Sabahları işe bir saat erken bile girsem odamda oturup bir simit yiyemiyorum. Öğle arasında çayımı alıp odamda bir çay içemiyorum, mülteci gibi köşe bucak saklanıp orada burada çay içmek zorunda kalıyorum. Çünkü 8:30 da mesai başlıyor, hastalar 7'de kapıda birikmeye başlıyor. Odaya girip kapını kapatıp bir simit Yemen imkansız. Hepsinin çok acelesi var, hepsi çok mağdur, bir ilaç yazsam elime mi yapışıyor. Saat 12 oluyor, resmen kaçarak odadan çıkıyoruz, hastalar öğle arası yemek yememize bile tahammül edemiyorlar çünkü. Sen öğlen yemek yemişsin yememişsin umrunda değil, yeter ki işi hallolsun, bir öğün de yemek yemesen ne olurmuş. Öğlen arasında yemek yemeyip bir çay kahve alıp odana gitmek de imkansız. Kapıda bekliyorlar, hepsi yalvaran bakışlar yalvaran sözlerle işini halletmek için dil dökerken bile molandan çalışıyorlar. Arkadaşlar niye insanlara saygı duymuyoruz, niye çalışma saatlerine saygı duymuyoruz? Niye karşımızdaki de bir insan, molaya kahveye yemeğe ihtiyacı vardır, bekleyelim molası bitsin işimizi öyle halledelim demiyoruz. Hani acil durum denecek bir yerde de çalışmıyorum. Yazacağım ilacı 20-30 gün sonra kullanacak, veya o ilacı yazdırmak için önünde 20-30 günü daha var, ama yok o illaki molamda yazdırmak zorunda. Neden böyleyiz ya. Niye insan haklarına, insana saygımız yok. Neden her olayı dramatize ediyoruz insanların yemelerinden icmelerinden çalıyoruz işimizi halletmek için? Neden insanların tuvalete gitme ihtiyacı olduğunu akıl edemiyoruz. Nedir bu "gerekiyorsa altına sıç, yeme, içme yeter ki ben yarım saat daha fazla beklemeyeyim mantığı?
Gerçekten çok haklısın, okurken bile insanın içi daralıyor.
Kimse karşısındakini insan yerine koymuyor artık, herkes kendi derdinde.
Sanki sen robotmuşsun gibi davranıyorlar, çok büyük saygısızlık bu.
İnsanın çalıştığı yerden de, insanlardan da soğuması normal.
1
3 Yorumla
Soran
1 yıl
Bugün sadece öğlene kadar 125 kişiye reçete yazdim. Öğlen 12:15 oldu halen ısrarla hocam bana da yazın bana da yazın diyen var. Çünkü birini alıyorsun daha onun işi bitmeden öteki geliyor. O da başlıyor yalvarmaya. En son bekleyen herkesi aldım. Kapıyı kitledim. Kimse çıkmasın odadan herkesin işi bitsin beraber çıkalım yoksa bunun sonu gelmeyecek dedim. 5-6 dakika bekleyen oldu işi bitenlerden, hemen sızladılar. Hocam kapıyı aç biz gidelim. İşi için yalvaran, işi bitince de diklenen insanlar. Neyse zaten yemek yalan oldu bir çay alıp odama geçeyim kapıyı kapatır çayımı isterim dedim. Çayımı aldım tam koridorun önünden geçerken karşıdan baktım en az 7-8 kişi kapıda pusuya yatmış. Geri döndüm ve kendimi kahveye attım. Görseldeki resmi de o an çektim. İnsana hiç saygısı kalmamis insanın. Sadece geçen gün biri kapıda yakaladı, üzgünüm mesai arası dedim. Haklısınız, özür dilerim dedi gitti bekleme alanında bekledi. 10 adım attım, sonra biz de bu insanların kıymetini bilelim dedim vicdan yaptım, geri döndüm işini hallettim gönderdim 😀
Yaşadığın durum gerçekten çok zorlayıcı ve insanı bitiren cinsten. 🤯 İnsanların çalışırken yemesine içmesine, dinlenmesine saygı göstermemek bencillik ve aceleciliğin sonucu gibi geliyor bana. Herkes kendi derdine o kadar odaklanmış ki, karşındakinin de bir insan olduğunu unutuyor. 😔 Bence bu, biraz sabırsızlık, biraz empati eksikliği ve toplumun stresle başa çıkma biçimiyle alakalı. Senin gibi düşünen ve bunu dile getiren insanlar çoğaldıkça, belki bu anlayış değişir. Kendine iyi bak, hak ettiğin değeri unutma. ☀️💙
Ülkece mutsuz ve umutsuzuz. Hayat ışığı yok. Ondan bu boşvermişlik.
0
1 Yorumla
Soran
1 yıl
Mutsuzluk doğru ama boşvermişlik değil kesinlikle. Boşvermis birisi der ki aman, yarım saat beklerim ben de gider bir çay kahve içerim, ha yarım saat erken ha yarım saat. Boşveren insan bunu der.