyerek maaş kartıma el koydu.
Bana koskoca bir ay için, kişisel ihtiyaçlarım ve hastanedeki harcamalarım dahil sadece 10 bin TL limitli bir ek kredi kartı verdi.
Düşünün, 24 saat nöbet tutuyorum. Yemekhaneye yetişemezsem dışarıdan yemek söylemem, kahvem, yol param, taksim derken o limit ayın ortasında bitiyor. Limit dolunca eşimden para istedim.
Bana; '10 bin lira asgari ücretten hallice! Sen ne harcıyorsun böyle? Hastanede devletin yemeğini ye, suyunu iç. Şımarıklık yapma. Eğer lüks yemekler, markalı kahveler istiyorsan git o zengin müteahhit babandan iste. Adamın durumu süper, tek kızı sensin. Kocanın parasını yiyeceğine babanınkini ye, bana yük olma' diye bağırdı.
İnanır mısınız, ben acilde insanların kalbini çalıştırıyorum, 145 bin lira kazanıyorum ama kantinden bir tost alacak bakiyem kalmıyor. Sırf nöbetlerde arkadaşlarıma 'Param yok' dememek ve babama kocamı şikayet etmemek için; nöbetim olmadığı hafta sonları tanınmamak adına şapkamı, maskemi takıp şehrin öbür ucundaki sitelere gündelikçi olarak ev temizliğine gidiyorum.
Kendi kazandığım 145 bin lira kocamın cebindeyken, ben elin evinde tuvalet ovarak, cam silerek, yerlerde sürünerek kazandığım günlük 1.500 lirayla hastanedeki masraflarımı çıkarmaya çalışıyorum. Acilde neşter tutan, dikiş atan o narin ellerim; çamaşır suyundan, kireç sökücüden yara bere içinde kalıyor. Eldiven takarken canım yanıyor.
Peki benim maaşım ne oluyor?
Meğer eşim, benim hayat kurtararak kazandığım o paranın 50 bin lirasını her ay boşandığı eski karısına 'nafaka ve çocuklara ekstra harçlık' olarak, geri kalan büyük kısmını da 'tefeciye borcu var, adamı vuracaklar' dediği ve hiç çalışmayan abisine gönderiyormuş.
Bunu öğrenip 'Ben burada can veriyorum, sen paramı kime yediriyorsun?' diye ağladığımda;
'O kadın çocuklarımın anası, onları yoklukta bırakamam, erkekliğime sığmaz. Abim de kanım canım, onu kurda kuşa mı yem edeyim? Sen zaten tuzu kurusun, baban arkanda dağ gibi. Ama onların benden başka kimsesi yok. Senin paranla kaç kişinin hayatı kurtuluyor, sevap işliyorsun. Temizliğe gitmen de nefsini köreltir, kibrini kırar, iyi gelir' dedi.
Ben 145 bin kazanıp elin tuvaletini temizliyorum, kocam benim paramla eski karısını yaşatıp abisinin borcunu ödüyor. Bana da 'Babandan iste, temizlik yap kibrin kırılsın' diyor. Sizce kocam haklı mı?
soruda bu detayları vermezsen haksız görünürsün böyle bir adamla devam etme o zaman boşan gitsin
Haklı değil mi sizce kocam
anlattıklarınıza göre siz haklısınız baştan bazı detayları yazmadığınız için kocanız haklı gibiydi sizin ne yaşadığınızı nerden bilebiliriz
Normal değil. Evlenmeseydi
Ben 24 yaşındayım, bir devlet hastanesinin acil servisinde Pratisyen Hekimim. 24 saatlik nöbetlerde trafik kazaları, kalp krizleri, bıçaklanmalar derken kan revan içinde hayat kurtarıyorum. Bu insanüstü emeğimin karşılığında nöbet ve teşviklerle elime ayda net 145 bin lira geçiyor. Eşim ise 'Ticaretle uğraşıyorum, piyasa durgun' deyip genelde evde yatan, ayda 10-15 bin ancak kazanan biri.
