Küçük Beyinlere Fakat Büyük Kalplere Sahip Olduğumuz Zamanları Nasıl Özlemez İnsan?

Küçük beyinlerimiz fakat büyük kalplerimiz vardı, mutluyduk. Hepimiz büyüdük, birer yetişkin olduk ve oluyoruz. Fakat insan çocukluğuna da bir özlem duyuyor tabii. Gelin hep birlikte çocukluğumuzda neler yaptığımızı bir hatırlayarak nostalji turu yapalım.

Saklambaç oynardık
Küçük Beyinlere Fakat Büyük Kalplere Sahip Olduğumuz Zamanları Nasıl Özlemez İnsan?

Saklambaç çocukluğumuzda en çok oynadığımız oyunlardandı. Belli bir sayıya kadar sayardık ya da bir arkadaşımız iki elini arkaya koyar, 10 parmağından birisini seçer ve yanlış tahmin ettiğimiz her parmak için 10 sayı artardı. Kimi zaman gizlice nereye saklanıyorlar diye bakardık, kimi zaman da atlaya atlaya sayardık. Birisini gördüğümüzde sobelemek için gözümüzü yumduğumuz yere koşardık. Saklambaçın yanı sıra ebelemece, yakar top, kutu kutu pense gibi oyunlar da oynardık.

Bisikletin tekerine pet şişe tıkardık
Küçük Beyinlere Fakat Büyük Kalplere Sahip Olduğumuz Zamanları Nasıl Özlemez İnsan?

Yeni nesil bunların arasındaki ilişkiyi bilemeyecek, öğrenemeyecek gibi görünüyor. Bisikletin tekerine pet şişeyi yerleştirirdik ve motorsiklet sesi çıkartırdık. Lastikleri de bir güzel aşındırırdık fakat çok eğlenirdik. Mahalle sakinleri gürültüden rahatsız olurlardı, yine de devam ederdik. Çocuktuk işte..

Misket koleksiyonu yapardık
Küçük Beyinlere Fakat Büyük Kalplere Sahip Olduğumuz Zamanları Nasıl Özlemez İnsan?

Misket koleksiyonu yapardık, biriktirdiklerimizle mahalledeki arkadaşlara hava atardık. Biriktirmiş olduğumuz misketleri sokaklarda da oynardık tabii. En güzeli de saydam olanlarıydı.

Mahalle maçları unutulur mu hiç?
Küçük Beyinlere Fakat Büyük Kalplere Sahip Olduğumuz Zamanları Nasıl Özlemez İnsan?

O zamanlar Ronaldinho gibi oyuncular meşhurdu. Topu ayağına alan, bir sunucu edasıyla "Ronaldinho kaptı topu, Ronaldinho bir çalım.." gibi sözler söylerdi heyecanlı heyecanlı. En kötü oynayan genellikle kaleci olurdu. 3 korner 1 penaltıydı. Penaltı olduğu zamanlarda ise iyi oynayan kaleci olurdu 2 penaltı karşılığında. Mahalleden yaşlı amcalar, teyzeler geçerken onlar geçene kadar beklerdik yerimizde. Efendi çocuklardık. Topları balkonlara kaçırırdık sık sık. Topu vermeyen teyzeleri hiç sevmezdik. Hey gidi günler...

Atari oynardık
Küçük Beyinlere Fakat Büyük Kalplere Sahip Olduğumuz Zamanları Nasıl Özlemez İnsan?

Atariyle büyümüş bir nesil olmak gerçekten harika bir şey. Harika bir çocukluk geçirmemizin sebebi. Super Mario, Contra, Tank 1990, Duck Hunt gibi oyunlar oynardık. Kasetlerin üstünde "999999 in 1" yazardı. Biz de kaseti alıp takana kadar inanırdık o kadar oyun olduğuna.

Ucuz ve güzel çikolatalar vardı
Küçük Beyinlere Fakat Büyük Kalplere Sahip Olduğumuz Zamanları Nasıl Özlemez İnsan?

Ekmek alırdık artan parayla da alınabilecek harika şekerlemeler vardı. Cino çikolata, yumiyum şeker, turbo sakızları, sulugöz ve daha niceleri. Hepsi de ucuz ve harikaydı. Meybuz yiyip hasta olurduk. O boyalı, sağlıksız şeyleri nasıl yemişsek artık..

Diziler ve programlar kaliteliydi
Küçük Beyinlere Fakat Büyük Kalplere Sahip Olduğumuz Zamanları Nasıl Özlemez İnsan?

Diziler ve programlar günümüze göre daha kaliteliydi. Ekmek Teknesi, Çılgın Bediş, Yarım Elma, Acı Hayat, Hayat Bilgisi gibi kaliteli ve güzel diziler vardı. Dizilerin yanı sıra çocuk eğlence programları da vardı. Hugo ve Tolga abi, Kasaba gibi harika çocuk yarışmaları vardı. Hangimiz bu yarışmalara katılmak istemedi ki? :)

Mahalledeki kedi ve köpekleri beslerdik
Küçük Beyinlere Fakat Büyük Kalplere Sahip Olduğumuz Zamanları Nasıl Özlemez İnsan?

Sokaktaki kedileri, köpekleri sahiplenirdik. Sırf aç kalmasınlar diye cebimizdeki paralarla süt, mama gibi şeyler alırdık. Evde yediğimiz etlerin kemiklerini çöpe atmaz, sokakta gördüğümüz hayvanlara verirdik. Ne zaman yaralı bir hayvan görsek yardım etmeye çalışırdık, elimizden bir şey gelmezse oturur ağlardık. İyiliksever, merhametli çocuklardık.

Ne var da büyüdük sanki? Ne kadar da merhametli, ne kadar da masum, ne kadar da efendi çocuklardık. Büyüdük de ne oldu? Aklımız büyüdü fakat kalbimiz küçüldü. Eskiden çektiğimiz acı düşüp dizimizi yaraladığımızdan olurdu. Şimdi ise aşktan, işlerden güçlerden oluyor acılar.

Çocuk olsam yeniden.. Bir tek düştüğüm için acısa içim, ve kalbim; çok koştuğum zaman çarpsa sadece.. -Cemal Süreya

#MisterGentleman

Küçük Beyinlere Fakat Büyük Kalplere Sahip Olduğumuz Zamanları Nasıl Özlemez İnsan?
Cevapla