Kadın-Erkek İlişkilerinde Sistematik Gerçekler Röportajı - 2


Soran : Bu konuda da yapılmış çok ilginç çalışmalar var. Senin dediğin gibi, zamanla oluşan bir yakınlığın hızlı bir yakınlaşmadan daha kalıcı olduğu görülüyor.


Alper T. : Evet, ama bu çalışmadan habersizsen, ilk etki konusuna kafayı takıp bir adım daha ileri gidemezsin. “İlk üç saniyede dünyanın en karizmatik adamını oynamalıyım, yoksa umut
yok” zannedersin.


Soran : Tabii ilk izlenimin önemli olmadığı anlamına gelmiyor bu. Bu konuya daha sonra döneriz. Şimdi, davranışın “ne” olduğunu gözlemledik, arka plandaki mekanizmanın “nasıl” olduğunu
anlamaya çalıştık. Peki, “neden” sorusu hakkında ne söyleyeceksin?


Alper T. : “Ne” ve “nasıl” soruları çoğu davranış bilimci için yeterli görünen bir açıklama şekli sunuyor. “İnsanlar bu durumda böyle davranırlar, çünkü böyle düşünüp böyle hissederler.” Farklı durumlarda davranışların nasıl değişeceği hakkında tahminler ortaya koyabilirsin, ama hala açıklamalarını
üzerine oturtacağın geçerli bir zeminin yok. Neden öyle düşünüp öyle hissettiklerini bilmiyorsun. İnsanların davranışları hakkında yanıldığında “böyle düşünüp böyle hissetmesini bekliyordum, nedense
farklı tepki verdi” der kalırsın. Ama nedenleri biliyorsan, gözlemlediğin davranışın arka planındaki mekanizmanın da hangi şartlarda geçerli oldu-ğunu, farklı şartlarda kişinin hangi mekanizmalarla nasıl bir davranış sergilemeye meyilli olacağını görebilirsin.


Soran : Bu biraz karışık oldu. Bir örnek üzerinden konuyu toparlamaya
ne dersin?


Alper T. : Haklısın... Kolay anlaşılacak bir örnekle başlayalım. Diyelim ki, sınavlara hazırlanan bir öğrenciyle ilgileniyoruz. Fizik dersine giriyor, kolayca öğreniyor, kimya dersine giriyor, bir türlü
anlayamıyor. Fizik testlerini rahatça çözerken, kimya testlerinde panikliyor ve yapabileceği soruları bile kaçırıyor. Bunlar gözlemlerimiz, yani öğrencinin gözlemlenebilen davranışları.


Soran : “Ne” sorusunun yanıtları…


Alper T. : Evet. Bu durumda fizik dersinde başarılı, kimya dersinde başarısız olduğu dışında bir şey söyleyemeyiz. Örneğin biyoloji dersinde başarılı olacak mı, ya da tarih dersinde başarılı olmak için ne yapmalı, bunları bilemeyiz. Şimdi arka plandaki mekanizmalara bir göz atalım. Fizik dersinde anlatılanları nasıl kolayca öğrendiğini sorguladığımızda, bu konuları kafasında canlandırabildiğini, anlatılanları kavrayabildiğini, bu nedenle fizik konularını öğrenebileceğine inancının tam olduğunu ve bu dersi sevdiğini görüyoruz. Kimya dersine girdiğinde ise, anlatılanları bir türlü toparlayamadığını, konuların tamamen ezber olduğunu düşündüğünü, kafasının karıştığını, kimyayı asla öğrenemeyeceğine inandığını ve bu dersten hoşlanmadığını görüyoruz.


Soran : Bir derste başarılı ya da başarısız olmasının arkasında yatan mekanizmayı anlamaya başladık. Şimdi başka dersler hakkında tahminlerde bulunabilir miyiz?


Alper T. : Doğal olarak kavrayabildiği ve sevdiği derste başarılı, kafasının karıştığı ve sevmediği derste başarısız olacaktır. Kolayca kavrayabildiği diğer dersleri de seveceği ve başarılı olacağı, kafasının karıştığı derslerde ise başarısız olacağı ve dersi sevmeyeceği sonucuna varabiliriz. Biyoloji dersinde göreceği konular kimya derslerindekilere benziyorsa, biyolojiyi de sevmeyeceği ve başarısız olacağı sonucunu çıkarabiliriz. Tarih dersi konusunda ise hala bir tahminde bulunamayız. Diyebileceğimiz tek şey, “eğer kavrayabilirse sever ve başarılı olur”. Gördüğün gibi, konuya daha hakimiz artık, ama farklı şartlarda ne olacağı hakkında hala eksiklerimiz var.


Soran : Peki, “neden”lere gelirsek…


Alper T. : Fizik dersini kafasında canlandırabiliyor, yani zihninde görüntüler oluşturabiliyor. Havaya atılan bir taşın nasıl hareket edeceğini hayal edebiliyor, birbirine çarpan topların hareketlerini, bir mercek kullanarak güneş ışınlarının nasıl odaklanabileceğini, hareket halindeki bir asansörde terazinin kefelerinin nasıl duracağını algılayabiliyor. Kimya dersinde ise, atomlar gibi gerçek hayatında karşılaşmadığı, ancak ezberlenebilecek özellikler ve formüllerden oluşan sayısız konu ile karşı karşıya. Formülleri ve sayıları aklında tutmaya çalışıyor, ama o kadar çoklar ve birbirlerine benziyorlar ki, kafası karışıyor. Kısacası bu öğrenci, hayalinde canlandıramadığı konularla başa çıkamıyor.


Soran : İlginç… Şimdi neden kimya dersinde kafasının karıştığını, fizik dersini kolayca kavradığını biliyoruz. Peki, bu bize ne kazandırıyor?


Alper T. : Artık kimya dersinde atomları gözünde gezegenler gibi canlandırarak, ya da her molekülü belli özelliklere sahip birer insan gibi düşünerek kolayca öğrenebileceğini biliyoruz. Biraz çalışmayla bunu başarabilir. Tarih dersindeki olayları film izler gibi gözünde canlandırarak öğrenebilir. Eğer benzer bir
yöntem uygulamazsa, matematik dersinde de sorun yaşayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.


Soran : Artık farklı şartlarda neler olacağını tahmin edebiliyoruz, ve daha önemlisi, istediğimiz sonuçları elde etmek için ne yapmamız gerektiğini görebiliyoruz.


3. Bölüm ve diğerleri okunma ve yoruma göre devam edecek :))

Kadın-Erkek İlişkilerinde Sistematik Gerçekler Röportajı - 2
Cevapla