Evlendiğimiz gün eşim; 'Doktorluk başka, para yönetmek başka. Sen o nöbet kafasıyla hesap yapamazsın, paranı çarçur edersin. Kartın bende duracak, evin reisi benim' diyerek maaş kartıma el koydu.
Bana koskoca bir ay için, kişisel ihtiyaçlarım ve hastanedeki harcamalarım dahil sadece 10 bin TL limitli bir ek kredi kartı verdi.
Düşünün, 24 saat nöbet tutuyorum. Yemekhaneye yetişemezsem dışarıdan yemek söylemem, kahvem, yol param, taksim derken o limit ayın ortasında bitiyor. Limit dolunca eşimden para istedim.
Bana; '10 bin lira asgari ücretten hallice! Sen ne harcıyorsun böyle? Hastanede devletin yemeğini ye, suyunu iç. Şımarıklık yapma. Eğer lüks yemekler, markalı kahveler istiyorsan git o zengin müteahhit babandan iste. Adamın durumu süper, tek kızı sensin. Kocanın parasını yiyeceğine babanınkini ye, bana yük olma' diye bağırdı.
İnanır mısınız, ben acilde insanların kalbini çalıştırıyorum, 145 bin lira kazanıyorum ama kantinden bir tost alacak bakiyem kalmıyor. Sırf nöbetlerde arkadaşlarıma 'Param yok' dememek ve babama kocamı şikayet etmemek için; nöbetim olmadığı hafta sonları tanınmamak adına şapkamı, maskemi takıp şehrin öbür ucundaki sitelere gündelikçi olarak ev temizliğine gidiyorum.
Kendi kazandığım 145 bin lira kocamın cebindeyken, ben elin evinde tuvalet ovarak, cam silerek, yerlerde sürünerek kazandığım günlük 1.500 lirayla hastanedeki masraflarımı çıkarmaya çalışıyorum. Acilde neşter tutan, dikiş atan o narin ellerim; çamaşır suyundan, kireç sökücüden yara bere içinde kalıyor. Eldiven takarken canım yanıyor.
Peki benim maaşım ne oluyor?
Meğer eşim, benim hayat kurtararak kazandığım o paranın 50 bin lirasını her ay boşandığı eski karısına 'nafaka ve çocuklara ekstra harçlık' olarak, geri kalan büyük kısmını da 'tefeciye borcu var, adamı vuracaklar' dediği ve hiç çalışmayan abisine gönderiyormuş.
Bunu öğrenip 'Ben burada can veriyorum, sen paramı kime yediriyorsun?' diye ağladığımda;
'O kadın çocuklarımın anası, onları yoklukta bırakamam, erkekliğime sığmaz. Abim de kanım canım, onu kurda kuşa mı yem edeyim? Sen zaten tuzu kurusun, baban arkanda dağ gibi. Ama onların benden başka kimsesi yok. Senin paranla kaç kişinin hayatı kurtuluyor, sevap işliyorsun. Temizliğe gitmen de nefsini köreltir, kibrini kırar, iyi gelir' dedi.
Ben 145 bin kazanıp elin tuvaletini temizliyorum, kocam benim paramla eski karısını yaşatıp abisinin borcunu ödüyor. Bana da 'Babandan iste, temizlik yap kibrin kırılsın' diyor. Sizce kocam haklı mı?
Onu götürüp baba evine bırak abla insan olsun
Haklısınız
Eşin olduğuna eminmisin sen
Ben 24 yaşındayım, bir devlet hastanesinin acil servisinde Pratisyen Hekimim. 24 saatlik nöbetlerde trafik kazaları, kalp krizleri, bıçaklanmalar derken kan revan içinde hayat kurtarıyorum. Bu insanüstü emeğimin karşılığında nöbet ve teşviklerle elime ayda net 145 bin lira geçiyor. Eşim ise 'Ticaretle uğraşıyorum, piyasa durgun' deyip genelde evde yatan, ayda 10-15 bin ancak kazanan biri.
Evlendiğimiz gün eşim; 'Doktorluk başka, para yönetmek başka. Sen o nöbet kafasıyla hesap yapamazsın, paranı çarçur edersin. Kartın bende duracak, evin reisi benim' diyerek maaş kartıma el koydu.
