Bir Mahkumun Hayatı ve Sonrası

Öncesinde her şey iyidir ama kıymetini bilmezsiniz

Her şey yolundadır. Ufak sıkıntılarda uğraştığınız, aşkı meşki, kaşınızı gözünüzü, boyunuzu, maddiyatınızı kafanıza taktığınız normal (mükemmel) bir hayatınız vardır. Çevrenizde sevilen, arkadaşlarınız tarafından aranılan istenilen birisinizdir. En güzeli de siz normal bir insansınızdır.

Gözünüzü bir açtınız demir parmaklıklar

Bir Mahkumun Hayatı ve Sonrası

İşlediğiniz herhangi bir suçtan önce birkaç gün tutuklu yargılanırsınız. Umutlu olursunuz, mahkeme gününde güzel sonuç beklersiniz. Çocuk gibi umutlanırsınız. Mahkeme olur, zaten hakim sizi dinlemez bile. Ben "Biz ekmeğimizin peşindeyiz" dediğimde hakim "Kes! Herkes ekmeğinin peşinde" diye terslemişti.

Sessiz mahkeme salonunda gözlerinizi kısıp hakimin ağzına bakarsınız umutlu. "Karar!" der ve ayağa kalkarsınız, yüreğiniz ağzınızdadır. 4 yıl 6 ay lafını duyduğunuzda içinizde deprem olur. Yüreğinizde çılgın bir gürüldü kopar sessizce, içten içe yıkılırsınız, aldığınız nefes ciğerinize yetmez olur. O an başlar hapis korkusu, o an özgürlüğün kıymetini anlarsınız, sevdikleriniz geçer aklınızdan hızlıca, sonra nasıl geçecek bunca zaman diye düşünürsünüz.

Sizi kolunuza girip mahkum nakil aracına götürürler. Ana babanızı görebileceğiniz son anlardır o anlar. İki asker eşliğinde başınızı dizlerinizin üzerine eğip cezaevi yolunu tutarsınız.

İlk günler soğuk ve düşündürücü olur

Bir Mahkumun Hayatı ve Sonrası

Cezaevi ortamına alışmanız bünyenize göre değişiklik gösterir. Vaziyeti kabullenmek zor iştir. Cezaevinde halı yoktur, yere battaniye sererler. Herkesin bir yatağı vardır sevdiklerinin resimleriyle süslediği. Her yaştan insan vardır orada.

Başta kimseyle konuşmak istemezsiniz. Cezaevinde zaman düşünmek için vardır. Düşün düşün aklınızı kaçıracak gibi olursunuz. İstediğiniz kadar kapıları yumruklayın, sizi takan olmayacaktır. İki üç gün sonra dank eder, siz artık mahkum olduğunuzu ve oraya alışmanız gerektiğini anlarsınız. Ondan sonra koğuştakilerle tanışmaya, konuşmaya, dertleşmeye başlarsınız.

Arkadaşlıklarınız başlar. Orada eskimeye başlarsınız, bıkarsınız gün saymaktan. Öyle zaman olur ki dalından kopmuş güzel bir çiçeği koklamak için her şeyinizi vermek istersiniz. Alırsınız rölantiye gelip geçer yıllar.

Bazıları zayıftır hazmedemez başına geleni

Bir Mahkumun Hayatı ve Sonrası

Sizin koğuşa gelen heyecanlı birini görürsünüz. Daha yolun başındadır, dünyası kaymıştır ama bunu kabullenmek istemiyordur. Konuşursunuz iki üç gün sonra, aslında onun iyi biri olduğunu anlarsınız, seversiniz. Bir gün yemekten koğuşa döndüğünüzde onun çamaşır ipiyle kendini doğalgaz borusuna astığını görürsünüz. Üzülürsünüz ama normal insanlar gibi psikolojiniz bozulmaz, çünkü bozulmuştur bozulacağı kadar. "Yazık oldu" der unutursunuz.

Asi, hak yedirmeyen biriyseniz işiniz zordur

Bir Mahkumun Hayatı ve Sonrası

Gardiyan milleti iki çeşittir. İyisi çok iyi, kötüsü düşman başına. Size çökmeye çalışır. Havaya mevzu çıkartır sizi hücreye attırır. Hücre 25-35 saat içerisinde kaldığınız, yataktan başka hiçbir şeyin olmadığı bir odadır genelde alt katta olur.

Işık yoktur, ses yoktur. Konuşmadan orada günlerce beklediğiniz de olur. Allah kimseyi oraya düşürmesin, konuşmayı unutuyorsunuz. Gemlik Cezaevinde neredeyse tüm günlerimi burada geçirmiştim.

Sonunda sizden bıkarlar ve sürerler

Bir Mahkumun Hayatı ve Sonrası

Sizi nakil aracına bindirirler, yine yanınıza iki jandarma er oturur. Kandıra Cezaevinin yolunu tutarsınız. Askerler sizle konuşmaz bile. Üstelik siz askerliği Siirt Eruh'da karayolu ulaşımı olmayan bir dağ karakolunda terörün içinde askerlik yapmışsınızdır.

Hayır, er yine de sizle muhatap olmaz. Çünkü siz mahkumsunuzdur. Yeni insanlarla tanışıp yatağınıza yerleştiğinizde herşey size oyun gibi gelmeye başlamıştır. Yatarken üst ranzanın demirlerine ip gerersiniz beşik gibi, oraya ayaklarınızı koyarsınız, başınızın altına da bir yastık, sabaha kadar düşün ve sigara iç...

Bırakamayacağınız alışkanlıklar ve takıntılar edinmişsinizdir

Dört duvar arasında yapacak çok fazla şey yoktur. Temizliğinize ve kendinize özen göstermeyle yaşama tutunmaya başlarsınız. Ayakkabılarınızın boyalı olmasına dikkat edersiniz, dikkat edin bütün dışarı çıkan mahkumların ayakkabısı boyalıdır, gömleği jilet gibidir.

Üzerinizde en ufak toz kir istemezsiniz. Sigara içerken bile üstüme kül gelmesin diye dikkatli kül çırparsınız. Her sabah sakalanızı kesersiniz, bıyığınıza şekil verirsiniz. Takıntı sahibi olursunuz. Ya tam takım elbise giyersiniz, ya da komple eşofman takımı ve spor ayakkabı, ortası yoktur. Tesbihi saymıyorum bile, ilk günden beri elinizden düşmez çünkü.

Artık çıkma zamanınız gelmiştir

Bir gün akşam yine Kandıra'da 21:30 gibi oturuyoruz. Diyarbakırlı iki tane abi vardı, Antalya'da çetelermiş. Mert adamlardı, kimseyi kimseye kopartmıyorlardı. En iyi arkadaşım onlardı. Neyse iyi bir gardiyan içeri girdi yanımıza yanaştı, çocuk çay doldurdu ikram etti falan. Bana bir kağıt verdi, yarın çıkıyorsun dedi gözün aydın. Sevinemedim bile, duygu kalmamış ki.

Pencerenin kenarına oturdum elimde kağıt, yaktım bir sigara. Kağıdı defalarca okudum, tarihe baktım. Geçmiş yıllar. Orda bir saat kadar ağladım rahat. Sesimi duyan olduysa da rahatsız etmedi. Bazı insanlar vardır hani ağlamasını saklamak ister, ağlamaktan utanç duyar, boğazı yumruk gibi düğümlenir, gözlerine yaşlar birikir ama o ağlamak istemez hani? Bilenler anladı. Ben öyle biriydim, abartısız hüngür hüngür ağladım.

Çıkınca her şey bitti mi sandınız? Bitmez!

Ailenizde yabancılık çekersiniz. Size soğuk davrandıklarını anlarsınız zorunuza gider. Arkadaşınız kalmamıştır, gördükleriniz de sizle samimi olmak istemez. İş bulamazsınız, kimse şans tanımaz. Kız arkadaşınız bile olmaz. Size seri katil gözüyle bakarlar. Siz lanetlenmiş gibisiniz artık. Zaten hücrede geçen günlerden dolayı konuşma güçlüğü çekersiniz.

Kafanızdan geçenleri kolayca dökemezsiniz. Dışarı çıktığınızda defalarca araba çarpma tehlikesine düşersiniz. İnsanlara bakınca şaşırırsınız. İnsanlar geziyor, alışveriş yapıyor, kafelerde kızlı erkekli oturup gülüşüp eğleniyorlar. Size çok ilginç gelir. Özgür olmanıza rağmen uzunca bir süre hala hapis olduğunuzu hala yapayalnız olduğunuzu hissedersiniz.

Başına böyle bir felaket gelmiş, dünyası kaymış, psikolojisi pert olmuş insanlara bir şans vermek yanında olmak onlara yaşama sevinci verecektir. Sizden biraz vicdanlı olmanızı istiyorum. Hepinizin başına gelebilir.

Bir Mahkumun Hayatı ve Sonrası
Cevapla