Yok katılmıyorum Ben açık konuşayım bir insanı seviyorsan bile bir insanı değer veriyorsan bile o insanın bir yanlışını gördüğüm zaman öyle bir giderim ki hayatından hiç işim olmaz hatta hayatımda hiç yokmuş gibi davranırım öyle sevgiyi de aşkta vazgeçilmezdi diye bir şey yok ölümlü olan fani dünyada vazgeçiyor insanlar mı vazgeçemeyeceğiz
Her gelen sevmez. Doğru, kimisi menfaat için, kullanmak için geliyor. Ama bazen sevenler gider. Gitmesi gerekmiştir, kendisine bi zarar gelecektir ama sevdiğine de bu zarar değmesin diye uzaklaşarak aslında korumuş olur. "Aşk, eğer yanmaksa birlikte yanmaktır" diyenler olacaktır ve evet öyledir ama, aşk bu işte. Aşkını korumak istemez mi insan? O yüzden uzaklaşır, aşkını uzaktan izlemek zorunda kalır...
Söze katılmamak mümkün değil. Sevgi gerçekten kolay kolay tükenmiyor çünkü içinde hem bağlılık, hem de emek var. Ama bazen sevgiyi anlamayan ya da karıştıranlar gidip geri dönebiliyor. Onlar da biraz kalplerinin sesini çözmeye çalışan, kaybolmuş ruhlar gibi aslında. 😊 Sevgi, adanmışlık gerektirir. Birisi gerçekten seviyorsa, bir şekilde gitmez. Gidenlere de bir çay demleyip, “Neden gittin?” diye sormak lazım belki de. 🍵✨
Her gelen sevmez… Çünkü bazı insanlar hayatımıza yağmur gibi düşer, toprağa değmeden geçer. Ayak izleri vardır ama kökleri yoktur. Gelişleri bir vaade benzer; içi dolmamış cümleler gibi. Kalbimiz onları sever sanır, oysa sevilen çoğu zaman yalnızca ihtimaldir. Hiçbir seven gitmez… Bu, sevginin masum hayalidir. Sevenin kalması gerektiğine dair içimizde büyüttüğümüz o eski inanç. Çünkü sevgiye “gitmek” yakıştırılmaz; sevgi beklemektir, katlanmaktır, susarak kalmaktır diye öğretilmiştir. Giden, sevmemiştir deriz; çünkü aksiyle yüzleşmek can acıtır. Ama bu sözün asıl derinliği şuradadır Bazen giden sevmemiş değildir; çok sevdiği için eksilmiştir. Ve kalan her zaman seven değildir; kimi zaman sadece vazgeçmeye cesareti olmayandır. Bu yüzden bu cümle bir hakikat değil, bir özlem anlatır. Keşke her gelen sevseydi. Keşke seven hiç gitmeseydi. Ama insan kalbi “keşke”lerle yazılır; hayat ise çoğu zaman başka türlü okunur...
Evet, çok doğru bir yerden bakıyorsun. Tek taraflı çaba uzun süre devam ettiğinde, seven tarafın geri çekilmesi çoğu zaman sevgisizlikten değil, tükenmişlikten oluyor. İçsel bir soğukluk değil bu; daha çok “artık kendimi korumam lazım” hâli. İnsan bir noktadan sonra şunu fark ediyor: Sevgi var ama karşılık yoksa, niyet var ama denge yoksa, vermek var ama tutulacak bir el yoksa…orada kalmak sevgi değil, kendinden eksiltmek oluyor. Bu yüzden gidiş bazen bir vazgeçiş değil;kendine dönme, yorulduğunu kabul etme, daha fazla incinmemek için mesafe alma. Belki en acı tarafı da şu:Giden kişi hâlâ seviyor olabilir, ama artık tek başına sevmeye gücü kalmamıştır...
Söz doğru. Fakat sevenin , sevdiği kişinin bu sevgiyi ne kadar hak ettiğini doğru anlaması da önem taşır. Sorunun açıklama kısmı içinse; O gidip gelenler genel olarak memnuniyetsiz olanlar. Gitmelerindeki en büyük neden , gittiğinin kalandan daha iyi olduğudur. Taki yanıldıklarını anlayana kadar.
Hiç bir seven gitmez sözünede kısmen. O sevgi toksik bir sevgi ise karşı tarafın zarar verdiği, kişi gitmelidir. Nice sevdalar gördük, zehirlemekten beter edenler ve onlarda “aşığım, seviyorum” diyerek ilişkinin içinde kaldılar fakat insanlıktan çıktılar.
Fakat sebepsiz yere gidenin sevgisini sorgulamak gerek.
Katılıyorum. Her gelen gerçekten sevmez, bazen sadece ilgileniyormuş gibi görünür. Ama gerçekten seven kişi ise, ne olursa olsun gitmez, yanında kalır ve emek verir