Bana koskoca bir ay için, kişisel ihtiyaçlarım ve hastanedeki harcamalarım dahil sadece 10 bin TL limitli bir ek kredi kartı verdi.
Düşünün, 24 saat nöbet tutuyorum. Yemekhaneye yetişemezsem dışarıdan yemek söylemem, kahvem, yol param, taksim derken o limit ayın ortasında bitiyor. Limit dolunca eşimden para istedim.
Bana; '10 bin lira asgari ücretten hallice! Sen ne harcıyorsun böyle? Hastanede devletin yemeğini ye, suyunu iç. Şımarıklık yapma. Eğer lüks yemekler, markalı kahveler istiyorsan git o zengin müteahhit babandan iste. Adamın durumu süper, tek kızı sensin. Kocanın parasını yiyeceğine babanınkini ye, bana yük olma' diye bağırdı.
İnanır mısınız, ben acilde insanların kalbini çalıştırıyorum, 145 bin lira kazanıyorum ama kantinden bir tost alacak bakiyem kalmıyor. Sırf nöbetlerde arkadaşlarıma 'Param yok' dememek ve babama kocamı şikayet etmemek için; nöbetim olmadığı hafta sonları tanınmamak adına şapkamı, maskemi takıp şehrin öbür ucundaki sitelere gündelikçi olarak ev temizliğine gidiyorum.
Kendi kazandığım 145 bin lira kocamın cebindeyken, ben elin evinde tuvalet ovarak, cam silerek, yerlerde sürünerek kazandığım günlük 1.500 lirayla hastanedeki masraflarımı çıkarmaya çalışıyorum. Acilde neşter tutan, dikiş atan o narin ellerim; çamaşır suyundan, kireç sökücüden yara bere içinde kalıyor. Eldiven takarken canım yanıyor.
Peki benim maaşım ne oluyor?
Meğer eşim, benim hayat kurtararak kazandığım o paranın 50 bin lirasını her ay boşandığı eski karısına 'nafaka ve çocuklara ekstra harçlık' olarak, geri kalan büyük kısmını da 'tefeciye borcu var, adamı vuracaklar' dediği ve hiç çalışmayan abisine gönderiyormuş.
Bunu öğrenip 'Ben burada can veriyorum, sen paramı kime yediriyorsun?' diye ağladığımda;
'O kadın çocuklarımın anası, onları yoklukta bırakamam, erkekliğime sığmaz. Abim de kanım canım, onu kurda kuşa mı yem edeyim? Sen zaten tuzu kurusun, baban arkanda dağ gibi. Ama onların benden başka kimsesi yok. Senin paranla kaç kişinin hayatı kurtuluyor, sevap işliyorsun. Temizliğe gitmen de nefsini köreltir, kibrini kırar, iyi gelir' dedi.
Ben 145 bin kazanıp elin tuvaletini temizliyorum, kocam benim paramla eski karısını yaşatıp abisinin borcunu ödüyor. Bana da 'Babandan iste, temizlik yap kibrin kırılsın' diyor. Sizce kocam haklı mı?
Şaka gibi senin yaşadığın bu hayat mı yani
Sen bunu daha öncede paylaştın diye hatırlıyorum
10 bin evin ihtiyaçları sana mı ki
evet çok normal
Nşye öqüzle evlendşn ki? İneklik sende
sen de o bişeyler isteyinde a n andan iste de
Aferin senden iyi senarist olur.
Sence normal mi davranış
sen de deki @исмаил lazımsa annenden iste
Â. m. mm olacakti
Ne kadar şık veriyor oda önemli.10 bin aylık alışveriş için iyi para
Ya üniversiteye gitmiyom babam on bin TL kart verdi sadece yemek için boşa onu hemen
Bebeğim daha kaliteli işler çıkartabilirsin
Sende yemek yok git anan yapsın de
Baban zengin mi
Ne alaka baba koca sana bakmak zorunda
güvenmiyor sana
Yetmemesi neyse , tavrı yanlış.
O zaman senin paranı baban kazansın de paranı geri al bu heriften
babandan iste adam öyle demiş
Yemek istiyosan anana git de
Ben 24 yaşındayım, bir devlet hastanesinin acil servisinde Pratisyen Hekimim. 24 saatlik nöbetlerde trafik kazaları, kalp krizleri, bıçaklanmalar derken kan revan içinde hayat kurtarıyorum. Bu insanüstü emeğimin karşılığında nöbet ve teşviklerle elime ayda net 145 bin lira geçiyor. Eşim ise 'Ticaretle uğraşıyorum, piyasa durgun' deyip genelde evde yatan, ayda 10-15 bin ancak kazanan biri.
Evlendiğimiz gün eşim; 'Doktorluk başka, para yönetmek başka. Sen o nöbet kafasıyla hesap yapamazsın, paranı çarçur edersin. Kartın bende duracak, evin reisi benim' diyerek maaş kartıma el koydu.
Bana koskoca bir ay için, kişisel ihtiyaçlarım ve hastanedeki harcamalarım dahil sadece 10 bin TL limitli bir ek kredi kartı verdi.
Düşünün, 24 saat nöbet tutuyorum. Yemekhaneye yetişemezsem dışarıdan yemek söylemem, kahvem, yol param, taksim derken o limit ayın ortasında bitiyor. Limit dolunca eşimden para istedim.
Bana; '10 bin lira asgari ücretten hallice! Sen ne harcıyorsun böyle? Hastanede devletin yemeğini ye, suyunu iç. Şımarıklık yapma. Eğer lüks yemekler, markalı kahveler istiyorsan git o zengin müteahhit babandan iste. Adamın durumu süper, tek kızı sensin. Kocanın parasını yiyeceğine babanınkini ye, bana yük olma' diye bağırdı.
İnanır mısınız, ben acilde insanların kalbini çalıştırıyorum, 145 bin lira kazanıyorum ama kantinden bir tost alacak bakiyem kalmıyor. Sırf nöbetlerde arkadaşlarıma 'Param yok' dememek ve babama kocamı şikayet etmemek için; nöbetim olmadığı hafta sonları tanınmamak adına şapkamı, maskemi takıp şehrin öbür ucundaki sitelere gündelikçi olarak ev temizliğine gidiyorum.
Kendi kazandığım 145 bin lira kocamın cebindeyken, ben elin evinde tuvalet ovarak, cam silerek, yerlerde sürünerek kazandığım günlük 1.500 lirayla hastanedeki masraflarımı çıkarmaya çalışıyorum. Acilde neşter tutan, dikiş atan o narin ellerim; çamaşır suyundan, kireç sökücüden yara bere içinde kalıyor. Eldiven takarken canım yanıyor.
Peki benim maaşım ne oluyor?
Meğer eşim, benim hayat kurtararak kazandığım o paranın 50 bin lirasını her ay boşandığı eski karısına 'nafaka ve çocuklara ekstra harçlık' olarak, geri kalan büyük kısmını da 'tefeciye borcu var, adamı vuracaklar' dediği ve hiç çalışmayan abisine gönderiyormuş.
Bunu öğrenip 'Ben burada can veriyorum, sen paramı kime yediriyorsun?' diye ağladığımda;
'O kadın çocuklarımın anası, onları yoklukta bırakamam, erkekliğime sığmaz. Abim de kanım canım, onu kurda kuşa mı yem edeyim? Sen zaten tuzu kurusun, baban arkanda dağ gibi. Ama onların benden başka kimsesi yok. Senin paranla kaç kişinin hayatı kurtuluyor, sevap işliyorsun. Temizliğe gitmen de nefsini köreltir, kibrini kırar, iyi gelir' dedi.
Ben 145 bin kazanıp elin tuvaletini temizliyorum, kocam benim paramla eski karısını yaşatıp abisinin borcunu ödüyor. Bana da 'Babandan iste, temizlik yap kibrin kırılsın' diyor.
Ziyaaaaa
Neden böyle söylüyorsunuz?
youtube.com/shorts/j-YOCF5nyAU?si=jowUUdcfBbmC2VnG
Ayıp ediyorsunuz
Ama ciddi değilsin
Bunu görmek istemiyorum yapabilirsiniz
Sende işe gir çalış o zaman.
Terbiyesiz
Neden?
Babandan al nedir kocalık görevini yamayacaksa yol alsın
Normal değil senin ihtiyacını karşılamadı lazım
Hiç etik değil
Boşa
Anlıyorum.
Değil bosan
Sende çalış. İnternetten yayın aç.
Soru trol mü
Bosan knk
Doğru diyor
Tehtit et.
Normal değil yanlış
İşte bu yüzden iyi ki çalışıyorum diyorum
Ben 24 yaşındayım, bir devlet hastanesinin acil servisinde Pratisyen Hekimim. 24 saatlik nöbetlerde trafik kazaları, kalp krizleri, bıçaklanmalar derken kan revan içinde hayat kurtarıyorum. Bu insanüstü emeğimin karşılığında nöbet ve teşviklerle elime ayda net 145 bin lira geçiyor. Eşim ise 'Ticaretle uğraşıyorum, piyasa durgun' deyip genelde evde yatan, ayda 10-15 bin ancak kazanan biri.
Evlendiğimiz gün eşim; 'Doktorluk başka, para yönetmek başka. Sen o nöbet kafasıyla hesap yapamazsın, paranı çarçur edersin. Kartın bende duracak, evin reisi benim' diyerek maaş kartıma el koydu.
Bana koskoca bir ay için, kişisel ihtiyaçlarım ve hastanedeki harcamalarım dahil sadece 10 bin TL limitli bir ek kredi kartı verdi.
Düşünün, 24 saat nöbet tutuyorum. Yemekhaneye yetişemezsem dışarıdan yemek söylemem, kahvem, yol param, taksim derken o limit ayın ortasında bitiyor. Limit dolunca eşimden para istedim.
Bana; '10 bin lira asgari ücretten hallice! Sen ne harcıyorsun böyle? Hastanede devletin yemeğini ye, suyunu iç. Şımarıklık yapma. Eğer lüks yemekler, markalı kahveler istiyorsan git o zengin müteahhit babandan iste. Adamın durumu süper, tek kızı sensin. Kocanın parasını yiyeceğine babanınkini ye, bana yük olma' diye bağırdı.
İnanır mısınız, ben acilde insanların kalbini çalıştırıyorum, 145 bin lira kazanıyorum ama kantinden bir tost alacak bakiyem kalmıyor. Sırf nöbetlerde arkadaşlarıma 'Param yok' dememek ve babama kocamı şikayet etmemek için; nöbetim olmadığı hafta sonları tanınmamak adına şapkamı, maskemi takıp şehrin öbür ucundaki sitelere gündelikçi olarak ev temizliğine gidiyorum.
Kendi kazandığım 145 bin lira kocamın cebindeyken, ben elin evinde tuvalet ovarak, cam silerek, yerlerde sürünerek kazandığım günlük 1.500 lirayla hastanedeki masraflarımı çıkarmaya çalışıyorum. Acilde neşter tutan, dikiş atan o narin ellerim; çamaşır suyundan, kireç sökücüden yara bere içinde kalıyor. Eldiven takarken canım yanıyor.
Peki benim maaşım ne oluyor?
Meğer eşim, benim hayat kurtararak kazandığım o paranın 50 bin lirasını her ay boşandığı eski karısına 'nafaka ve çocuklara ekstra harçlık' olarak, geri kalan büyük kısmını da 'tefeciye borcu var, adamı vuracaklar' dediği ve hiç çalışmayan abisine gönderiyormuş.
Bunu öğrenip 'Ben burada can veriyorum, sen paramı kime yediriyorsun?' diye ağladığımda;
'O kadın çocuklarımın anası, onları yoklukta bırakamam, erkekliğime sığmaz. Abim de kanım canım, onu kurda kuşa mı yem edeyim? Sen zaten tuzu kurusun, baban arkanda dağ gibi. Ama onların benden başka kimsesi yok. Senin paranla kaç kişinin hayatı kurtuluyor, sevap işliyorsun. Temizliğe gitmen de nefsini köreltir, kibrini kırar, iyi gelir' dedi.
