Hiç bir Anlamı ve Faydası olmadıktan sonra "İyi Görünmenin" Bir önemi Var mı?

Kendiniz gibi bir İnsan düşünün
Yıllardır yaşamınız da başkası ya da başkaları için yardım etmiş, dinlemiş, omuz vermişsiniz...
Hatta bazen cebinizden, bazen zamanınızdan, bazen uykunuzdan Beraber gülmüş, beraber koşmuş, beraber eğlenmiş, beraber mutlu olmuş, neşelenmişsinizdir...

Ama bunlar hayatta hep karşılıksız sessiz yapılmış şeylerdir.
Bunun için kimseyi tebrik edip taktir etemeye hatta Alkışlamaya bile gerekde yoktur... bazen hatırlamak bile zordur yaşanan bu güzel anları.


Neden peki
Çünkü yapılmış iyilik, insan zihninde kayıt tutmaz "çabuk unutlur"
İyilik “olması gereken” İnsanın İnsan gibi olması ve yapması, yapıyor olması gereken bir yanı olarak görülür ve sayılır.

Ancak bir gün… tecrübenin acı sözü "Sırtında Kırgün taşırsın gık demez bir gün indirsin senden kötüsü yoktur"

İnsan böyle bir varlıktır maalesef "sırtına biner de aman vermez sırtından inerse saman vermez"

Eğer birgün küçük de olsa bir hata yapar iseniz...
Belki yorgunsunuzdur, belki kırılmışsınızdır, belki de sadece insansınız dır.

İşte tam bu anda...
Birilerinin Gözleri açılır, diller çözülür... Söylemedik söz, görülmedik kusur, unutulmamış hatalar dökülür saçılır ortalığa...

Çünkü insanlar iyiliği taktire değil, hatayı yargılamada yargıç hakim savcı avukat gibi koşar.

İşde İnsan zihni böyle konular tuhaf çalışır...

Bakarken görürken işitirken... Kedisini hatasız zanneden insanların konusudur... Ahlak.

Yüz iyiliği alışkalamaz basitçe "çok iyi bir insan" der ama, tek bir yanlışı gördüğünde o hatayı kimlik haline getirir... her farklı başka hatalarda sabıka kaydı gibi getirir ortaya.

İyilik karakter değildir, o insanın görevi olarak görülür.
Hata ise kişiliğin karakterin aklın zakanın özeti sanılır.

Bir insan sürekli iyi davrandığında takdir edilmez; ona alışılır.
Alışılan şey değer kaybeder.

Ama o düzen bozulduğunda, yani iyilik zincirinde bir halka koptuğunda, herkes büyüteçle bakar. Sanki bir ömür, tek bir ana sıkışır.

Burada durup şunu görmek gerekir:
Çoğu insan hataya değil, yargılamaya ihtiyaç duyar.

Çünkü yargılamak rahatlatır.
Başkalarının kusurunu büyüten insan, kendi eksiklerini küçültür.
Anlamak yük getirir, yargılamak hafifletir.
Bu yüzden çoğu kişi anlamayı değil, hüküm vermeyi seçer.

Toplum, bir insanın hayatına bütün olarak bakmak istemez.
Çünkü bu emek ister, vicdan ister, adalet ister.
Oysa tek bir olumsuzluğu çekip almak kolaydır. Etiketlemek pratiktir.

Sessizce yapılan iyilikler arşivlenmez.
Ama yüksek sesle konuşulan yanlışlar unutulmaz.

İşin ironik tarafı şudur:
İyilik yapan insandan kusursuzluk beklenir.
Ama kusur arayan insan, kendi kusuruyla yüzleşmez.

Son kareye gelindiğinde şunu görürüz...
Bir insan, yıllar boyunca yaptıklarıyla değil,
en zayıf anıyla tanımlanır.

Belki de asıl soru şudur!
Bir insanı tek bir hatasıyla yargılayan toplum,
kendini kaç hatasını affetmemiştir?

Hiç bir Anlamı ve Faydası olmadıktan sonra "İyi Görünmenin" Bir önemi Var mı?
Cevapla