İslâm'da Dört Kadınla Evlilik ve Cariyeler Mevzusu!

Es-Selâmu Aleyküm..

İslâmda Dört Kadınla Evlilik ve Cariyeler Mevzusu!

Peygamberimiz (a.s.m) buyuruyor ki:
«Kimin iki hanımı olur da bunlardan birine farklı ilgi gösterirse kıyamet gününde bir tarafı felçli olarak haşredilecektir.»
(Müsned, II, 295, 347, 471; Ebû Dâvûd, “Nikâḥ”, 38; Tirmizî, “Nikâḥ”, 42)

Bugün sizlere inşAllah kafa karışıklığına sebep olan bir konu hakkında açıklamada bulunacağım. Mantıki ve ilmi delillerle bunu bize yazdıran Allah'a hamdolsun..

Bu konuyu 4 başlıkta ele almak istiyorum;

  • 1-) Birden çok evlenmek (Taaddüd-i Zevcat),
  • 2-) Esas olan tek kadınla evliliktir,
  • 3-) Birden fazla evlilikte adâlet,
  • 4-) Asr-ı Saadette Rasulullah'ın (a.s.m) ve Sahabinin örnekliği,
  • 5-) Birden fazla evliliği zaruri kılan sebepler,
  • 6-) Birden fazla evlilik yapanlara düşen görevler,
  • 7-) İslâm dini, taaddüd-i zevcata neden izin vermiştir?
  • 8-) Ayette bahsedilen cariyelerden kasıt nedir?


1-) Birden Çok evlenmek (Taaddüd-i Zevcat)

Bir kaç kadınla evlenip nikahı altında bulundurmaya Taacidüd-i zevcat denir. Bu hususta izaha geçmeden evvel şu suallerin sorulmasında fayda vardır.

1 — İnsan fıtrata ve hayatın gerçekleri bazen birden fazla kadınla ilişki kurmayı gerekli kılan ferdi ve sosyal zaruretler ortaya çıkarmaktadır. Tecrübe verilerinin tespit, ettiği sonuç nasıldır?

2 — Çeşitli sebeplerle kurulması zaruri olacak bu münasebeti:

a) Hukuki ve ahlâki olan, sürekli vazifeler ve haklar doğuran, ferdi ve sosyal yaraları büyük olan evlilik yoluyla mı sağlanmalıdır?
b) Yoksa pek çok ferdi, aileyi ve içiimai zararlar doğuran, gayri hukuki ve ahlaki olan ve özellikle kadınlık camiasını mağdur eden zina yoluyla mı gerçekleştirmelidir?

Bir erkek aralarında. adaleti sağlamak şartıyla aynı anda dört kadını nikâhı altında bulundurabilir. Dinimiz bunu caiz görmüştür. Aralarında, adaleti sağlayamayacağını bilen kişinin dörde kadar olan çok evlilik yapması haram olduğu gibi dörtten fazla kadınla evlenmek de haram kılınmıştır.

Yüce Allah buyuruyor ki
«Eğer yetim kızların haklarını (kendileriyle evlendiğinizde) gözetemeyeceğinizden korkarsanız, hosunuza giden kadınlardan, iki, üç veya dört tanesiyle nikâhlanın. Ama bunlar arasında eşit muamele yapmaktan korkarsanız bir tanesini seçin veya cariyelerinizle yetinin. Bir zevce veya cariyelerinizle yetinmeniz, adaletten ayrılmamanıza daha uygundur.»
(Nisa suresi, âyet: 3)

İslâmdan önceki cahiliye devrinde kadınların statüsü;

  • İslâmdan önceki cahiliye devrinde erkeklerin alacağı kadınların sayısı sınırlı değildir.
  • Bir erkeğin on beş hatta daha fazla karısı olurdu.
  • Malına sahip olmak üzere zengin ve yetim kızlarla evlenmeyi fırsat bilirlerdi.
  • Cahiliyyet devri erkeği için kadın, bir maldan farksızdı.
  • Hiç bir değeri yoktu. Söz ve hak sahibi değildi.
  • Bütün yetki ve irade erkeğindi.
  • Kadınların bu arada yetim kızların hakları çiğnenirdi.
  • Sosyal ve insani değerlerine saygı duyulmazdı.
  • Bu ayetin gelişi ile ellerinde dörtten fazla kadın olan müslümanlar dört tanesinin haricinde kalan fazla eşlerini derhal boşadılar.

İster istemez bunları duyduktan sonra insan kadının modern cahiliye denen asrımızda yerini sorgulamaya başlıyor;

  • Evlilik artık geri planda kalıp, toplumu ve nesli ifsad eden zinalar çoğalmış ve kadınlar bir bir pazar haline getirilmiştir.
  • Birden fazla evliliği eleştirenler dâhil, insanların bir kısmı evlenmek denen sünneti kendisine pranga vuruyor düşüncesiyle reddetmiştir.
  • Buna da "Bekârlık sultanlıktır!" süsünü ekleyerek yeni bir dönem başlattılar.
  • Cadde ve sokaklarda, afişler ve broşürlerde, reklamlar ve dizilerde, dükkânlar ve işletmelerde, hatta sizin aklınıza gelmeyecek en anlamsız yerlerde dahi kadın bir figür olarak kullanılır hâle gelmiştir.
  • Bir arabayı satmak, "Bir Kadını" reklama yerleştirmek kadar kolay olmuştur.
  • Evlilik müessesesi kötülendiği gibi, insanlar evlenmeden nice çirkin işler gerçekleştirmişlerdir.
  • Özgürlük adı altında kadınların her yerde bir gelir kaynağı gibi kullanılır olması kimseyi düşündürmemiştir.
  • Bırakın bir kadınla evliliği, asrımızın insanları evlenmeden ve yalnızca şehevi arzularla gayri meşru yollara düşmektedir.

Ashabdan ibn Geylân Hz.`lerinin on bir tane zevcesi vardı. Müslümanlığı kabul ettiği zaman Rasülullah (a.s.m) kendisine:
Ya Geylân zevcelerinden dört tanesini seç, geriye kalanlarını boşa, buyurdu.
İbn Geylân'da Resülullah'ın emirlerini tutmuş ve fazla olan zevcelerini boşamıştır, hem görüldüğü gibi cahiliye devrinde sayıları sınırsız olacak şekilde kadın alınak âdetine sınır koymuş ve en fazla dört taneye müsaade etmiştir.

Bunlar arasında da yapılması gereken birtakım şartlar ileri sürmüştür. Eşleri arasında âdil davranmayan bir müslümanın bir kadından fazla almasına izin verilmemiştir.

2-) Esas Olan Tek Kadınla Evliliktir

Eğer hayati bir mecburiyet olursa ve erkek kadınlar arasında her bakımdan eşitçe riayet edecek olursa bu durumda iki, üç veya dört tane almasına izin verilmiştir.

Erkek olsun veya kadın olsun bu hususta bir zorluk veya mecburiyetle karşılaşmaz. Lüzumu halinde bundan faydalanma müsaadesi verilen erkek, isterse bir kadınla evlenir. Kadın da lüzumunda evli erkekle evlenmeye razı olur, istemezse hiçbir kadın evli bir erkekle evlenmeye zorlanamaz.

Şu husus da unutulmamalıdır ki, eşini üzmemek için ikinciye evlenmekten vazgeçen erkek Allah'ın indinde mükâfat kazanır. Zaten zamanımızda bir kadınla yetinmek mecburiyet haline gelmiştir.

Aralarında adalet(!) temin edemeyecek kimselerin birden fazla evlenmeleri Allah indinde sorumlu olmalarını gerektirir.

Birden fazla evlenmenin faydaları yok değildir. Ancak zamanımızda zararlarının faydalarından çok olduğu görülmektedir.
Kıskançlık kadınların yaradılışmda vardır. Bu sebeple aralarında geçimsizliğin olmaması çok nadirdir. Bu durumda erkeğin kadınlar arasında adaletle eşitliğe riayet edip aralarını bulmaya çalışması, aralarında birliği temin etmesi ve ailede yardımlaşmayı sağlaması bir yerde imkânsız hale gelir.

Yüce Allah buyuruyor ki:
«Kadınlar arasında ne kadar adaletli davranmaya çalışsanız, imkânı yok eşitlik yapamazsınız. Fakat onlardan birine tamamen gönül verip ötekini askıdaymış gibi bırakmayın. İşleri düzeltip ve haksızlıktan sakınırsanız bilin ki Allah şüphesiz çok bağışlar ve çok merhamet eder».
(Nisa suresi, âyet: 129)

Birden Fazla Evlilik Yapanlara Düşen Görevler

3-) Birden Fazla Evlilikte Adâlet

Allah (c.c)'nun yerine getirilmesini şart koştuğu adalet; yedirme, giydirme ve yanlarında geceleme konusunda adalet sağlamaktır. Yoksa sevgide adalet sağlamak değildir. Çünkü bu, insanın elinde olmayan bir haldir. Allah'ın şart koştuğu adaleti sağlayamamaktan korkan kişi, bir hanımla yetinmelidir. Bir hanımın kendisine yetmemesi durumunda cariyeleriyle yetinmelidir. Çünkü cariyelerin arasında adaleti sağlamak şart değildir.

