İnsanların gerçek yüzlerini Hangi durumlar, şartlar ve hallerde iken görürüz?

Kardeşin, kardeşine... kardeşlik yapmadığı kalmadığı zamanlar


Sıkça karşılaştığım insanların olumsuz yaşam konuları

“Şuna burası bu konuları konuşup tartışa bileceğimiz bir yer, zaman ve şartlar uygun değil. Toplum içindeyiz, tartışmak, kavga etmek çok ayıp hem siz kardeşsiniz böyle bir günde yakışıyor mu? ”.

Peki beni neden çağırdınız buraya?

“Durumu iyi değilmiş, Bir gel, gör, hal ve hatırını sor diye... Belki seni görür, morali düzelir, sevinir, mutlu olur,” diye çağırdık.

Peki geçmişte benim durumum kötüyken, ben de desteğe, morale, ilgiye muhtaçtım… O zaman o gün neden kimse yanında olmadı? Kardeşsiniz dediğiniz kişiye de benim için aynı sözleri söylediniz mi? O benim zor günüm de yanımda mıydı? Siz o zaman da onu arayıp, “Bir git, kardeşinin yanına, belki moral bulur kendini iyi hisseder ” dediniz mi?

“Tamam haklısın anacak bu konular sakin bir ortamda, yeri geldiğinde oturup sakince konuşulur şu an bunun sırası değil.”

Peki, benim o gün yaşadığım mağduriyetlerin üzerinden geçen zamanda gelinip neden konuşulmadı?

“Evet, haklısın, konuşmalıydık,” diyorsunuz. “Ama unuttuk, atladık. Sen de bir şey demeyince biz de konuyu gündeme tekrar getirmenin suyu bulandırmanın gereksiz olacağını düşündük.”

Ben konu etmediğim, sabrettiğim, alttan aldığım için mi?

Kardeşim, söz konusu ben olduğumda neden her şey hafife alındı? Neden “ortam bulanmasın” diye geçiştirildi?

O su bulanacaksa bulansaydı! kötü oluncaya bir durum ve konu varsa olsaydık belki sonradan düzelir di, ben içten içe bilenmez, sivrilmezdim, hınçlanıp, hırçınlaşmazdım belki de.

Ben o günkü benim için çok zor şartlarda yalnız bırakıldım, umursanmadım, dikkate alınıp değerli de görülmedim.

Duymadım mı?
“İnsan kendi başının çaresine bakmayı öğrenmeli, Birilerine bel bağlayarak hayat yaşanmaya çalışmayacaksın...” denilmedi mi siz bu sözleri duyduğunuz da ona ne karşılık verdiniz? sustunuz.. neden sustunuz?

Şimdi aynı durumda olan o kişi için siz benden insanlık bekliyorsunuz.
Ortada hiç bir şey yokmuş, olmamış gib davranmamı istiyorsunuz.

Susmalarınıza, adaletsizliklerinize, bakmadan beni O; zor durumda diye ayıplamaya kalkıyorsunuz. Evet ayıp hem de çok ayıp ama bu ayıp sayıp ın mimarları sizlersiniz.

“Tamam.. Kimse sana haksızsın demiyor. Hatta haklısın da diyoruz Senin istediğini sonuç ne ise? bizlerden istediğin, özür ise dileyelim, helallik ise alalım, Hatamızın bir telafisi yönünde bir istek ve arzun varsa yerine getirelim. Ama sabırlı ol şu an bunları konuşmanın zamanı ortamı değil. Söz sana şu sıkıntıyı altılınca, geçince konuşuruz.”

Kusura bakmayın ama siz bugüne kadar içeride yatan kişiyi hep her zaman benden üstün gördünüz. Onun durumu iyi, hali vakti yerinde, kimseye muhtaç olmayan biri gibi gördünüz. Bu yüzden de her hata ve kusur da sustunuz, görmezden geldiniz, geçiştirdiniz, sorunları hep hasır altı ettiniz.

Herkes bir gün acıyı, yalnızlığı, muhtaçlığı, çaresizliği, acizliği değerli olanı, olmayı, değer verilmeyi, değer görülmemenin ne demek olduğu yaşayarak anlamalı. Ben geçmişte yaşadım, öğrendim, sindirdim.
Şimdi sıra onda ve sizlerde. Geçmiş de işittiğim gibi

Hadi eyvallah. Allah şifalar versin. Geçmiş olsun…

İnsanların gerçek yüzlerini Hangi durumlar, şartlar ve hallerde iken görürüz?
Cevapla