
Ergenliğimin ilk zamanlarından beri bir tür ritüelim vardı. Her doğum günümün gecesi yatağımda oturup sigaramı yakıp geçmişimi ve geleceğimi düşünürdüm. Sigaraya da küçük sayılacak yaşlarda başlamıştım. Son doğum günümde kafama dank edinceye kadar hayatta hiç pişman olmadım derdim. Hiç pişmanlık yaşamadım derdim. Ama varmış geç anladım…
Bir aya yakın bir süre önce yine doğum günümdü ve sonrasında aynı mahkemeyi kurmak üzere odama gidip yatağıma oturdum. Işığı söndürdüm sigaramı yaktım ve düşünmeye başladım. Bu zamana kadar nasıl fark etmediğimi anlayamasam da bir pişmanlığım olduğu suratıma tokat gibi çarpmıştı. Çocukluğum yitip gitmişti.
Ben hep aykırı olan karakterdim
Çocukken de çocuk olmaktan nefret eder hep bitsin diye beklerdim. Öyle ki aileme bile kızardım niye daha erken doğmadım diye. Sanki 1980 de falan doğsam çocuk kontejyanı dolu seni yatay geçişle yetişkin yapalım diyeceklerdi. Bazı insanlar yapısı gereği hızlı büyürler. Bende onlardandım. Aykırıydım biraz. Fazla dik kafalı, asi ve hep geleceği, büyüyüp güçlü olacağı zamanı bekleyen bir çocuktum. Çocuk dediğime de bakmayın. 15 yaşına girdiğimde 25 yaşında adamlarla sigara içip tavla oynuyordum siz düşünün ne kadar erken yitirmişim çocukluğumu.
Bütün bu büyüme telaşı sırasında fark etmediğim tek şey çocukluğun mükemmelliğiymiş. Bilemedim… Hayatımdaki ilk pişmanlığımı çok geç fark ettim. Hayatımdaki en büyük iğrençliğin sıra arkadaşımın sümüğünü sıra altına yapıştırması olduğu zamanların ne kadar güzel olduğunu ancak şimdi fark ettim. Hiçbir cinsiyet kaygısı yaşamadan kızlarla ip atlayıp, uzun eşek oynayabildiğimiz zamanların ne kadar masum bir sayfa olduğunu şimdi öğrendim.

Kendime kızıyorum. Çocuktum deyip geçemiyorum. Çünkü bir nevi büyümüşte küçülmüş bir insan edası vardı bende hep. Çok hızlı düşünür, çok hızlı tanır ve çok hızlı karar verirdim. Mesela ergenliğim döneminde de var olan sosyal medya pek ilgimi çekmezdi. Daha çok iş gibi ilgilenirdim bilgisayarla oyun bile pek oynamazdım. Çocukluğumu göz ardı etmemi hazmedemez oldum. Bunu yazıp yazmamak hakkında uzun zaman düşündüm aslında. Bir çok kişi içimi döktüğümü sanacak. Ama içimi dökmek için yazmıyorum. Hayatın akışına kendini bırakıp giden insanlar belki görüp ayılırlar diye yazıyorum. 6-7 yaşında çocuğuna oyun oynamayı tablette aşılayan anne babalar görüp belki fark ederler diye yazıyorum. Siteye gizli gizli giren profiline 18-19 yazmasına rağmen 13-16 yaşlar arasındaki kardeşlerim görür abilerinin tecrübesinden ders alırlar belki diye yazıyorum. Geleceğin anne babaları okur belki diye yazıyorum. Gerçi sitenin hali biraz kötüye gidiyor cinsel içerik olmayan şeyler pek ilgi çekmez durumda ama 1 kişi olsa 1 kişidir.
Anne babalar ve gelecekte olacaklar sizden rica ediyorum Çocuklarınıza çocukluğunu yaşatın. Elinden almayın o güzel yılları. Sosyal medyayla, video oyunlarıyla kirlenmesine sebep olmayın… Nerede o sokakta oynayan güzel çocukluğumuz nerede şimdi elinde tabletle telefonla gezen çocukluğumuz. Hatırlayın kendi güzel anılarınızı. Saçma sapan şeylere mutlu oluşlarınızı. Onları o cehenneme sizler sokmayın. Onları en azından gerçekten büyüyene kadar bu kirli dünyadan uzak tutun.
Dipnot: Bit pazarında tekrardan bulduğum çocukluğumda tamamıyla okumayı başardığım ilk kitap olan ve bulduğumda çocukluğumdaki o mutluluk hissini tekrar yüreğime zerk eden Martı kitabı ve yazarı Richard Bach'e duymayacağını bilsem de teşekkür etmeyi borç bilirim.

Okuyan ve okumayan herkese teşekkür eder iyi sabahlar dilerim.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar