İnsanlar İkiye Ayrılır: Babası Hayatta Olanlar ve Olmayanlar

Geçen gün bir şeyi fark ettim. Aslında gün içinde gerek iş hayatımda, gerekse özel hayatımda ve sitede, pek çok cümle kuruyorum.Sürekli iletişim halindeyim ve kelimelerle haşır neşir olmuş durumdayım. Ama bir kelimeyi söylemeye söylemeye unutmuşum. İş yerimde bir iş arkadaşımla bir konu üzerine konuşurken fark ettiğim bu durum boğazımda kocaman bir yumruk oluşturdu. Ve ne zamandır bastırdığım bir duyguyu ortaya çıkardı. Kabuk bağlayan bir yaranın kabuğunu kaldırdı.

İnsan 'Baba' demeyi unutur mu? Eğer 'Baba' diyeceğin bir baban yoksa unuturmuş. Anladım

İnsan 'Baba' diye diye özlemekten kahrolur mu? Eğer baban hayatta değilse 'insan özlemekten kahrolurmuş'. Bunu da anladım.

İnsanlar İkiye Ayrılır: Babası Hayatta Olanlar ve Olmayanlar

KizlarSoruyor'da beni hep yazdıklarımda tanıyorsunuz. Özel hayatımda kimim, nasılım bilmiyorsunuz doğal olarak. Diğer özelliklerim bir tarafa, ben babasını 4 yıl önce çok genç yaşta, henüz 45 yaşında iken kaybetmiş bir genç kızım. Babası ölene kadar 'Pamuk Prenses' iken, babası hayattan göçünce 'Kül Kedisi' ne dönen bir masal kahramanıyım belki de. Hayat, omuzlara yüklediği sorumluluklarla insanı bazen 'Kül Kedisi'ne çevirebiliyor. Ve ben bundan dolayı son derece gururlu bir kızım. Kimseye muhtaç olmadan çalışıp para kazanabilmek, ayaklarımın üzerinde durup ailemin sorumluluklarını da taşımak bana hep gurur veriyor. İşte bu yüzden ben, başlıkta da belirttiğim gibi, dünyadaki tüm insanları ikiye ayırdım bu gün itibariyle;

Babası hayatta olanlar ve olmayanlar

İnsanlar İkiye Ayrılır: Babası Hayatta Olanlar ve Olmayanlar

Neden ikiye ayırdığımı da şu şekilde açıklayabilirim. Çünkü;

-Babası hayatta olmayanlar

Etrafınızdaki insanlara iyi bakın. Babası hayatta olmayan kız çocukları daha çok olmak üzere kız ve erkekler(Kaç yaşında olursa olsun) Uçlardadır. Ya çok güçlü durup bu babasızlık duygusunu hissetmemeye, unutmaya çalışır. Ya da duygusal gelgitlerde, yaşadığı bir aşk acısında ya da uğradığı bir haksızlıkta bile darmadağın olmaya müsait insanlardır. Onlar da güçlü durmaya çalışsa da babası hayatta olmayan herkes belli etmese de, içinde tsunamiler, kasırgalar eser de yansıtmamaya çalışırlar. Ve onların en çok kıskandıkları babası yanında olan, ona sarılabilen, 'Baba' diyebilenlerdir. En çok kızdıkları da 'Baba'ları hayatta iken kıymetini bilmeyen evlatlardır.

İnsanlar İkiye Ayrılır: Babası Hayatta Olanlar ve Olmayanlar

-Babası hayatta olanlar

Sanırım en şanslı gördüğüm insanlar. Ben ve benim gibilerin en çok kıskandıkları. Onlar belki bu duygunun farkında olmasalar da 'Babasız kalmanın savaşın ortasında komutansız kalmak' sözüne atfen, komutanları başında bir 'Hayat savaşçısıdır' onlar. Evleneceğin insanı tanıştıramamak, dertlerini anlatamamak, çocuğun olsa 'İşte bu senin deden. Benim de babam' 'diyememek, bayramlarda elini öpmek yerine belki şanslıysan, aynı şehirdeyse mezarına gidebilmek duygusu nedir, bilmeyen şanslı insanlardır onlar.

İnsanlar İkiye Ayrılır: Babası Hayatta Olanlar ve Olmayanlar

Bir öyle grup vardır ki, hem babası hayatta olanları, hem olmayanları gıpta ederek içinde fırtınalar kopar ki onlar da;

-Babası hayatta olup da olmayanlardır.

Ben babası hayatta olanlar grubuna da girdim. Olmayanlar grubuna da. Amma velakin hiç tatmadığım bir duygu var ki, o da 'Babası hayatta olup da olmayanlar'dır. Şanslıydım. Babam, tam bir babaydı. Baba gibi bir babaydı. Sevgisini, şefkatini, varlığını hep bizim üzerimizde hissettirdi. Bilmediğim bir duyguyu yazamıyorum ne yazık ki. Bir bilen varsa yazsın bunu da.

İnsanlar İkiye Ayrılır: Babası Hayatta Olanlar ve Olmayanlar

Velhasıl kelam zordur babasız olmak. Hayatta olmasa da zordur. Hayatta olup da olmasa da zordur. Hep bir yanın eksiktir. Ve evli değilsen, eşinin babasına baba demiyorsan şayet, dört basit harften oluşan ama derin anlam yüklü 'Baba' kelimesini bile unutursun. Yabancılaşırsın. Ve bunu bir gün benim gibi acı ile fark edip boğazına bir yumruk oturur. Gözyaşların akmak ile akmamak arasında kalan o ince noktaya kadar gelip yerleşir.

İnsanlar İkiye Ayrılır: Babası Hayatta Olanlar ve Olmayanlar

Sinema tarihinin en büyük komedyeni Charlie Chaplin bir röportajında şöyle der;

Küçük bir çocukken babamla bir sirk şovunu izlemeye gittik. Bilet sırasında uzun bir kuyruk ve önümüzde anne, baba ve 6 çocuktan oluşan bir aile vardı. Fakirlik hallerinden belliydi, elbiseleri eski ama temizdi. Çocuklar sirkten bahsederken çok mutlu görünüyorlardı. Onların sırası gelince babaları gişeye geçti ve bilet fiyatını sordu. Gişe çalışanı ona bilet fiyatını söyleyince adam kekelemeye başladı ve dönüp karısının kulağına bir şeyler fısıldadı. Mahcubiyet yüzünden kolayca okunuyordu. Birden babam cebinden 20 dolar çıkardı ve yere attı. Sonrada eğilip yerden aldı ve adamın omzuna dokunarak şöyle dedi; 'Paranız düştü beyefendi.'

İnsanlar İkiye Ayrılır: Babası Hayatta Olanlar ve Olmayanlar

Onlar içeri girdikten sonra babam benim elimden tuttu ve kuyruktan çıktı. Çünkü babamın adama verdiği 20 dolardan başka parası yoktu. O günden beri babamla gurur duyuyorum. Ve o 2 dakika benim hayatımda izlediğim en güzel şovdu. O gün izleyemediğim sirk şovundan eminim daha güzeldi.

Benim babam da öldüğü güne kadar hayatımın en güzel şovunu yaptı. Eminim bundan önce ve sonra, ölene kadar öyle şov olmayacak.

Başta da belirttiğim gibi;

İnsan 'Baba' demeyi unutur mu? Eğer 'Baba' diyeceğin bir baban yoksa unuturmuş. Anladım

İnsan 'Baba' diye diye özlemekten kahrolur mu? Eğer baban hayatta değilse 'insan özlemekten kahrolurmuş'. Bunu da anladım.

Ve bir şey daha anladım. Aslında insanlar ikiye değil üçe ayrılıyormuş;

Babası hayatta olanlar

Babası hayatta olmayanlar

Ve....

Sevgiyle..

İnsanlar İkiye Ayrılır: Babası Hayatta Olanlar ve Olmayanlar
Cevapla