Şimdi yalnız bir erkeğin nasıl zorluk çektiğini anlatacağım.
Mezun oldun işe girdin çalışıyorsun haliyle iş çevren ya evli ya da pek ortamlarda takılmayan insanlardan oluşuyor. Burası öldü mü şimdi, öldü. Bunun dışında bir mekana gitmek istedin diyelim, düzgün giyindin, tam içeri gireceksin bodyguard hemen atlar "damsız girilmez."
Ayak üstü bir kızla konuşursun, (doğru düzgün insanlar üstüne alınmasın) on kızdan sekizi "ay bu bana yürüyor" tepkisi verir. Bu tepki ve suçluluğu üzerinde taşırsın. Bir de çok tecrübeli bir geçmişin yoksa, zaten ayvayı yedin, hangi özgüvenle yürüyeceksin kadına, tokatlana tokatlana gururu incinir insanın, bir yerde de boş verirsin.
Ne kaldı geriye, sosyal medya mı, KizlarSoruyor mu? Buradan kadınlara yazmak ayrı dert, arkadaş olmak ayrı dert. Bir sosyal çevre en azından ortak olduğumuz konularda konuşabileceğimiz bir iki kişi olsun dersin, o da bin defa düşünüp "acaba yanlış anlaşılır mı, yok şöyle olur mu" paranoyasıyla uçar gider. Ben biliyorum, şuradaki her kıza her hafta bi milyon mesaj geliyor zaten, keriz yerine konulmak istemiyorum ki suratını bile görmediğim biri için.
Şimdi bunları da geçelim. Dostluk ve arkadaşlığa gelelim. İşlerin iyi gitti mi "oo kardeşim naber?" ama işler kötü gidince kimse suratına bakmaz. Bunu gördükten sonra kime güveneceksin ki? İyi niyetle selam verdiğim onca insanın yaptığı meymenetsiz, suratsız tavırları gördükten sonra, üstüne daha kime selam vereyim ben. Bir defa dışarıda kaldın mı ayvayı yedin demek. E kızlar için aynı şey geçerli mi, değil, ama bağırıp çağıran kadınlara laf da edemezsin, ataerkil kültürü eleştiriyor güya. Buradaki cinsel ayrımcılığın kendisinin ataerkilliğin alası olduğundan haberi yokmuş gibi.
Bir de Türk kadınları hınçlı. Sanki biz süper el bebek gül bebek yaşadık, bizden süpermen olmamız bekleniyor. Bakıyorum etrafıma, nerede kız arkadaşının hayatına eden, aşağılayan varsa ilişkileri düzgün gidiyor. Bilinçaltında artık benimsemiş kadınlar. Eğitimli insanlardan bahsediyorum bak, hakimiyet altına girip sorumluluğu erkeğe atmak, bir çeşit mazoşizmin parçası olmak gibi bir şey bu. Sen bunun içine sevgiyi nerede koyacaksın, normal insan ilişkisi bile bir firavun-köle denkleminden ibaretken hem de. Aynı cinsten dostluk ve arkadaşlıklar farklı mı oluyor?
Şimdi böyle bir durumda, yani sosyal çevrenin dışında kalmış bir adam ne yapabilir? Hiçbir şey yapamaz, bunun çıkışı yok, 30'unu da aştıysa ya intihar eder, ya bømbok bir hayat yaşar, ya da karşsına ilk çıkanla evlenip öyle dümdüz gider.
Kadınlar körüklüyor bunu, bırakın suçu erkeklere atmaya artık. Bir toplumun toprağıdır kadın, hangi erkeğin hangi çeşit insanın. O yüzden erkek olmak demek, ahlakın ve doğrularınla, ortam ve koşulların arasında paramparça olmak demektir.
Ben şimdi ne yaptım? Tüm güç kalkanlarımı indirip samimi bir yazı yazdım, %10 eksildi erkekliğim. Şurada iki kolpa yalan sıksam yaratacağım imajla seçim barajını aşabilirdim mesela. Anlatabiliyor muyum? Anlayan çok iyi anlar bakmasını bilirse, anlamayan da zaten ekime kadar.
1
0 Yorumla
En İyi Cevaplar
Gizli Üye
(25-29)
+1 yıl
Erkek olmanın zorlukları, bütün zorlu, riskli ve müşkülatlı işlerin erkeklerin omuzuna yüklenmesidir, meselâ iki karşı cins (erkek ve kadın) birbirinden hoşlanır bu beden dili yönüyle hissedilir ve anlaşılır, ilk teklif ve açılmak erkekten beklenilir, belki yüz kadından ikisi anlayışlıdır veyahut sabrı tükenir ve açılır. Velev erkek açılmazsa kadın açılma zahmeti ve riskine girmez inat eder tâ soğuyana kadar teklifi o adamdan bekler. Mâdem ki sen o zahmete ve riske girmekten korkuyorsun, neden ve niçin senin korktuğun reddedilme riskini karşı erkekten bekliyorsun? Sizden soruyorum?
