Gerçekleri mi duymak istiyorsunuz? Lütfen okuyun!

Herkese merhabalar yurttaşlarım. Normal şartlarda kardeşlerim diye hitap ederim fakat yarısından çoğunun psikolojisi bozulmuş, kin nefret duyguları ile yaşayan, üç beş kuruş fazla parayı ülke bütününün refahına yeğleyen, kafasına vurula vurala ezildiğini bilinçli insanlar tarafından farkettirilmeye çalışılan, ancak psikolojisi bozuk olduğu için bundan zevk alan insanlar benim kardeşlerim olamazlar. Bence psikolojisi bozulmuş, ruhunu yitirmiş, vican diye bir kavram kalmamış şizoid bir halk yetiştirmekten başka hiç birşey yapmadı bu yönetim bu asil topraklarda. 25 yaşında bir bireyim fakat 12 yaşındaykende şuankine nazaran daha az paramız olsa da komşularımızla, akrabalarımızla arkadaşlarımızla daha düzenli ilişkiler kurabildiğimizi, daha huzurlu sokağa çıkabildiğimizi, daha güvenli toplu taşıma araçlarına bindiğimizi anımsıyorum. Tamam 12 yaşımdayken uçağa binecek kadar lüksümüz yoktu fakat 25 yaşında "bakın ben dilediğim yere uçakla seyehat edebiliyorum, ülke ekonomimiz çok düzgün" cümlelerinin ardından bombalar patlamıyordu suratımıza. Hergün onlarca tecavüz, terör saldırısı, üst düzey yöneticiler tarafından bile kurulan nefret söylemleri, küfürler hakaretler, kışkırtıcı cümleler yankılanmıyordu ekranlarda. Hergün moralimiz bozuk uyanmıyorduk sabaha. Gururla yollamıştık mesela biz abimi askere. Ben uğurlanırken hiç okadar gururlu değildi annem. Çünkü o zamanlar askerlik yan yatma yerimi diyen bir yönetici yoktu halkın başında.

Gerçekleri mi duymak istiyorsunuz? Lütfen okuyun!


Tam bir danışıklı dövüş olan, resmen anlaşmalı olarak üst düzey yöneticiler tarafından oynanan birkaç gün önceki kirli darbe oyununun oynandığı saatlerde, halkın en üst düzey temsilcisi halkına, "evlerde bir kişi bile kalmasın, herkes sokağa dökülmeli, haydi meydanlara" çağrısı yapıp kaos ortamı oluştururken otelde viskisini yudumlayıp, halkın daha önceki dönemlerde hak, hukuk arayışları için meydanlara indiğinde terörist diye adlandırılıp, acımadan, kalleşçe halkına kurşsun sıktıran bir canavara riayet eden bir toplum haline geldik. Bu durumdan rahatsızlığımızı dile getirdiğimizde ya toplum tarafından dışlandık, ya içeri alındık, ya kemerle dövüldük, ya kurşun yedik, ya da evlerimizde annelerimizin babalarımızın gözü önünde "güvendiğiniz" yönetime ait güvenlik güçlerince darp edildik. Ve hala 30bin liralık kahrolası bir arabaya binebildiğimiz için "halimden çok memnunum, ülkemin ekonomisi gitgide büyüyor" diyebiliyoruz. Kusuruma bakmayın ama ülkemin ekonomisi ancak kardeşi kardeşe vurdurtacak, ağzından tek bir aykırı cümle bile çıkmayacak, seni ruh hastasından başka hiçbirşey olamana izin vermeyecek derecede büyüyor. Alın mutlu olun 200 binlik evinizde. 100 binlik arabanızda. Birgün o kirli namlular sizi o evde ve arabada yakaladığında, birgün en yüksek fiyatlı koltuklarından birini ayırttığınız uçağınıza giderken suratınızın ortasına bombalar patladığında da bukadar riayet gösterebilecekmisiniz olanlara? Kİmse örgütten, terörden, daeşten ışidden bahsedip saçmalayıp durmasın. O terimlerin kimlerin kanlı tezgahı olduğunu biliyoruz. Kusura bakmayın, özür dileriz ama gözümüzü açıp bazı şeyleri öğrendik. Affedin okuduk, araştırdık sorduk soruşturduk sokaklarda büyüdük. Neyin ne olduğunu ülke ekonomisi sayesinde aldığı 1 milyonluk evinde oturan adamdan daha iyi öğrendik... Eğer Türk halkının sokağa dökülmesi gerekiyorsa bu uğurda değil, bu kahrolası senaryolara karşı meydanlarda olması gerekiyor. Halkı galeyana getirmekten hakkımda suç duyurusunda bulunun ama halkı iki gün önce "gerekirse ölürüz ama yinede direniriz" diyerek, kardeşi kardeşine vurdurtarak, siz hangi meydanlarda olacaksınız sorusu ardından "ankara veye İstanbul da olabilir" cümlelerinden sonra hattı keserek, önce halkım diyerek halka öncülüğü ezilmekte tanıyıp, eşine dostuna ahbabına ilçeler vererek nefes alan bir elleri kanlı kişiliğe saygı duyun. Duyuyorsunuzda. Çünkü vatanın bir köşelerinde, masum bir ailenin evladı olan askerin polis koluna girdiğinde "atın onu aşağı" diyerek linç edecek, vatandaşını ezecek kadar ruh hastası haline geldiniz. Kışkırtıldınız. Kandırıldınız. Öldürüldünüz. Ezildiniz büküldünüz. Ama ağzınızdan "babaya zeval gelmesin, kapayın çenenizi" cümleleri eksik olmadı. Tebrikler kirli eller... Bu asil insanları istediğiniz hale sokmayı başardanız. Ama birileri hariç. O birileri asla susmaycak. Saygılarımla.

Gerçekleri mi duymak istiyorsunuz? Lütfen okuyun!


Gerçekleri mi duymak istiyorsunuz? Lütfen okuyun!
Cevapla