Çok zeki insanlarımız var. Ülkemiz için çabalarlar, uğraşırlar ama maalesef birçoğu Türkiye'den çok yurt dışında daha fazla değer görür.
Ben birkaç mucidimizi size tanıtmaya çalışacağım, ilki zekasına hayran kaldığım, tanımayı çok istediğim Hasan Kum.
Düzceli mucit, 1958 de Düzce’nin Gölyaka ilçesinde doğar. Evlidir ve 4 çocuk sahibidir. 1973'te İstanbul da çalışmaya başlar.1976 Avusturya ya gider.1994 de Türkiye'ye döner. Farklı bir şey yapmak ister.ülke menfaati için bilimsel çalışmalara başlar 20'ye yakın icat yapar. yıllarca bu icatların, ilgi görebilmesi ve ekonomiye katılması için mücadelesini verir ama yeterli ilgiyi ve değeri bir türlü göremez, çünkü biz zeki insanlara, iş işten geçince kıymet veriyoruz.
Sadece hayatı kolaylaştırmak için icatlar yapmaz bilimsel tezleri de vardır. Mesela Dünyayı döndüren gücün çekim gücü olmadığı, buharlaşmadan olduğu fikrini ortaya koyar. Mesela depremin zamanını bilmenin şeklini ve akarsuların yüzde yetmişinin denizlerden geldiğini izah eder.
Bir yazısında der ki dağların, dere yataklarından sondajlar vurularak o noktalardaki basınç ölçülerek deprem zamanı tespit edilebilir.
Geniş açıklamayı kendi makalelerinde daha iyi anlarsınız. Mucit Hasan Kum Avusturya'da da çok önemli fikirler geliştirmiş bunlardan biri caddeden geçen araçların, yayaların basıncını ve suyun kaldırma kuvvetini enerjiye dönüştürmek. Bir alet geliştirir ve bir deney yapar. Bodensee gölüne yaptığı aletle birlikte bir düzenek kurar amaç, gölün kaldırma ve inme gücünü bir araba tekerinin içine doldurmaktır. Bir saatte dolacağını düşündüğü lastik çok kısa bir sürede dolar ve basınçtan patlar. Deney çok başarılıdır.
Hasan Kum O zamanki başbakana, cumhurbaşkanına mektuplar yazar ve bu projenin dünya enerji sıkıntısını çözeceğini ve Türkiye bunun öncülüğünü yapacağını anlatır ama tahmin edeceğiniz gibi koca Ankara bu projeye cevap verme gereği bile duymaz.
Ben hayata farklı bakabilen, sorun yerine, yakınma yerine çözüm üreten insanlara hep saygı duymuşumdur. Hasan Kum ülkemize gelip bizim için fikirler, buluşlar, icatlar yapmıştır ama hak ettiği değeri görememiştir. Ne mücadeleler verse de bizim devletimizin insandan çok kâğıtlara değer veren yapısını aşamayanlardandır.
Verkaç şanzuman, traktör, dalkes, soba, dairesel şanziman, dikey rüzgar türbini, fındık kırma makinesi, uçak kanat sistemi, fındık toplayıp çuvallayan, fındık toplama makinesi, çok amaçlı masa, kranksız pistonlu motor, zincirsiz bisiklet, mafsal, çok amaçlı mandal ve daha bir çok icadı insanımıza fayda sağlaması için yani bizim için üretmiştir.
Bunları neden kendisi üretip satmamıştır diyenlere "bir mucitten sanayici olmasını bekleyemezsiniz, mucit bir problemi çözer ve yoluna devam eder."
Umarım aklımda yanış kalmamıştır, der. Bu icatların daha çoğunu ve hikayelerini ve makalelerini (çünkü çok şaşırtıcı farklı noktalardan bakan bilgiler var) araştırmanızı tavsiye ederim.
Umarım bir gün bilim adamıyla, diploma adamını ayırt eder, gerçekten bizim için çalışan bu mucitlere hak ettikleri değer veririz.
Sürçü klavye ettiysem affola.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar