Çalıştığım özel kliniğin korona virüs salgını nedeniyle geçici olarak kapandığını bir başka yazımda belirtmiştim. Bu sebepten o hep çok istediğim evde zaman geçirmek duygusunu yaşamakta zirve yaptığım günlerdeyim. Benim için yeri ayrı olan KizlarSoruyor'da neler yapmışım diye şöyle bir eski defterleri karıştırdım da. Gerçekten bir garip oldum. Hani sizde de olur. Eski bir fotoğraf albümünü karıştırmak, uzun zamandır yazdığınız günlüğü yeniden okumak, lise ya da üniversite yıllığına yeniden göz atmak durumu. Karmakarışık duygular işte. Dile kolay. Tam 355 Bence yazmışım. Bunların 100 e yakını söyleşi.
Ben bugün geçmişe yolculuğumu 356. Bence'm ile sizlerle de paylaşmak, özellikle en çarpıcı ve en duygu dolu paylaşımlarımla şöyle bir yolculuk yapmak istedim.
Haydi başlayalım o zaman. :)
1-) Neredeyse 2 yıl öncesinden başlamak istedim. İlk sırada olmayı hak eden bir azim ve başarı öyküsünün yegane kahramanı, uzuvsuz adam Nick Vujicic unutulmazlar arasında.

Onu anlatırken;
Bence; başım ağrıyor, bugün çok yoruldum, saçım kötü, tırnağım kırıldı gibi genel olarak küçük sorunları kafamızda büyütüp, dert edip hayatı kendimize ve sevdiklerimize zehir ettiğimiz zamanların hatırına her şeyi gözden geçirin. Biz daha ne istiyoruz mutlu olmak için? Şükretmek ve içinde bulunduğumuz durumda mutlu olmanın yollarını bulabilmekten daha değerli ne olabilir ki..
..demişim. Çok haklı olarak..
1982 Avustralya doğumlu olup doğuştan bir hastalık sebebiyle uzuvları olmadan doğan, 8 yaşında intihar girişiminde bulunan, ancak ilerleyen yıllarda hayatının kadını ile evlenip iki çocuk sahibi olarak, milyonlarca insana hayat dersi verdiği çok sayıda konuşmalara katılarak örnek bir insan olmayı seçen bu adam, yani Nick Vujicic için;
O bir azim ve başarı hikayesi: Eksiklerini kalbiyle tamamlayan uzuvsuz adam..
...diyerek tamamlamışım. Okumak isterseniz diye linkini de bırakıyorum.
Buradan tamamını okuyabilirsiniz
2-) Onlar bizden biri. Afro Türkler

Bu fotoğrafı ilk gördüğümde çok ama çok şaşırmıştım. Düşünebiliyor musunuz. Siyahi bir kadın. Başörtülü. Tam bir Egeli gibi konuşuyor. Öyle yaşıyor. Ve buna şaşıranlara kızıyor. Ben Türküm diyor. Ülkemizde korona virüs salgını öncesi en çok konuşulan konuydu göçmenler /mülteciler. Suriyelilerden neredeyse hep beraber illallah dedik tabiri caizse. Amma velakin onlar uzun yıllardır içimizde, aramızda. Bizden biri değil. Onlar 'biz' aslında. Genellikle Ege bölgesinde yaşayan Afro Türkleri yazmak bana büyük heyecan vermişti. Dün gibi aklımda.
Onlar kendilerine Afro Türk diyorlar. 1500' lü yıllarda Osmanlı Devleti döneminde köle ticareti ile gelmişler. Yıllar içinde başka ülkelere göç etmişlerse de, bazıları Afrika'ya geri dönmüş, bir kısım köleler topraklarımızda yaşamaya devam etmişler. Bazıları da 1923 Türk–Yunan göçü sırasında Girit’ten ülkemize gelmiş ve halen topraklarımızda yaşayan Afrikalılar onlar. Ülkemize hiç bir zararı dokunmayan nadir azınlık olarak biliniyor ve halkımız tarafından çok seviliyorlar. Neden sevilmesin ki. Az önce de dedim ya. Onlar bizden biri. Onlar 'biz' aslında.. :)
Şöyle bir göz atmak isterseniz kolaylık olsun diye linki bırakıyorum.
3-) Hazır Afro Türkler demişken onu anmasam olmazdı. Onun için demişim ki; 'Seçilirse tarihe geçecek..' Ama neden?

Sadece ünlü, tanınmış kişilerle değil, ilgi çekici ve hikayesi olan insanlarla söyleşiyi çok önemsediğimi daha önce belirtmiştim. Ülkemizin göz bebeği Afro Türklerin temsilcilerinden olan Mesut Mercan geçtiğimiz sene yapılan yerel seçimlerde İzmir / Selçuk ilçesi Demokrat Parti belediye başkan adayıydı ve tüm ülke medyasının gündemiydi. Çünkü o seçilirse ülkemizdeki ilk siyahi belediye başkanı olacaktı ama... Olmadı ne yazık ki.. :) Rakipler çok güçlü ve partileri devasa olunca şansı azdı. Büyük cesaretle misyonunu yerine getirdi. Zira Afro Türkler seçimlerde de konuşuldu. Halen İzmir'de yaşayan Mesut bey sağolsun ara sıra arar. :)
Göz atmak isterseniz;
4-) Kadın cinayetlerinin ve her türlü riskin tam ortasında o en zorunu yapmak için yola çıktı: Otostopla Türkiye'yi dolaştı.

Onun için attığım başlıkta. 'Hayallerini değil, okulunu erteledi..' demişim. Gerçekten de Dilara Özkan henüz 19 yaşında hayallerinin peşinden koşarak, otostop yaparak ülkemizin neredeyse her yerini karış karış gezmiş. Sorularıma içtenlikle cevap verirken özet olarak kendini şu sözlerle anlatıyordu;
Ülkemizin batısından doğusuna kuzeyinden güneyine 75 şehrini gezdim şu anda da hedefim 81 ili tamamlayıp dünya turuna çıkmak zaten. O kadar fazla anı o kadar fazla tecrübe edindim ki keşke hepsini yazabilsem fakat bazı şeylerden bahsetmek istiyorum. Gezmek fakat hep diyorum bilinçli gezmek insanın ufkunu açabilecek en kusursuz şey benim için.

Kendisiyle yaptığım söyleşide tüm samimiyetiyle macerasını anlatırken bende aslında okuyan herkesin merak ettiği o soruyu sormuştum ve demiştim ki;
- Başına hiç kötü bir şey geldi mi?
Dilara şu yanıtı vermişti;
Evet kötü anılarımız var hepsi için fazlasıyla üzgünüm fakat ben hep güzel şeyler yaşadım ve yaşayacağıma inanıyorum. Bu Türkiye'ye özgü değil bence, dünyanın her yerinde ve hayatın her alanında başımıza gelebilecek şeylerin bir riski elbet var. Fakat bana göre evinden sokağa çıkmak bile bir arabanın çarpması için risk taşıyor. Eğer yol ve hayat sana bir plan yapmışsa bunu zaten değiştiremiyorsun ben Türkiye'mizin hala güzel insanlar barındırdığına inanıyor ve bunu insanlara göstermek istiyorum.
5-) Gezginler demişken az bir parayla Latin Amerika ülkelerine seyahatine çıkıp birde eski kız arkadaşının yüzüğünü Nikaragua'da yanardağa fırlatan Bursalı Selçuk Tanaydın'ı es geçemezdim. :)

Selçuk'ta benim unutamadığım söyleşilerden birini yaptığım gezgindi. Gezgin diyorum ama tüm Latin Amerikayı dolaşıp, üstelik bunu vardiya usulü bir fabrikada çalışırken yaparken eski kız arkadaşının hediye yüzüğünü yanardağa fırlatıveren Selçuk şu günlerde yerleşik hayat yaşıyor. Üstelik Arjantin'de. :)

Bir sevgilisi var. Arjantinli. Arjantin'in doğal örtüsü altında şehir hayatından uzak bir hayat yaşıyor. Şanslı ve bir o kadar da akıllı bir gençti. Onu öyle hatırlıyorum. :)
6-) Bu yazım içinde KızlarSoruyor'un en ilginç Bence'si demişim. Çünkü bu üç kardeşin isimleri Türkiye'de tek. onlardan başka bu isimleri taşıyan kimse yok. Duyanların şok olduğu isimleriyle; Neydim, Ne oldum, Ne olacağım kardeşler. :)

Şaka gibi ama gerçek. Bu üç kardeşin isimleri Neydim, Ne oldum, Ne olacağım. tesadüfen gördüğüm ve zor da olsa ulaşıp konuştuğum bu kardeşler hayata çok pozitif bakan ve isimlerinin ilginçliklerini hayatları boyunca yaşamış insanlardı. Ee haliyle benim içinde ayrı bir yere sahipler. Merak edilen soru ise neden bu isimler koyulmuş. bununda çok ilginç bir hikayesi var. Merak ederseniz linki hemen aşağıya bırakıyorum.:)
7-) Herhalde Kızlarsoruyor'daki en duygusal yazım buydu. Yorumlarda 'beni ağlattın' diyen üyelerle oluşan o duygusal atmosferi yaratan yazımda demişim ki; 'İnsanlar İkiye Ayrılır: Babası Hayatta Olanlar ve Olmayanlar'

En çok yazmak istediğim yazıydı. Virüs salgını devam ederse belki de kutlanamayacak olan ve çok ta uzakta olmayan babalar gününde, hayatta olmayan babam için yazdığım bir yazıydı. Ama öyle bir duygu oluştu ki farkında olmadan aslında pek çok KS canın duygusuna tercüman olmuşum. Daha önce bir kaç kez dile getirmiştim. Benim babam 4 yıl önce henüz çok genç bir yaşta vefat etti. Hemde ona kardeşim ve benim en ihtiyacımız olan zamanda. Aşağıdaki fotoğraf babam ve ben. Eski yıllardan bire kare.
Eski defterleri açtığım bu günlerde yeniden okudum da.. Vay be dedim. Çok gerçek ve içtenlikle sizinle paylaşmışım duygularımı. Sizde bana eşlik etmişsiniz. Bu yazımda demişim ki;
'İş yerimde bir iş arkadaşımla bir konu üzerine konuşurken fark ettiğim bu durum boğazımda kocaman bir yumruk oluşturdu. Ve ne zamandır bastırdığım bir duyguyu ortaya çıkardı. Kabuk bağlayan bir yaranın kabuğunu kaldırdı.'
..ve devam etmişim;
İnsan 'Baba' demeyi unutur mu? Eğer 'Baba' diyeceğin bir baban yoksa unuturmuş. Anladım
'İnsan 'Baba' diye diye özlemekten kahrolur mu? Eğer baban hayatta değilse 'insan özlemekten kahrolurmuş'. Bunu da anladım.'
Devamı çok fena.. Bak yine gözlerim doldu. :(
8-) Hazır ben böyle ağlamaklı olmuşken tam olsun dedim ve Haluk Levent ile tamamlamak istedim. Canım Haluk Levent ve 'Elfida' şarkısın acıklı hikayesi

Aslında yazmak istediğim çok sevdiğim ve çok kıymet verdiğim sanatçı Haluk Levent'in AHBAP Platformu bünyesinde yaptığı 8 iyilik hareketiydi. 7 tanesinin sonunda yer verdiğim o çok sevilen 'Elfida' şarkısının bir aşk şarkısı değil de farklı hüzünlü bir hikayesi olduğundan bahsetmiştim. Ve bu şarkıyla minik bir hasta kızın dileğini yerine getirdiği iyilik hareketiyle konuyu bitirmişim. Söz konusu duygular olunca önceliği duygu olan ben ve benim gibi insanların bam teline basılıyor ister istemez.

Elfida isimli bir küçük kız çocuğu için bulunduğu ilçenin Belediye başkanı bir sürpriz yapıyor ve en büyük hayali olan Haluk Levent ile şarkı söyleme isteği gerçeğe dönüşüyor. O anlarda yine bu küçük kızımız gibi, o yaşlarda bir hastalık sonucu vefat eden çocuk için yazılmış bu şarkıyı Elfida için söylüyordu.
Hiç haberi yok. Başkan soruyor. O da hayalini söylüyor. Salonda insanlar tıklım tıklım. Birden seyircilerin arkasından Haluk Levent çıkıyor. Elfida yı söyleyerek hemde. Sonrası... İzleyin lütfen.. Gözyaşları sel...
Bugün sizlerle dünden bugüne sayısı 355 olan her biri benim için ayrı değerde paylaşımlarından 8 tanesini hatırlamak istedim. Sizlerinde yeniden okumanızı ve korona virüslü günlerde bir farklılık yaşamınız istedim. Zaman ayırıp okuduysanız sonsuz teşekkürler..
Elfida şarkısının dokunaklı hikayesini bilmek isterseniz tıklamanız yeterli
İnsan 3 kere doğarmış. İlki annesinden.. İkincisi 18 yaşında tercihlerinden.. Üçüncüsü ise 40'ında hatalarından..
Sevgiyle..
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer 