Merhaba, öncelikle bu benceyi @Grimmjow256 arkadaşımıza ithaf ediyorum. Kendisi bizzat İslam’ın erkekleri öne çıkardığı iddia etti. Bu benceyi zaten yazmayı düşünüyordum. Onun böyle bir iddia da bulunması da işin hızlanmasına vesile olduğu için kendisine teşekkür ediyorum. Genelde nedense müslüman kesimin bile kafasında şöyle bir düşünce yatıyor:
İslam’da erkek kadından üstündür.
İşte bu düşünceleri bu yersiz yargıları kafanızdan silmek için bu yazıyı yazmayı kendime borç bildim. Umarım İslam’ın aslında düşündüklerinize ne kadar ters olduğunu görürsünüz.
İslam'dan Önce Dünyada Kadın
İslam'da kadından bahsetmeden önce İslam daha insanlara gönderilmemişken kadın nasıl bir
yere sahip önce onu bilmek gerekir. İşte o zaman İslam'da kadının rolü anlaşılabilir.
Hindistan:
Eski geleneklerine göre kadın erkek egemenliği altında yaşıyordu. Eşi ölen kadın onunla birlikte diri diri yakılıyordu. Mirası eşinin akrabaları olan erkeklere bırakılıyor, kendisinin akrabası olmadığı takdirde din adamlarına terk ediliyordu. Dönemin din anlayışına göre kadın kötünün sembolüydü; gerektiği zaman inandıkları yaratıcılara kurban edilebilirdi.
Çin:
Kadın ıslah edilmesi gereken bir varlık olarak görülüyordu. "Madem karını sabahleyin dövdün, öğleyin de niçin dövmeyeceksin ki?" şeklindeki Çin atasözü, bu dönemdeki anlayışı çarpıcı biçimde yansıtıyor.
Yunan ve Roma:
Kadın alınıp satılan bir eşya konumunda olan; kötülüğün kaynağı; yaratılışta eksik kalmış bir varlık olarak görülüyordu. Ünlü Yunan filozofu Sokrates ise “kadının dünyadaki bütün kargaşa ve çekişmelerin baş etkeni olduğunu, dıştan güzel hoş görünmesine rağmen aslında zehirli bir ağaç olduğunu, onu yiyenin zıbaracağını” savunmuştur. Kadının ruhlu mu ruhsuz mu olduğu, şeytan olup olmadığı konusu ortaçağ filozoflarının tartıştığı konular arasında yer alıyordu.
Musevilik ve Hıristiyanlık:
Her ne kadar Eski Ahid’deki ilk yaratılış kıssasında kadının erkek ile aynı anda yaratıldığı belirtilmiş olsa da, ikinci kıssada yer alan “erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmış olan ve yaratılış gayesi ”çocuk doğurmak ve eşine hizmet etmek olan kadın imajı Yahudi kaynaklarında baskın bir anlayış halini almıştır. Yahudiler, kadını “necis” olarak görürlerdi. Eve hapsedilir, kaplara ve elbiselere bile değmesi önlenirdi. Onu alınıp satılan mal olarak telakki ederlerdi. Tevrat’tan: “Kadın ölümden de tehlikelidir. Tanrı indinde en iyi kişi ondan korunandır. Erkekler içinde binde bir olsun Tanrı’ya layık olan bulunur, ama kadınlar arasında asla!”
Cahiliye müşrik geleneğinde kadın, diğer toplum örneklerinde görüldüğü gibi velayet ve miras hakkından mahrum bırakılmıştı. Kız çocukları toplumun yüzkarası sayıldığı için insanlık tarihinde daha önce görülmemiş bir tarzda çoğu zaman diri diri gömülmek suretiyle öldürülüyorlardı. Akrabalık, sadece erkeğin soyuna dayanıyordu. Hür ve soylu olmayan kadınlar cinsel meta olarak sömürülmekteydi. Yine bu dönemde Arap Yarımadası’nda olanları Allah Kur’an’ı Kerim’de şu şekilde bildiriyor:
Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir! (Nahl 16:58)
Kadın İnsanın Temelde Yaratıldığı Varlıktır.
6 Asır geçen bu süreden sonra İslam Hz Muhammed (sav) aracılığıyla insanlara bildirildi. Ve kadının bu tür muamelelere maruz kalmasını, hayvan sınıfına konulmasını reddetti. Kadının insanın temelde yaratıldığı varlık olduğunu Allah ayetlerle bildirdi.
Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır. (Hucurât 49:13)
Erkeğin kadına, Arap’ın aceme, beyazın siyahiye üstünlüğü ancak Allah katında takva iledir. Allah’a hakkıyla kulluk eden bir kadın yeryüzünde Allah’a isyan eden milyonlarca erkekten Allah katında daha hayırlıdır.
Velayet ve Miras Hakkı
Yine 6 asır boyunca velayet ve miras hakkından mahrum kılınan kadına Allah tarafından hakları
verildi.
Ana, baba ve akrabaların miras olarak bıraktıklarında erkeklerin hissesi vardır. Kadınların da ana, baba ve akrabaların bıraktıklarında hisseleri vardır. Bunlar, az olsun çok olsun, farz kılınmış bir hissedir. (Nisa 4:7)
Bir de Allah'ın bazınıza, diğerinden fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin. Erkeklere hak ettiklerinden bir pay vardır. Kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır. İsteklerinizi Allah'ın fazlından ve kereminden isteyin. Gerçekten Allah her şeyi hakkıyla bilendir. (Nisa 4:32)
İslam erkeğe ailesini geçindirme görevini yükler. Kadının ise böyle bir zorunluluğu yoktur. Günümüz koşullarıyla değerlendirirsek bir kadın İslam’ın kuralları dışına çıkmadan da çalışıp yine eşiyle beraber geçinme görevini üstlenebilir. Miras konusuna gelince bu insanların en çok kafasına takılan durumlardan biridir.
Erkeğe mirastan iki pay düşerken kadına neden bir pay düşmektedir?
Bunun sebebi kadının eşinden aldığı mehirdir. Erkek ailesini geçindirme yükümlülüğü altındadır. Bu yüzden ona iki pay düşer. Kadının böyle bir zorunluluğu yoktur. Bu yüzden bir pay düşer ancak eşinden aldığı mehir ile birlikte kadın ve erkek hak bağlamında eşitlenmiş olur.
İslam’da kadının boşanma hakkı vardır.
İslam gelmeden önce kadının sahip olamadığı boşanma hakkı İslam ile birlikte kadınlara verildi. Eğer bir kadın boşanma hakkının kendisinde olmasını istiyorsa bunu nikah esnasında şart olarak belirtme hakkı vardır. Ve böylelikle kadına eşini boşama hakkı doğar.
Şahitlik
İslam’da şahitlik bir ispat yoludur. Duruma göre 2 veya 4 şahit gerekir. Davaların sonucunda ölüme kadar gidebilecek cezalar verilebildiğinden Peygamber (sav) davada konu olan vakaya gözle görüp bizzat tanık olduğu zaman kişinin şahit olabileceğini söylemiştir. Şahitlik mevzusunda insanların genel kanısının kadınların erkeğe göre aşağı görülmesi.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki 2 kadının 1 erkeğe denk düşmesi vakadan vakaya değişen bir durum İslam hukukunda. Örneğin kadınlara özel durumlarla ilgili vakalarda (regl, doğum, kadın hastalıkları, süt annelik, emzirme) kadınların şahitliği esas olandır. Bunun yanı sıra öldürme, yaralama gibi cezayı gerektiren durumların söz konusu olduğu vakalarda- ki bu tarz durumlar kadınların erkeklere nazaran daha çok etkilendikleri durumlardır, erkekler kadınlara göre böyle anlarda bakmaktan çekinmezler- erkeklerin şahitliği esas olandır.
Yaratılış bakımından kadınların erkeklere göre daha hassas daha merhametli daha şefkatli olmaları dolayısıyla da onlara şahitlik yüklenmesi onları zor duruma sokmaktan başka bir şey değildir. Bu yüzden kısas ve had davalarında kadınların şahitliği yerine erkeklerin şahitliği geçerli olunur. Had ve kısas davaları haricinde ise 1 erkek ve 2 kadının şahitliği söz konusudur. Bu kadınların yaratılış özellikleri yanı sıra sosyal hayattaki durumları ile ilgilidir.
