Dinlerin iddialarını inceleyen herkes için en kafa karıştırıcı sorulardan biri, kameralar gibi nesnel araçlarla doğrulanabilecek mucizelerin yokluğudur. Kameraların icadından bu yana, dini mucizeleri belgeleme şansı sayısız kez ortaya çıktı, ancak böyle bir kanıt ortaya çıkmadı. Bazıları, belgelemenin eksikliğinin bu tür olayların nadir olmasından kaynaklandığını iddia edebilir, ancak bu, geçmişteki dini figürlerin mucizelerini gerçekleştirdiklerine inanıldığı sıklıkla çelişki oluşturuyor. v İsa, Musa veya Muhammed gibi dini figürlerin mucizelerinin gerçek olduğunu nasıl bildikleri de başka bir gizemdir. Bazıları, kişisel deneyimlerinin onları ikna ettiğini iddia edebilir, ancak bu da daha fazla soru ortaya çıkarıyor. Gerçek bir dini deneyim ile halüsinasyon veya yanılsama arasındaki farkı nasıl ayırt edebiliriz? Ya bu figürler, hiçbir gerçek kanıt olmadan mucizevi yeteneklerine inanmaya diğerlerini ikna eden karizmatik liderlerdi? Dini metinlerle ilgili olarak sunulan argümanın çemberliliği de sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Birisi, bir dini metnin iddialarının kanıtını istediğinde, cevap Tanrı'nın kelimesi olduğu için metnin kendisinin kanıt olduğudur. Ancak, bu, metnin bilimsel bilgiyle çelişen ifadeler içerdiği durumlarda bir sorun yaratır. Örneğin, bazı dini metinler dünyanın sadece birkaç bin yıllık olduğunu öne sürüyor, ki bu, jeolojik kanıtlarla tutarsızdır. Benzer şekilde, evrim teorisi birçok dini metindeki yaratılış hesaplarıyla çelişmektedir. Eğer bir metin, açıkça yanlış olduğu kanıtlanabilen bir iddiada bulunursa, nasıl ilahi bir yaratıcının kelimesi olarak kabul edilebilir?
Ayrıca, birçok dini öykü, antik Mısır, Sümer İmparatorluğu ve diğer medeniyetlerin mitleriyle dikkat çeken benzerlikler paylaşıyor. Bazıları, bunun, bu öykülerin insan kültürleri tarafından yaratılmış mitler olduğuna dair kanıt olduğunu iddia ediyorlar, ilahi vahiyler değil. İki din benzer öykülere sahipse, daha olası olan, ikisinin de ilahi bir bilgiye sahip olması yerine, ortak bir kültürel kaynaktan ilham aldığıdır.
Dinler ile alakalı birtakım sorularım var?
Güncellemeler
+1 yıl
cevaplarınızı bekliyorum saygı çerçevesi içerinde sorularım üzerinde kritik yapmak istiyorum sizin bilip benim bilmediğim veya benim bilip sizin bilmediğiniz şeyler olabilir dolayısı ile kritik yapmaya ve açık fikirle sormayı ve cevaplamayı istiyorum
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
1Cevap
"Biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acı olan iki denizi karışacak şekilde salıveren ve ikisi arasına bir engel, aşılmaz bir perde koyan O’dur."
Daha ortalıkta bilim yokken bu ayetin iniyor olması sence yaratıcının varlığının kanıtı değil midir?
peki insan sperminin kaburga kemiğinden gelmesi? neandertallerden, kro magnondan vb. humanoid akıl sahibi fakat nesli tükenmiş canlılardan hiç bahsedilmemesi neandertalleri inkar edemezsin çünki varlıkları ve genetik kodları çıktı ve bizim dna mızda var ha bunun dışında sorunun cevabına gelirsek
Bahsettiğiniz deniz olayı, Kuran'da Saffat Suresi'nde bahsedilen bir olaydır. Ayette, bir denizin tatlı ve bir denizin tuzlu olduğu ve ikisi arasında bir perde olduğu ifade edilir. Ancak bu olayın gerçekleştiği konusunda hiçbir bilimsel kanıt yoktur ve bu iddiayı destekleyen hiçbir gözlem veya kanıt yoktur.
Denizlerin tatlı veya tuzlu olmasının sebebi, suyun içindeki mineral ve tuz oranlarına bağlıdır. Tatlı su kaynakları, yağmur veya kar erimesi gibi tatlı su kaynaklarından beslenirken, tuzlu su kaynakları okyanuslardan veya tuzlu göllerden gelir. Bu nedenle, bir denizin tatlı olması ve diğerinin tuzlu olması için aralarında bir perde olması gibi bir durum mümkün değildir.
Ayrıca, denizler arasında bir perde olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur. Bilim, okyanusların dünya çapında yayıldığını ve herhangi bir fiziksel engel veya perde olmadan birbirine bağlı olduğunu göstermektedir.
Bu nedenle, bahsedilen deniz olayının gerçekleştiğine dair herhangi bir kanıt yoktur ve bilimsel verilerin de bu iddiayı desteklemediği açıktır.
Kuran'da bahsedilen ayette, "Biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acı olan iki denizi karışacak şekilde salıveren ve ikisi arasına bir engel, aşılmaz bir perde koyan O’dur" ifadesi kullanılmaktadır. Bu ayette bahsedilen olayın, tatlı su ile tuzlu suyun karışmaması ve aralarında bir perde olması ile ilgili olduğu düşünülmektedir.
Ancak, bilimsel olarak bilinen gerçek şudur ki, tatlı su ve tuzlu su karışabilir. Tatlı su ve tuzlu suyun karışması, denizlerin çevresindeki kıyı bölgelerinde gerçekleşen bir olaydır. Denizlerdeki tuzlu su, yer kabuğundaki kırıklar, fay hatları ve diğer su kaynaklarından gelen tatlı su ile karışabilir. Bu olay, tuzlu suyun yoğunluğunun, tatlı suyun yoğunluğundan daha yüksek olması nedeniyle gerçekleşir.
Karışmıyor, araştırmanı tavsiye ederim. Bu olay yüzyıllar önce Kur'an vasıtasıyla bildirilmiş. :) O zaman ne fizik vardı ne de okyanus bilimleri.. Bana hikaye anlatma o yüzden.
Bir iddianın eski veya yeni olması, doğruluğunu kanıtlamaz. Doğru olup olmadığını belirlemek için iddiayı kanıtlayacak sağlam bilimsel verilere ihtiyacımız var. Bu nedenle, Kur'an'da bahsedilen olayın doğruluğu veya yanlışlığı, objektif bilimsel yöntemlerle araştırılmalıdır. Ayrıca bilimsel olarak tatlı su ve tuzluyun birbirine karışabildiği vb. şeyleri yukarıda belirttim birdaha gözden geçirin ya da daha farklı bir method ile bunu anlatabilirim ve bunun yanlışlığını kanıtlayabilirim ama doğrulunu iddia eden siz olduğunuz için bunun doğruluğunu kanıtlamak da size düşer
Yukarıda görüldüğü gibi bilim bile bu durumu Kuran’da geçen ifadelerle anlatır ve Kuranın Perde dediğini “Soğuk Duvar” olarak adlandırır. Literatürde birbirine karışmayan deniz olgusunu oluşturan bu duvara Termoklin ve Haloklin bariyerler denir. Buna yüzey gerilimi de denilir.
İşte Kuran bu olayı haber vermektedir ve bilim insanları da aynen Kuran gibi bu yapıya duvar demekte ve suların karışmaması işlevini gösterdiğini söylemektedir. Örneğin bir okyanus bilimci olan Richard A. Davis kitabında bunu nasıl tanımlıyor bakalım:
“Denizlerin farklı yoğunluklarından kaynaklanan yüzey gerilimi, âdeta bir duvar gibi sularının birbirine karışmasını engeller. (Richard A. Davis, Principles of Oceanography, Addison-Wesley Publishing Company, Don Mills, Ontario, ss. 92-93)”
Öncelikle belirtmeliyim ki, bahsi geçen ifade Kur'an'da "soğuk duvar" olarak geçmemektedir. Bununla birlikte, bahsi geçen bilimsel fenomenin Kur'an'da öngörüldüğü iddiasına gelince, burada birkaç noktaya dikkat çekmek istiyorum.
İlk olarak, Kur'an'da bahsedilen denizlerin karışmaması olayı bilimsel olarak yanlış ve çürütülmüştür. Suyun tuzluluğu, sıcaklık, basınç ve rüzgar gibi faktörler suyun yoğunluğunu etkiler ve denizlerin karışmasına neden olur. Yüzey gerilimi, suyun yüzeyindeki ince bir tabakanın suda çözünen maddeler nedeniyle daha yoğun olmasıdır ve bu tabaka zayıf bir bariyer olarak hareket eder. Ancak, farklı yoğunluktaki su kütlesinin hareketi, yüzey gerilimini kolayca aşabilir ve denizlerin karışmasına neden olabilir.
İkinci olarak, bahsi geçen "haloklin bariyer" veya "termoklin bariyer" terimleri, bilimsel bir fenomeni açıklamak için kullanılan teknik terimlerdir. Bu terimler, bilim adamlarının bu fenomeni açıklamak için oluşturdukları terimlerdir ve Kur'an'da açık bir şekilde bahsedilmez.
Üçüncü olarak, bahsi geçen Richard A. Davis'in kitabında bahsedilen yüzey gerilimi, Kur'an'da bahsedilen denizlerin karışmaması fenomenini açıklamak için yeterli değildir. Yüzey gerilimi, suyun yoğunluğundaki farklılıkların neden olduğu hareketlilik gibi diğer faktörlerin etkisiyle kolayca aşılabilecek zayıf bir bariyerdir. Bu nedenle, yüzey gerilimi, denizlerin karışmamasını engellemek için yeterli bir açıklama değildir.
Sonuç olarak, Kur'an'da bahsedilen denizlerin karışmaması fenomeni bilimsel olarak yanlış ve çürütülmüştür. Bahsi geçen bilimsel terimler ve açıklamalar, Kur'an'da açık bir şekilde bahsedilen bir konu değildir. Bilim, doğruyu araştırmak için kullanılan bir araçtır ve bu tür iddiaların bilimsel olarak doğrulanması gerekir.
Çok yazıyorsun ama boş cümleler, al şu linki incele kamil https://tr.wikipedia.org/wiki/Gulf_Stream
Wikipedia gibi herkesin katkıda bulunduğu açık kaynak bir platformda yazılan bilgilerin doğruluğu konusunda bazen şüpheler olabilir. Ayrıca, Gulf Stream konusu da deniz bilimleri ve meteoroloji gibi oldukça karmaşık konuları içermektedir ve tek bir kaynağa dayanarak karar vermek yanıltıcı olabilir.
Ancak, Gulf Stream hakkında yapılan araştırmalar ve bilimsel yayınlar bu akıntının sıcak su ile soğuk suyun karıştığı bir bölgede başladığını gösteriyor. Bu, Kuran'da bahsedilen denizlerin karışmaması ile ilgili ayetlerin bilimsel olarak yanlış olduğunu gösterir.
Kendine göre yorumladığın sürece zaten hep inkar içinde olacaksın.
Peki bana Tanrının yokluğunu ıspatlayabilir misin? 😃
Ayrıca, Kuran'da bahsedilen durumun, sadece Körfez Akıntısı ile ilgili bir olgu değildir. Kuran'da bahsedilen "iki denizin karışmaması" ifadesi, farklı tuzluluk seviyelerine sahip iki deniz arasındaki doğal bir engel nedeniyle oluşan bir durumu açıklar. Bu nedenle, Körfez Akıntısı örneği, Kuran'da bahsedilen durumun bir açıklaması olarak yetersiz kalan bir argüman.
Yeterli olduğu için değil, destekleyici bir argüman olduğu için sana sunma gereği duydum. Büyük resme bakarsın da kafana bir şeyler girer diye fakat nafile. Kendince yorumluyorsun meseleleri, tanrının yokluğu ve "iki denizin karışmaması" konusunda herhangi bir bilimsel veri sunmadın, kaynağın yok. Kendi yorumundan başka bir şey yok. 😃
hemen
1-Kozmolojik olarak: Evrenin neden var olduğunu açıklamak için tanrı hipotezi gerekli değildir. Bilim, evrenin başlangıcının büyük patlama olarak adlandırılan bir olayla gerçekleştiğini öne sürüyor. Bu nedenle, tanrıya ihtiyaç duyulmadan evrenin varoluşu açıklanabilir.
2-Teodise sorunu: Eğer tanrı her şeye güç yetirebiliyorsa ve iyi bir tanrıysa, neden dünya acılarla dolu? Eğer tanrı her şeye güç yetiremiyorsa, o zaman her şeyi yaratamayacak kadar güçsüz bir tanrıdır. Bu nedenle, tanrının acıların varlığına izin vermesi, onun iyi ve güçlü bir varlık olarak var olmasıyla çelişir.
3-İlahi İşlevsellik: Tanrının varlığını kanıtlamak için birtakım doğa olaylarının ilahi bir tasarım sonucu olduğu öne sürülür. Ancak bilim, doğal seçilimin ve evrimin bu olayların nedeni olduğunu gösterir. Dolayısıyla, tanrının varlığına ihtiyaç duyulmadan bu doğal olaylar açıklanabilir.
4-Epistemolojik argüman: Tanrının varlığına inanmak için hiçbir mantıklı kanıt yoktur. İnanç, kanıt yerine kişisel inançlara dayanır ve bu da nesnel bir gerçeklikle uyumlu değildir.
5-Tanrı fikrinin evrimi: İnsanlık tarihi boyunca, tanrı fikri farklı kültürlerde ve zamanlarda evrimleşmiştir. Bu farklılıklar, tanrı fikrinin insanların kültürel ve tarihi bağlamına bağlı olduğunu gösterir.
6-İncil ve kuranın tarihi doğruluğu: İncil ve kuran, tarihi bir metin olarak kabul edilir, ancak birçok bilimsel ve tarihi yanlışlığı içerir. Bu nedenle, İncil'in tarihi doğruluğuna dayanarak tanrının varlığını kanıtlamak mümkün değildir.
7-Tanrı fikriyle çelişen etik sorunlar: Dinler, insanların davranışlarını düzenlemek için etik kurallar koyar. Ancak, birçok dinin öğretileri, eşitlik, özgürlük ve insan hakları gibi modern etik standartlarla çelişir.
8-Tanrı hipotezinin gereksizliği: Bilim, evrenin doğasını ve nedenlerini anlamaya yöneliktir. Tanrı hipotezi, herhangi bir bilimsel açıklamayı desteklemediği için, bu açıklamaları gereksiz kılar.
9-Kötülük problemi: Eğer tanrı her şeye güç yetirebiliyorsa ve iyi bir tanrıysa, neden kötülükler ve acılar var? Bu soru, tanrı fikriyle çelişkili bir sorundur.
10-Tanrının varlığına dair çelişkili argümanlar: Tanrının varlığını kanıtlamak için kullanılan bazı argümanlar, birbirleriyle çelişir. Örneğin, her şeyin bir nedeni varsa, tanrının nedeni nedir? Eğer tanrı her şeye güç yetirebiliyorsa, neden insanların özgür iradeleri var?
11-Bilimsel yöntemin temel prensipleri: Bilim, doğal dünyayı gözlemleyerek, deney yaparak ve sonuçları analiz ederek keşiflerde bulunur. Tanrının varlığı gibi doğaüstü olayları incelemek için bilimsel yöntem kullanılamaz.
12-İnançların çeşitliliği: Dünya üzerinde birçok din ve inanç sistemi bulunmaktadır. Tanrı fikri de bu çeşitliliğin sadece bir örneğidir. Bu çeşitlilik, bir tanrının varlığına dair kesin bir kanıt olmamasıyla birlikte, insanların kültürel ve tarihi bağlamlarına bağlı olduklarını gösterir.
Bu argüman, bir önceki konuşmamızda belirttiğim gibi yanıltıcı bir tutumdur. Bir konuya karşı sunulan argümanın yeterli ve destekleyici olup olmadığı, konuşmacının kendi yorumlarına dayalı değil, konunun bilimsel ve akademik literatüründeki kanıtlar ve verilerle desteklenmesiyle belirlenir.
Örneğin, "iki denizin karışmaması" konusunda, bilimsel olarak açıklanabilir bir fenomen olduğu bilinmektedir. Su yoğunluğu ve tuzluluk farklılıkları, denizlerin karışmamasına ve birbirleriyle etkileşime girmemesine neden olabilir. Bu fenomenin bilimsel açıklaması, sadece "kendimce yorumlama" değil, akademik kaynaklardan elde edilen verilerle desteklenir.
Benim sunduğum argümanlar da aynı şekilde, bilimsel ve akademik kaynaklara dayalı olarak sunulmuştur. Bu nedenle, bir argümanın yeterli veya destekleyici olup olmadığının belirlenmesi için, konunun bilimsel ve akademik verilerle desteklenmesi gerekmektedir.
Bak o kadar şey yazdın. Şimdi senin taktikle konuşacağım. Kaynak ver? Dünya nasıl big bangle oluştu 😃 koy ortaya veri hadi. 😃
Nasıl yani
yani mesela dinlerde anlatılan olayların birçoğu aşırı benzer derecede sümer dinlerinde ve diğer medeniyetlerin destanlarında var mesela gılgamış destanı ve nuh tufanı incildeki Genesis kuranda bahsedilen nuh tufanı ile aynı dinlere bilim ile baktığımız ve sorguladığımız zaman bilimle zıtlaşıyor mesela dinazorlar kuranda yok, neandertaller yok evrim yok jeolojik ve insanın biyolojik özelliklerinden bahsederken sorun çıkıyor anatomi ve jeoloji ile kuran ve incil ayetleri uyuşmuyor. ve dinin kendi içindeki kanıtlarına baktığımız zaman iş daha da karmaşıklaşıyor mesela allah, yehova veya yahve'nin varlığının kanıtını sorunca kutsal kitap, onun kanıtı peygamber, peygamberin kanıtı allah ve kutsal kitap böyle birbirine bağlı bir çember var fakat bu çemberin dışında herhangi bir kanıt yok
Müslümanlık en iyi din
Herhangi bir dinin doğru veya en iyisi olduğunu söylemeniz bilimsel veya mantıksal bir kanıt oluşturmaz. Dinlerin inanç sistemleri, gelenekleri ve öğretileri, insanların tarihi, kültürü ve kişisel deneyimleriyle derinden bağlantılıdır. Bu nedenle, bir kişinin bir dine katılması veya katılmaması tamamen kişisel bir tercih olabilir.
Müslümanlık araştırma ni oneririm
kuranı türkçe ve anlamadığım yerde arapça okudum ve kafama takılan yerleri bir bir not edip objektif bir şekilde ayetlere baktım diyanet fetva hattı ile de baya müslümanlık hakkında bilgi aldım incil, tevrat ve kuranı okudum çok kez din tarihi din ve politika toplum ilişkisini din ve bilim din ve felsefe ile ilgili araştırmalar yaptım çocukluğum kuran kurslarında geçmiştir bunun dışında buharinin hayatı ne zaman yaşadı ne zaman öldü hadislerin sağlamlığı gibi konularda 3 tane araştırmam var sadece islam üstüne
benim görüşümde dine mantık veya bilim ile bakmamak lazımdır din kişinin daha rahat ve huzurlu bir hayat sürmesi için gelen bir ahlaki öğretidir hangi din olursa olsun bu durum söz konusudur tabi allahın varlığı ya da yokluğu kanıtlanamaz şu anki teknoloji ile ama kanıtlandığı gün inancımı gözden geçireceğim
Müslüman misin seb
hayır değilim
Bak yağmur kar nasıl. ywgiykr insan nasıl g
Hareket ediyor bı yaratıcı sayesinde
Bu tür argümanlar literatürde "Tanrı'nın varlığını kanıtlama" çabaları olarak kabul edilir. Ancak bu argümanlar, mantık açısından tutarlı bir temele sahip değillerdir.
Öncelikle, yağmurun yağması ve karın yağması gibi doğal olaylar, tamamen fiziksel yasalara ve atmosferik koşullara bağlıdır. Bunlar, doğal süreçlerin sonucudur ve yaratıcının doğrudan müdahalesi olmadan gerçekleşirler.
İkincisi, insanların özgürce hareket etmesi, iradeleri ve seçimleri tarafından belirlenir. Bu, insanların genetik yapılarından, yaşadıkları sosyal ve kültürel faktörlere kadar birçok etkene bağlıdır. Dolayısıyla, insanların özgür iradeleri, doğal olayların yaratıcı tarafından kontrol edilmesiyle aynı şey değildir.
Bu nedenle, doğal olayların yağmur ve kar gibi gerçekleşmesi ve insanların özgürce hareket etmesi, Tanrı'nın varlığını doğrudan kanıtlamaz. Bu tür argümanlar, sadece doğal olayların yaratıcısı olarak Tanrı'nın olası bir varlığını öne sürer, ancak bunu kesin bir şekilde kanıtlamazlar.