Anne Baba Sevgisi Olmadan Büyümek ve Yuva Hayatı

Küçüklüğümü Geçirdiğim Yuva


Anne Baba Sevgisi Olmadan Büyümek ve Yuva Hayatı


Zaten görücü usulü evlenmiş annemle babam. Ama evlendikten sonra baba tarafı kabullenmemiş evliliği. Ama ilk isteyen onlarmış. Gel zaman git zaman babam eve gelmemeye başlamış. Sürekli Ankara'da olurdu. Orada çalışırdı. Yani bildiğim kadarıyla öyleydi. Küçüktüm pek hatırlamıyorum. Meğersem geliyormuş. Ama eve gelmiyormuş. Evimiz küçük bir kerpiç evdi. Büyük bir bahçede iki katlı bina vardı. Alt katında amcam ailesiyle, üst katında ise dedem ve babaannem kalıyordu. Binanın yan tarafında biz kalıyorduk.


Babam geldiğinde eve uğramak yerine direk yukarıya, yani ailesinin yanına çıkarmış. Eve gitme derlermiş. Biz evde annem, ablam ve kardeşimle kalıyorduk. Hatta bir gün babam yukarı çıktığında bende peşinden gitmiştim. Ailemizi bozmak için baba tarafı sürekli bize zarar verdi. Borçlar birikti. Elektrik ve sular kesildi. Ardından şiddet başladı. Baba tarafından akrabalar anneme şiddet uygulamaya başladılar. Camlarımızı kırıp evimize zarar vermeye başladılar. Hatta çok iyi hatırlıyorum bir gün dedem bahçede odun kesiyordu. Yengemle ve amcamla birlikte annemin üzerine yürüdüler. Ben sokağa çıkıp yardım edin diye bağırmıştım.


Aradan biraz zaman geçince beni yatılı okula verdiler. Ablamı ise dedem okutmak için yanına aldı. Ben sürekli yatılı okuldan kaçardım. Sevmezdim orayı. Haftasonu olduğu için babam beni okuldan aldı ve eve getirdi. Ama ne ev. Evdeki eşyalarımızı çıkarıp ateşe vermişler. Kalan eşyalarıda annemin babasının evine göndermişler. Kısacası yuvamız yıkıldı. Bir müddet babamın yanında kaldım.


Yuva Hayatı Başlıyor


Annemin babası yani dedem beni kardeşimle birlikte yurda götürmek için yol kenarında otobüs beklemeye başladı. O sırada yanımıza bir araba durdu ve bizi Kırşehir'e götürmeye başladı. Adam çok iyi birisiydi. Bey amca sana her ay para vereyim bu çocukları yuvaya verme dedi. Ama dedem en hayırlısının bu olacağını söyleyerek bu teklifi reddetti. Yuvaya gittiğimizde dedem bizi yuvadaki grup öğretmenine ıslak yanaklarımızdan ağlayarak öperek herşey güzel olacak ağlamayın torunlarım dedi ve ağlayarak gitti. İşte o an yuva hayatımız başladı. Ben yedi yaşında kardeşim ise beş yaşındaydı. Yuvada gruplar vardı. Afacan ve canan kız gruplarıydı. Çalışkan ve başaran erkek gruplarıydı. Bir erkek grubu daha vardı ama hatırlamıyorum. Biz kardeşimle Başaran grubuna verildik. Bizim grubun sorumlusu Ali ve Pembe öğretmendi. Önce anne diye seslendiğimiz bakıcı kadınlar bizi kardeşimle ayrı ayrı yıkayıp temizlediler. Ardından Pembe öğretmen bizi karşısına alıp yeni elbiselerimizi giydirmeye başladı. O sırada öğlen uykusuna denk gelmiştik. Bütün öğrenciler uyanmış bizi izliyordu. Pembe öğretmen hepsini azarlayıp yataklarına geri gönderdi.


Yuvada Yaşamak Askerde Yaşamak Gibidir


Her grup ayrıydı. Bir grupta 20-25 kişi vardı. Koğuş sistemiydi. Altına kaçıranlar koğuşun arka tarafında diğerleri ise ön tarafında uyurdu. Televizyon oy kararıyla izlenirdi. Zaten genelde herkesin sevdiği şeyleri izlerdik. Yemek tam hatırlamıyorum ama akşam beşte veya altıda olması lazım. Öğlen yemeği on iki. Kahvaltı ise sabah altıda. Salonun yanında etüt odası vardı. Karşısında banyo ve tuvalet vardı. Ayakkabılık girişteydi.