Bazen bazı kadınlar bir erkeğe aşık olur, bunu ona söylemek yerine onun dikkatini çekme çabasına girip ondan teklif gelmesini bekler. Bu ne derece akıldan ve mantıktan uzak bir divâneliktir, bilin ve anlayın..
Ve evlilik meselesi erkeğin dehşetli bir kabusudur, meselâ her iki ciste evliliğe muhtaçtır ve ihtiyacı vardır, lâkin eş arama vazifesi sadece erkeğinmiş gibi, erkeklerin büyük ekserisi bu yük ve zorluk altında ezilir, belki fazlasıyla mânevî yaralar alırlar.
Ben hiç görmedim ki, kızlar ailesi ile beraber gidiyor kendine eş olacak bir erkeği, erkeğin ailesinden istiyor ve erkek onu beğenip kabul ederse kız düğününü yapıyor.
Eğer derseniz ki, kanunlay ve kuyallay böylediy, bij hep böyle göydük böyle biliyoyuz ve böyle devam ediyoyuz.
Ben de buna karşılık derim ki, hangi kanun ve kurallara tam ve eksiksiz uydunuz ve boyun eğdiniz, ve hangi örf ve ananenizi tam ve eksiksiz yerine getirdiniz de, bu meseleye gelince kurallar ve prensiplerimiz böyle diyorsunuz.
İşinize gelmeyen meselelerde eşitlik, ortaklık, müştereklik, ve yahut saçma ve ilkel diyorsunuz. İşinize gelen meselelerde (kuyallay ve piyensipley) gibi cümle kalıbını kullanıyorsunuz...
Erkekler evlilikten neden kaçıyor ve evliliğe yanaşmıyor en büyük ve en ciddi sebebler'den birisi şu ki; bütün maddî yükün yalnız erkeğe yüklenmesinden'dir. Meselâ erkek evlenecek olsa ev kiralamak veya almak, takı ve'saire gibi şeyler almak, beyaz eşya ve'saire evi ev yapan gerekli eşyaların alınması, düğün ve düğün salonu masrafları ve diğer giderler bir erkek için en az 250 bin TL gibi küçümsenmeyecek derecede bir harcamayı meydana çıkartıyor.. Kadınlar ise elinde bir çanta, üstünde bir gelinlik, belki çehizinde bir bohça bulunuyor onların hepsini toplasan belki 5 bin tl dahi etmiyor.. Sonra kadınlar hadsizlik edip erkeğe tasma takmaya ve dizginlerini elinde tutmaya ve hatta irâdesini dahi elinden almaya çalışıyor, ve bazı özel meselelerde onu tehdid dahi ediyor, Eğer istediği olmazsa, o evlilik işine gelmezse yokluk ve hiçlik içinden bir bahaneyi belki bir iftirayı meydana çıkarıyor, sonra o bohçasını alıp ailesinin yanına gidiyor, sonra o erkeği mahkemeye dâvâ ediyor o erkekten haksız yere nafaka elde ediyor, erkek ise çok büyük bir enkazın altında can çekişiyor.
Eğer kadınlardan birisi çıkıp derse ki, erkeğin hiç mi suçu yok, belki onlar bizi böyle bir karar almamız için zorluyordur sen nereden bileceksin ki, uzaktan bakmakla hiç bir şey net görülemez!.
Buna karşılık bende derim ki; varsayalım ki evliliğin genel masraflarını eşit ve ortak yaptınız, belki büyük bir kısmını da vâdeli ödeyeceksiniz, nafaka gibi lüzumsuz bir şeyi de devlet kanunundan ref' edelim ve kaldıralım, acaba en küçük bir tartışmada ve münakaşada, veyahut kavgada ve küsüşmede, veya çiçek almadı böcek almadı, istediğim şu yüzüğü bu telefonu almadı gibi incir çekirdeğini dahi doldurmayacak boş ve mânâsız şeyler için o dehşetli borç yükünüz ile bereber eşinizi boşarmıydınız? Sizden soruyorum? zerre miktar insafın varsa yaz yoksa cevap vermeniz iktizâ etmez.
Belki bu yorum, sorulan sorunun amacına zıt düşüyor. Lâkin hakikatçe uygun düşüyor...
anne en büyük ve tek özellik anne değil elbette,9 ay taşı, oradan başlıyor sorumluluklar, onun sağlığı, beselnmesi, büyümesi, emeklemesi, yürümesi, koşması, düşüp kalkması
bunları geçtik, iş hayatı, sabah kalk herifi uyandır kahvaltısını hazırla işe gönder büyükleri okula gönder küçüğü hazırla kreşe bırak işe git öğle eve gel büyükleri doyur akşam menüsünü hazırla
işe geri dön, akşam çık küçüğü kreşten al eve gel akşam yemeğini pişir herkesi doyur bir of diyeceksin minik uyuması gerekir onu uyut yine oh diyeceksin herifin s2 kalkar onu doyur duş al yat bir zaman sonra uyan regl olmuşsun
hangi erkek çeker bu eziyeti?
rivayet;tanrı erkekten sorna bir kul daha yaratıyor ama yüzünde hem ağlamaklı hem tebessüm var
melekleri soruyor?:Tanrım bu kim? anne, teyze hala abla nine yani kısaca Kadın yani Anne
Geçmişten gelen cinslere yöneltilen görev ve sorumlukların günümüzde de hala ağırlığını korumasından dolayı erkeklerin ağır yükler altında ezildiği bir gerçek..
