İnsan sürekliliklerin gerçek olduğuna inanarak yaşamına devam eden bir canlıdır.

Gerçeklik ve Süreklilik
İnsanlar doğdukları andan itibaren, etrafını ve toplumu gözleyerek gerçekliklerini oluşturur ve bu durum binlerce ve milyonlarca gerçekliğin olduğu anlamına gelir. Eğer ki insan başkalarının sürekliliğine kanar yani inanırsa gerçekliğin sayısı da bir o kadar azalır. İnsanların kendi gerçeklikleri ve süreklilikleri olur. Süreklikler insanı kandırır ve gerçeklik paylarını oldukça diplere çeker. Düşünün ki sürekli olarak bir rüya görüyorsunuz. Bu rüya da sizler birer kuşsunuz ve rüyadan her uyandığınız da belki ilkinde olmasa da sorgulamaya başlarsınız. Kuş muyum? İnsan mıyım?.
Rüyalar ve Yaşantılar
Yaşantılarınız belki binlerce iyi olaylardan ve binlerce kötü yaşanmışlıktan ibarettir. Bunlardan kaçmak ve gerçeklikten kopmak için bir fırsattır rüyalar ve süreklilikler. Düşünün ki sürekli acı veya sürekli sevinçli bir yaşamınız var. Bu süreklilik hem doygunluk hem sıkıcı hale gelir. Sorarsınız kendinize, bıkmak ve canınızdan bezmek için süreklilikler yetmez mi? İşte burada rüyalar ve başkalarının süreklilikleri bizleri kandırır ve bizlere birer kaçış sunar. Gerçeklikten kaçış, bazen korkularımızdan bazen sıkılmaktan oluşur.

Mistik Gerçeklikler
İnançlar, rüyalar ve binlerce fikir vardır mistik olan gerçekliklerde. Evet gerçekliğin ardında mistik ve gerçek dışı olaylar, gerçek dışı olaylarında bir o kadar arkasında gerçeklik barınır. Kimi insan böcek kimi insan bir sıçan kimi insansa insan olmayı arzular. Efelenerek ve gururlanarak olduğumuz gerçekliğimizin ardında ne gerçek dışı olaylar vardır değil mi? Bir inanç vardır bir tanrı ve oluşum vardır. İnançlar ve tanrı, tanrılar insanların göremedikleri ve bazen seçemediklerinden oluşmaz mı? Hanginiz bir peygamber hanginiz bir tanrı gördünüz? Sadece buna inandınız, inandırıldınız. Hiç kenara çekilip, kendi kabuğunuza bakarak bir gerçekliğe kavuştunuz mu? Bu yüzyılın insanı bunu yapabilir mi? Ya sadece inkar ederiz ya sadece kabulleniriz.
Bizler birer mistik, gerçek dışı var olan maddi yani gerçek olan varlıklarız.

Bilgiler ve Zaman
İnsancıklar, kesin olan bilgilere ulaştığını düşündüklerinde o bilgiye kapılır, yaşamını o bilgilere göre yönlendirmeye çalışır. Örneğin, Platon'un mağara alegorisi ele alalım. Gerçekliği birer gölgelere bağlayan insanlar, gerçekliğin gölgelerden ibaret olmadığına şahit olan insanlar gibi düşünelim. Zincirlenen ve tutsak gibi yaşayan, yani kendi gerçekliklerini değil başkalarının sürekliliğine şahit olan insanlar bu durumu kabullenir. Artık kendi gerçeksizlikleri ve inançları vardır. Fakat Zincirinden kurtulan ve mağaradan çıkan kişi gerçekliğin gölgelerden ibaret olmadığına şahit olur. İlk bakış ve ilk gerçekliğin tadını aldığında bu duruma şaşırır ve bunu süreklilik haline getirdiğinde diğerlerinden ayrılan bir gerçekliği oluşur. Bu felsefi bakış açısı uçtan uca kesin olmamakla beraber, bizlere sorgulayacağımız bilgiler sunar. Bu sorgulamaların eşiğinde gerçekliklerimizi oluşturmak, sürekliliklerimizi başkalaştırmamıza sebep olur. Sonuç olarak süreklilik zamanı, gerçeklilik ise bilgileri sunar.
Gerçekliğin acıları
Acılarımız elbette son bulacak, üzüntüler geride kalacak ve belki sürekliklerimiz bitecektir demek isterdim ama yaşantım ve yaşantılara baktığımız vakit bazı şeyleri zamanın dahi değişmeyecek olduğunu anlamamız gerekiyor. Acılar son bulabilir ama yaşadığınız sürece başka bir acı ile karşılaşacaksınızdır. Üzüntüleriniz bitecek ve bir başka yeni üzüntüler var olacaktır. İyi hissettiğiniz anlar artacak veya azalacaktır. Bunlar biz insanların vazgeçilmez özelliğidir. Bu özellik ister yaratıcınız isterseniz evriminiz sayesinde olsun, yaşadığınız bütün gerçekler sadece bizleri yani kişinin kendisini oluşturur. Başkalarının acılarına, üzüntülerine ve sevinçli anlarına şahit olabilirsiniz. Güçlü kanıtlar hatta gözlemleriniz ile de bunu kanıtlasanız dahi kendi gerçekliğinizden kopamaz, kendi yaşadığınız acılar ile başkalarının acılarını kıyaslayamazsınız. Gerçeklik sadece kişinin kendisini yansıtır. Dokunabildiğiniz nesneler ve görebildiğiniz insanlar kadar gerçek, hissettikleriniz kadar varlığından emin olabilirsiniz. Fakat olay sizden başkasına geldiği vakit, kişileştirilmiş bir yaşama maruz kaldığınıza şahit olursunuz.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
1Cevap
Bence'nin her satirinda hissettim ki, insan acidan kacmaya calistikca daha derin bir acinin icine doguyor. Bitmesini umdugumuz her uzuntu, sadece baska bir yuzle yeniden cikiyor karsimiza..
Gerceklik dedigimiz sey, sadece kendi gozumuzle dokundugumuz, hissettigimiz kadarsa, baskalarinin acilarina neden hep bu kadar uzaktayiz?
Ruyalar bize bir kacis gibi sunuluyor, ama ya orasi da baska bir zincir halkasiyla?
Inanclar, bilgiler, gordugumuz ve gordugumuzu sandigimiz her sey, hepsi birer yankidan mi ibaret?
Bilemiyorum..
Bizler, kendi icimizde kurdugumuz o kirilgan evrende, sessizce kendimize donusuyoruz..
Bilge biri olmak istiyorm
Güzel Bnce