Bir Günlük Yurt Hayatı


Anne Baba Sevgisi Olmadan Büyümek ve Yuva Hayatı


Sabah, saat altıda akşam nöbetçi olan öğretmen veya anne diye seslendiğimiz bakıcı kadın koğuşa gelerek herkes kalksın diye bağırarak bizi uyandırırdı. Beş dakika içinde herkes ayaklanır ve üstünü giyinir ardından tabldot tabaklarda kahvaltı yapardık. Bardaklarımız demir bardaktı. Çayı soğutup öyle içerdik. Yoksa nasıl tutacaksın o sıcak demir bardağı. Ardından okula giderdik. Okul tam karşımızdaydı. Köprüden geçer ve okula varırdık. Okulun yarısından çoğu yuva çocuğuydu. Yani yetimdi. Öğle vakti gelince tekrar yurda gelir tabldot tabaklarda yemeğimizi yeyip tekrar okula dönerdik. Okul iki gibi biterdi. Yurda gelirdik. İki saatlik öğlen uykusu. Kimse uyumazdı gerçi. Yatakta dön dur. Bazen uyurduk.


Genelde başımızda grup öğretmenimiz olmadığında yataktan kalkar, şımarırdık. Tabi sonrasında tokat. Uykudan sonra öğle arası dediğimiz atıştırmalık yiyecekleri yerdik. Ardından akşam yemeği. Akşam yemek vakti gelince 15-20 kişi aynı anda yemekhaneye koşardık. Uzun bir yemek sırası beklememek için. Yemekten sonra bir kaç öğrenci kalır oradaki temizlikçi abiye yemekhaneyi temizlemesi için yardım ederdi. Akşam yemeği bittikten sonra bahçeye çıkar oyun oynardık. Yuvanın önünde kız yurdu, onun hemen yanında il müdürlüğü vardı. Kız yurdunda yetişkin kızlar kalırdı. Abla derdik onlara. Onlarda kendi bahçelerinde oynardı. Bazen bizim bahçeye de gelirlerdi. Sonradan ablamda yurda verilince akşamları görüşürdük bahçede. Bazı nöbetçi öğretmenler akşam hava kararana kadar dışarıda oynamamıza izin verirdi.


Ardından bakıcı anne hadi herkes içeri diye bağırır ve içeri alırlardı. Herkes gruplarına dağılırdı. Ayakkabılar çıkardı ve ortalığı inanılmaz bir kötü koku sarardı. Ama kimse bundan rahatsız olmazdı. Ardından herkes pijamasını giyerdi ve televizyonun karşısına geçerdik. Bazen grup öğretmenimiz bizim harçlıklarımızla bize yiyecek içecek alırdı ve grup başkanımız bize onlardan verirdi. Grup başkanı en büyük olana verilirdi. Televizyon izlerken bakıcı anne içeriye o gün kendisine yardımcı olarak seçtiği bir iki öğrenciyle birlikte beslenme diye tabir ettiğimiz akşam atıştırmalıklarınız getirirdi. Bisküvi, meyve suyu, meyve, kuruyemiş, vs vs. Onlarıda yedikten bir iki saat sonra bakıcı anne tekrar gelir ve hadi herkes yatağa diye bağırarak bizi yatırırdı. Arasıra kontrole gelirdi. Uyanık birisi mi var. Basardı tokatı. Hele bazı bakıcılar vardı. Tekme atar, yumruk atar, hatta kafada vilada sapı kıran vardı. Sabah yine aynı olaylar. Geceleri bakıcı anne altına kaçıran çocukları uyandırıp tuvalete götürürdü. Ama genelde fayda etmezdi bu. Genelde her sabah idrar kokusuyla uyanırdık.


Banyo Zamanı


Her çarşamba ve pazar günleri banyo günü olurdu. Grup öğretmenimiz herkesi salona toplardı. Koğuşun hemen içinde büyük bir oda vardı ve o odada elbiseler vardı. Bakıcı anne oradaki elbiseleri çıkartır ve etüte koyardı. Ardından sırasıyla banyoya girerdik. Bakıcı anne çırılçıplak soyardı ve tabureye oturup yıkamaya başlardı. Yaşı biraz büyük olan altında çamaşır ile yıkanırdı ya da tek başına yıkanırdı. Su sıcakmış veya soğukmuş farketmez. Su sıcak veya soğuk de bakalım cesaretin varsa. O tasın kafana çarpma acısı daha kötüdür. İç çamaşırı kirli olana temizlettirirlerdi. Verirlerdi bir tuvalet fırçası, sokardık lavaboya çitileyip temizlerdik. Banyodan çıkan çırılçıplak etüde gelirdi. Grup öğretmenimiz bizi oradaki elbiselerle giydirirdi. Öğretmenim ben şunu giymek istiyorum diyemezdin. O ne giydirirse onu giyeceksin. Öyle herkesin isteği olmuyordu. Herkesin aynı elbisesi yoktu. Herkes birbirinin elbisesini giyerdi.


Harçlık Zamanı


Sınıfa göre harçlık verirdi bize devlet baba. Her ayın belirli günü bir iki gün geç veya erken para verirlerdi grup öğretmenimize. Harçlık defterlerimiz vardı. Herkesin harçlığı belliydi. Sınıfa göre harçlık verilirdi. En yüksek harçlık 18 tlydi. Haftasonları bir veya iki tl harçlık verirlerdi. Grup öğretmenimizle birlikte gider yirmi beş kuruşluk puding, cips, kola şeker felan alırdık. O zaman iki tlye bir poşet yiyecek alırdık. Sevinçten havalara uçardık. O para kolay kolay bitmezdi.


Yaşasın İzin Zamanı 😍😍


Bayram ve tatil zamanlarında her çocuğun izin alma yetkisi olan ailesi veya akrabası çocuğu izine almaya gelirdi. Valizimiz olmazdı. Siyah bakkal poşetine bakıcı annemiz biraz elbise koyardı ve verirdi evimize. Hiç heri dönmeyecek gibi giderdik yurttan. Çok sevinirdik. Ama izin süremiz bitince tekrar yuvaya gelirdik. İşte o an en çok üzüldüğümüz andır. Yurttan uzaklaşmış ve ev ortamına alışmışızdır. Ama tekrar yurda gelip yurda alışma süresi bizi bitirir. Yuvaya gelince hıçkıra hıçkıra ağlarız. Bir kaç gün hayata küseriz. Kimseyle konuşmayız. Yuvadan kaçmaya çalışırız. Ama nafile değişen bir şey olmaz. Bir kaç gün sonra tekrar yurda alışırız ve herşey eski haline döner. Bazı çocukların hiç ailesi yoktu. Onlar sokaktan gelmiş veya camiye bırakılmış çocuklardı. Onlar tüm yaz tatili ve bayram günlerinde yurtta kalırlardı. Koskoca yurtta üç beş tane çocuk.


Yuvada Yetişen Çocuklarda Yaşanan Sıkıntılar


Anne Baba Sevgisi Olmadan Büyümek ve Yuva Hayatı


Anne Baba sevgisiyle büyümediği için her zaman sevgiye muhtaçtır. Özgüven eksikliği yaşar. Her zaman dışlanmış hisseder kendini. Her zaman manevi olarak bir adım geridedir. Aile ortamında yaşamayı sevmez. Şımarık ve güvensizdir. Terbiye görmediği için küfürbaz ve kavgacıdır. Pistir. Kimisi utangaç kimisi ise tam tersine haylazdır. Söz ve laf dinlemez. Ev ortamında yaşayan çocuklara bazıları nefret besler ve kıskanır. Beğenilmeme korkusu yaşar.


Yuvada Yetişen Çocukların Avantajları


Hiç bir şeyimiz eksik olmazdı Allaha şükür. Anne Baba sevgisi görmesekte maddi olarak hiç sıkıntı çekmedik. Her okul açılacağı zaman, okul elbiselerimiz, ayakkabılarımız, kitap ve dedefterlerimiz herşeyimiz eksiksiz hazır olurdu. Kalem, silgi, defter, cetvel, çanta herşeyimiz eksiksizdi. Eksildiğinde hemen yenisi gelirdi. Para sıkıntımız olmazdı. Beslenme çantamızda meyve suyu, meyve, bisküvi felan olurdu. Yuvadan yurda geçtiğimiz zaman yaşımız dolunca ayrılırdık artık. Bir iki ay sonra 2828 sayılı kanun kapsamında devlet memuru oluruz. Tabiimdi kalktı sayılır bu kanun.


Son olarak arkadaşlar anne baba sevgisi olmadan bizler maddi açıdan olmasa da manevi olarak büyük acılar çekmiş insanlarız. Öyle hayatlar gördüm ki anlatmak istemiyorum. Çünkü kimse kaldıramaz bu hayat hikayelerini. Bu anlattıklarım daha çok azı ve iyi tarafları. 13 yıl yurtta kaldım ve bir kaç ay önce ayrıldım. Bir çok arkadaşımla ayrıldım. Şu an çok yalnızım ve onları çok özlüyorum. Onlarla yaşadığım ortamı bir daha yaşayamam. Onları çok özlüyorum. Aklımdan çıkmıyorlar. :(


Yuvada Birlikte Kaldığım Bazı Arkadaşlarım


Anne Baba Sevgisi Olmadan Büyümek ve Yuva Hayatı


Yerde oturan erkek benim kardeşim. :)


Altı Yılımı Geçirdiğim Erkek Yetiştirme Yurdu


Anne Baba Sevgisi Olmadan Büyümek ve Yuva Hayatı


Okuduğunuz için teşekkür ederim. İçinizi kararttım biraz kusura bakmayın. Ama daha anlatmadığım çok şey var.

Anne Baba Sevgisi Olmadan Büyümek ve Yuva Hayatı
Cevapla