“ …Erkeklerinizden iki kişiyi şahit tutun. İki erkek yoksa, kabul edeceğiniz şahitlerden bir erkek ile iki kadın da olabilir. Biri yanılırsa, diğeri hatırlatır. Şahitler çağrıldıklarında gelmezlik etmesinler. Borç, ister büyük, ister küçük olsun, vâdesi ile birlikte yazmaktan üşenmeyin. Böylesi Allah katında daha doğru, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha uygun olur. Erkeklerinizden iki kişiyi şahit tutun. İki erkek yoksa kabul edeceğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın da olabilir. Biri yanılırsa diğeri hatırlatır...” (Bakara 2:282)
Ayetlerde anlatılmak istenen kadının akıl ve hafızasının erkeğin aklına göre yarısı olduğu değildir. Erkeğin çoğunlukla ticaret gibi alanlarda daha fazla aktif olması ile alakalıdır. İslam her alanda ehliyet aradığı gibi şahitlik konusunda da ehliyet arar.
Dikkat:
Her ürünün bir kılavuzu olduğu gibi insanların da kılavuzu yaratan Allah tarafından gönderilmiş Kur’an’ı Kerim’dir. Bende bu benceyi yazarken insanlığın kılavuzu Kur’an’ı Kerim’i kendime yardımcı bildim.
Ayrıca lütfen Kur’an’dan gösterdiğim ayetlerin tefsirlerini okumayı unutmayınız! Tefsir yorumlama değildir. Tefsir ayetin neden indiğini, hangi olay üzere indiğini açıklar, indiği dönemin zihniyetine ışık tutar. Görüşlerinizi saygı çerçevesi içinde belirtmenizi rica ederim.
Öncelikle elinize sağlık, epey emek vermişsiniz. Benim hep yazmak istediğim ama yazmaya vakit bulamadığım konuyu dile getirmişsiniz. Genel anlamda beğendim. Şeriat hukukundan bahsetmeniz çok iyi olmuş. Lakin yeterli bulmadığım kısımlar var. Kadının unutabilme ihtimalini göz önünde bulundurarak 1 erkeğe 2 kadının düşmesi yine de kimilerince adaletsizlik olarak değerlendirilebilir. Çünkü 2 erkeğe 1 kadının şahitlik yaptığı konularla ilgili detaylı bilgi vermemişsiniz ve önemlisi ayet ya da hadis yok. Yani ben araştırmıştım ve bulamadım. Sadece bunu belirtmek isterim. Yine kadının İslam'da boşanma hakkı var ama bunu evlenmeden önce belirtmek zorunda olması gerektiğini de hiç duymadım. Erkek evlilik öncesi belirtmezken kadın neden izin alır gibi boşanmak istediğini belirtiyor? Böyle bir şart hiç duymadım ve bu da adaletsizce. İslam'da erkeğe çok eşliliği de ele alsaydınız keşke. Yanlış anlamayın istediğiniz şekilde yazarsınız ben sadece görüşümü bildiriyorum. Miras olayına gelince kadın hangi İslami şartlarda çalışabilir? Kadın, erkek karışık bir ortamda ya da kapanmadan çalışabilir mi? Lütfen gerçekçi olalım hayır. Bu durumda çağımıza göre mağdur olan yine kadın. Sonuçta Kuranda'da dediği gibi. 'Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinin üzerinde perdeler vardır. Ve büyük azab onlaradır.' Yinede yazdıklarınızın inançsız kesimi tatmin edeceğini sanmıyorum.
Öncelikle yorumunuz için teşekkürler. Çok eşlilikten bahsettim. Bununla ilgili bir bencem var: www.kizlarsoruyor.com/.../a63823-islam-da-cok-eslilik-hakkinda Boşanma konusu şu şekilde izah edilebilir: İki tarafta herhangi bir şart belirtmediği sürece bu hakkın erkekte olmasının sebebi yine aslında kadınların yaratılışları. Şahitlik konusunda dediğim gibi kadınlar ruhsal duygusal yönleri ağır basan varlıklar. Bu yüzden de o anki ruh haliyle ani kararlar verip boşanmayı gerçekleştirebilir. Tabii ki aklı mantığı ağır basan bir çok kadın var. Ama bu genel manada böyle. Bu yüzden bu akılla hareket edilmesi gereken durum erkeklere verilmiş. Ama dediğim gibi kadınlar da böyle bir hakkı evlenirken şart koşabiliyor. Sonuçta bir erkek evleneceği kadını tanır. Eğer ona güveniyorsa da kabul eder. Çalışma konusunda dediğinize katılmıyorum. Kadınların gayet İslam kuralları içerisinde çalışabileceği bir çok alan var...
Bencenin yetersiz kaldığının bende farkındayım. Ama zaten planım konuyu ikinci bir bence ile devam ettirmek. Bazı konularda ayrıntıya girmememin sebebi insanlara asıl mesajı verip daha fazla dinsel içeriğe girmemek. İslam hukuku çok geniş bir konu. Her meseleyi geniş çerçevede anlatmaya kalkarsam her birine bir bence yazmam gerekir.
Burnumu sokmuş gibi olmak istemem ama kapanarak çalışınca neden bir kadın madur olsun? İkincisi erkek de kadınların bolca olduğu bir yerde çalışamaz. Fakat hiç seçeneği yoksa çalışmak zorunda kalabilir çünkü evi geçindirecek olan kişi erkektir. Ha kadın da evini geçindirmek zorundaysa ona da böyle bir hak çıkar çünkü İslam hiç kimseyi madur etmeyecek bir şekilde kurulmuştur. Nikah akdinde her şey konuşulur normalde fakat bizde geleneksel olaya indirgendiği için bu boşanma hakları direk erkeğe veriliyor. Türkiye bir İslam ülkesi değil hatırlatırım. Normalde olması gereken bir çok şey bu ülkede olmuyor bu yüzden kadınların haklarını bilmesi gerek. Hatta mehir olayına girmeyenler bile var. Nikah akdinde ayrıca tek eşli olacağınızı da belirtebilirsiniz. Eşiniz başka biriyle evlenmek isterse sizden ayrılmak zorunda kalır. Tıpkı sizin gibi. Nikah akdi yani akid bir anlaşmadır. Anlaşmanın kuralları dışına çıkılırsa anlaşma da fesholur. Yani evlilik feshedilebilir.
@Muallime__ Yazdıklarımı biraz dikkatli okusaydın iyi olurdu. Fevri davranmışsın. İslam'a göre kadın, erkek aynı ortamda çalışamayacağı için ve kapalı olmayan kadının İslam'da erkeklerin olduğu bir yerde çalışmasının doğru karşılanmamasından dolayı hem bulunduğumuz çağın şartları İslam'a uymadığından hem de İslam şartları yerine getirilmediği için kadın yeterli kalmayacağından (günümüz şartlarını) düşün kadın mağdur oluyor. Tesettür çalışmayı engeller mi? Bu başlı başına ayrı bir konu ve ben bununla ilgili özel bir yorum yapmadım. Ama Afganistan ya da Arabistan'da olduğu gibi burka giyiyorsa kadın, yüzünü kapıyorsa rahat su içmesine bile engel. Rahat hareket etmesine vs. Bu da benim görüşüm 'benceden' ayrı ve bağımsız konuda.
Estağfirullah hiçte fevri davranmadım. Siz yanlış anlamış olabilirsiniz. Belkide emoji koymadığım için. Burada önemli bir nokta var. Önemli olan mal mülk mü yoksa beni Yaratan Rabbimin rızası mı? Bir insan yeterli olgunluğa eriştiğinde zaten bu ayrımı kolaylıkla yapabileceğini umuyorum. Ki tesettürlü çalışılabilecek onca meslek varken. Burka apayrı bir konu. Ben Kur'an'da hiç bir yerde burka giyin gibi bir şey görmedim şu ana kadar ki biz Hanefi mezhebindeniz ve Hanefi mezhebi şehir hayatı için düzenlenmiş bir mezhebtir. Bizim mezhebimizde o sadece takvadır.
Ben de Müslümanların İslamı uygulama tarzından bahsediyorum. Hanefi mezhebi zorunluluk getirmezken caferi mezhebi ya da Afrika'daki müslümanların mezhebi getiriyor. Bu da kadınların kısıtlandığı gerçeğini değiştirmiyor. Size göre Allah'ın emri önemli ama her Müslümanda İslam'ın 5 şartından biri olan zekatı vermek istiyor ve o da belli bir mal birikiminden sonra verildiğinden para kazanmada önem arz ediyor.
Zekatı çok yanlış anlamışsınız. Zekat müslümanlar için şart kılınmış olabilir. Ama zekat hac vazifesi gibidir. İslam bu konuda müslümanları zorlamaz. Durumu olanın vermesi gerektiğini söyler. İlla bir insan zekat verecek diye çalışmak zorunda değildir. Kendini geçindirmek için çalışır bir insan. Mezhepler konusuna gelecek olursak kişi mezhebini de değiştirebiliyor. Kendisi o mezhebi seçmişse bunu kısıtlama olarak görmemiz yanlış. Bazı insanların tesettürü kısıtlama olarak görmesi gibidir bu. Tesettür isteyipte yapana güzel gelir uzaktan bakıp çekinene zorlama.
