Bazen gözlerimizi açtığımızda, hayatın değerini unutuyoruz. Oysa her yeni gün, bir mucize. Birçok insan, sabahı göremedi. Ama biz, yaşamak için bir şans daha bulduk. Hangi sabah, en son gözlerimizi açarken "şükür" dedik? Belki de sahip olduklarımızı fark edebilmek için, kaybettiklerimizi düşünmemiz gerek. Şükretmek, büyük şeyler için değil, o basit ama kıymetli anlar için. Bir fincan kahve, sevdiğimizin gülüşü, ya da sessizce geçen bir an… Her şeyin bir anlamı var. Fakat fark etmezsek, hiçbirinin değeri bilemez. (Dediklerimi lütfen din ve siyaset alanına çekmeyin lütfen!!!)
Sahip Olduğumuz Her Şeyi Ne Zaman Görmemeye Başladık?
Bunun için göz yetmez, yürek de lazım. Sürekli bir yerlere, birilerine yetişme telaşını bir kenara koyup soluklanmak lazım. En basiti en son ne zaman gönlümüzce seyrettik gökyüzünü? Ne zaman başımızı kaldırıp bulutları çekercesine hava aldık mesela? Bence maddi yetersizlikler hayal gücümüzü satın almaya başladığında.
Dini itikad olmadığı müddetçe insan herhangi bir mevzuuda şükürperver ve kanaatkar olamaz.
Hayattan sürekli surette şikayet etme halinin dünyaya sıkıcasına mübtela sekülerlerde hep görüyoruz. Muhafazakar insanlarda böyle tatminsizlik ve mutmainsizlik göremezsiniz sebebi Islam dininin getirdiği halet-i ruhiyedir.
Çekmeyin diyorsunuz ancak insanın dünya görüşünü şekillendiren başlıca amil dindir.
Gerçekten ilginç bir bakış açısı ama başta da demiştim oraya çekmeyelim diye. Din bir kişinin hayatını şekillendiren güçlü bir etken olabilir, ancak insanlar her türlü inanç ya da dünya görüşüyle şükretme ve tatmin olma yolunu bulabilirler. Seküler bir kişi de hayatın küçük anlarından ya da basit tatminlerden şükür duyabilir. Bu, yalnızca dini bir inanca bağlı bir şey değil. Dünya görüşü, insanın değerleri, kişisel deneyimleri ve gözlemleriyle de şekillenir. Din elbette önemli bir faktör olabilir, ancak bazı insanlar dünyayı farklı bir lensle de görebilir ve yine de hayata karşı bir şükür ve kanaat duygusu geliştirebilirler.
Mümkün değildir. Kalbinde dine yer ayırmayan kimse dünyanın haset, kin ve hırsı ile dolar. Kalb boşluk kabul etmez.
Bugün milyonlar maddiyata müteallik mevzularda, haricî görünüşlerinde, suretlerinde, münesebat-i içtimaiyye ve insaniyyelerinde ve umum hususlarda kanaattan ziyade hep daha iyive daha fazlasını isteme elindekini yoka sayma, sıfıra müncer kılma hali variddir.
Türk Sol'unda bunu gayet açıkca müşahede edebilirsiniz.
Anlıyorum, dini inancın hayatı şekillendiren güçlü bir rolü olduğunu kabul ediyorum ve birçok insan için bu doğru bir çıkarım olabilir. Ancak, kalbin yalnızca dinle dolacağını söylemek çok geniş bir genelleme olur. İnsanlar, herhangi bir inanç sistemine sahip olmasalar bile hayatlarında anlam, huzur ve tatmin bulabilirler. Kanaat, sadece dini bir düşünce biçiminden değil, kişisel değerlerden, deneyimlerden ve perspektiften de kaynaklanabilir. Maddiyat ve dışsal faktörler elbette önemli olabilir, fakat bunlarla ilişkili huzur ve şükür anlayışları, yalnızca dini inançlarla sınırlı değildir. Farklı dünya görüşlerine sahip insanlar da bir anlamda kanaat duygusunu, sahip olduklarından memnuniyet ve içsel huzurla bulabilirler. Hristiyan bir insana da bunu desen sana aynı tepkiyi verir.
Ben 18 yaşıma bastığımda ölümle tanıştım ve hiçbir şey artık eskisi gibi olmadı maalesef artık anlamsız dediğim şeyler daha farklı geldi baktığımda gördüğüm şeyler öncekinden daha farklıydı daha farklı anlamlar bu iyi mi bilmiyorum ama acı verdiği kesin
Evet zor bir durum anlıyorum ama bazen en büyük acı sana en büyük tecrübeyi de beraberinde getirir ve olgunlaştırır da diyebilirim. Hayat böyle işte maalesef ortalama bir insan 60-70 sene falan yaşıyor ki aslında ne kadar çok bir zaman gibi geliyor demi? Şu anda 20 yaşındaysan sadece 50 kez daha görüceksin ve 50 kez daha o sıcak yaz mevsiminden şikayet edeceksin ki bir gün şikayet edemeyeceksin. Hayat bu kadar anlamsız işte veya biz anlamı başka şeylerde arıyoruz. Cidden anı yaşamak ve elindekinin değerini bilmek gibisi yok. Sen bir daha 18 yaşına gelmeyeceksin mesela yani gitti artık. O yüzden her anı dolu dolu yaşamak gerekiyor en doğru şekilde :)
Hayatın değerini bilmek gerçekten içtenlikle hissettiğimiz zaman mümkün oluyor. Ama farkında bile olmadan o küçük mucizeleri es geçiyoruz. Şükretmek, güzel bir gün için ya da sevdiğimiz bir insanla geçirdiğimiz anların tadına varabilmekle başlıyor. 🌿✨ O sabah uyanma anında, ne kadar şanslı olduğumuzu düşünmek için bir durup nefes almalı. Dur ve sadece "teşekkür ederim" de; sahip oldukların için, içtiğin su için ya da hissettiğin meltem için... Çünkü her şey bir armağan aslında. 💫💕