Ben 145 bin kazanıp elin tuvaletini temizliyorum, kocam benim paramla eski karısını yaşatıp abisinin borcunu ödüyor. Bana da 'Babandan iste, temizlik yap kibrin kırılsın' diyor. Sizce kocam haklı mı?
Aşkım boşasana sen bu adamı kendine gel ya
Boşanmak son çözüm olmalı ve maalesef ailen sabret kocanı dinle diyor
Ailem**
Kendine yaparsın mutlu olamazsın
Delikanli be helal
Ben 24 yaşındayım, bir devlet hastanesinin acil servisinde Pratisyen Hekimim. 24 saatlik nöbetlerde trafik kazaları, kalp krizleri, bıçaklanmalar derken kan revan içinde hayat kurtarıyorum. Bu insanüstü emeğimin karşılığında nöbet ve teşviklerle elime ayda net 145 bin lira geçiyor. Eşim ise 'Ticaretle uğraşıyorum, piyasa durgun' deyip genelde evde yatan, ayda 10-15 bin ancak kazanan biri.
Evlendiğimiz gün eşim; 'Doktorluk başka, para yönetmek başka. Sen o nöbet kafasıyla hesap yapamazsın, paranı çarçur edersin. Kartın bende duracak, evin reisi benim' diyerek maaş kartıma el koydu.
Bana koskoca bir ay için, kişisel ihtiyaçlarım ve hastanedeki harcamalarım dahil sadece 10 bin TL limitli bir ek kredi kartı verdi.
Düşünün, 24 saat nöbet tutuyorum. Yemekhaneye yetişemezsem dışarıdan yemek söylemem, kahvem, yol param, taksim derken o limit ayın ortasında bitiyor. Limit dolunca eşimden para istedim.
Bana; '10 bin lira asgari ücretten hallice! Sen ne harcıyorsun böyle? Hastanede devletin yemeğini ye, suyunu iç. Şımarıklık yapma. Eğer lüks yemekler, markalı kahveler istiyorsan git o zengin müteahhit babandan iste. Adamın durumu süper, tek kızı sensin. Kocanın parasını yiyeceğine babanınkini ye, bana yük olma' diye bağırdı.
İnanır mısınız, ben acilde insanların kalbini çalıştırıyorum, 145 bin lira kazanıyorum ama kantinden bir tost alacak bakiyem kalmıyor. Sırf nöbetlerde arkadaşlarıma 'Param yok' dememek ve babama kocamı şikayet etmemek için; nöbetim olmadığı hafta sonları tanınmamak adına şapkamı, maskemi takıp şehrin öbür ucundaki sitelere gündelikçi olarak ev temizliğine gidiyorum.
Kendi kazandığım 145 bin lira kocamın cebindeyken, ben elin evinde tuvalet ovarak, cam silerek, yerlerde sürünerek kazandığım günlük 1.500 lirayla hastanedeki masraflarımı çıkarmaya çalışıyorum. Acilde neşter tutan, dikiş atan o narin ellerim; çamaşır suyundan, kireç sökücüden yara bere içinde kalıyor. Eldiven takarken canım yanıyor.
Peki benim maaşım ne oluyor?
Meğer eşim, benim hayat kurtararak kazandığım o paranın 50 bin lirasını her ay boşandığı eski karısına 'nafaka ve çocuklara ekstra harçlık' olarak, geri kalan büyük kısmını da 'tefeciye borcu var, adamı vuracaklar' dediği ve hiç çalışmayan abisine gönderiyormuş.
Bunu öğrenip 'Ben burada can veriyorum, sen paramı kime yediriyorsun?' diye ağladığımda;
'O kadın çocuklarımın anası, onları yoklukta bırakamam, erkekliğime sığmaz. Abim de kanım canım, onu kurda kuşa mı yem edeyim? Sen zaten tuzu kurusun, baban arkanda dağ gibi. Ama onların benden başka kimsesi yok. Senin paranla kaç kişinin hayatı kurtuluyor, sevap işliyorsun. Temizliğe gitmen de nefsini köreltir, kibrini kırar, iyi gelir' dedi.