Yuvayı dişi kuş yapar eylemin de yuva ev ise o malzemeleri hep erkek taşımıştır.. erkek hep kazanmak güçlü olmak ve her daim ayakta kalmakla işkillendirilmiş kadının zayıf olduğunu empoze etmeye çalışmışlardır..
Biz erkekler her şeyi üstlenip göğüslemek zorunda kalmışız hep.. toplum bunu beklemiş bizden ailemiz bizden öyle beklemiş. Her şeyin direği erkek gibi..
Evet bu yükler bazen zor gelse de bazen de insanı motive edebiliyor elbette yine de her erkeği doğuran bir kadın bunu da unutmamalıyız..
Bu dezavantaj; toplumun ve geleneklerin verdiği bir durum aslında..
Çünkü erkeğe ayrı, kadına ayrı bir misyon yüklenmiş geçmişten günümüze.. Öyle ezberlenmiş herkesçe.. İşin maddi boyutunu katmak istemiyorum.. Çünkü kadınlar da artık aktif iş hayatında..
Evin direği, güçlü, yıkılmaz, evlatlarına kol kanat, eşine sahip vs.. Gibi sıfatlar sorumluluğu ve baskıyı arttırıyor.. Mutlaka güçlü olmak ya da öyle görünmek durumunda.. Çoğu konuda da öncülük eder ya da etmek zorunda bırakılır.. Dışardan gelen tehlikelere karşı da koruyucu görevinde.. Biraz doğal yaşamı hatırlatıyor bu.. Belgesellerdeki gibi.. :))
Mesela bir evde babanın olmadığını düşünürsek, anne ve kız kardeşe yeri geldiğinde babalık yapmak erkek evlada düşer..
Tam tersi durumda da ayıplanır hep..
Ancak bunlar zorluk mu, bir de o yönü var işin.. Tabi kişiye göre değişir.. Tatlı sorumluluklar diyelim..
Bence ciddi anlamda tek bir zorluğu var. O da maddi sorumluluklarının fazla olması. Evlenme aşamasında olan ya da evli olan bir erkeğe sorun bakalım, maddi yönden nasıl gidiyor işler diye. İşte verecekleri o cevap erkek olmanın zorluğunu yeterince anlatacaktır...
⭐Bazen gücü sırtlanmak erkeğe duygusal yönünü feda etmeyi hatta kendisini çilekeş bi baskı altında tutup duygularından kaçınmayı yaşatıyor. Erkek gücü taşıyor, kendisini çevresindeki sorumluluk sahibi sayıldığı kişilere feda ediyor, duygularını yaşayamıyor ve daima içine atıyor. Sonuçta bir ömür mutsuz son buluyor.⭐
Ev geçindirmek, aile sorumluluğunu üstelenmek. Genellikle evde en büyük örnek baba olur, çocuklar babalarından örnek alır. Onun için iyi bir baba olmak, örnek olmak da gerekiyor.
Ben bile onlardan daha fazla şey yazabilirim :)) Dediğin gibi sadece çalışmak değil hayatın verdiği birçok dezavantajları var ama belli ki sadece çalışma kısmının farkındalar.
Erkek olmak sorumluluk sahibi olmak gerektiriyor. Bana göre en zor tarafı bu. Kadınlara nazaran daha üstün tutulan bir toplumda kimser erkeklerinde işi zor diye ağlamasın.
Kadınlar insan erkekler insanoğludur bu böyle biline erkek sorumluluğu daha çok olan bir bireydir kariyer hedef evlenme masraflar evi geçindirme zor iş gerçekten ama en zoruda sanırım kadının erkeği aldatması bence ben o manzarayı o duyguyu hayla unutamadım erkek kadını aldatsa 2 ayda dava sonuçlanıyor ama kadın erkeği aldatınca hemen sonuçlanmıyor ve herşeyde kadın haklı oluyor bir kadın erkeği dövünce kadını uzaklaştırmıyorlar erkeği uzaklaştırıyorlar çok saçma bir adalet bence
Ağlayamazsın, şikayet edemezsin, cesur ve koruyucu olmalısın çünkü sen erkeksin yaratılış olayın bu senin algısı bizde insanız sonuçta duygularımız var
Sürekli Çalışıp Para Kazanmanın Beklenmesi Toplum baskısı Yüzünden her Erkegin kardeşim Biri gibi gösterilmesi felan Yani Daha Varda ellerim ağrır Yazamam