Merhaba arkadaşlar. Evlilik düşünen, evliliğe hazırlanan arkadaşlarım belki bunu da göz önünde bulundurur. Elbette konuyu daha çok kendi açımdan ele alacağım ama bir fikir olmasını umuyorum. Sizlerden ricam yazanın ben olduğumu değil, böyle bir evlilik yaparsanız dünyaya getireceğiniz çocuğun sözleri olarak düşünün. Kötü bir evliliğin içinde büyümek nasıldır? Böyledir ;
Kötü geçen hamilelik bebeği etkiler

Hamile bir kadını mutlu etmek çok kolay değildir evet. Ama karnındaki bebek dış dünyayla bağlantı içerisindedir özellikle annesiyle. Annesinin hisleri tıpkı yediği içtiği şeyler gibi onu etkiler. Kimi görüşlere göre hamile kadının ruh hali bebeğin kişiliğini etkiler. Kendimden yola çıkarsam bunun doğru olduğunu düşünüyorum. Annem hep sevilmeyi bekleyip sevilmemiş, kendini dünyanın en değersiz insanı hissetmiş, umutsuzluk, karamsarlık dolu bir hamilelik geçirmiş. Benim kişiliğim tam olarak bu.
Kavga ortamında şekillenen bir kişilik

Dünyanın en kötü manzarasıdır annenizin dövülüşünü seyretmek. Tanıdığınız ilk insan, sütünü içtiğiniz kucağında uyuduğunuz, koruyucu meleğiniz, sevgi dolu annenizin gözyaşları içinde narin kollarıyla kendini korumaya çalışması. Ve elinizden hiçbir şey gelmemesi. Babanıza karşı duyduğunuz sevginin öfkeyle beslenmesi. Hayatım boyunca döktüğüm her gözyaşında alakalı olsun olmasın babamı suçladım. Başıma gelen her kötü olayı ona bağladım ve böyle olmaya devam edecek çünkü kişiliğim o manzaralarla beslendi benim.
İlgisizlik

Böyle bir ortamda büyümüş olmam ilgiye ihtiyacım olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Ancak ne annem ne babam kendi sorunlarını aşıp benimle ilgilenebildi. Ağızlarından güzel tek bir cümle duymadım. Babasının prensesi olan kızlardan olmadım. Günün nasıl geçti, ne hissediyorsun, ne yapmak istersin, canın bir şeye mi sıkkın vs vs tarzında cümleler bizim ailede kurulmadı. Doğal olarak ilgi görmemiş, sevildiğini bilse de hissedememiş birisi olarak büyüdüm ve 22 yaşında bile kendimi dünyanın en değersiz insanı hissederim.
Sinir küpü baba
Babalar annelere göre daha ürkütücü çoğunlukla. Peki beraber olduğu kadını sevmeyen hatta nefret eden babalar? Nefes alışı bile sinirlendirir onları. Çocukluğum boyunca acaba neye bağıracak diye bekledim titreye titreye. Sinirlendiği zaman burnundan sert nefesler verirdi. Bu gerilime dayanamaz doymadan sofradan kalkardım bir diğer odada anneme bağırmasın diye dua ederdim. Ne bakıyorsun diye bağırdığı zamanlar bile olurdu bana karşı da aynı şekildeydi. Hiçbir şeyimi eksik etmedi ve neredeyse tüm babalık görevini yerine getirdi hakkını yemem asla. Ama huzurlu bir yuva sağlayamadı ve ben diğer insanlarla konuşurken bile acaba neye sinirlenecek diye uzatamam konuşmayı. Kısa keserim. Onları sinirlendirmekten korkarım. Biliyorum herkes farklıdır ama uygulama konusunda ciddi sıkıntılar çekiyorum.
Anne telkinleri

Mutsuz bir kadın çocuğunu hayata nasıl hazırlar? Annem sürekli hayatın çok kötü olduğunu, her şeyin çok kötü olacağını, bugünü arayacağımızı söylerdi. Canımı sıkkın görse sen ileride üzülmeyi görürsün derdi gösterirler, öğretirler. Bunlar da dert mi? En güzel günlerin bunlar. (?) Gerçekten güzel (!) bir bakış açısı kazandım. Her günüm kötü bir haber beklemekle geçiyor. Gelecekten yana hiçbir ümidim yok, büyük bir kabus gibi beni ürkütüyor. Gelmesin diyorum gelecek. Gelecekse de ben olmayayım. Kötü geleceğe tüm kalbiyle inanan bir insan ölümü aklından kaç kere geçirmiştir? Benliğim üzerinde silinmez bir iz bu telkinler.
Evliliğe ve mutluluğa inanmamak
Önümdeki tek model evlilik böyleyken benim mutlu bir evlilik hayali kurmam ne mümkün. Hayallerimde bile kendimi ağlarken buluyorum. Belki de bu yüzden bu yaşıma kadar tek bir kişiyle bile bir aşk ilişkim olmadı. Aslında annem gibi oldum. Sevip sevilmeyen, kendi değersizliğine terk edilmiş.
Evliliğe inandın diyelim
Artık büyüdün ve aileni korumak istiyorsun. Bu durumda nasıl evlenebilirsin. Hala onları yalnız bırakmaktan o kadar korkarım ki okuldayken bile kavga ettikleri ihtimali beni delirtir. Nasıl bırakıp gideceğim annemi. Kendi hayatımı kurmak için önümde kocaman bir engel geçimsizlikleri.
İçimizdeki çocuk

Ne kadar pozitif bir cümle aslında. Meditasyonlar bile iyi hissettirmek için çocukluğunu düşün der. O zamanki neşeni. Çocukken mutlu olmak bu kadar kolayken böyle evliliklerin çocukları büyüyünce içindeki çocuk bu fotoğraftaki gibi olacak.
Bu ne karamsarlık!
Dediğinizi duyar gibiyim. Herkesin söylediği gibi. Evet psikiyatriye de gittim. Kimyasalları da yuttum. Ama insanın kişiliği ne kadar değişir? Böyle bir ortamda gelişen, şekil alan kişilik ne kadar pozitif olur?
Bir kez daha düşünün
İyi anne/baba olur musunuz? Ya da evlilik düşündüğünüz kişi iyi bir anne/baba olur mu? Kötü evliliğinizi yürütmekle çocuklarınız sizi kahraman gibi görmeyebilir. Benim gibi hayattaki tüm yetersizliklerinin sebebini size bağlayacak belki. Belki dünyaya benim gibi böyle karamsarlık dolu bir bence yazacak bir insan getireceksiniz.
Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. Umarım sitenin ve sizlerin kalitesine yakışacak bir yazı olmuştur.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
2Cevap
çok haklı söylüyorsun çocuklarına bakamayacaksan çocuk yapma
çok acıklı