Ben 145 bin kazanıp elin tuvaletini temizliyorum, kocam benim paramla eski karısını yaşatıp abisinin borcunu ödüyor. Bana da 'Babandan iste, temizlik yap kibrin kırılsın' diyor. Sizce kocam haklı mı?
Copy paste isi hosuma gitmese de sizin kullanildiginizi dusundum. Denk degilsiniz. Bosanin.
Şakaaaaa
İşe gir
Anormal
Git çalış
Ben 24 yaşındayım, bir devlet hastanesinin acil servisinde Pratisyen Hekimim. 24 saatlik nöbetlerde trafik kazaları, kalp krizleri, bıçaklanmalar derken kan revan içinde hayat kurtarıyorum. Bu insanüstü emeğimin karşılığında nöbet ve teşviklerle elime ayda net 145 bin lira geçiyor. Eşim ise 'Ticaretle uğraşıyorum, piyasa durgun' deyip genelde evde yatan, ayda 10-15 bin ancak kazanan biri.
Evlendiğimiz gün eşim; 'Doktorluk başka, para yönetmek başka. Sen o nöbet kafasıyla hesap yapamazsın, paranı çarçur edersin. Kartın bende duracak, evin reisi benim' diyerek maaş kartıma el koydu.
Bana koskoca bir ay için, kişisel ihtiyaçlarım ve hastanedeki harcamalarım dahil sadece 10 bin TL limitli bir ek kredi kartı verdi.
Düşünün, 24 saat nöbet tutuyorum. Yemekhaneye yetişemezsem dışarıdan yemek söylemem, kahvem, yol param, taksim derken o limit ayın ortasında bitiyor. Limit dolunca eşimden para istedim.
Bana; '10 bin lira asgari ücretten hallice! Sen ne harcıyorsun böyle? Hastanede devletin yemeğini ye, suyunu iç. Şımarıklık yapma. Eğer lüks yemekler, markalı kahveler istiyorsan git o zengin müteahhit babandan iste. Adamın durumu süper, tek kızı sensin. Kocanın parasını yiyeceğine babanınkini ye, bana yük olma' diye bağırdı.
İnanır mısınız, ben acilde insanların kalbini çalıştırıyorum, 145 bin lira kazanıyorum ama kantinden bir tost alacak bakiyem kalmıyor. Sırf nöbetlerde arkadaşlarıma 'Param yok' dememek ve babama kocamı şikayet etmemek için; nöbetim olmadığı hafta sonları tanınmamak adına şapkamı, maskemi takıp şehrin öbür ucundaki sitelere gündelikçi olarak ev temizliğine gidiyorum.
Kendi kazandığım 145 bin lira kocamın cebindeyken, ben elin evinde tuvalet ovarak, cam silerek, yerlerde sürünerek kazandığım günlük 1.500 lirayla hastanedeki masraflarımı çıkarmaya çalışıyorum. Acilde neşter tutan, dikiş atan o narin ellerim; çamaşır suyundan, kireç sökücüden yara bere içinde kalıyor. Eldiven takarken canım yanıyor.
Peki benim maaşım ne oluyor?
Meğer eşim, benim hayat kurtararak kazandığım o paranın 50 bin lirasını her ay boşandığı eski karısına 'nafaka ve çocuklara ekstra harçlık' olarak, geri kalan büyük kısmını da 'tefeciye borcu var, adamı vuracaklar' dediği ve hiç çalışmayan abisine gönderiyormuş.
Bunu öğrenip 'Ben burada can veriyorum, sen paramı kime yediriyorsun?' diye ağladığımda;
'O kadın çocuklarımın anası, onları yoklukta bırakamam, erkekliğime sığmaz. Abim de kanım canım, onu kurda kuşa mı yem edeyim? Sen zaten tuzu kurusun, baban arkanda dağ gibi. Ama onların benden başka kimsesi yok. Senin paranla kaç kişinin hayatı kurtuluyor, sevap işliyorsun. Temizliğe gitmen de nefsini köreltir, kibrini kırar, iyi gelir' dedi.
Ben 145 bin kazanıp elin tuvaletini temizliyorum, kocam benim paramla eski karısını yaşatıp abisinin borcunu ödüyor. Bana da 'Babandan iste, temizlik yap kibrin kırılsın' diyor. Sizce kocam haklı mı?
Boşa gitsin
Herkes kocan haklı diyor
Değil
Adam haklı 10 da çok
Ben 24 yaşındayım, bir devlet hastanesinin acil servisinde Pratisyen Hekimim. 24 saatlik nöbetlerde trafik kazaları, kalp krizleri, bıçaklanmalar derken kan revan içinde hayat kurtarıyorum. Bu insanüstü emeğimin karşılığında nöbet ve teşviklerle elime ayda net 145 bin lira geçiyor. Eşim ise 'Ticaretle uğraşıyorum, piyasa durgun' deyip genelde evde yatan, ayda 10-15 bin ancak kazanan biri.
Evlendiğimiz gün eşim; 'Doktorluk başka, para yönetmek başka. Sen o nöbet kafasıyla hesap yapamazsın, paranı çarçur edersin. Kartın bende duracak, evin reisi benim' diyerek maaş kartıma el koydu.
Bana koskoca bir ay için, kişisel ihtiyaçlarım ve hastanedeki harcamalarım dahil sadece 10 bin TL limitli bir ek kredi kartı verdi.
Düşünün, 24 saat nöbet tutuyorum. Yemekhaneye yetişemezsem dışarıdan yemek söylemem, kahvem, yol param, taksim derken o limit ayın ortasında bitiyor. Limit dolunca eşimden para istedim.
Bana; '10 bin lira asgari ücretten hallice! Sen ne harcıyorsun böyle? Hastanede devletin yemeğini ye, suyunu iç. Şımarıklık yapma. Eğer lüks yemekler, markalı kahveler istiyorsan git o zengin müteahhit babandan iste. Adamın durumu süper, tek kızı sensin. Kocanın parasını yiyeceğine babanınkini ye, bana yük olma' diye bağırdı.
İnanır mısınız, ben acilde insanların kalbini çalıştırıyorum, 145 bin lira kazanıyorum ama kantinden bir tost alacak bakiyem kalmıyor. Sırf nöbetlerde arkadaşlarıma 'Param yok' dememek ve babama kocamı şikayet etmemek için; nöbetim olmadığı hafta sonları tanınmamak adına şapkamı, maskemi takıp şehrin öbür ucundaki sitelere gündelikçi olarak ev temizliğine gidiyorum.
Kendi kazandığım 145 bin lira kocamın cebindeyken, ben elin evinde tuvalet ovarak, cam silerek, yerlerde sürünerek kazandığım günlük 1.500 lirayla hastanedeki masraflarımı çıkarmaya çalışıyorum. Acilde neşter tutan, dikiş atan o narin ellerim; çamaşır suyundan, kireç sökücüden yara bere içinde kalıyor. Eldiven takarken canım yanıyor.
Peki benim maaşım ne oluyor?
Meğer eşim, benim hayat kurtararak kazandığım o paranın 50 bin lirasını her ay boşandığı eski karısına 'nafaka ve çocuklara ekstra harçlık' olarak, geri kalan büyük kısmını da 'tefeciye borcu var, adamı vuracaklar' dediği ve hiç çalışmayan abisine gönderiyormuş.
Bunu öğrenip 'Ben burada can veriyorum, sen paramı kime yediriyorsun?' diye ağladığımda;
'O kadın çocuklarımın anası, onları yoklukta bırakamam, erkekliğime sığmaz. Abim de kanım canım, onu kurda kuşa mı yem edeyim? Sen zaten tuzu kurusun, baban arkanda dağ gibi. Ama onların benden başka kimsesi yok. Senin paranla kaç kişinin hayatı kurtuluyor, sevap işliyorsun. Temizliğe gitmen de nefsini köreltir, kibrini kırar, iyi gelir' dedi.
Ben 145 bin kazanıp elin tuvaletini temizliyorum, kocam benim paramla eski karısını yaşatıp abisinin borcunu ödüyor. Bana da 'Babandan iste, temizlik yap kibrin kırılsın' diyor. Sizce kocam haklı mı?
Normal değil
Değil bana göre
Nprmal değil