Din dersi hocalarına açık mektup: "İnancıma Müdahil Olmaman İçin Gerekçelerim Var."

Böyle bir misyon üstlenmene gerek yok. Kaldı ki, benim neye inandığım, inancımı nasıl yaşadığım, ne kadar yaşadığım, doğruluğu da yanlışlığı da sadece beni bağlar. Seni ilgilendirmez. İlgilendirmemelidir. Sana kimse inançlarımı yargılama, sorgulama, eleştirme hakkı vermedi. Hele haddine hiç değil.

Din dersi hocalarına açık mektup:


Anlaman gereken şu ki;


Verilecek hesap benim hesabım. Sana da ne oluyor.



Değil sadece inancım ile ilgili din dersleri vermen, yaşamımın içinde olmana ya da olmamana dair karar yine benim.



Din dersi hocalarına açık mektup: "İnancıma Müdahil Olmaman İçin Gerekçelerim Var."
Sana ancak fikrini sorarsam söylemelisin. Çünkü ben öyle yapıyorum. Sen sorduğunda fikir beyan ediyorum. Ama haddimi aşmıyorum. Eğriye doğruya ait ne varsa hayatımda, eksik ya da yanlış, günah ya da değil, benim günahım benim sevabım. Benim doğrum, benim yanlışım. Bedelini ödeyecek de, hesabını verecek de benim. Ki gerçek amacının bana, sana göre doğru yolu göstermek olmadığını ikimiz de çok iyi biliyoruz. Sırf bu nedenle bile, sana artık tahammül edemediğimi anlaman gerek.


Yaratan ile kul arasına sen giremezsin.
Din dersi hocalarına açık mektup: "İnancıma Müdahil Olmaman İçin Gerekçelerim Var."



Ben senin inancına dair tek bir kelime etme hakkı bulamıyorsam kendimde, ve buna haddim dahi yoksa, ki yok. Sen de haddini bilmelisin. İnanmıyor bile olabilirim. Benim kafam senin anlayamayacağın gibi çalışıyor olabilir. Ben kafasız bile olabilirim. Benim zekam bu kadardır. Almıyordur ha? Ya da senin kafanın alamadığı şeyleri alıyordur. O yüzden sen kafanı hiç yorma. Sen bildiğini yaşa, ben de bildiğimi. Sakın bana ders vermeye kalkma, çünkü ben senin ne olduğunu senden bile daha iyi biliyorum.


İnancımı nasıl yaşayacağıma sen karar veremezsin



Din dersi hocalarına açık mektup: "İnancıma Müdahil Olmaman İçin Gerekçelerim Var."


Her şeyden vazgeçtim. Eline alıp sazını, tıngır tıngır tıngırdatıyorsun. İyi de güzel kardeşim. Ben senin de, senin çaldığın sazın da sesini tınlamıyorum. Anlasana (!) Gerçekten bana bir faydan yok. Ben yine bildiğimi okuyacağım. Şimdi ne gerek var tadımı kaçırmaya.


Hem nereden biliyorsun dinime senden daha fazla bağlı olmadığımı. Senin yaptığın ukalalıklar, ki bak altını çizerek söylüyorum ukalalıklar nirvanaya ulaştı da, ben araftayım senin haberin yok.



Yazdığım iki satıra bakıp da, kişiliğime ve inancıma dair kesin yargıya varabiliyorsan, sen ERENSİN be adamım. "Burada ne işin var" diye sormazlar mı adama.




Attığın nutuklar, yazdığın söylemler inandırıcı değil.


Din dersi hocalarına açık mektup: "İnancıma Müdahil Olmaman İçin Gerekçelerim Var."


Değme politikacılara taş çıkartıyorsun yeminle. Ha işte bizler de o politikacılara ne kadar inanıyorsak sana da ancak o kadar inanıyoruz. Kaldı ki, senin nasıl yaşadığın benim umurumda bile değilse, benim inancımı da sorgulamak senin hiç umurunda olmamalı. Yahu ne derler bilirsin;



Dinime küfreden bari müslüman olsa.



Dışarıda her haltı yeyip de buralarda gövde gösterisi yapıyorsun ya, bil istiyorum. O gövdeni kafandan ayırmak geliyor hepimizin içinden. Ama işte insansın. Biz yaratılana senden ötürü değil, yaratandan ötürü değer veriyoruz. İşte sadece bu nedenle gözümüzde üç kuruşluk değerin varken, onu da kaybediyorsun, farkında değilsin.



İnanç yürekte yaşanır, meydanda değil.


Din dersi hocalarına açık mektup: "İnancıma Müdahil Olmaman İçin Gerekçelerim Var."


Biz meydanda yaşanana "yürek", yürekte yaşanana "inanç" diyoruz. Sen kalkmış yüreğimize laf ediyorsun. Yüreksizce, gizlenerek yapıyorsun üstelik bunu. Farkında mısın, değil misin bilemiyorum ama, sen kendi açıklarını böyle kapatmaya çalışıyorsun gibi geliyor bana.


Bak küçücük örnekler vereyim sana. Senin beceremediğin, ya da kabullenemediğin şeyler ha bunlar.


- Biz kadını özgür kılıyor, baş tacı yapıyoruz. Sen köle etmeye kalkıyorsun.
- Biz çocuğu can yapıyoruz. Sen eve kapatıyorsun.
- Biz hayvana ekmek veriyoruz. Sen tekme atıyorsun.
- Biz çiçeğe su veriyoruz. Sen ağacı kesip odun yapıyorsun.
- Biz cehalete kafa tutuyoruz. Sen öğrenenin kafasını koparıyorsun.
- Biz kızlarımıza sahip çıkıyoruz. Sen pranga takıyorsun.
- Biz tecavüzcüleri, sapkınları, sapıkları cezalandırıyoruz. Sen "ne işi vardı" diyorsun.
- Biz hırsızın eline kelepçe takıyoruz. Sen "malına sahip çıkaydı" diyorsun.
- Biz uçkurumuza sahip çıkıyoruz. Sen uçkurun gözünde geziyorsun.
- Biz yüzümüz açık, gönlümüz yüzümüzde geziyoruz. Sen kocaman bir maskeyle gizliyorsun.
- Biz şiddete karşı çıkıyoruz. Sen şiddetle baskın çıkıyorsun.


Sonra da kalkmış bana insanlıktan söz ediyorsun. Bunlar sadece birkaç örnek. Söyle bakalım hocam (!?) Hangimiz daha inançlı.

Din dersi hocalarına açık mektup: "İnancıma Müdahil Olmaman İçin Gerekçelerim Var."


Din dersi hocalarına açık mektup: "İnancıma Müdahil Olmaman İçin Gerekçelerim Var."
Cevapla