Bundan tam 17 sene önce, bir gece yarısı. Buradaki çoğu kişi, ben de dahil henüz çocukken, herkes uyuyorken 45 saniye süren o korku, o kaçış, o can kurtarma savaşı.
7.4 büyüklüğündeki deprem Gölcük/Kocaeli'nde, gece 3 civarı gerçekleşti.
Marmara bölgesinde en büyük yıkıma yol açan deprem binlerce evin yıkılmasına yol açtı...133.683 evin yıkılması ile yüzbinlerce insan evsiz kaldı. Alt yapısı zaten yeterli olmayan Istanbul'da binlerce bina anında yerle bir oldu. Ancak bununla kalmadı, bu o kadar büyük bir depremdi ki Ankara'da, Izmir'de bile hissedildi.
Resmi kaynaklara göre 17.480, resmi olmayan kaynaklara göre ise 50.000'e yakın ölü vardı.
Gecenin bir vakti olması sebebiyle zaten herkes evdeydi, o uyku haliyle kimse ne olduğunu anlayamadı. Annelerimiz babalarımız bizi kucaklayıp evden çıkarmaya çalıştı, dışarısı ise mahşer yeri gibiydi. Bu olaydan sonra evler gözden geçirildi, yüksek binaların yapımı engellenmeye "çalışıldı", deprem sigortası ortaya çıktı. Ama hiçbiri hala yeterli değil.
Çoğu yerde elektrik kesildi, o korkuyla beraber karanlık altında kaldık.
Evleri yıkılmayanlar olarak şanslıydık, hele ki deprem için çok riskli olan semtlerde yaşıyorsak. Ardından gelen çok sayıda 4-5 büyüklüğünde artçı deprem ise korkuyu hiç geçirmememize yol açtı, o korku yüreğimizde hep kaldı.
Günlerce eve girilemedi.
Evi yıkılmayan şanslılar dedik, evet hala şanslılardı her şeye rağmen. Yaklaşık 1 hafta kamyonetimizde 4 kişi sıkış tıkış yatmaya çalıştığımızı hatırlıyorum, okul bahçesinde. Kimin bunu yaptığını hatırlamasam da(devlet mi yoksa bir hayır-sever mi) günde 3 kere yemek çıkardı, oradan herkes yemek alır yer ve aynı bahçede neredeyse yüz kişi korkuyla uyumaya çalışırdık.
Hepimizin hala içinde korku var, olduğunu biliyorum.
Hatta bu Benceyi yazarken araştırma yaptım ve bulunduğum semtin bir depremde tamamen yerle bir olacağını okudum. Çoğu bölge hasar görürken Avcılar eğimli olması sebebiyle yerle bir olabilirmiş, 17 Ağustos'tan en çok etkilenen bölgeymiş, en uzak merkezlerden biri olsa da. Avcılar'daki deprem anıtı ve üzerindeki isimler ise bunu kanıtlar durumda. Yani içimde hala korku var, bu sadece bende değil, 99 depremi yaşayan neredeyse herkeste var.
O gün, o gece, o saniyelerde bir çocuğun hayali, bir gencin eğitimi, bir annenin yavrusu yerle bir oldu. Unutmayın, unutturmayın!
Ne Kalbimizden Ne Hafızamızdan Silinecek Olan O 45 Saniye: 1999 Marmara Depremi
tamam tüylerim diken diken oldu 97 liyim kabul de kimsenin açıkcası deprem umrunda değil 99 depreminde / olan binalar yanına beton önüne beton I böyle yapılıp satıldı ve işin kötü yanı binaların hasar raporları devlete para verilip kaldırıldı şu an 2016 yılındayız bakırköyde oturuyorum binaların durumu nasıl biliyor musun genel oalrak en genç bina 30 yaşında ve sıva felan döküldüğünde demirler elinde ufalanıyor sadece beton tutuyor binaları ve o kadar kötü ki millet yenileme bekliyor yani bir deprem olsa hepsi yıkılcak bu binaların bakırköy gitti de avcılar esenyurt buralarda çok kötü halde ee avcılar civarı yıkılsa e5 kilit bakırköy yıkılsa sahil yolu kilit yani ulaşım sıfıra incek...
ülkenin artık tek gündemi darbe oldu yatıyoruz darbe kalkıyoruz darbe bıktık artık birazda eskileri yad edelim unutmayalım eskileri ölümsüz yapan yine biziz onları hep kalbimizde taze tutalım sadece depremzedeleri degil vefat eden soma maden şehitlerimizede Allahtan rahmet yakınlarına sabırlar diliyorum...
Yazık.. Deprem bilinci yoktu o zamanlar.. İnşaatların sağlamlığı üçkağıtçı müteahitlerin ve vasıfsız amelelerin insafına kalmıştı.. Henüz kaba iskeletken çöken inşaatlar vardı ya, depreme ne hacet.. Şimdi onca can gittikten sonra akıllandık.. Hazır beton gerçekten bambaşka bir şey arkadaşlar.. eski evlerin dandik kolonlarını ufak bir balyozla kolayca parçalarsınız.. Ama hazır beton demir gibidir.. Değil parçalamak, çivi bile çakamazsınız.. Ailece şapkaları ortaya koyun, gerekirse tüm aile gece gündüz çalışsın, ama şu eski çürük evlerden kurtulun.. Iphone veya airmax hayatınızı kurtarmaz, chanel veya armani de kurtarmaz.. ama depreme dayanıklı bina kurtarır.. Ölüm veya yaşam.. Seçim sizin..
Ayrıca haritadan kendi yaşadığınız bölgenin risk durumuna da bir bakmanızı tavsiye ederim..
Haklısın fiyatlar da çok uçtu.. En son mantıklı rakamlar 2 yıl önceydi.. Biz ailece emlak yatırımına meraklı olduğumuz halde son 2 yıldır alımı bıraktık, bekleyişe geçtik.. Eski evi olup da üste para vermek istemeyenler için şu an en uygun seçenek, ada bazında yapılan residence inşaatları.. Yani oturduğunuz bölgede firmalar tarafından öyle bir teklif olursa mümkün olduğunca olumlu bakmanızı tavsiye ederim..
Yani diyelim eski bir binada dairen var.. O binanın bulunduğu adada da atıyorum 9 tane daha bina var toplam.. Bir inşaat firması gelip o binanın bulunduğu adayı komple istiyor sizlerden.. 10 tane çürük binayı yıkıp bir tane 15 katlı residence yapacak, ve tüm daire sahiplerine de birer daire verecek.. Yeni residence 120 daireli olsa, 50'sini eski çürük daire sahiplerine dağıtır, 70'ini de şirket kendisi satar..
Bilgi almak derken tam olarak neyi kastettiğini anlayamadım.. Zaten yaşadığınız bölgeyle ilgilenen firmalar olduğunda onlar sizi bulup görüşmeye çağıracaktır.. İstanbulun yoğun bir bölgesindeyseniz er geç kapınızı çalarlar.. Mesela ben çeliktepedeyim.. Varoşluktan yeni çıkmış bir semt olmasına rağmen evimin dört bir yanında residence inşaatları yükselmeye başladı..
Gece vakti yarı uykulu haldeyken garip garip sesler duyuyordum. Sonra bizimkiler demez mi Deprem. Bende Deprem Ne? diyordum kendi kendime. Daha 6 yaşındaydım, hiç duymamıştım. Kimseye de soramıyordum herkes panik halinde olduğu için. Birşeyden korkuyordum ama neyden korktuğumu daha bilmiyordum. Çok iyi hatırladığım birşey var ; o da apartmandan çıkarken gökyüzüne baktığım an tüm yıldızların bir asker gibi sırayla dizilmesiydi. Gökyüzünde nokta kadar boşluk yoktu. Her yer düzenli bir sırayla dizilmiş yıldızlarla kaplıydı.
Allah o felakette hayatını kaybeden herkese rahmet eylesin.
O gün bir tarafta insanlık dersi verilirken diğer tarafta insanlığın ölümüne şahit oldu herkes. Bir yanda din dil ırk göz etmeden yardıma koşan her dinden her milletten insan varken. Diğer tarafta göçük altında sıkışan yardım bekleyen insanların parmaklarındaki kollarındaki ziynet eşyalarını almak için canlı canlı parmaklarını taşla ezen kollarını koparan yaratıklar vardı. Canlı canlı insanların kolları parmakları kesildi.
O depremi tam merkezinde , Gölcük'de yaşadım. Bu paylaşımın için sana çok teşekkür ederim. Sitede buna çok az insan değinmişti. Çok büyük kayıplar verdik. Enkazlardan çıkıp yine de hayata tutunduk. Yaşamayan bilemez hala dün gibi çok net hatırlıyorum her ne kadar küçük olsamda o gün. Allah tekrar yaşatmasın. Gölcük gölcük... Çok şey ifade ediyor..