Güzel bir emek var burada; öncelikle tebrik ederim. Güzel de bir konu, ve de üzerinde paylaşım görmediğim bir konuydu.
İnsanlar genelde görmek istediğini görürler; önlerinde bir durum vardır, beyinleri neyi görmek istiyorsa onu göreceklerdir. Ve de nelerle gelirseniz gelin karşılarına kabul etmezler; haklısın demek yerine en sonda, ''ama...'' diye başka temelsiz bir soru takip eder konuşmayı. O açıdan, farkındalık yaratmak ve de bilgilendirmek adına üzerinize düşeni fazlasıyla yapmışsınız bence; tek takıldığım, gönderme yapmasanız çok daha şık olurdu, onun dışında tebrik ediyorum. Alan almıştır eminim mesajı ;)
İthaf ettiğim kişi ağır ithamlarda bulundu tüm müslümanlara. Putperest olmamıza kadar gitti tartışma. Bende onla tartışmayı sürdürmek yerine güzel kanıtlarla onu bilgilendirmek istedim. Göndermenin tek amacı buydu.
Evet... İslamdan önce kadınlara bunların yapıldığı deniliyor ama benim anlamadığım bir şey var... Neden kadınlar kendilerine bunların yapılmasına izin veriyorlardı? Her halde o zamanlarda aşağı yukarı kadın erkek oranı aynıydı... ve ya kadındlar da kadınlara bunları yapıyor muydu? Mesela. Hindistan'da eşi ölen kadını diri diri yakıyorlamış... onları yakanlar arasında kadındlar da var mıydı? Ve ya başka kadınlar onların da başına bunun gele bileceği ihtimalini düşünerek neden isyan etmiyorlardı? Ha kadınlar erkeklerden daha güçsüz, güçleri yetmiyordu diyorsanız... Sopa? Taş? Ve ya kesici deşici bir şeylerle erkekleri neden öldür müyorlardı ki , daha o zamanlar öldürmek günah diye de bir şey yoktu...
Kadın eş yakılıyor erkek eş değil. Bu dini inanç kaynaklı bir durum. Bu yüzden de günahların varlığından söz edilebilir. Dediklerin bir bakıma mantıklı evet. Ancak şöyle de düşünülebilir: sonuçta o dönemde kadına uygulanan ağır bir psikolojik baskı var. Bu da kendisini oldukça güçsüz hissetmesine sebebiyet verir. Ne kadar baş kaldırmanın olabileceğini düşünsekte. Belki dediğin gibi isyanlar olmuştur ancak demek ki başarılı olunamadı.
Kadın eş yakıllyor evet anladım onu... Tamam o zaman diğer taraflı bakalım... Bu kadınları ve kız çocuklarını öldür öldür nereye kadar? Kadın kıtlığı yaşanmıyor muydu? Sanırım cevabı buldum... En sonunda 10 erkeğe 1 kadın düştüğü için erkekler de o kadını almak için bir birilerine öldürüyor ve böylelikle yeniden eşitlik sağlanıyor
Acaba bu sorumada bircvp versen. aklıma takıldı. şimdi allah neden kadını ve erkeği eşit fiziksel özelliklerde yaratmadı. kadın yüzyıllardır ezilmesinin sebebi dogustan gelen gucsuzluk degilmi. eger eyni gucte yaratilsak daha adil olmazmiydi? simdiden tesekurler.
Eşit fiziksel özelliklerde değiller ancak farkındaysan dengede birbirini tamamlayıcı özellikteler. Kadının eksiğini erkek erkeğini eksiğini kadın tamamlıyor. Örnek verecek olursak erkek kadına göre daha fazla fiziksel güce sahipken kadının acıya dayanıklılığı erkeğe göre daha fazladır. Erkeklere doğum acısını verdirdikleri videoları sende izlemişsindir. 2 dakika bile dayanamadılar. Aslında bir bakıma erkeklerde bu fiziksel güce sahip olarak bir sınama içindeler. Bu güçlerini kötü işler içinde iyi işler içinde kullanabilirler. Ve buna göre hesap verecekler öbür dünyada.
Eline sağlık kardeşim bakıyorum kimse görüş dahi paylaşmamıs böyle önemli bir konu hakkında zaten o kendilerini dinsiz olarak nitelendiren kişiler bende buradayım havasına bürünen kişiler araştırıp okuyup öğrenip olan kişiler değil sadece laf atıyolar bunca boş meselenin arasında bunları okumak bile beni duygulandırdı.
En İyi Cevaplar