"Sakalımız Yok ki Sözümüz Dinlensin" Diyen Erkeklerin İlle de "Sinekkaydı" Israrı

Biliyorum. Bu konuda gereğinden fazla paylaşım yapıldı. "Yine mi sakal muhabbeti" isyanlarınıza da hak veriyorum. Yine de biraz çocuk, biraz delikanlı, biraz olgun, biraz da yaşı başını çoktan geçmiş bir adam olarak, yani bir türlü kendini hangi yaş gurubuna dahil edebileceğini hala kestiremeyecek kadar uç noktalarda yaşamaya çalışan, her türlü çılgınlığa gözü kapalı bodoslama dalan biri olarak, benim de birkaç söz söyleyesim geldi bu sakal mevzusuna.

Hiç şüphe yok ki, kadınlı erkekli hepimizin tek derdi beğenilmek ve karşı cinsi etkilemek. Çekici kılınmak, istenir olmak, göz kamaştırmak. Bu nedenledir ki, sorulan sorulardan beklenen cevaplara kadar her şey, "ne ister, nasıl beğenir" de toplanır.

Hanımların birkaç model üzerinde gözlemlerine dayanarak "Aman Allahım, nasıl da yakışmış. Yıkılıyor resmen" diye dibine düşercesine kendilerinden geçmeleri nedeniyle beyler, coşkun seller gibi akarak sakal derdine düşmeye başladılar. Yakışanı yakışmayanı, olanı olmayanı, tüylüsü tüysüzü, seyrek çıkanı gür olanı, çenesinde olup yanağında çıkmayanı, şekline şemailine bakmadan sakal bırakma yarışına girdiler.

Bugüne dek sakallı ve bıyıklı adamlara mafya, maganda, kıro gibi isimler takan hanımlar, bir anda ne olduysa sakal delisi olmaya başladılar. Hayranlıkla baktıkları ünlüler sakal bırakınca, düne kadar kıro olan erkek, bugün ilah olmaya başladı. Eeee! Bizim beyler durur mu? "Benimde kıllarım çıkıyor. Madem kızlar hasta, o maden bende de var. Ben de bırakıyorum ulennnn" ayaklanmalarıyla üç tarafı denizlerle kaplı ülkemi, dört bir yandan sakal ordusu kuşatmaya başladı.

Oysa bizler hep, "Kadınına değer veren bir erkek her gün tıraş olmalıdır" nasihatları ile büyümüştük. Ne oldu da sakal bu kadar kıymetli hale geldi peki?

Ne olduğunu söyleyeyim. Sadece bakım adına makyaj yapan bir adama bile demediğini bırakmayan toplum, "Sakal Erkeğin Makyajıdır" demeye başladı. Hızla yayılan bu yeni imaj devrimi, birçok sektöre sekte vurdu elbette. Jiletciler, makineciler, berberler, köpükcüler, sabuncular, losyoncular vs. vs. Ülkede sakal tıraşına yönelik hizmet eden ne kadar sektör varsa, hepsi isyanlarda. Eminim sakallı ünlülerin sürekli kulaklarını çınlatıyorlardır.

Bütün bu olup bitenlerin dışında kalmayı tercih eden sinekkaydı beylerin gerekçe ve sakal bırakmama konusunda ısrarlarına, gelin kulak kabartalım biraz.

Suratımda Dikenlerle Dolaşmak İstemiyorum

İkinci günden itibaren çıkan sakal, bir erkeğin yüzünde dikenlerle dolaşmasından farksızdır. Hele de sert bir yapısı varsa o sakalın, yüzde oluşan tahrişler oldukça can yakar. Gülü sevenin dikenli yollarda çıplak ayak dolaşmasının alemi yoktur yani. Suratınızda güllerle, menekşelerle, papatyalarla dolaşamayacağınıza göre!..

Bitlenmiş Gibi Sürekli Kaşınıyorum

Özellikle sıcak havalarda inanılmaz bir kaşıntı yapar sakal. Tırnaklarınız sürekli çenenizi ve yanaklarınızı tımar etmekle uğraşır. Bir maymunun kollarını kaldırıp sürekli koltuk altını kaşımasından bir farkı yoktur o anki halinin.

Yediğim İçtiğim Şeylerle Haşır Neşir Olmasına Dayanamıyorum

Ne denli dikkatli olursanız olun, ne kadar uzak tutmaya gayret ederseniz edin, bıyık ve sakal aynı sofrada yemeğinizi size sormadan, zorla paylaşandır. O yağları, sosları temizlemeye yetmez peçete. Su ve sabuna yetişene kadar olan olmuş, siz yerin dibinde tünel kazar haldesinizdir çoktan. Girdiğiniz deliğin üzerini betonlarla doldursunlar istersiniz.

Sevdiğimin Saçlarını Okşamaktan Daha Çok Onu Okşamak Zoruma Gidiyor

Gerek kaşıntıyı giderme, gerekse parmakların ille de bir yerlerde dolaşma ihtiyacı yüzünden, -ki genelde sakal ve bıyıktır imdada yetişen- sevgilinin saçlarını okşamaktan daha çok okşarsınız sakallarınızı ve elbette bıyıklarınızı. Genellikle baş ve işaret parmağınızdır bu yola kendini adayan.

Kıl Dönmesi Korkulu Rüyam

Evet. Az ya da çok, gür ya da değil bir şekilde suratınızda çıkan o kıllar, sizin kontrolünüz dışında yön bulur kendine. Her biri bir yana giden bile var. Ha işte. Toprağın yüzüne çıkmak ile çıkmamak arasında çelişkide kalan bir köstebek gibi, istikametini geldiği yöne çeviren bir kıl, ameliyat masasında bulur ancak gerçek yolunu.

Kadınımın Teninin Kızarması, Yumuşacık Cildinin Tahriş Olması, Çektiğim En Büyük Vicdan Azabı

Büyük hazlardan biridir bir erkek için sevdiği kadının tenine kondurduğu ufacık bir buse. Teninde gezen dudakların hem O' na hem de kendisine yaşattığı muhteşem hissi anlatmaya gerek yok elbette. Fakat birbiri için kuduran iki ten arasına hiçbir şeyin girmesi kabul edilemezken, sırf bu uğurda üzerinizde ne varsa bir çırpıda sağa sola fırlatarak anadan doğma bir hale gelirken, aranıza girer o kıllar topluluğu. Siz ne kadar yumuşak dokunuşlar için çaba gösterseniz de, sizden önce sevgilinizin teni ile buluşacak, ille de o teni kızartıp tahriş edecektir. Buna dayanabilen bir erkeğin derdi de zaten aşk olamaz bence.

Biliyorum. Ben ne söylersem söyleyeyim, özellikle hayatının baharındaki genç hanımlar, karayağız jönlerimiz ve sarışın mankenlerimiz ile ekran dışında bir araya gelebilme hayallerinin hayalden öteye gidemeyeceğine kanaat getirmediği sürece, sakal bir erkeğe hep yakışacaktır.

Her zaman olduğu gibi sevgiyle kalın.

#Rüzgar

"Sakalımız Yok ki Sözümüz Dinlensin" Diyen Erkeklerin İlle de "Sinekkaydı" Israrı
Cevapla