Ben de Gölcük'e en uzak yerlerden biri olmasına rağmen alt yapısı nedeniyle İstanbul'da en çok zarar gören yerdeydim, hala hatırlarım o yüzden, en kötü günlerden biriydi.
Deprem şiddeti 7 felan değil , 10 üzerinde felandı. 7 şiddetinde bir depremin İzmir'de bile hissedilmesi mantıklı değil. Resmi olmayan her rakam doğru. Tedarik edilen ceset torbaları bile yetmemişti o zaman. Küçük kıyamet diyebileceğimiz bir gündü.
Nasıl unuturum saat 3:02 17 yaşında bir karanlık çöktü ocağımıza sabah İzmit'e arkadaş akraba aramaya gittim ertesi gün Adapazarı her yer enkaz ağır bir koku sardı ortalığı bir yürek yangını yaktı bizi sonra Düzce depremini yaşadım 1 yıldan fazla baraka da yaşadık ama milletimizden Allah razı olsun ta Konya dan bile yardım geldi Rabbim bir daha yaşatmasın
Çok üzüldüm. Elin gevuruna 9 şiddetidne deprem gelir bir de tsunami vurur ama tek binası yıkılmaz bizde 2 şiddetinde deprem oldu yerle bir oldu binlerce can kaybı yaşandı. şu an bile deprem olsa bir sürü can kaybı veririz. keşke bu durum değişse keşke Türkiye bilimde teknolojide ilerlese ve halk bundan adam akıllı faydalanabilse.
Benim size tavsiyem her anınızı korkarak yaşayamazsınız. Fakat o dönemde yapılan inşaatlarla bugün yapılan inşaatlar arasında ışık yılı fark var. Malzeme kalitesi denetim vs çok gelişti. Evlerinizi genel olarak kontrol edin görünen kirişlere bakın sıvalarında herhangi bir çatlama vs var mı yoksa. Yine korkmayın...
nikola tesla deprem bombası atılmış diyorlar. Yoksa hiçbir depremde bu kadar dünya ilgi duyup askeri güvenlik önlemleri basına kapalı alanda alelacele toparlanmazdı. Türk Milleti kobay niyetine mi harcandı? Ecevitin bile telefonunu kitlemişler almamışlardı deprem bölgesine güvenlik bahanesiyle bir ay temizlik yapıldı
doğru olan bu bencede bomba atıp deney yaptılar. Yoksa yahudisi ingilizi amerikanı bir ay ölmüş leş askerlerini toplamazdı orda. Basına kapatmalarının nedeni belli. Türk milleti kobay gibi kullanıldı diyorlar
Çok zor zamanlardı. Çorluda dedemin bahçe evinde kucağında geçirmiştim geceyi. ALLAH acı yaşayanlara sabır versin. Tekrarı yine İstanbul'da bakırköy sahiline yakın bir yerde bekleniyor. ALLAH sakındırsın. Öte yandan Çok özel ve güzel bir bence. Teşekkürler pretty.
gölçük depreminde dayımlar tam merkezindeydiler dayımın evinden bakılınca o yıkılan askeriye görülüyordu dayım anlatmıştı deprem sabahı dışarı cıktık birtek bizim bina ayaktaydı ve yarım ay şeklinde tüm binalar yıkılmıştı nece arkadaşlarımı dostlarımı kaybettim dedi daha sonra ölene kadar psikolojisi altüst gezdi unutmak için çerkezköye taşındı ama hep aklımda o çığlıklar o feryatlar derdi
ve o gece yaşadıklarım benim için acıklaması zor şeylerdi duyduğum o sesler ve ardından bir sesin bana kalkmamı deprem olaçağını söylemesi sonra deprem esnasında herkes sarsıntıyla ayakta bile duramazken ben yatağın üstüne cıkıp ne koşturuyonuz delimisiniz demem ben sallantıyı bile hissetmedim ve annemin bana daha sonra tam anlamasamda sen yatağın üstünde dururken ayakların yatağa deymiyordu gibi şeyler demesi ama en fenası o gök gürültüsü gibi duyduğum o sesler
17 ağustos ve 12 kasım 1999 depremlerini tum acıları ile yasayanlardan biri de benim. Düzce de iki depremde son derece büyük bir yikima sebep olmustu... Ama hala 17 agustos depremi ile ilgili suphelerim var. Altinda bir cok sebep olan ve tahmin edilemeyen bir sonucun eseri gibi geliyor bana.
Depremin merkezi olan Kavaklı sahilinde dedemler oturuyorlar. O gece bizdeymişler ama babaannemin birden inadı tutmuş evime gideceğim diye. Ne yapıp ettilerse durduramamışlar. Depremi yaşayacakları varmış. İyiki de gitmişler çünkü balkonda duran yakıt tankeri çatlayıp içindeki yakıtı akıtmaya başlayınca babaannem evde ne var ne yoksa tüm bezleri toplayıp yakıtı kontrol altına almış. Yoksa karşılarındaki yıkılan evin yanmasına ve bir sürü insanın yanarak ölmesine sebep olacakmış.
Çoook anımız var o depremden. Hatıraları yazsak bir roman kalınlığına varır herhalde. Bir çok mucize, bir çok korku... Ellerine sağlık. Unutmamalıyız.
Hiçbir ders alınmadı, acil toplanma yeri olarak göstereceğiniz yerler parmakla sayılamayacak kadar sayılı ve egitimli polis , jandarma, akut personeli ya da halk ne kadar bilinçli ev yapan büyük firmalar ne kadar bilinçli ya da devlet ne kadar bilinçli 17 sene geçti 17 adım bile atilamadi.
Dün okudum gazetede, bizim belediye toplanma yerlerini sitesinde yazmış. Bunu tesadüf eseri okudum, bilmeyen belki binlerce insan var semtte. Acil toplanma yeri evet az, bari olanları duzgunce insanlara bildirseler, ona da razıyım.
Soma faciasina önlem alınmayan bir ülkede yaşıyoruz , deniz çok dolu köprüler arttı , marmaray da var risk daha çok bana kalırsa nüfus azalmali ıstanbul yükü azalmali, projeler yapilmali, fay hattı enerjisi sistematik olarak bosalabilir.
Ben ufaktım o zaman. Gece bir gürültü duyduğumu sonra sallanmaya başladığımızı hatırlıyorum.45 saniye sürmüş ama sanki dakikalarca sürmüş gibiydi. Tam durdu dışarı çıkcaz derken tekrar sallanmaya başladı. Sabaha kadar kaç yüz kere sallandık sayamadım. Günlerce eve girmedik, bir yakınımızda kaldık. Sabah ezanı okunmadan kimseleri yatırmıyodum. O yaşlarda pek anlayamadım ama kötü zamanlarmış cidden.
:( çok acı şeyler yaşandı , bende eskişehirde yakalanmıştım depreme küçüktüm ozmnlar, bizim evlere birşey olmadı ama yıkıntılar gördüm , bir çok insan sevdiklerini kaybetti biz 1-2 gün bahçede sabahlamıştık.
Ben 5 yaşında falandım deprem olan bölgede de değildim ama arkadaşım anlatırdı hep dağa kaçtık tüp fabrikası vardı patlayacak korkusuyla bekledik günlerce falan diye anlatırdı gerçekten üzücü bir olay umarım tekrar yaşanmaz
Gerçek ölü sayısı yaklaşık 120000 kişidir. Ayrıca depremin şiddeti bazı ülkelerce 7,9 ve 8,1 olarak tespit edilmiştir. Görgü tanıkları gökte yeşilimsi bir ışık topu görmüştür. 16 Ağustos ta sözde tatbikat yapacağız diye israil savaş gemileri çeşitli cihazlar yerleştirmiştir denizin dibine.
Ben o yıl duymuştum hepsini üstelik bir çoğunu canlı canlı görgü tanıklarından dinledim. Denizin altında kafaları domuz ve eşek başına dönmüş cesetler vardı. Bunu anlatan bizzat arama kurtarmadaki dalgıç bir abimiz. Çok şey saklanıyor insanlardan
O zaman ben 3 yaşındaydım ve Marmariste tatildeymişiz, deniz baya bir kabarmış köpekler havlamış, ben hasta olmuşum o gün, ateşim çıkmış. Çok korkunç bir günmüş.
sahil şeridi aynı şekilde dolduruldu gölcükte. anma etkinlikleri siyasiyelerin konuşmalarına döndü. başımız sağolsun, Allah bir daha yaşatmasın kimseye.
17 ağustos Marmara depremini dün gibi hatırlıyorum ve çok üzülmüştüm o zaman. ALLAH ülkemize bir daha böyle büyük felaketler ve acılar yaşatmasın. amin...
Ders almıyacağız. Bize bu konuda ders verecekler, bizde eyvah diyeceğiz ama iş işten çoktaaan gecmiş olacak. Cevre bizi terk edecek, 20 yıla kalmaz görürüz
En İyi Cevaplar