İslam, ayette geçtiği gibi; çoğul evlilik için adaleti şart koşmuştur. Çünkü erkek, birden fazla hanımla evlenir ve aralarında adaleti sağlayamazsa ev düzeni ve aile yapısı bozulur. Ailede mutsuzluk başlar. Böylece sevgi üzerine bina edilmesi, birbirine sıkı sıkıya bağlanması gereken aile bağları, bu haksızlık sebebiyle kopar ve aralarındaki sevgi düşmanlığa dönüşür.
Fakat eşler arasında adalet sağlanırsa, ailede hiçbir problem çıkmaz ve aile yapısı kuvvetlenir.

Eğer bir erkek birden fazla kadınla evlenirse, eşlerinden birini ikinci plana atar, yatağını ayırır, nafakasını tam temin etmez veya ondan yüz çevirirse ve o kadın da bundan endişe ederse, bu hususta biraz sabırlı olmalı ve bu hususta erkeğin adaletli davranmasını ve aralarının düzelmesini temin için yakınlarından birini delil tutmalıdır.

Eğer erkek böyle yapmaz da kocasına karşı sertçe davranışlar içine girer, diliyle devamlı kocasını sokar ve böylece erkeğini kızdırırsa bu fayda yerine zarar getirir ve aile yuvasının yıkılmasına sebep olur.

Yüce Allah buyuruyor ki :
«Eger kadın kocasının geçimsizliğinden veya aldırışsızlığından endişe ederse, kendi aralarında anlaşmaya çalışmalarında bir engel yoktur. Anlaşmak daha hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa meyyâldir. Fakat arayı düzeltip iyi geçinir ve haksızlıktan sakınırsanız, şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.»
(Nisa süresi, âyet: 128)

4-) Asr-ı Saadette Rasulullah'ın (a.s.m) ve Sahabinin Örnekliği

Rasulullah (s.a.s), sahabeler, Hulafa-i Raşidin ve onlardan sonraki salih alimler çoğul evlilik yapmışlar ve eşleri arasında adaleti sağlamışlardır. Bu nedenle aile yapılarında herhangi bir zedelenme, bir zayıflama olmamış, bilakis birbirlerine daha kuvvetle bağlanmış ve daha çok destek olmuşlardır.

Rasulullah (s.a.s) ve sahabeler, hanımları arasında adaleti o kadar güzel sağlamışlardı ki, onlar, günü gelen hanımın izni olmaksızın diğer hanımlarının odalarına girmezlerdi. Hatta Rasulullah (s.a.s) hastayken, diğer hanımları, hastalığını Aişe (r.a)'nın odasında geçirmesine izin verinceye kadar, bu haliyle hanımlarının odalarını dolaşırdı.

Sahabeler de bu adaleti Allah'ın istediği şekilde yerine getirmişlerdir. Çünkü Rasulullah (s.a.s), hem söz hem de pratik uygulamalarıyla onlara örnek olmuştur.

Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
"İki hanımı bulunan bir kimse hanımlarından birine diğerinden daha çok meylederse (ve aralarında adaletli davranmazsa) kıyamet gününde bir tarafı felçli olarak gelecektir."
(Ebu Davud, Tirmizi Ahmed)

Rasulullah (s.a.s) hanımları arasında Allah'ın farz kıldığı adaleti sağladıktan sonra, kalbinin hanımlarından birine daha fazla meylettiğini hissettiğinde şöyle derdi:
"Ey Allah'ım! bu benim elimde olmayan adalettir. Elimde olmayan konularda adaleti sağlayamadığım için beni kınama."
(Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)

5-) Birden Fazla Evliliği Zaruri Kılan Sebepler

1 — Kadının yaratılıştan cinsi iktidarsızlığa maruz bulunduğunun ortaya çıkması.

2 — Kadının kadınlık görevini yapmasına engel bir hastalığın bulunması.

Batılı doktorlar bu hususta şöyle diyorlar:

«Taaddüd-i zevcat nüfusun sayı bakımından olduğu kadar kalite yönünden de kemâle ermesine hizmet eder. İlk zevcenin hastalıklı veya kusurlu olması, ikinci zevcenin daha itina ile seçilmesi neslin temizlenmesine yardım eder. Hangi zevce daha sağlam ve hastalıktan salim ise onunla neslin devamı temin edilir. Bir kadın senelerce gebe kalmazsa, ne yapılırsa yapılsın aşı yapılamaz. Adeta meni -hayvancığı- yumurtayı beğenmez. Halbuki aynı erkek o müddet zarfında olgun yumurtalı bir çok kadınları aşılayabilir. Diğer taraftan kadın için de kâr vardır. Bir rahim ne kadar dinlenirse yumurtaları o derece kemâle erer. Bir kadının dinlene dinlene gebe kalması doğacak çocuğun kuvvetini temin eder, Diğer taraftan bir kadın ne kadar az cinsi münasebette bulunursa rahim ve yumurtalık hastalıklarından o kadar salim olur.»

Ve kadına müzmin bir hastalık yahut mide hastalığı yahut öyle tiksindirici durum da olur ki, onunla evlilik münasebetlerini devam ettirmek mümkün olmaz.

Erkek burada iki durum karşısında kalmıştır:

  • Ya onu boşayacaktır. Bu vefakârlığa, insanlığa, şerefine asla yaraşmaz. Aynı zamanda hasta kadına ihanet, tahkir durumu vardır.
  • Ya da onun üstüne evlenecek ve onun haremi ismetinde kalacaktır. Onun da bir zevce gibi hakları olacak, muhtaç olduğu ilaç temin edilecektir. Şüphesiz bu durum, kadın için daha şereflidir. Kocaya da yaraşan bir borçtur.

3 — Kadının kısır olması.

Çocuk sevgisi, insanda fıtri bir duygudur. Bu duygunun önüne de ancak iki yolla geçilebilir. O da erkeğin kısır karısını boşaması ya da üzerine evlenmesi. Evlenmek, boşanmaktan daha hayırlıdır. Tecrübeler göstermiştir ki genellikle kadınlar boşanmaktansa ortak ile beraber evliliği sürdürmeyi tercih ediyorlar.

4 — Kadın erkeğe nazaran 10 - 22 sene daha çabuk ihtiyarlar. Bu devrede de çocuk istenmesi birden fazla evliliği zaruri kılar.

5 — Kadın erkekten çok yaşlı olunca zarmınla er-kek daha genç kadın ihtiyacını duyabilir ve dengesiz bir durum ortaya çıkabilir.

6 — Harbler dolayısıyla kadın nüfusu erkek nüfusundan fazla olur ve ahlâksızlığı önlemek için de birden fazla evlilik zaruri hale gelir.

II Dünya Savaşı'nda Alman kadınlarının düştükleri acıklı hal bunun açık misalidir.

O harpte dul kalan Alman kadınlarının ve kızlarının erkeği bol olan Alaska'ya gönderilmesi, medeni bir insanı sadece düşünmeye itmiyor, biraz da hüzün ve elem vererek bugünün dünyasındaki, medeni sayılan insanların çok acı ve elim durumlarını bize açık olarak gösteriyor. Nitekim teklif edildiği gibi eğer Almanya o tarihte birden fazla kadınla evlenebilir diye bir kanun çıkarmış olsa idi, kendisini o feci ahlâksızlıktan kolaylıkla koruyabilirdi.

Meşhur Fransız düşünürü Voltaire der ki:
«Ey ahmak cahiller! Sizler diğer cahillerin sözlerine aldanarak İslam dininin şehvani olduğunu sanıyorsunuz. Bu iddianız yanlıştır. On sekiz kadın almaya alışmış bir memlekette on dördünü boşatır dörde indirirse, böyle bir dine vahşet dini demekte nasıl cesaret edersiniz. Birden fazla kadın almak usülü, insanlığın yaratılışının gereğidir. İslâmiyet bunu sınulandırmıştır.»

Meşhur edebiyatçılardan Victor Margeritte II. Dünya Savaşı sonunda Fransa'nın uğradığı nüfus kıtlığına parlamentonun dikkatini şu sözleriyle çekmek istiyordu:
«On sekiz milyon Avrupalı kadın, kocaları öldüğü için tek evlilik usulünün hodbinliğine kurban olarak bekâr hayatının iktisadi ve ahlâki sefaletine mahkûm oluyorlar.»

Bugünkü Avrupa'da kadın bolluğunun yarattığı ahlâksızlık hudud tanımamaktadır. Bir erkeğe dört kadın düşer ve evlenme de tek zevcat ile sınırlandırılırsa, muhakkak ki gayrimüslimler için ahlâksızlık hudud tanımaz.

7 — Maddi bakımdan zengin ve cinsi bakımdan da güçlü olan kişilerin sosyal ruhi ve fiziki zorlamalar altında bir kadınla yetinmesinin çeşitli buhranlar doğurması.

8 — Adet - Lohusalık ve gebeliğin son devresinde münasebetin hem tıbben ve hem de şer'an yasak olması.

9 — Madden zayıf, ve geçimini temin edemeyecek durumda olan yetim, dul ve yaşlı kadınların bir aile içinde himaye altına alınmalarında büyük zaruretler vardır.

6-) Evlilikte Kimse Zorunlu Bırakılamaz

Allah (c.c) şöyle buyurmuştur:
«Senden kadınlar hakkında açıklama istiyorlar. De ki: “Onlara ait hükmü, Allah ve kitapta size okunan âyetler açıklıyor; onlar için yazılanı kendilerine vermediğiniz, nikâhlamak da istemediğiniz yetim kadınlar hakkında, çaresiz çocuklar hakkında, yetimlere âdil davranmanız hususunda size okunup duran âyetler (açıklıyor). İyilik olarak ne yaparsanız şüphesiz Allah onu eksiksiz bilmektedir.»

(Nisâ Suresi - 127 . Ayet)

«Yetimlerin hakkına riayet edemeyeceğinizden korkarsanız, beğendiğiniz kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Haksızlık etmekten korkarsanız tek kadın veya mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin; bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.»

(Nisâ Suresi - 3 . Ayet)

Nisa: 3 ayetindeki hükme büluğa ermiş kızlar girmektedir. Bu nedenle ancak izin verirlerse evlendirilebilirler.

Büluğa ermeyen yetim kızlar ise izin verecek durumda olmadıkları için evlendiremez ve evlenemezler. Ancak büluğa erdikten sonra nikahlanmaları
caiz olur. Fakat izin vermedikleri takdirde zorla evlendirilemezler.

İbn-i Ömer (r.a)'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir:
"Dayım Kudame b. Maz'un, kardeşi Osman b. Maz' un'un kızıyla beni evlendirdi. (nikah akdi yaptı.) Mugire b. Şube kızın annesine giderek, kızı kendisiyle evlendirmesi için ona mal taahhüt etti ve onu bu konuda ikna etti. Bunun sonucunda ihtilaf ortaya çıktı ve bu ihtilaf Rasulullah (s.a.s)'e götürüldü. Kudame b. Maz'un, Rasulullah (s.a.s)'e şöyle dedi:
"Ey Allah'ın Rasulü! Bu kız, kardeşimin kızıdır. Babası vefat ettiğinden beri onun vasisiyim. Daima onun iyiliğini istedim. Fazileti ve sana yakınlığı sebebiyle onu İbn-i Ömer' le evlendirdim."

Rasulullah (s.a.s) ona şöyle dedi:
"Bu yetim bir kızdır. Yetim olan kız, kiminle evleneceği konusunda kendisi karar verir."

İbn-i Ömer (r.a) rivayetine devamla şöyle dedi:
"Sonra o kızla aramdaki akid geçersiz sayıldı ve Mugire b. Şube'yle evlendirildi."
(Dare Kutni)

7-) İslâm Dini, Taaddüd-i Zevcata Neden izin Vermiştir?

İslâm dininin, taaddüd-i zevcata ruhsat vermesinin mutlaka bir takım hikmetleri vardır.
Bunlar da:

1) Ferdi ve içtimai zaruretleri gidermek.
2) Ahlâkı yükseltmek dolayısıyla da temiz nesil yetiştirmek.
3) İnsanların yaratılışları gereği zayıf olmaları sebebiyle onları günahlardan korumak.

8-) Ayette Bahsedilen Cariyelerden Kasıt Nedir?

***

Beşerî sistemler köklü değişikliklere uğratılarak amaca uygun hale getirilirler. İslâm’da bir bütün halinde köklü değişim söz konusu değildir, onda değişmez kurallar vardır. Ancak bir kural, bir hüküm uygulandığında tabiî olmayan olumsuz bir sonuç doğuyorsa uygulamayı durdurma imkânı da mevcuttur.

“Mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin” tavsiyesi de yetimlerin ve kadınların haklarına riayet gerekçesine dayanmaktadır; ancak bunda câriyelerin de menfaati vardır.

Allah Teâlâ önce aile bağı içinde hür kadınlara ve yetimlere yapılan haksızlıkları ortadan kaldırmayı murat etmiş, bunu sağlayacak hukukî düzenlemelere ışık tutmuştur.

Aynı zamanda ve bir çırpıda kölelik ve câriyeliği kaldırmak hikmete uygun bulunmadığından bunu da zaman içinde kaldırmanın çok yönlü tedbirlerini vahyetmiştir.

Kefâretler, ibadet sayılarak teşvik edilen ihtiyarî âzat etmeler, kölelere tanınan çeşitli haklar, onların özgürlüklerini kazanmaları konusunda kendilerine maddî yardım yapılması yönündeki teşvikler, köleliğin kaynaklarını kurutmaya yönelik yasaklar bu tedbirler arasındadır.

Yetimlerin ve hür kadınların haklarına riayet edememekten korktuğu için sahip olduğu câriye ile evli gibi yaşayacak olan müminin avantajı, câriyenin hür kadınlara nisbetle daha az hakka sahip bulunmasıdır.

Bu tavsiyenin, câriye lehine olan yanı ise bir aile kadını olmak ve çocuk doğurması halinde, alınır-satılır bir câriye olmaktan kurtulmaktır.

Çünkü İslâm’ın getirdiği bir ıslahat olarak sahibinden çocuğu olan câriye “çocuk annesi” (ümmü’l-veled) adını almakta, artık evden ve elden çıkarılması câiz olmamakta, kocası ölünce de tamamen hürriyete kavuşmaktadır.

Bu cümleden olarak, tarihî ve sosyal şartlara bağlı bir cevazdan (izin, serbest bırakma) cariye ile evli gibi yaşamak genellikle kötüye kullanıldığı ve olumsuz sonuçları görüldüğünde müslümanların veya yetkili temsilcilerinin kararıyla engellenebilir.

Bu tasarruf, Allah’ın hükmünü değiştirme anlamına gelmez. Bu, tıpkı şartlarını yerine getirememekten korkan ferdin tek kadınla evli kalmayı yeğlemesi gibidir.

***

[Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 15-17 (tasniflerle değişiklikler yapılmıştır.)]

Günümüzde Cariye Edinme:

Zamanımızda cariye hükmünün devam etmesi için bir tek kaynak kalmıştır. O da; kafirlerin, savaş sonucu elde ettikleri müslüman esirleri cariye ve köle edinmeleridir.

Bu durumda müslümanlar da kafirlerin esirlerini cariye ve köle edinebilirler. Cariye olanları, eğer hürriyetlerine kavuşmamışlarsa cariyelikleri devam eder.

Suud ve bazı Arap emirlerinin yaptığı gibi, hür olan fakir insanları satın alarak cariye yapmak caiz değildir.

SONUÇ;

Görülüyor ki, birden fazla iki, üç ve nihayet dört kadınla evlenmek mutlaka yapılması gerekli farz, vacip bir emir değil, zinadan kaçınma zaruretine bağlı bir müsaadedir. Fakat bu müsaade de adaletle şartlanmıştır. Kur'an'a göre esas olan tek evliliktir. Ancak fevkalade haller göz önüne alınarak, istisna' bir tedbir olarak kabul olunmuştur.

Şu halde erkeğin birden fazla kadınla evlenme imkân ve uygulamasını İslâm getirmemiş, mevcut uygulamayı belli şartlara ve hukuk kurallarına bağlamak suretiyle iyileştirerek devam ettirmiştir.

Anlaşılabilir olmak için büyük bir titizlikle çalışan, yazıları neşreden, düzenleyen ve alıntılanan yerler için tüm müslüman kardeşlerime teşekkür ediyorum. Tefsir ve bazı ilmi kitaplardan(Abdullah Aydın ve Seyfuddin El-Muvahhid'in eserleri) alıntılanarak oluşturulmuş bu yazıyı takdim ederim;

İnşaAllah bir kusur etmemişizdir, Azim Olan Allah en doğrusunu bilendir.

#Selâmetle 🙂

İslâm'da Dört Kadınla Evlilik ve Cariyeler Mevzusu!
Cevapla