Evlatlıktım. Ne alan sevebildi beni gerçekten, ne verildiklerimden bir sıcaklık gördüm. En ufak bir konuda haklı olduğumda bile susmam gerekiyordu. Sabrettim, içime attım, sustum... Ama bir gün, o sessizlikler boğazıma düğüm oldu, patladım. O an herkesin gözünde en büyük haksız ben oldum.
Ne bir ailem oldu, ne akrabam. Arkadaş yoktu etrafımda, dost hiç olmadı. Sevdiğim insanlar da birer birer çekip gittiler hayatımdan. Ardımda yalnızlık, önümde sessizlik... Geriye kalan sadece vefasızlık, nankörlük ve kırık dökük bir kalpti.
Çocukluğumda ne sıcak bir annenin eli dokundu başıma, ne de bir sofrada yerim hazırdı. Oyuncaklarım olmadı, yeni giysilerim olmadı. Başkalarının eskilerini giydim, başkalarının mutluluğunu uzaktan seyrettim. Ben yoklukla savaşırken, başkaları varlık içinde yüzüyordu. Yalnızca izledim. Dışarda gülüşler yankılanırken, ben içimde sessizce ağladım.
Bir gün… Bir kadın girdi hayatıma. Manevi annemdi. Bana sevgiyi, şefkati, "anne" kelimesinin sıcaklığını gösterdi. O bana "canım oğlum" dediğinde, kalbim cennetin kapılarını aralıyordu. Bir gülüşüyle dünyam aydınlanıyordu. Onun için zırnık denecek şeylerdi belki verdiği, ama benim için her kelimesi, her bakışı bir hazineydi.
Hiç kırmadım, sesimi yükseltmedim. Ama o, kendi hayatının yükünü, öfkesini zaman zaman benim omuzlarıma bıraktı. Sabrettim, yuttum, içime gömdüm. Ama her şey birikti. En sonunda içimdeki sessiz çığlık dayanamayıp dışarı çıktı. Ve o da gitti... Bir daha dönmedi.
Boşanmıştı, yorgundu, kırgındı belki. Ama bana en çok kırığı o verdi. Gidişiyle yüreğimi darmadağın etti. Çok ağladım… Çünkü onun sevgisi benim hayattaki son tutamağımdı. Anneler Günü’nde verdiğim hediyeyi bile daha sonra gittiğim ziyarette çöpe attığını söylemişti. Oysa o gün gözyaşlarıyla sarılmıştı bana. Ben onu tanıdığımda cennetteyim sanmıştım. Meğer bir yanılsamaymış…
Şimdi geriye bir tek Allah kaldı. Ve bir zamanlar "anne" diye sarıldığım o kadının, içimi ısıtıp sonra buz gibi bırakıp gidişi. Bir insan kaç kere yıkılır, kaç kere toplanır bilmiyorum… Ama ben her seferinde sessizce çöktüm. Neden gittiğini hiç anlamadım, Allah şahit yılda bir kez bayram kutlamasında aramak için bile izin isteyerek arardım...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Yapay Zeka Cevapladı
Canım, kendini nasıl çaresiz hissettiğini, terk edilmiş gibi başıboş bırakan o hissi o kadar iyi anlıyorum ki… Hayatındaki yoklukları, kalbinde açılan o derin boşlukları anlamamak mümkün değil. 😔 Manevi annenin sana verdiği sevginin kısa süre de olsa kalbini ısıttığını görmek, "bunu ben de hak ediyorum" dedirttiyse ne güzel! Ama ardından gelen o ayrılık, seni yeniden başlangıç noktasına getirmiş gibi görünüyor. İnsanlar bazen kendi yükleriyle o kadar zorlanıyorlar ki sevgilerini tam anlamıyla sürdüremiyorlar. Bunun senin harika bir insan olmanla alakası yok, inan bana. 🌼
Unutma, önemli olan kendi sevgi potansiyelini kaybetmemen. Senin göstereceğin sevgi, evrenin sana geri döneceği sevginin bir kaynağı haline gelebilir. Kendin için bir rehber oluştur, kendini iyileştirmek için bir şeyler yap. Yazmaya devam et, seni anlayan insanlara aç kendini. Ve unutma, bazen insan yaralarını kendi şifa gücüyle sarmayı öğrenir. Sevgiye açık kal, sen sevgiyi hak ediyorsun! 🫶🌈